İkinci Dünya Savaşı’nın küllerinden doğan modern Avrupa’nın en önemli yapı taşı, tam 69 yıl önce bugün "Ebedi Şehir" Roma’da atıldı.

25 Mart 1957 tarihinde imzalanan Roma Antlaşması, sadece bir ekonomik iş birliği belgesi değil, yüzyıllardır savaşan ulusların "artık yeter" diyerek bir daha kopmamak üzere birbirine bağlanışının manifestosuydu.

NEDEN ROMA?

Savaş sonrası Avrupa, harabe halindeki ekonomisini ayağa kaldırmak ve yeni bir dünya düzeninde varlık göstermek zorundaydı. 1951 yılında kurulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) başarılı olmuştu ancak daha kapsamlı bir entegrasyon gerekiyordu.

  • Süveyş Krizi ve Macar Devrimi: 1956’da yaşanan bu iki olay, Avrupa’nın enerji ve güvenlik alanındaki zayıflığını yüzüne vurdu. Batı Avrupa ülkeleri, ABD ve SSCB arasında ezilmemek için güçlerini birleştirmeleri gerektiğini anladılar.
  • Messina Konferansı: 1955 yılında İtalya’da toplanan dışişleri bakanları, Belçikalı devlet adamı Paul-Henri Spaak başkanlığında bir komite kurarak "Ortak Pazar" fikrinin temellerini attılar.

ALTILAR

Antlaşma, bugün 27 üyeye ulaşan birliğin "Kurucu Altıları" tarafından imzalandı:

  1. Fransa: (Christian Pineau, Maurice Faure)
  2. Batı Almanya: (Konrad Adenauer, Walter Hallstein)
  3. İtalya: (Antonio Segni, Gaetano Martino)
  4. Belçika: (Paul-Henri Spaak, Snoy et d’Oppuers)
  5. Hollanda: (Joseph Luns, Linthorst Homan)
  6. Lüksemburg: (Joseph Bech, Lambert Schaus)

DÖRT ÖZGÜRLÜK

Roma Antlaşması ile iki ayrı topluluk kuruldu: Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (Euratom). Antlaşmanın en büyük başarısı "Dört Özgürlük" ilkesini getirmesiydi:

  • Malların, Hizmetlerin, Sermayenin ve İnsanların sınır olmaksızın serbest dolaşımı.
  • Ortak bir gümrük birliğinin kurulması.
  • Ortak Tarım Politikası (OTP) ve Ortak Taşımacılık Politikası gibi birleştirici adımların atılması.

AZ BİLİNENLER

Roma Antlaşması’nın imzalanma süreci, bugün AB bürokrasisini bilenleri şaşırtmayacak bir dizi komik ve aksiliklerle doludur:

  • "Temizlikçi Faciası ve Boş Sayfalar": Antlaşmanın imzalanacağı gece, metinleri hazırlayan memurlar büyük bir panik yaşadı. O dönemdeki ilkel baskı makinelerinden (mimeograf) çıkan mürekkep her yere bulaşmış, kağıtlar nemden ıslanmıştı. Kağıtları kuruması için yere seren memurlar, ertesi sabah geldiklerinde tüm taslakların temizlikçiler tarafından "çöp" sanılarak atıldığını gördü! Sonuç olarak liderler, o tarihi törende aslında boş kağıtlara imza attılar; metinler imzadan sonra dolduruldu.
  • Paul-Henri Spaak'ın Sözü: Tören öncesi Roma’nın antik kalıntılarına bakan Belçikalı lider Spaak, yanındaki arkadaşına fısıldadı: "Sanırım tek bir kurşun atmadan Roma İmparatorluğu'nu yeniden kurduk."
  • Şiddetli Yağmur: İmzaların atıldığı gün Roma'da o kadar şiddetli bir yağmur vardı ki, Palazzo dei Conservatori'nin (Konservatörler Sarayı) bahçesinde planlanan açık hava töreni son anda Horatius ve Curiatius Odası’na taşınmak zorunda kaldı.
  • Tarihi Mekân: İmza töreni, Capitol Tepesi'nde (Campidoglio) gerçekleşti. Bu mekan, antik Roma’nın gücünü simgelediği için özellikle seçilmişti.

GÜNÜMÜZE ETKİSİ

Roma Antlaşması, bugün milyarlarca euro’luk ticaret hacmine, tek bir para birimine (Euro) ve kıta genelinde barışa sahip bir Avrupa’nın yasal temelidir.

Bir Milletin Direniş Destanı: 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü
Bir Milletin Direniş Destanı: 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü
İçeriği Görüntüle

Avrupa Birliği

  • Evrilen Yapı: 1957’deki metin, 1993’teki Maastricht Antlaşması ile "Avrupa Topluluğu"na, 2009 Lizbon Antlaşması ile de bugünkü "Avrupa Birliği’nin İşleyişi Hakkında Antlaşma" (TFEU) formuna dönüştü.
  • Genişleme: Altı ülke ile başlayan yolculuk, bugün Batı Balkanlar'dan Ukrayna'ya kadar uzanan devasa bir ailenin ilham kaynağı olmaya devam ediyor.

Roma Antlaşması, Avrupa'yı sadece ekonomik bir blok değil, aynı zamanda ortak değerlerin paylaşıldığı siyasi bir güç haline getirdi. 69 yıl sonra bugün, bu imzanın taşıdığı "her zamankinden daha yakın bir birlik" vizyonu hala kıtanın en büyük pusulası konumunda.

Muhabir: Barış Berkant Oğuz