RÖPORTAJ: AYCAN AYYILDIZ
Psikolojik danışmanlık yalnızca yaşanan bir problemi çözmeye yönelik bir süreç olarak değerlendirilmiyor. Kişinin kendisini tanıması, ihtiyaç ve duygularını fark etmesi, kendi kaynaklarını keşfetmesi ve hayatında kendisi için sağlıklı seçimler yapabilmesi de danışmanlık sürecinin önemli parçaları arasında yer alıyor. Yetişkinlerle bireysel danışmanlık çalışmalarının yanı sıra ilişkiler ve çiftler üzerine Aile Danışmanlığı alanında hizmet veren, aynı zamanda psiko-onkoloji alanında kanser tanısı alan bireylere ve ihtiyaç halinde yakınlarına destek sunan Psikolojik Danışman Aslı Erol Atasever, psikolojik iyi oluşun farklı boyutlarını değerlendirdi.
“İnsanları anlamaya ve dinlemeye her zaman meraklıydım”
Sizi Psikolojik Danışman/Aile Danışmanı olmaya iten şey neydi? Hiç “iyi ki bu mesleği seçmişim” dediğiniz bir an oldu mu?
Atasever, mesleğini yaptığı her an “iyi ki bu mesleği seçmişim” dediğini belirterek meslek tercihinin önemine dikkat çekti. İnsanların yetenekleri, ilgileri ve değerleri doğrultusunda tercih yapması gerektiğini ifade eden Atasever, kendi meslek seçiminin de bu doğrultuda bilinçli olduğunu söyledi.
İnsanları anlamaya ve dinlemeye her zaman meraklı olduğunu belirten Atasever, “Bir insan neden böyle hisseder, neden böyle davranır, yaşadığı şeyler nasıl şekillendirir gibi sorular hep ilgimi çekti” dedi.
Lisans hayatında kendisine yalnızca mesleki anlamda değil, hayata bakış açısından da çok şey katan kıymetli ve donanımlı hocaları olduğunu aktaran Atasever, onların bilgi ve deneyimlerinden beslendiğini, kendisine yol gösterdiklerini ve ufkunu genişlettiklerini dile getirdi.
Atasever, bu süreçte kendi yolunu oluşturarak ilerlediğini belirterek “Meslekte her gün yeni bir şey öğreniyorum. Bir insanın kendi hayatında bir farkındalık yaşamasına, kendisini daha iyi anlamasına eşlik edebilmek benim için çok değerli” ifadelerini kullandı.
“Kaygı, yetersizlik hissi ve sınır koyamamak birbirini besleyebiliyor”
Günümüzde insanların psikolojik olarak en çok zorlandığı konular neler?
Günümüzde insanların psikolojik olarak zorlandığı konuların birbirinden tamamen bağımsız olmadığını belirten Atasever; kaygı, yetersizlik hissi, ilişkilerde sınır koyamama ve çiftlerde iletişim problemlerinin birbirini besleyebilen konular olduğunu söyledi.
Kişinin kendisini yetersiz hissettiğinde başkalarının onayına daha fazla ihtiyaç duyabildiğini belirten Atasever, onay ihtiyacının artmasıyla birlikte “hayır” demenin ve sınır koymanın zorlaşabildiğini ifade etti. Kişinin kendi ihtiyaçlarını geri plana atmasının ise zamanla ilişkilerinde kaybolmuş hissetmesine neden olabileceğini kaydetti.
Bu durumun çift ilişkilerine de yansıyabildiğini belirten Atasever, kaygı konusunda ise insanların belirsizlikle baş etmekte zorlanabildiğini söyledi. Henüz yaşanmamış durumların zihinde tekrar tekrar düşünülebildiğini belirten Atasever, “Ya şöyle olursa?” düşüncesinin günlük hayatı önemli ölçüde etkileyebildiğini ifade etti.
Çift ilişkilerinde en sık karşılaşılan konulardan birinin iletişimden çok “birbirini duyamamak” olduğunu söyleyen Atasever, çiftlerin bazen çok fazla konuşmasına rağmen duygularını, ihtiyaçlarını ve beklentilerini birbirlerine ulaştıramadıklarını belirtti.
Tartışmaların çoğu zaman yalnızca o an yaşanan konu üzerinden ilerlemediğini kaydeden Atasever, “Beni anlamıyor”, “önemsemiyor” gibi düşüncelerin tartışmalara eşlik edebildiğini ve bunun ilişkilerdeki problemlerin artmasına neden olabildiğini söyledi.
