0 Ekim 1827 akşamı, Mora Yarımadası’nın güneybatısındaki Navarin Limanı’nda yükselen alevler ve patlama sesleri, yalnızca bir Osmanlı filosunu kül etmekle kalmadı; 19. yüzyıl diplomasi tarihinin ve Osmanlı İmparatorluğu'nun kaderini kökten değiştirdi. Navarin Deniz Muharebesi (veya Osmanlı tarihindeki adıyla Navarin Baskını), savaş ilan edilmeksizin müttefik Avrupa devletlerinin Osmanlı ve Mısır donanmasını aniden kuşatıp imha ettiği, tarihin yelkenli ahşap savaş gemileriyle yapılan son büyük deniz muharebesidir.
Yunan İsyanı'nı bastırmak üzere Navarin'de demirleyen Osmanlı-Mısır filosuna karşı İngiltere, Fransa ve Rusya'nın oluşturduğu müttefik donanmasının gerçekleştirdiği bu beklenmedik baskın; Osmanlı’nın Doğu Akdeniz’deki hakimiyetine ağır bir darbe indirdi.
Tarihin akışını değiştiren Navarin Deniz Muharebesi'nin tarihsel sürecini, nedenlerini, ağır sonuçlarını, kilit aktörlerini, Türk tarihi için önemini ve gölgede kalmış ilginç detaylarını detaylıca masaya yatırıyoruz.
MORA'DA TUTUŞAN KIVILCIM
Navarin’e giden yol, 1821 yılında Mora Yarımadası’nda patlak veren Yunan İsyanı (Yunan Bağımsızlık Savaşı) ile döşendi:
-
Yunan İsyanı ve Osmanlı’nın Zorlanması: 1821'de başlayan isyanı bastırmakta zorlanan Osmanlı Padişahı II. Mahmud, Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa'dan yardım istedi. Mehmed Ali Paşa, oğlu İbrahim Paşa komutasındaki disiplinli ve modern Mısır ordusunu ile donanmasını Mora’ya gönderdi.
-
İbrahim Paşa’nın Ezici Üstünlüğü: İbrahim Paşa, karada ve denizde sergilediği sert harekatlarla Yunan isyancıları köşeye sıkıştırdı; Mora ve Atina kontrol altına alındı. İsyanın bastırılmak üzere olması, Avrupa’daki "Filhellenizim" (Yunan sevdalılığı) akımını ve Hristiyan kamuoyunu ayağa kaldırdı.
-
Londra Antlaşması (6 Temmuz 1827): Yunanistan’ın tamamen Osmanlı kontrolüne girmesini istemeyen İngiltere, Fransa ve Rusya, Londra’da bir araya gelerek Osmanlı Devleti’ne ultimatom verdi: İsyan durdurulacak, Yunanistan’a özerklik verilecek ve mütareke sağlanacaktı.
-
Osmanlı’nın Reddi: Babıali (Osmanlı Hükümeti), bu talebi kendi iç işlerine açık bir müdahale olarak görerek reddetti. Bunun üzerine üç devlet, Akdeniz’deki donanmalarını birleştirerek İbrahim Paşa’nın filosunu abluka altına almak üzere Mora sularına gönderdi.
ÇELİK VE AHŞAPIN ÇATIŞMASI
20 Ekim 1827 günü, Kaptan-ı Derya Çengeloğlu Tahir Paşa ve Mısır Filosu Komutanı Muharrem Bey yönetimindeki yaklaşık 60-70 parçadan oluşan Osmanlı-Mısır donanması, Navarin Limanı'nda hilal şeklinde demirlemişti.
İngiliz Amiral Edward Codrington liderliğindeki müttefik donanması (İngiliz, Fransız ve Rus gemileri), "savaş ilan etmeden" ve dostane bir edayla limana girdi. Amaçları Osmanlı filosunu tehdit ile teslim olmaya ya da limandan çıkmamaya zorlamaktı.
Patlayan İlk Kurşun
Limanda gerilim doruktaydı. İngiliz tarafı, bir Osmanlı ateş gemisine (kalyonları yakmak için kullanılan patlayıcı yüklü tekne) filika göndererek yer değiştirmesini istedi. Osmanlı askerlerinin uyarı ateşine filikadan ateşle karşılık verilmesi ve bir İngiliz teğmenin ölmesi üzerine, tüm müttefik gemileri aynı anda Osmanlı filosunu çapraz ateşe tuttu.
Ateş gücü, zırh ve kalyon büyüklüğü bakımından üstün olan müttefik gemileri, dar limanda manevra imkanı olmayan Osmanlı gemilerini 4 saat içinde adeta haritadan sildi. Yaklaşık 50-60 Osmanlı-Mısır gemisi battı veya yakıldı; 4.000’den fazla Osmanlı denizcisi şehit oldu. Müttefiklerin ise tek bir gemisi dahi batmadı.
