Bundan tam 167 yıl önce bugün, 31 Mayıs 1859’da, Birleşik Krallık’ın başkenti Londra’da devasa bir çan ilk kez çalmaya başladı ve sesi tüm şehre yayıldı.
Dünya genelinde popüler olarak "Big Ben" adıyla bilinen, resmi adıyla ise Elizabeth Kulesi (Elizabeth Tower), bugün sadece Londra’nın değil, tüm Britanya İmparatorluğu’nun ve küresel popüler kültürün en tanınan ikonik simgelerinden biri.
Küllerinden doğan bir saray projesinden dünyanın en dakik ve devasa saat mekanizmasına, kuleyi tasarlayan dahi mimardan her yıl saat ayarı için mekanizmaya bırakılan eski paralara kadar; Big Ben’in yapılış öyküsünü ve bilinmeyen sırlarını tüm detaylarıyla mercek altına alıyoruz.
KÜLLERİNDEN DOĞAN BİR İKON
Big Ben’in hikayesi, aslında trajik bir felaketle başlar. 16 Ekim 1834 gecesi, Londra’daki tarihi Westminster Sarayı (parlamento binası) çıkan büyük bir yangınla neredeyse tamamen küle döndü.

- Yeni Bir Saray İhtiyacı: Yangının ardından kraliyet, parlamentonun ihtişamına yaraşır yeni bir saray inşa edilmesi için bir tasarım yarışması düzenledi. Yarışmayı, Gotik Uyanış (Gothic Revival) tarzındaki muazzam projesiyle ünlü mimar Charles Barry kazandı.
- Zamanın Gücü: Barry’nin tasarımında, parlamentonun gücünü, dakikliğini ve endüstri devrimini gerçekleştiren Britanya’nın mühendislik üstünlüğünü dünyaya ilan edecek devasa bir saat kulesi de yer alıyordu.
- İnşaat Süreci: Kulenin inşasına 1843 yılında başlandı. İçten dışa doğru örülen tuğla ve dış cepheyi kaplayan neogotik kireçtaşı işçiliğiyle kule, 16 yıl süren çetin ve titiz bir çalışmanın ardından yükseldi. 96 metre yüksekliğindeki bu dev çelik ve taş kule, o dönem Londra’sının her yerinden görülebiliyordu.
KULENİN ARKASINDAKİ DEHALAR
Big Ben’in bugünkü görsel ihtişamını ve kusursuz çalışan mekanizmasını iki sıra dışı isme borçluyuz:

Augustus Pugin: Trajik Bir Deha
Sarayın ana mimarı Charles Barry olsa da, saat kulesinin o göz alıcı neogotik dış cephesini, saat kadranlarını ve kule üzerindeki o ince taş işçiliklerini çizen isim asistanı Augustus Pugin’di. Pugin için bu kule hayatının eseri oldu. Ancak ne yazık ki dahi tasarımcı, kule tamamlanmadan önce akıl sağlığını kaybetti ve 1852 yılında, henüz 40 yaşındayken hayata gözlerini yumdu. Big Ben, onun çizdiği son büyük tasarım olarak tarihe geçti.
Edmund Beckett Denison: Kusursuz Dakiklik
Kule yükseliyordu ancak içine konulacak saatin dünyanın en büyüğü ve en dakiki olması isteniyordu. Dönemin kraliyet astronomu, saatin yer çekimi ve rüzgar gibi dış etkenlerden etkilenmeyecek kadar hatasız olmasını (günde 1 saniyeden az sapma) şart koştu. Bu imkansız görünen mekanizmayı, bir avukat ama aynı zamanda dahi bir saat bilimci olan Edmund Beckett Denison tasarladı. Denison’ın icat ettiği "yerçekimi maşası" (gravity escapement) mekanizması, saatin doğruluğunda bir devrim yarattı.
BÜYÜK ÇAN VE GÖRKEMLİ AÇILIŞ
Kulenin içindeki devasa saat mekanizması 1854 yılında tamamlanmış olsa da, kulenin kendisi bitmediği için yıllarca bekletildi. Nihayet 31 Mayıs 1859 günü saat mekanizması çalıştırıldı ve kule resmen açıldı.