“Sorunun büyüklüğünden çok hayatımızı ne kadar etkilediğine bakmalıyız”
İnsanlar hangi noktada yaşadıkları sıkıntının “geçici bir dönem” değil, profesyonel destek gerektiren bir durum olduğunu anlamalı?
Atasever, yaşanılan problemin büyüklüğünden ziyade problemin kişinin hayatını ne kadar etkilediğine ve kişinin bunu kendi çabasıyla çözmekte zorlanıp zorlanmadığına bakmanın daha sağlıklı olduğunu ifade etti.
Bazı danışanların kendilerince küçük gördükleri problemlerde dahi zorluk yaşayabildiğini belirten Atasever, bir problemin başkaları tarafından önemsiz veya küçük görülebileceğini ancak kişinin kendi hayatını etkileyen ve zorlandığı bir konu olabileceğini söyledi.
Sorunun günlük yaşamı etkilemeye başlamasının önemli bir işaret olduğunu belirten Atasever; uyku, iş hayatı, sosyal hayat, yeme düzeni veya bedensel olarak problemlerin ortaya çıkması, kişinin duygularını yönetmekte zorlanması ve problemlerin uzun süredir devam etmesi halinde profesyonel destek alınması gerektiğini ifade etti.
Atasever, insanların zaman zaman bu ayrımı yapmakta zorlanabildiğini belirterek, bu noktada ön görüşmeler yaparak durumu birlikte ele aldıklarını söyledi.
“Bağlanma biçimlerimizi fark etmek önemli”
Bağlanma biçimlerimiz ilişkilerimizi ne kadar etkiliyor?
Bağlanma biçimlerinin ilişkileri oldukça etkilediğini belirten Atasever, bu nedenle ilişki üzerine yapılan görüşmelerde bağlanma biçimlerini mutlaka ele aldıklarını ifade etti.
İlişki içerisinde yakınlığın nasıl kurulduğu, kişinin nasıl güvende hissettiği ve bir problem yaşandığında nasıl tepki verdiğinin bağlanma biçimleriyle ilişkili olduğunu belirten Atasever, kaygılı bağlanan bir kişinin partnerinin biraz uzaklaşmasını “beni artık istemiyor” şeklinde yorumlayarak daha fazla yakınlık kurmak isteyebileceğini söyledi.
Kaçıngan bağlanan kişinin ise yakınlık arttıkça kendisini bunalmış hissedip geri çekilebileceğini ifade eden Atasever, ilişkideki bağlanma biçimlerini fark etmenin ve hangi durumlarda tetiklenildiğini anlamanın önemli olduğunu vurguladı.
Bağlanma biçimlerinin çocukluk ve geçmiş ilişki deneyimlerinden etkilenmesinin bunların değişmez olduğu anlamına gelmediğini belirten Atasever, “Daha güvenli ilişkiler kurmak mümkün” dedi.
“Yeterli değilim düşüncesinin altında kişinin kendisiyle ilgili inançları yatabiliyor”
“Yeterli değilim” düşüncesinin altında çoğunlukla ne yatıyor?
Atasever, “yeterli değilim” düşüncesinin altında çoğu zaman kişinin kendisiyle ilgili inançlarının bulunduğunu belirtti.
“Kişi, olduğum halimle değerli değilim, başarılı olmazsam sevilmem şeklinde düşünebiliyor” diyen Atasever, kişinin kendisini sürekli başarılarıyla, görünüşüyle veya başkalarının onayıyla ölçebildiğini söyledi.
Bunun sonucunda kişinin ne yaparsa yapsın yeterli hissetmeyebileceğini belirten Atasever, çocuklukta yaşanan koşullu kabul deneyimleri, eleştirilme, kıyaslanma veya başarı üzerinden değer görme gibi yaşantıların kişinin zamanla kendi değerini performansıyla ölçmesine neden olabileceğini ifade etti.
“Kendini seçmek bencillik ya da diğerlerini geride bırakmak değil”
“Kendini seçmek” son dönemde çok kullanılan bir ifade. Psikolojik açıdan kendini seçmek ne demek?
“Kendini seçmek” ifadesinin kulağa güzel geldiğini belirten Atasever, psikolojik açıdan bunun kişinin kendi ihtiyaçlarını, sınırlarını, değerlerini ve duygularını yok saymadan farkında olması ve hayatında kendisine yer açması anlamına geldiğini söyledi.
