Güncel

Ümit Alan'dan çarpıcı analiz

Reklam dünyasının önemli günlerinden biri olan 14 Şubat, yıllar içinde anlam değiştirerek kitlesel iletişimde başka bir yöne evrildi. İletişimci ve yazar Ümit Alan, bu dönüşümün, markaların gençler üzerindeki sadakat bağlarını kaybetmesine yol açan etkenlerden biri olduğunu belirtti.

14 Şubat’ın Gerileyişi ve Marka Sadakati

Ümit Alan, 14 Şubat’ı uzun yıllardır reklam sektörünün en önemli araçlarından biri olarak tanımlıyor. Başlangıçta aşkı ve romantizmi kutlamak adına kullanılan bu gün, zamanla markaların tüketiciye dayattığı bir araç haline geldi. Gençlerin ilgisini kaybetmesiyle birlikte, 14 Şubat’ın anlamı giderek azaldı. Markaların bu günden yararlanma çabası, gençler tarafından alaycı bir şekilde karşılanmaya başladı. Bu durum, marka sadakatinin zamanla nasıl zayıfladığını gösteriyor.

Genç Tüketicilerin Değişen Davranışları

Son yıllarda yapılan araştırmalar, gençlerin markalara olan bağlılıklarının giderek azaldığını ortaya koyuyor. Özellikle Z kuşağının, pandemi öncesine göre daha az marka sadakati taşıdığı vurgulanıyor. McKinsey’in 2023 verilerine göre, Z kuşağının %62’si farklı markaları denemeye daha yatkınken, yalnızca %30’u aldıkları markaya geri dönme eğilimi gösteriyor. Bu değişimin ardında, ekonomik şartlar ve gençlerin markalarla kurdukları bağın zayıflaması gibi etkenler bulunuyor.

Sosyal Medyanın Etkisi: İnsan Markaların Yerini Alıyor

Özellikle 2024’te sosyal medya platformlarının markalar yerine bireyleri merkeze koyan algoritmalar geliştirmesi, gençlerin markalara olan sadakatini daha da kırmış görünüyor. TikTok, Instagram ve YouTube gibi platformlar, içeriklerde insan yüzlerine ve kişisel hikayelere daha fazla yer veriyor. Bu durum, markaların eski yöntemlerle sadakat oluşturma çabalarını etkisiz kılmakta.

Ümit Alan, bunun yalnızlık salgını ile de ilişkili olduğuna dikkat çekiyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün yalnızlıkla mücadele için küresel bir sağlık tehdidi ilan etmesi, insanların birbirine duyduğu özlemi sosyal medya üzerinden daha güçlü bir şekilde ortaya koyuyor. Markaların artık sadece ürünlerini satmakla kalmayıp, insan teması kurarak güven oluşturması gerektiğini savunuyor.