Ancak İstanbulluların veya Londralıların sandığının aksine, "Big Ben" aslında kulenin kendisinin veya saatinin adı değildir; kulenin içinde asılı olan 13,7 ton ağırlığındaki devasa çanın adıdır. Bu dev çan, her saat başında Londra semalarını kendine has o kalın ve tok sesle inletmeye başladı. Çana bu ismin verilmesine dair en güçlü tarihi iddia; o dönem parlamentoda görev yapan ve oldukça kilolu bir adam olan inşaat komiseri Sir Benjamin Hall’a ithafen bu lakabın takılmış olmasıdır.
AZ BİLİNENLER
|
Konu |
Detaylar |
|
Kuruşlarla Yapılan Saat Ayarı |
Big Ben, dünyanın en dakik mekanik saatlerinden biridir ancak hava sıcaklığı ve basınca göre bazen saniyelik sapmalar yaşayabilir. Bu sapmayı düzeltmek için dijital bir sistem kullanılmaz; sarkaç kolunun üzerine eski İngiliz peni paraları (kuruş) konur veya kaldırılır. Sarkaç üzerine eklenen tek bir madeni para, saatin 24 saat içinde saniyenin onda ikisi kadar hızlanmasını sağlar. |
|
Savaşta Bile Durmayan Nabız |
II. Dünya Savaşı sırasında Londra, Nazi Almanyası’nın savaş uçakları (Luftwaffe) tarafından aylarca bombalandı (The Blitz). Bu bombardımanlarda Westminster Sarayı’nın bir kısmı ağır hasar aldı ve saat kulesinin kadranlarından biri zarar gördü. Buna rağmen Big Ben’in mekanizması durmadı ve çanları çalmaya devam ederek savaş boyunca İngiliz halkına moral ve direnme gücü verdi. |
|
Kulenin İsim Değişikliği (2012) |
Kule, yapıldığı günden beri sadece "Saat Kulesi" (Clock Tower) veya popüler adıyla Big Ben olarak anılıyordu. Ancak 2012 yılında, Kraliçe II. Elizabeth’in tahta çıkışının 60. yılı (Pırlanta Jübile) onuruna parlamentonun aldığı kararla kulenin resmi adı resmen "Elizabeth Kulesi" (Elizabeth Tower) olarak değiştirildi. |
|
Yeşile Dönen Kadranların Sırrı |
Kule, yakın zamanda (2017-2021) tarihinin en büyük ve en pahalı restorasyon sürecinden geçti. Bu restorasyon sırasında yapılan mikro-analizlerde, saatin kadran çerçevelerinin orijinal renginin siyah değil, Viktorya dönemine ait özel bir Prusya Mavisi ve altın sarısı olduğu anlaşıldı. 1930'lardaki hava kirliliğinin izlerini gizlemek için siyaha boyanan kadranlar, restorasyonla birlikte yeniden orijinal asil mavisine kavuşturuldu. |
Kadranın Üzerindeki Gizli Dua: Saatin her dört kadranının altında, altın harflerle Latince şu kutsal metin yazar: "Domine salvam fac reginam nostram Victoriam primam". Bu cümlenin Türkçe anlamı şudur: "Tanrım, Kraliçemiz I. Victoria’yı güvende kıl."
Big Ben, 167 yıldır her saat başında vurduğu o tok sesle, sadece zamanın akışını değil; imparatorlukların yıkılışını, dünya savaşlarını ve modern çağın doğuşunu Westminster’ın tepesinden izledi. Londra’ya yolu düşen herkes için bir yön bulma mercii, İngilizler içinse devletin sarsılmaz devamlılığının en net sesi olmaya devam ediyor.