Bunun sonucunda kişinin kendisini seçtiği için suçluluk hissetmemesinin de önemli olduğunu belirten Atasever, “Kendini seçmek bazen bencillik ya da diğerlerini geride bırakmak gibi algılanabiliyor” dedi.
Atasever, kavramı “Seni seçmiyorum, kendimi seçiyorum” şeklinde değerlendirmek yerine, “Seni görüyorum, anlıyorum ama kendi ihtiyaçlarım da var. Ve ben kendi ihtiyaçlarımı, duygularımı görmeyi seçiyorum” şeklinde ele almak gerektiğini ifade etti.
“İnsanların davranışlarının arkasında hiç bilmediğimiz hikayeler olabilir”
Bir psikolojik danışman olarak insanları dinlemek insanlara bakış açınızı değiştirdi mi?
Psk.Dan.Aslı Erol Atasever, insanları dinlemenin kendi bakış açısını kesinlikle değiştirdiğini söyledi.
“Dışarıdan gördüğümüz davranışların arkasında hiç bilmediğimiz hikayeler olabilir” diyen Atasever, bunu mesleğinde her gün gördüğünü belirtti.
Bu nedenle daha çok anlamaya çalışan tarafta olduğunu ifade eden Atasever, insanların davranışlarının arkasında ne olduğunu daha fazla düşündüğünü söyledi.
“Uzman olmak insan olmaktan bağımsız değil”
İnsanları dinlerken kendi hayatınıza dair fark ettiğiniz şeyler oluyor mu?
Herkesin hayatında üzerinde çalıştığı, öğrendiği ve kendisini yeniden keşfettiği alanlar olduğunu belirten Atasever, uzman olmanın insan olmaktan bağımsız bir durum olmadığını ifade etti.
Bu nedenle insanları dinlerken kendi hayatında fark ettiği çok şey olduğunu söyleyen Atasever, ancak bu farkındalıkların nasıl ele alındığının meslek açısından önemli olduğunu vurguladı.
Atasever, “Eğer bu farkındalık olumsuz bir taraftan geliyorsa, hayatımı ve işimi etkiliyorsa ben de bir profesyonelden destek alırım” dedi.
“Küçük farkındalıklar ve değişimler de çok kıymetli”
Danışanlarınızdan öğrendiğiniz ve sizin hayata bakışınızı değiştiren bir şey oldu mu?
Psk.Dan.Aslı Erol Atasever, değişimin her zaman büyük adımlarla gerçekleşmediğini gördüğünü belirtti.
Bazen küçük bir farkındalığın, duyulan tek bir cümlenin veya atılan küçük bir adımın bile çok kıymetli olabileceğini ifade eden Atasever, bunun kendi hayatında küçük adımların ve küçük değişimlerin değerini daha fazla görmesini sağladığını söyledi.

“Uzman olmak hiç problem yaşamamak anlamına gelmiyor”
Bir psikolojik danışman olarak sizin de zorlandığınız, duygusal olarak etkilendiğiniz durumlar oluyor mu? Böyle durumlarda kendinizi nasıl koruyorsunuz?
Atasever, kendisinin de zaman zaman zorlandığı ve duygusal olarak etkilendiği durumlar olduğunu belirtti.
“Uzman olmak hiç problem yaşamamak, duygusal olarak etkilenmemek anlamına gelmiyor” diyen Atasever, yalnızca bir problem durumunda neler yapabileceği konusunda daha donanımlı olduğunu ifade etti.
Danışanlarla yapılan görüşmeler açısından ise danışanın duygusuna eşlik ederken danışanın hikayesini kendi hikayesiyle karıştırmamanın önemli olduğunu vurgulayan Atasever, mesleki sınırların, süpervizyonun, gerektiğinde kendi terapi sürecinin ve hayatında kendisine alan açmanın kendisi için önemli olduğunu söyledi.
“İnsanların en çok ihtiyacı olan şey anlaşılmak”
Sizce insanların en çok ihtiyacı olan ama birbirlerine vermekte en çok zorlandıkları şey nedir?
İnsanların en çok ihtiyaç duydukları şeyin “anlaşılmak” olduğunu düşündüğünü belirten Atasever, insanların çoğu zaman karşısındaki kişiyi dinlerken onu anlamaya çalışmaktan çok cevap vermeye, kendisini savunmaya veya kendi fikrini anlatmaya çalıştığını söyledi.
