Bundan tam 30 yıl önce bugün, 5 Temmuz 1996'da İskoçya'daki Roslin Enstitüsü'nün laboratuvarında sessiz sedasız bir doğum gerçekleşti. Kulakları hafifçe oynayan, alelade beyaz bir kuzu gözlerini dünyaya açtı. Ancak bu kuzu ne bir babaya sahipti ne de geleneksel anlamda bir anneden sperm-yumurta birleşimiyle doğmuştu. O, yetişkin bir canlının vücut hücresinden kopyalanarak dünyaya gelen dünyanın ilk memeli canlısı Koyun Dolly'ydi.

Bilim dünyası Dolly’nin varlığını ancak 1997 yılının Şubat ayında tüm dünyaya ilan ettiğinde kelimenin tam anlamıyla yer yerinden oynadı. Din felsefecileri, genetikçiler, siyasetçiler ve Hollywood aynı sorunun peşine düştü: İnsanlığın sonu mu geliyor, yoksa ölümsüzlüğün kapısı mı aralandı? İşte doğumuyla genetik bilimini baştan yazan, ölümüyle büyük tartışmalar bırakan Dolly'nin ve klonlama teknolojisinin dünü, bugünü ve yarını...

KURBAĞADAN MEMELİLERE

Dolly, bilim dünyasının ilk klonlama denemesi değildi ancak onu eşsiz kılan kullanılan hücrenin niteliğiydi.

Dolly Ve Klon 1

  • İlk Denemeler (1950-1980): Bilim insanları daha önce kurbağalar, sazan balıkları ve fareler üzerinde klonlama çalışmaları yapmıştı. Ancak bu çalışmalarda hep embriyonik hücreler (henüz ne olacağı belirlenmemiş atasal hücreler) kullanılıyordu.
  • İmkansızın Başarılması (1996): Dr. Ian Wilmut ve Keith Campbell liderliğindeki ekip, 6 yaşındaki bir Finn-Dorset koyununun meme bezinden alınan tamamen yetişkin (farklılaşmış) bir hücreyi kullandı. Bilim dünyası o güne kadar yetişkin bir hücrenin genetik kodunun sıfırlanıp yeni bir canlı oluşturabileceğine ihtimal vermiyordu. Hücre biyolojisinin tüm ezberleri bozulmuştu.

Geliştirilen bu yönteme Somatik Hücre Çekirdek Transferi (SCNT) adı verildi. Yetişkin hücrenin çekirdeği çıkarıldı, başka bir koyundan alınan içi boşaltılmış yumurta hüresinin içine enjekte edildi ve laboratuvarda elektrik şoku verilerek sanki yeni döllenmiş bir yumurtaymış gibi bölünmesi sağlandı.

NEDEN KLONLAMA? AMAÇ NE?

Popüler kültür, klonlamayı hep "ordular kurmak" ya da "ölen sevdiklerimizi geri getirmek" gibi ütopik/distopik fantezilerle ele alsa da, Roslin Enstitüsü'nün asıl hedefleri tamamen tıbbi ve endüstriyel odaklıydı.

  • Terapötik (Tedavi Amaçlı) Klonlama: Parkinson, Alzheimer, diyabet ve kalp hastalıkları gibi tedavisi zor rahatsızlıklar için hastanın kendi hücresinden kusursuz uyumlu kök hücreler ve yapay organlar üretebilmek.
  • İlaç Üreten Hayvanlar (Transgenik Canlılar): Genetiğiyle oynanmış koyun veya ineklerin sütünden insan hastalıklarını tedavi edecek proteinler ve ilaç ham maddeleri elde etmek.
  • Soyu Tükenmekte Olan Canlıları Korumak: Nesli tükenme tehlikesi altındaki yabani hayvan popülasyonlarını klonlama yoluyla laboratuvarda çoğaltarak ekosistemi korumak.

DOLLY'NİN AKIBETİ

Dolly, hayatı boyunca medyanın sevgilisi oldu. Üç farklı doğumdan toplam 6 sağlıklı kuzu dünyaya getirerek klonlanmış canlıların da üreyebileceğini kanıtladı. Ancak ömrü, normal bir koyunun yarısı kadar sürdü.

Dolly Ve Klon 3

  • Erken Yaşlanma Tartışması: Normal bir Finn-Dorset koyunu ortalama 11-12 yıl yaşarken, Dolly henüz 6 buçuk yaşındayken ciddi bir akciğer tümörü ve şiddetli eklem romatizması (artrit) şikayetleriyle sarsıldı. Çektiği acıları dindirmek amacıyla 14 Şubat 2003'te veterinerler tarafından uyutuldu.
  • Kromozomların Sırrı (Telomerler): Dolly doğduğunda, hücresinin alındığı koyun zaten 6 yaşındaydı. Dolly'nin DNA'sındaki hücresel yaşlanmayı gösteren "telomer" bağlarının doğduğunda olması gerekenden daha kısa olduğu anlaşıldı. Yani biyolojik olarak hayata bebeklikten değil, adeta 6 yaşından başlamıştı.

Dolly'nin ölümünden sonra bedeni dolduruldu. Bugün hâlâ İskoçya'nın başkenti Edinburg’daki İskoçya Ulusal Müzesi'nde (National Museum of Scotland) en çok ziyaret edilen bilimsel miras olarak sergilenmektedir.

