İYİ Parti lideri Dervişoğlu, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Dervişoğlu, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir hukuk devleti olduğunu belirtti, 'Ama bugün bu ülkede adalet sistemi de hukuk düzeni de bozulmuştur. Adalet bir bakanlık ismiyle sınırlı kalırsa, gerçek bir istikrar sağlamak mümkün değildir. Ülkede hukuk ve adaletin tesisi için harekete geçmenin zamanı gelmiştir. İktidar olduğumuzda, bozulan bu düzeni, hukuk ve adaletle tamir edeceğiz. Bu hedef doğrultusunda, 13 ve 14 Haziran'da Ankara'da bir Hukuk Çalıştayı düzenliyoruz. Bu çalıştayın neticesinde, Türkiye'nin hukuk devletine dönüş yolundaki manifestosunu ve İYİ Parti Hukuk Vizyon Belgesi'ni kamuoyuyla paylaşacağız' ifadelerini kullandı.

"Bu rakam Cumhuriyet tarihimizin en yüksek faiz yüküdür"

Dervişoğlu, 'Hukuk devletini hayata geçirmek aynı zamanda ekonominin de önünü açmaktır. Çünkü sermaye; düzeni, öngörülebilirliği ve güveni arar. İktidarın büyük bir debdebeyle sunduğu, 'Türkiye Yüzyılı Yatırım Programı' adlı o parıltılı paketi gördünüz. Yüzyılın projesi olarak pazarlanan bu çalışma aslında 25 yılın ağır bir faturasıdır. Hani Cumhurbaşkanı, İletişim ekibine '25 yılımızı anlatın' diye emir vermiş ya, ben anlatayım size o 25 yılın faturasını. 2026 yılı bütçesi devasa bir kara deliğe işaret ediyor. Bu yıl faize ödenecek tutar 2,74 trilyon liraya ulaşıyor. Bu rakam Cumhuriyet tarihimizin en yüksek faiz yüküdür. Bu borcun muhatabı milletimizdir. Bu bedeli her alışverişinde, her faturasında, aldıklarıyla ve alamadıklarıyla ödüyor. Ekmeğimiz, aşımız faiz lobilerinin sofrasına meze ediliyor. Yükü omuzlayan biz, vergiyi ödeyen biz, akdin gereğini yerine getiren biziz. Buna rağmen el muamelesi, köle muamelesi, müstemleke muamelesi gören yine biziz' dedi.

Maden işçileri mücadeleyi kazandı: “86 milyon yanımızdaydı”
Maden işçileri mücadeleyi kazandı: “86 milyon yanımızdaydı”
İçeriği Görüntüle

"Süleyman olmak, mühür sahipliğinden ileri gelmez"

Son günlerde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in hedef tahtasına konulduğunu ancak iktisat politikasına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yön verdiğini dile getiren Dervişoğlu, 'Bilimsel temelden yoksun bu ekonomik deneylerin ağır faturası, milyonlarca hanenin mutfağından ve rızkından tahsil edilmektedir. Sorumluluğu bürokratik kadrolara veya vitrindeki isimlere yükleme gayreti hakikatin üzerini örtemez. Ekonomide yaşanan ağır tahribat, tüm yetkiyi kendisinde toplayan Erdoğan'ın şahsi eseri olarak tescillenmiştir. Süleyman olmak, mühür sahipliğinden ileri gelmez. Melese mühürse, Nemrud'un da mührü vardı. Mesele onu nasıl kullandığınızdır. Ey Erdoğan; bugün mühür sende ya, tarihin sayfalarına nasıl geçeceğine de sen kendin karar vereceksin. Ya Süleyman olacaksın ya da tarihe yeni Nemrud olarak yazılacaksın. Bak, dostane bir uyarı daha yapayım, bu kararı vermek için vaktin de yok. Gel, Nemrud'laşmadan millet iradesine teslim ol. Seçim sandığını milletin önüne koy. Bil ki çare; BlackRock CEO'ları değil, dostun Trump da değil. Sana çare diye sunulan ihanet reçeteleri seni kurtarmaz. Tek bir çıkışın var; parlamenter sisteme geri dönmek, meşvereti hakim kılmak ve milletin şaşmaz iradesine teslim olmak' şeklinde konuştu.

'BİZİM FITRATIMIZDA TESLİMİYET YOK'

Ardından Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni eleştiren Dervişoğlu, 'Devlet egemenliğinin tek bir kişiye ve onun maiyetine bırakılması, tüm milletlerin en büyük milli güvenlik sorunudur. Bizim için de milletimizin hürriyetçi özünün yıpratılması, Meclisimizin itibar kaybetmesi en büyük güvenlik sorunudur. Unutulmasın; Sevr'i imzalayarak, vatana tecavüzü kabul eden hainler de Saltanat Şurası'nın üyeleridir. Türk egemenliğine kasteden işgalciler, milletle ve onun temsilcisi meclisle müzakere edemeyeceklerini biliyorlardı. Bu yüzden tek adamı tercih ettiler. Bugün yeni işgalci zihinler, bizlere yalan bir geçmiş dayatmakta, ruh kökümüze yabancı bir fikri aşılamaya çalışmaktadır. İşte mağlup edeceğimiz şey budur. 106 yıl önce, bu millet egemenliği saraydan aldı, Meclis'e verdi. Teslimiyetten aldı, hürriyete verdi. Korkudan aldı, mücadeleye verdi. Bugün o egemenliği yeniden saraylara, ailelere, yabancı akıllara, masa altı pazarlıklara, atanmış monarşi sevdalılarına ve tek adamın mahiyetine teslim etmeyeceğiz. Biz, 106 yıl önce reddettiğimiz teslimiyeti, bugün yeni adlarla kabul etmeyeceğiz. 1920'de manda ve himayeyi reddeden irade neyse, bugün saray vesayetini, aile devletini, yabancı aklı ve monarşi hevesini reddeden irade de odur. 106 yıl sonra yeniden imtihan ediliyor olmamızdan ötürü mahcubuz. Ancak her daim, bu görev bilincinde olmaktan dolayı da gururluyuz. Yolu yok; bu kuşatmayı yaracak, bu ablukayı dağıtacağız. Bizim fıtratımızda teslimiyet yok, muhakkak başaracağız' açıklamasında bulundu.

Kaynak: DHA