ÖNEMLİ FİGÜRLER
,
-
Amiral Sir Edward Codrington (İngiltere): Müttefik donanmasının başkomutanı. Londra'dan aldığı belirsiz talimatları sertçe uygulayarak baskının mimarı oldu.
-
İbrahim Paşa (Mısır): Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın oğlu. Mora'daki kara ordusunun komutanıydı. Baskın sırasında limanda değil, kara harekatındaydı.
-
Çengeloğlu Tahir Paşa: Osmanlı donanmasının komutanı. Limandaki savunmayı yönetti, gemisi ağır hasar almasına rağmen sağ kurtuldu.
-
Sultan II. Mahmud: Osmanlı Padişahı. Baskın üzerine müttefik devletlerden tazminat ve özür talep etti; reddedilince Radikal kararlar alarak 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı'na giden süreci başlattı.
TÜRK TARİHİ İÇİN ÖNEMİ
Navarin Baskını, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş sürecini hızlandıran ve Doğu Akdeniz dengelerini altüst eden devasa bir dönüm noktasıdır:
-
Yunanistan’ın Bağımsızlığı: Donanmasını kaybeden Osmanlı Devleti, Mora’daki askerlerine lojistik destek sağlayamaz hale geldi. Navarin'in ardından çıkan 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Osmanlı mağlup oldu ve 1829 Edirne Antlaşması ile bağımsız Yunan Devleti’nin kurulmasını kabul etmek zorunda kaldı.
-
Mısır ile İplerin Kopması: Kavalalı Mehmed Ali Paşa, donanmasının yok yere yakılmasından ve Osmanlı’nın kendisine vadettiği Mora valiliğini verememesinden dolayı İstanbul’a kırıldı. Bu durum, ileride Osmanlı’yı yıkımın eşiğine getirecek olan Kavalalı Mehmed Ali Paşa İsyanı’na (Mısır Sorunu) zemin hazırladı.
-
Tanzimat ve Batılılaşma İhtiyacı: Askeri ve diplomatik çaresizlik, Sultan II. Mahmud’u orduda ve devlet teşkilatında radikal batılılaşma reformlarına (Asakir-i Mansure-i Muhammediyye'nin güçlendirilmesi vb.) zorladı.
AZ BİLİNENLER
"Savaşsız İnfaz" ve Codrington’ın Kızağa Çekilmesi
Navarin, resmi bir savaş ilanı olmadan gerçekleştiği için uluslararası hukuk açısından büyük bir ihlaldi. İngiliz Hükümeti dahi olaydan rahatsız oldu. İngiltere Kralı IV. George, parlamentodaki konuşmasında Navarin olayını "Müttefikimiz olan kadim bir devlete karşı yapılan müessif (üzüntü verici) bir kaza" olarak niteledi. Olayın ardından İngiltere, kamuoyunu yatıştırmak için Amiral Codrington’ı görevden aldı.
Osmanlı Tarihindeki Dört Büyük Deniz Felaketi
Navarin, Osmanlı donanmasının tarih boyunca yakıldığı veya imha edildiği 4 büyük felaketten üçüncüsüdür:
-
İnebahtı Felaketi (1571) - Haçlı Donanması tarafından.
-
Çeşme Baskını (1770) - Rus Donanması tarafından.
-
Navarin Baskını (1827) - İngiliz, Fransız, Rus Ortak Filosu tarafından.
-
Sinop Baskını (1853) - Rus Donanması tarafından.
Mısırlı Mühendislerin İnşa Ettiği Yepyeni Filo
Navarin'de yakılan donanmanın önemli bir kısmı Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa’nın Fransa ve İtalya tersanelerinde servet harcayarak yaptırdığı son derece modern ve yeni gemilerden oluşuyordu. Mehmed Ali Paşa, yıllarca emek verdiği gözbebeği filosunun birkaç saat içinde yok edilmesini hayatı boyunca unutamadı.
Kendi Gemilerini Yakan Osmanlı Denizcileri
Baskın sırasında müttefiklerin eline geçmemesi için hasar gören birçok Osmanlı ve Mısır gemisi, bizzat kendi mürettebatı tarafından ateşlenerek infilak ettirildi. Bu durum limanı saatlerce devasa bir cehennem havuzuna dönüştürdü.
Osmanlı Sadrazamının Müttefik Elçilere Tarihi Yanıtı: "Devlet-i Aliyye, kendi tebaası olan isyancılara karşı hakkını kullanmaktadır. Bir dostun, dostunun evine girip yangın çıkarması ne ise, Navarin'de yapılan da odur."
Navarin Baskını; diplomalarda ilan edilmeyen savaşların acımasızlığını, yelkenli gemiler çağının sonunu ve Osmanlı İmparatorluğu'nun Doğu Akdeniz'deki parlak devrinin kapanışını simgeleyen trajik bir tarih belgesidir.