İNSAN KLONLANABİLİR Mİ? BİLİMSEL SÜREÇTE ETİK SIKINTILAR

Dolly'den sonra sığırlar, kediler, köpekler, atlar ve nihayetinde 2018 yılında Çin'de makak maymunları başarıyla klonlandı. Maymunların (primatların) klonlanması, teorik olarak insanın klonlanmasının önündeki teknik engellerin neredeyse bittiğini gösteriyor.

Peki Neden Hâlâ İnsan Klonlanmadı?

  • Yüksek Risk ve Kusur Oranı: Hayvan klonlama denemelerinde başarı oranı hâlâ çok düşüktür. Dolly'nin doğabilmesi için tam 277 başarısız embriyo denemesi yapılmıştı. İnsan klonlamaya kalkışmak; yüzlerce sakat doğum, ölü doğum veya erken dönem kanser vakalarına yol açma riski taşır ki bu büyük bir insanlık suçudur.
  • Katı Yasal Yasaklar: Birleşmiş Milletler ve neredeyse tüm gelişmiş ülkeler, insan klonlanmasını tamamen yasadışı ilan etmiştir.
  • Kimlik ve Ruhsal Çıkmazlar: Klonlanan bir insanın özgün bir birey mi, yoksa genetik ikizinin bir kopyası mı sayılacağı; ebeveynlik bağlarının nasıl kurulacağı gibi etik sorunlar çözülebilmiş değildir.

KLON İNSANLAR ARAMIZDA MI?

Dolly'nin ilanından hemen sonra dünya genelinde fütüristik tarikatlar ve komplo teorisyenleri sahneye çıktı.

Dolly Ve Klon 4

16 Yaşından Küçüklere Sosyal Medya Yasağı mı Geliyor?
16 Yaşından Küçüklere Sosyal Medya Yasağı mı Geliyor?
İçeriği Görüntüle
  • Raelian Tarikatı ve Eve İddiası: UFO'lara ve insanlığın uzaylılar tarafından klonlandığına inanan Raelian tarikatına bağlı Clonaid şirketi, 2002 yılında "Eve" (Havva) adını verdikleri dünyanın ilk klon bebeğini gizlice dünyaya getirdiklerini iddia etti. Ancak bilim dünyasının DNA kanıtı taleplerini reddettikleri için bu iddia büyük bir pazarlama balonu olarak tarihe gömüldü.
  • Zenginlerin "Yedek Parça" Adaları: En popüler teorilerden biri, dünyanın en zengin elitlerinin illegal laboratuvarlarda veya izole adalarda kendilerini klonlattıkları ve yaşlandıklarında organ nakli amacıyla bu klonları "yedek parça" olarak kullanacakları iddiasıdır. Bu teori The Island (Ada) gibi birçok Hollywood filmine de ilham vermiştir.

AZ BİLİNENLER

Adını Amerikalı Şarkıcı Dolly Parton'dan Aldı

Dolly’nin isminin arkasında bilim tarihinin en esprili ve sıra dışı hikayelerinden biri yatar. Klonlama projesinde çalışan teknisyenlerden biri, hücrenin bir koyunun meme bezinden (meme dokusundan) alındığını bildiği için, dönemin iri göğüsleriyle ünlü Amerikalı country müzik sanatçısı Dolly Parton'a atıfta bulunarak kuzuya "Dolly" adını vermeyi önerdi. Proje lideri Dr. Ian Wilmut bu ismi çok sempatik bularak onayladı.

Gizli Doğum ve Kod Adı: "6LL3"

Dolly, doğduğu 5 Temmuz 1996'dan medyadaki ilan tarihi olan Şubat 1997'ye kadar tam 7 ay boyunca dünyadan tamamen gizlendi. Eğer erken dönemde ölürse bilimin itibarını sarsmamak için laboratuvardaki kayıt defterine sadece "6LL3" kod adıyla kaydedilmişti. Sadece seçilmiş birkaç bilim insanı onun bir klon olduğunu biliyordu.

Aslında Üç Annesi Vardı

Dolly’nin genetik yapısı tek bir koyunun kopyası olsa da, onun dünyaya gelebilmesi için tam 3 farklı anne koyuna ihtiyaç duyulmuştu:

  1. Genetik Anne: Meme hücresinin çekirdeği (DNA'sı) alınan beyaz yüzlü Finn-Dorset koyunu.
  2. Yumurta Annesi: Hücre çekirdeğinin içine yerleştirileceği içi boşaltılmış yumurtayı bağışlayan siyah yüzlü Scottish Blackface koyunu.
  3. Taşıyıcı Anne: Laboratuvarda oluşturulan embriyonun rahmine yerleştirildiği ve Dolly'yi doğuran bir diğer Scottish Blackface koyunu.

Dolly'nin beyaz yüzlü doğması, yumurtasını veya rahmini kullanan siyah yüzlü anne koyunlardan hiçbir genetik miras almadığını, tamamen DNA'sını veren beyaz yüzlü birinci koyunun kopyası olduğunu dünyaya kanıtlayan en görsel detaydı.

Dolly, insanlığa biyolojik olarak yaratılışın kurallarını esnetebileceğini gösteren bir sınır çizgisiydi. Bugün tıp dünyası, tüm bir insanı kopyalamak gibi riskli fanteziler yerine; kök hücre tedavileri, kansere karşı kişiselleştirilmiş gen terapileri ve organ üretim teknolojilerine odaklanarak Dolly’nin açtığı o devrimsel kapıdan insanlığın şifasına doğru yürümeye devam ediyor.

Muhabir: Barış Berkant Oğuz