Türkiye’nin tarımı nasıl değişecek?

Tarımsal Üretim Planlamasının etkilerini Frankfurt School of Finance & Management Alman Üniversitesi’nden Kıdemli Tarım Uzmanı İbrahim Oğuz ile ele aldık.

GONCAGÜL KONAŞ

Tarım ve Orman Bakanlığı, 2013 yılının Eylül ayında TBMM’den geçirdiği torba yasa ile Tarımsal Üretim Planlaması modeline geçileceğine dair bir kanun çıkarttı.

Bu yasanın Tarım Bakanlığının önümüzdeki dönemde büyük bir politika değişikliğine gitmesi bakımından önemli olduğunu vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, basına yansıyan açıklamalarında ilk aşamada 17 adet stratejik ürünün planlama hedefinde olduklarını ifade etti. Tarımsal Üretim Planlamasının etkilerini Frankfurt School of Finance & Management Alman Üniversitesi’nden Kıdemli Tarım Uzmanı İbrahim Oğuz ile ele aldık.

“TARIMDA DEVRİM Mİ? YENİ DÖNEM BAŞLIYOR MU”

İbrahim Oğuz’a göre, Tarım Bakanı’nın açıklamalarından suyun odak alındığı bir üretim planlamasından bahsedildiği ortaya çıkıyor. Bu odaklanmanın sebebini açıklayan Oğuz, “ Türkiye’nin iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkelerden biri olmasıdır.’’ diyerek sözlerine devam etti: “Bu yılki yağışsız dönem ve yeraltı su seviyelerinin düşmesi gibi belirtiler, suyun kritik önemini vurgulamaktadır. Tarım Bakanlığı’nın ‘ 2024-28 Strateji belgelerinde, üretim planlamasının gıda enflasyonunu azaltmayı hedeflediği’ ortaya çıkmıştır. Ancak kısa vadeli planlamanın ucuz gıdaya erişimi sağlayacağını söylemek zor. Uzun vadede ise bu modelin benimsenmesi durumunda kısmi bir fiyat dengesinin sağlanabileceği öngörülüyor.”

“TÜKETİCİ GIDANIN UCUZ OLMASINI İSTİYOR”

‘‘Dünya genelinde, tarımsal üretimin planlanması, toprak, su, insan gücü, girdiler ve finans gibi kaynakların doğru ve etkili kaynak kullanımı açısından önemli bir kaldıraç olarak görülmektedir.” diyen Oğuz, “Ancak planlamadan farklı çıktılar bekleniyor: gıda temininde arz-talep dengesinin sağlanması, fiyat istikrarı ve enflasyonun kontrol altında tutulması, toplam faktör verimliliğinin artırılması, tarımsal verilerin güncel tutulması ve gıda arzında olası kırılmalar için erken uyarı sistemlerinin oluşturulması.” şeklinde konuştu.

Oğuz, “Tarım milyonlarca insanı ilgilendiren ekonomik bir sektör. Zira birbirleri ile ilintili çoklu paydaşın ekonomik olarak menfaatlerin çakıştığı bu sektörde ortak paydalar oluşturmaya çalışmak taraflar arasında ciddi direnç problemleri ile karşılaşılabileceği beklenmelidir. Sektörün tüm paydaşları tarımsal üretimi planlamadan farklı beklenti içinde olduğunu bilmek önemlidir. Üretici planlama ile daha çok kazanmak isterken, sanayici daha ucuz ve kaliteli hammadde bekliyor. Tüketici ucuz gıda beklerken; Ekonomi bürokrasisi Tarımın Hazineye olan yükünü azaltmak ve enflasyon ile mücadelede kaldıraç olmasını istemektedir. Kamu ise kaynakların (su, toprak vs.) efektif kullanılması ve üretimi yaygınlaştırılmasını beklerken; sivil toplum örgütleri planlamada daha aktif rol almak istemektedir. Özetle tarafların planlamadan beklentileri yaptıkları iş itibari ile farklılaşmaktadır. Hepsinin ortak noktasını bulmak ve bir potada eritmek kolay gözükmüyor.” ifadelerini kullandı.

“ÜRETİCİNİN İLK TERCİHİ, BİLDİĞİ ÜRÜNÜ EKMEK”

Ülkemizde bitkisel, hayvansal ve su ürünleri üretimini planlamak teknik olarak zorlu bir süreç olduğunu vurgulayan Oğuz, “Yaklaşık 3 milyon üreticinin gelirini ilgilendiren, 7 iklim, 30 ana havzanın olduğu ve yaklaşık 23 milyon hektar tarım alanı, 37 milyon parselin varlığı, 45 milyar dolarlık GSMH üretildiği bir iş kolunun merkezi planlama ile yönetmeye kalkışmak içerisinde büyük riskler barındırmaktadır. Tasarlanan Tarımsal üretim planlaması üretim iradesinin çiftçinin elinden alınıp kamunun(bürokrasinin) iradesine geçen bir noktaya evrilmesi arazi sahipliliğin şahıslarda olan ülkelerde geçmiş tecrübeler gösteriyor ki asla sürülebilir olamamaktadır.  Nitekim Tablo 1 de görüldüğü üzere Kredi Kayıt Bürosunun her yıl düzenli olarak yaptığı Türkiye Tarımsal Görünüm anketinden de anlaşılacağı üzere çiftçilere üretme iradesinde ürün tercih edilirken nelere dikkat etikleri sorulan anket sonuçları net olarak zorluğu ortaya koymaktadır. Söz konusu ankette sorulan soru tek seçenek değil, beş farklı seçenek söylenebileceği şeklinde yaklaşarak üretme iradesinin nasıl gerçekleşebileceği irdeleniyor. Anket sonuçlarına göre üreticinin ilk tercihi bildiği ürünü ekmek şeklindedir.  Bu sonuç beklenendir.  Diğer karar verme sürecini etkileyen faktörler fiyat, piyasa koşulları, Hayvan yemi ve satış/pazarlama özellikleri ön plana çıkıyor. Yönetmelikle getirilen sözleşmeli üretim tercihi ise ancak %10 dilimine girebiliyor. Devlet desteklerini dikkate alarak ürün tercihi yapan üretici %2, Tavsiye ile ürün tercih ederim diyenin oranı %1,5 olarak ölçülüyor. Söz konusu anket sonuçlarına bakarak üretmede karar iradesinin üreticiden alınıp; kamunun ya da komisyonların eline geçmesi “kaş yaparken göz çıkarır mıyız” sorusunu sormamıza neden oluyor.” dedi.