Bazen ihtiyaç duyulan şeyin çözüm ya da tavsiye olmadığını ifade eden Atasever, “Duygumuzun görülmeye ihtiyacı vardır” dedi.
“Kanser tanısı belirsizlik ve kontrol kaybı yaratabiliyor”
Kanser tanısı alan bir kişinin psikolojik sürecinde en çok neye ihtiyaç duyduğunu düşünüyorsunuz?
Psiko-onkoloji alanında kanser tanısı alan bireylere ve ihtiyaç halinde yakınlarına danışmanlık desteği sunduğunu belirten Psk.Dan.Aslı Erol Atasever, kanser tanısı alan bir kişinin her şeyden önce anlaşılmaya ve yaşadığı duygulara alan açılmasına ihtiyaç duyduğunu ifade etti.
Kanser tanısının kişinin hayatında belirsizlik ve kontrol kaybı yaratabildiğini belirten Atasever, bu süreçte kişinin sürekli güçlü olmak zorunda hissetmek yerine korkuya, öfkeye, üzüntüye veya kaygıya da yer açabilmesinin önemli olduğunu söyledi.
Bazen kişinin çözüm duymaktan çok duygusunu yaşayabilmeye ve yalnız olmadığını hissetmeye ihtiyaç duyabileceğini belirten Atasever, psikolojik desteğin bu süreçte önemli bir eşlik sağlayabileceğine dikkat çekti.
“Kendimizi tanımak için kendimize daha yakından bakmalıyız”
Kendimizi tanımak için neler yapabiliriz?
Atasever, kişinin kendisini tanıması için öncelikle kendisine biraz daha yakından bakması gerektiğini söyledi.
“Hangi durumlarda tetikleniyorum, neye ihtiyaç duyuyorum, neden aynı döngüleri yaşıyorum, hayır demekte neden zorlanıyorum?” gibi soruların kişiye kendisiyle ilgili önemli bilgiler verebileceğini belirten Atasever, duyguları bastırmak veya yok saymak yerine onları anlamaya çalışmanın önemine dikkat çekti.
Kişinin kendisine karşı daha meraklı olmasının da kendini tanımanın önemli bir parçası olduğunu ifade etti.
“Psikolojik sağlamlılık hiç zorlanmamak değil”
Psikolojik sağlamlılığımızı nasıl artırabiliriz?
Atasever, psikolojik sağlamlılığın hiç zorlanmamak veya her zaman güçlü kalmak anlamına gelmediğini belirterek, bunun zorlanıldığında yeniden toparlanabilme kapasitesini geliştirmek olduğunu ifade etti.
Duyguları fark etmenin, ihtiyaçları önemsemenin, sınır koyabilmenin ve gerektiğinde destek isteyebilmenin psikolojik sağlamlılığı destekleyen önemli unsurlar olduğunu söyleyen Atasever, kişinin hayatında kendisine iyi gelen kişilere ve rutinlere de yer vermesi gerektiğini belirtti.
Psikolojik sağlamlığı bir binanın temeline benzeten Atasever, “Temel ne kadar sağlam olursa binanın dayanıklılığı o kadar artar. Biz de hayatımızı güçlü temeller üzerine kurmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.
Danışmanlık yaklaşımı: Kişinin kendisini tanımasına eşlik etmek
Atasever, psikolojik danışmanlık sürecini yalnızca kişinin yaşadığı problemi çözmeye yönelik bir çalışma olarak değerlendirmiyor. Ona göre süreç; kişinin kendisini daha iyi tanımasına, ihtiyaçlarını ve duygularını fark etmesine, kendi kaynaklarını keşfetmesine ve hayatında kendisi için sağlıklı seçimler yapabilmesine eşlik etmeyi de kapsıyor.
Bu yaklaşımda kişinin yaşadığı sorun kadar, o sorun karşısında kendisini nasıl hissettiği, hangi ihtiyaçlarının görünür hale geldiği ve hayatında hangi döngülerin tekrar ettiği de önem taşıyor. Atasever’in değerlendirmeleri, psikolojik iyi oluşun yalnızca sorunların ortadan kalkmasıyla değil, kişinin kendisiyle ve çevresiyle kurduğu ilişkiyi daha iyi anlamasıyla da bağlantılı olduğunu ortaya koyuyor.




