Türk siyasi tarihinin en çalkantılı dönemlerinden biri olan, ordunun hükümete bir mektup vererek yönetimi dolaylı yoldan değiştirdiği 12 Mart Muhtırası’nın üzerinden tam 55 yıl geçti.
27 Mayıs 1960 darbesinden sonra demokrasinin aldığı bu ikinci ağır yara, sadece bir hükümetin istifasıyla sınırlı kalmamış; Türkiye’nin sosyal, ekonomik ve hukuksal yapısında on yıllarca sürecek bir "ara rejim" dönemini başlatmıştı.
SOKAKTAKİ ATEŞ VE ORDUDA KAYNAMA
1960’ların sonu ve 1970’lerin başı, Türkiye’de ideolojik kutuplaşmanın zirve yaptığı yıllardı. Muhtırayı tetikleyen ana nedenler şunlardı:
- Toplumsal Kaos: Üniversite işgalleri, boykotlar, sağ-sol çatışmaları ve banka soygunları gibi asayiş olayları tırmanmıştı. 15-16 Haziran 1970 işçi olayları ve Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının 4 ABD askerini kaçırması gibi olaylar bardağı taşırdı.
- Ekonomik Kriz: %66 oranındaki devalüasyon halkın alım gücünü bitirmiş, grevler üretimi durdurma noktasına getirmişti.
- 9 Mart "Sol" Darbe Teşebbüsü: Ordu içinde Doğan Avcıoğlu ve İlhan Selçuk gibi isimlerin fikir babalığını yaptığı, "Milli Demokratik Devrim" yanlısı bir grup subay 9 Mart’ta darbe planlamıştı. Genelkurmay bu sol cuntayı haber alınca, hiyerarşiyi korumak ve kendi hakimiyetini kurmak için "müdahale içindeki müdahaleyi" yani 12 Mart’ı gerçekleştirdi.
TRT RADYOSU VE MUHTIRA
Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç ve kuvvet komutanlarının imzasıyla hazırlanan muhtıra, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a ve Meclis’e sunulduktan sonra TRT radyosundan halka duyuruldu.
- Muhtıranın Talebi: Hükümetin "ülkeyi anarşi ve kardeş kavgasına sürüklediği" belirtiliyor; partiler üstü, reformcu bir hükümetin kurulması isteniyordu. Aksi takdirde ordunun idareyi doğrudan ele alacağı açıkça belirtilmişti.
- İstifa: Başbakan Süleyman Demirel, "anayasa ve hukuk kurallarıyla bağdaşmayan" bu bildiri sonrası şapkasını alıp istifa etti.
BALYOZ HAREKATI VE İDAMLAR
Muhtıra sonrası Türkiye, "partiler üstü" olduğu iddia edilen ancak askerin gölgesinde çalışan hükümetler dönemine girdi.
- Nihat Erim Hükümeti: CHP’den istifa eden Nihat Erim, ordunun desteğiyle "Beyin Takımı" denilen teknokrat bir kabine kurdu.
- Balyoz Harekâtı: Sıkıyönetim ilan edildi ve sol örgütlere karşı devasa bir operasyon başlatıldı. Binlerce aydın, yazar ve öğrenci gözaltına alındı.
- Üç Fidanın İdamı: 6 Mayıs 1972’de Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan idam edildi. Bu idamlar, toplum hafızasında silinmeyecek bir yara bıraktı.
- Anayasa Değişikliği: 1961 Anayasası’nın sağladığı özgürlüklerin "Türkiye'ye lüks geldiği" gerekçesiyle üniversite özerkliği zayıflatıldı, TRT’nin özerkliği kaldırıldı ve DGM’ler (Devlet Güvenlik Mahkemeleri) kuruldu.
MUHTIRANIN MİMARLARI
|
İsim |
Rolü |
Tavrı |
|
Memduh Tağmaç |
Genelkurmay Başkanı |
Muhtıranın mimarı; emir-komuta zincirini korudu. |
|
Süleyman Demirel |
Başbakan |
İstifası istendi; direnmeden görevi bıraktı. |
|
İsmet İnönü |
CHP Lideri |
Müdahaleye karşı çıksa da demokratik rejimi korumak adına yeni hükümete destek verdi. |
|
Bülent Ecevit |
CHP Genel Sekreteri |
Müdahaleye sert tepki gösterdi, İnönü ile ters düşerek istifa etti. Bu olay onun yükselişini başlattı. |
|
Faruk Gürler & Muhsin Batur |
Kuvvet Komutanları |
Başlangıçta 9 Mart cuntasına yakın oldukları iddia edilse de muhtıranın altına imza attılar. |
AZ BİLİNENLER
- "Beyaz Gemi" Operasyonu: Muhtıradan sonra deniz kuvvetlerinin sol kanat subayları tasfiye etmek için bir gemide topladığı ve sorguladığı iddiaları, dönemin en gizemli operasyonlarından biri olarak tarihe geçmiştir.
- Ecevit'in Kehaneti: Bülent Ecevit, muhtıranın aslında hükümete değil, iktidara gelmek üzere olan "ortanın solu"na (CHP) karşı yapıldığını savunarak istifa etmiş ve Türk siyasetinde yeni bir dönemi başlatmıştır.
- MİT’in Rolü: Muhtıra haberini Cumhurbaşkanı’na ve Demirel’e ileten isim dönemin MİT Müsteşarı Fuat Doğu’ydu. Doğu’nun, komutanların mektubunu bizzat Demirel’e götürürken yaşadığı gerginlik anıları süsler.
- Nihat Erim'in Sonu: "Balyoz Harekâtı" ile özdeşleşen Başbakan Nihat Erim, 1980 yılında bir suikast sonucu hayatını kaybetmiştir.
12 Mart Muhtırası, ordunun sivil siyasete doğrudan müdahale etmeden de yönetimi şekillendirebileceğini gösteren bir "modern darbe" provasıydı. Bu süreçte kurulan ara rejim hükümetleri, toplumsal muhalefeti ezmiş ancak ülkedeki kutuplaşmayı bitirmek yerine daha da derinleştirerek 12 Eylül 1982 darbesine giden yolu döşemiştir.