“TALEP DENGESİZLİĞİ BİTKİSEL ÜRETİMDE DAHA ÇOK GÖRÜLMEKTEDİR”

Tarımsal üretim planlamanın ilkeleri olarak önerilerini paylaşan Oğuz, “Yönlendirici planlama yaklaşımı (Soft Planing), Teşvik edici unsurlar, şeffaf, güvene dayalı sistem, katılımcı, Pazar odaklı, dinamik, bürokratik yükü azaltıcı, kayıtlılığı özendirici, sayısal verilere dayalı, kaynak verimliliği amaç edinen, Projeksiyon/ Modellemeler içeren, dijital/ erişilebilen Karar Destek Sistemi tasarlanan, erken uyarı mekanizmaları oluşturulan ve sistemin dış ticaret ile bağları güçlendirilmiş sistemler bütünü olarak adlandıracağımız organizasyon şeklinde sıralanabilir.” şeklinde konuştu.

Oğuz sözlerine şu şekilde devam etti; “Özellikleri bakımından planlanması en zor ve meşakkatli olan bitkisel üretim kısmıdır. Zira bitkisel üretim ürün/toprak/su/iklim/insan/ girdi çeşitliliği bakımından kaotiklik barındırmaktadır. Üretimin planlanması da en çok bu alanda ihtiyaç duyulmaktadır; zira kaynak verimsizliği ve sürdürülebilir arz talep dengesizliği bitkisel üretimde daha çok görülmektedir. Ayrıca bitkisel üretim planlaması hayvancılığın girdisi olması açısından Hayvancılık planlaması için de stratejiktir. Bu nedenle planlamanın doğru tasarlanması, uzun vadede kalıcı sonuçların elde edilebilmesi için veri sağlığına, multi-disipliner yaklaşım ile planlama uzmanlarına ve katılımcı-çoğulcu ve “Tarladan merkeze; Merkezden tarlaya” işleyen soft planlama modelleri ve yaklaşımına ihtiyaç duyulacaktır. Soft planlamada amaç üreticinin ürün ile ilgili karar verme sürecini yönlendirmek ve karar alırken alternatifleri göstererek doğru çeşit tercihlerinin yanında üretim sırasında proseslerinde (besleme, sulama, hastalık zararlı kontrolu vs) yardım edecek karar destekleri ile güçlendirmek sisteme inancı ve kayıtlılığı artıracaktır.  Karar destek sistemlerinden elde edilecek sonuçlar hasattan çok önce arz fazlası ya da arz açıkları tahmin edileceğinden dış ticaret politikaları doğru miktar ve zamanda aksiyonlar ile ülke içi sürdürülebilir gıda arzı sağlanabilecektir. Diğer taraftan doğru tasarlanmış Tarımsal üretim planlaması kaynak verimliliği sonuçları alınırken, fiyat dalgalanmaların önüne de geçilebilecektir.”

“TARIMSAL ÜRETİM PLANLAMASI BİRÇOK RİSKİ BARINDIRMAKTADIR”

İbrahim Oğuz’a göre, Tarımsal Üretim Planlaması birçok riski barındırmaktadır. Bu risklerden biri, merkezi olmayan bir planlamanın uygulanması ve yerel yöneticilerin planlamayı yanlış algılamasıdır. Bu konuyu örneklemek gerekirse, Rize İli Pazar İlçesi’nde yaşanan bir durumu ele alabiliriz. Merdivenli ve Balıkçı köyleri sınırlarında kafes balıkçılığı alanı ilan edilerek planlama yapılmak isteniyor. Ancak, bu bölge Rize-Artvin havaalanına sadece iki mil uzaklıkta bulunuyor. Bu durumda, bölgedeki onlarca aile kıyı balıkçılığı yaparak geçimini sağlamaktadır. Ancak havaalanının deniz dolgusuyla yapılması sonucunda balıkçıların av sahası %40 oranında azalmıştır. Dahası, denize ulaşımı engellenen dört köyün kıyı balıkçıları da Balıkçı köyü limanına toplanmıştır. Eğer söz konusu bölgede kafes balıkçılığı alanı oluşturulursa, bu durumda bahsi geçen köylerde yaşayan kıyı balıkçılarının geçim kaynakları tehlikeye girecektir. Oysa bölgede, kimseyi olumsuz etkilemeyecek birçok alternatif yer olduğu bilinmektedir. Bu durum, sadece birkaç yatırımcıya iyilik yapmak adına onlarca ailenin mağdur edilmesinin planlama olmadığını göstermektedir. Bu örnek, Tarımsal Üretim Planlaması sürecinde karşılaşılabilecek yanlış uygulamaların ve sonuçlarının örneklerinden biridir.

18 Mar 2024 - 15:08 Ankara- Yaşam

Mahreç  Haber Merkezi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Zafer Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Zafer Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Zafer Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Zafer Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.