Belfast'taki Doğum: Titanic, Kuzey İrlanda'nın Belfast kentindeki Harland and Wolff tersanesinde inşa edildi. Yapımında yaklaşık 15 bin işçi çalıştı.
Mühendislik Harikası: Gemi, çift dipli bir gövdeye ve su geçirmez 16 bölmeye sahipti. Bu bölmelerden 4 tanesi suyla dolsa bile gemi batmıyordu. Bu durum, basında geminin "asla batmaz" (unsinkable) olarak lanse edilmesine yol açtı.
GEMİNİN MİMARI: THOMAS ANDREWS
Titanic’in baş mimarı, Harland and Wolff’un tasarım bölümünün başkanı olan Thomas Andrews idi. Andrews, geminin her detayına hakim, işçiler tarafından çok sevilen ve işine aşık bir dahiydi.

Andrews, geminin ilk seferinde olası aksaklıkları not etmek üzere yolcular arasındaydı. Gemi buz dağına çarptıktan sonra hasarı bizzat inceleyen ve Kaptan Smith’e geminin en fazla iki saat içinde batacağını söyleyen kişi oydu.

Andrews, kalan kısıtlı sürede can yeleklerini dağıtarak ve insanları filikalara yönlendirerek birçok hayat kurtardı. Kendisi ise gemiyle birlikte sulara gömülmeyi seçti; son olarak birinci sınıf sigara salonunda, duvardaki bir tabloya bakarken görüldü.

FACİAYA GİDEN YOL VE BATIŞ
10 Nisan 1912'de İngiltere'nin Southampton limanından New York'a gitmek üzere hareket eden Titanic, dört gün sonra, 14 Nisan gecesi saat 23.40'ta Newfoundland açıklarında devasa bir buz dağına çarptı.

Ölümcül Sıyrık: Buz dağı gemiyi cepheden vurmadı; sancak tarafında yaklaşık 90 metrelik bir yırtık oluşturdu ve 5 su geçirmez bölmenin su almasına neden oldu.
Filika Yetersizliği: Gemide toplam 2.224 kişi bulunuyordu ancak filikaların kapasitesi sadece 1.178 kişiydi. Dönemin denizcilik yasaları, filika sayısını geminin taşıdığı yolcu sayısına göre değil, geminin tonajına göre belirliyordu.
Son: Gemi, çarpmadan yaklaşık 2 saat 40 dakika sonra, 15 Nisan sabaha karşı 02.20'de ortadan ikiye bölünerek sulara gömüldü. Faciada yaklaşık 1.500 kişi hayatını kaybetti.
DENİZCİLİKTE DEVRİM
Titanic faciası, dünya denizcilik kurallarının baştan aşağı değişmesine neden oldu. Bu yönüyle modern deniz güvenliğinin miladıdır.

SOLAS Sözleşmesi: 1914 yılında Denizde Can Emniyeti Uluslararası Sözleşmesi (SOLAS) kabul edildi.
Filika Kuralı: Gemilerde bulunan herkes için istisnasız filika bulundurma zorunluluğu getirildi.
Uluslararası Buz Devriyesi: Kuzey Atlantik'teki buz dağlarını izlemek ve gemileri uyarmak üzere kalıcı bir uluslararası mekanizma kuruldu.
Telsiz Nöbeti: Gemilerin 24 saat boyunca telsiz başında nöbetçi bulundurması zorunlu hale getirildi (O sırada yakınlardaki SS Californian gemisinin telsizcisi uyuduğu için yardım çağrılarını duymamıştı).
ÖNEMLİ YOLCULAR
Gemi, dönemin en zengin iş insanlarından yeni bir hayat kurmak isteyen yoksul göçmenlere kadar adeta yüzen bir sosyolojik mikrokozmostu.

John Jacob Astor IV: Dönemin dünyanın en zengin insanlarından biriydi. Hamile eşini filikaya bindirdi, kendisi gemide kaldı ve hayatını kaybetti. |
Benjamin Guggenheim: Ünlü milyarder. Filikaya binmeyi reddedip en iyi takım elbisesini giyerek, "En iyi kıyafetlerimizle bir centilmen gibi batmaya hazırız" demiştir.
Margaret "Molly" Brown: Filikadaki insanları organize ettiği ve kürek çekerek daha fazla insanı kurtarmaya çalıştığı için "Batmaz Molly Brown" lakabını aldı.
Isidor ve Ida Straus: Macy's departman mağazasının sahipleri. Ida, kocası olmadan filikaya binmeyi reddetti. Birbirlerine sarılarak kamaralarında ölümü beklediler.
BİR GEMİDEN FAZLASI
Titanic, battığı andan itibaren edebiyattan sinemaya kadar popüler kültürün en büyük ilham kaynaklarından biri oldu. Elbette bu etkinin zirve noktası James Cameron’ın 1997 yapımı başyapıtı Titanic filmidir. Leonardo DiCaprio ve Kate Winslet’in başrollerini paylaştığı film, 11 Oscar kazanarak sinema tarihinin en büyük gişe canavarlarından birine dönüştü.

Filmin başarısı, gemi hakkındaki gerçeklerin ve kurguların birbirine karışmasına neden olsa da Titanic markasını ölümsüzleştirdi. Günümüzde enkazın korunması, sergilenen eşyalar ve derin deniz turizmi (2023'teki Titan denizaltısı trajedisinde de görüldüğü gibi) hala küresel kamuoyunun ilgisini çekmektedir.

AZ BİLİNENLER
"Kayıp Dürbünler": Titanic'in gözcüleri buz dağını çıplak gözle fark etmişlerdi. Çünkü gemideki dürbünlerin kilitli olduğu dolabın anahtarı, son anda gemiden ayrılan ikinci kaptan David Blair'in cebinde unutulmuştu! Gözcülerin dürbünü olsaydı, facia belki de hiç yaşanmayacaktı.



Çalmaya Devam Eden Orkestra: Wallace Hartley liderliğindeki gemi orkestrası, panik havasını yatıştırmak için gemi batarken güvertede müzik çalmaya devam etti. Hiçbiri hayatta kalamadı.
Bütçe Kıyası: 1997 yapımı Titanic filminin bütçesi (yaklaşık 200 milyon dolar), 1912'de üretilen gerçek Titanic gemisinin maliyetinden (enflasyon hesaba katılsa dahi) çok daha fazlaydı.
İptal Edilen Tatbikat: Facianın yaşandığı günün sabahında yolculara bir can filikası tatbikatı yapılması planlanmıştı ancak Kaptan Smith bilinmeyen bir nedenle bu tatbikatı iptal etti.
Titanic, üzerinden asırlar geçse de sırlar barındırmaya ve insanlığın merakını cezbetmeye devam edecek gibi görünüyor.

Yorumlar