Mitinge Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Eğitim-Sen, Rojin Kabaiş için Adelet Komisyonu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu, Cumhuriyet Halk Partisi, 29 Ekim Kadınları Derneği, Tüm Emekli Sen, Ankara barosu kadın hakları Komisyonu, Ankara Barosu LGBTQ+ Komisyonu, Sol Feminist Hareket, Altınokta Körler Derneği, Emek Partisi, Mülkiyeli Kadınlar, CHP Ankara Milletvekili Ali’ye Timisi Ersever, Halkevci Kadınlar, DEM Parti, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, TİP ve birçok kadın örgütü katıldı.
Burada yapılan açıklamada
“Merhaba Ankara’nın soğuğuna rağmen Türkiye’nin tüm kentlerinden gelerek alanı dolduran Sevgili Kadınlar,Merhaba…
Bugün bu meydanda toplanan bizler, bir krizin, bir yıkımın, bir eşitsizliğin ortasında susmayı reddedenleriz.
Kadınların yaşamına yönelen şiddeti normalleştirenlere,yoksulluğu kader diye sunanlara, eşitsizliği kalıcı kılmak isteyenlere karşı buradayız!
Bu meydan, görmezden gelinen başvuruların, korunmayan yaşamların, cezasız bırakılan suçların birikimi. Bugün burada, kadınların yaşamını hiçe sayan düzene karşı itirazın kendisi olarak duruyoruz.
Haklarımıza sahip çıkıyoruz. Hayatlarımıza sahip çıkıyoruz.Emeğimize, bedenimize, kimliğimize sahip çıkıyoruz.
Çünkü biliyoruz ki, bu ülkede iktidar, kadınlar için politika üretmiyor. Kendi varlığını sürdürmek için politika üretiyor.Bizden sessizlik, itaat ve kabulleniş bekliyor.

Ankara Kadın Hakları Yürüyüş 5
Ama buradayız. Ve buradan açıkça “Hayatlarımız bu iktidarın tasarruf alanı değildir!” diyoruz.
Sevgili Kadınlar,
Geçen yıl kadınlara “aile” paketleri sundular. Bu yıla ise şiddet faillerini, tecavüzcüleri, kadın katillerini cesaretlendiren düzenlemelerle girdik.
Buradan açıkça söylüyoruz: Cezasızlık öldürür. Cezasızlık, şiddeti büyütür. Cezasızlık, kadınların yaşam hakkının sistematik biçimde gasp edilmesidir. Kadınlar korunmadıkları için öldürüldüler. Şikâyetleri dikkate alınmadığı için öldürüldüler. Uzaklaştırma kararları uygulanmadığı için öldürüldüler. Ve birçok kadın ölümü “şüpheli” denilerek dosyalardan düşürüldü.
Bu ülkede kadınlar yalnızca öldürülmüyor; ölümleri de görünmez kılınıyor.
Bir kadın defalarca başvuru yapmışken, bir kadın açıkça tehdit altındayken, bir kadın korunma talep etmişken öldürülüyorsa;bunun adı ihmal değil, sorumsuzluktur.
Sorumsuzluktur çünkü; İstanbul Sözleşmesi’nden hukuksuzca çıkıldı. 6284 sayılı yasa etkin biçimde uygulanmıyor.Kadınları korumakla yükümlü mekanizmalar bilinçli olarak devre dışı bırakılıyor.
Bu iktidar Anayasa’yı yok sayıyor. Uluslararası sözleşmelerden doğan haklarımızı gasp ediyor. Buradayız çünkü; Temel hak ve özgürlükler yok sayılıyor, güçler ayrımı yok edildi. Yargı iktidar tarafından aparat olarak kullanılıyor.İkili hukuk uygulanıyor.
Laiklik ilkesi yok sayılıyor. Kadınların yaşam tarzı ve demokratik hakları hedef alınıyor. Karma eğitimden vazgeçiliyor. Kadınlar karanlığa mahkûm edilmek isteniyor.Kadınlar için hayat her geçen gün daha güvencesiz hale getiriliyor.
Buradan bir kez daha söylüyoruz. Kadınlara yaşam borcunuz var. Şiddeti önlemediğiniz, hukuku işletmediğiniz,yükümlülüklerinizi yerine getirmediğiniz, taleplerimize kulak tıkadığınız müddetçe kadınların katledilmesinin, şiddete maruz bırakılmasının sorumlusu sizsiniz. İstanbul Sözleşmesi yaşatır! 6284’ü derhal ve eksiksiz uygulayın!
Buradayız; Rojin için, Gülistan için, Ayşe Tokyaz için, ve niceleri için adalet istiyoruz. “Şüpheli” denilerek kapatılmak istenen her dosyanın takipçisiyiz. Bir kadın öldüğünde, bir kadın kaybolduğunda “kaza” ya da “intihar” denilerek dosyaları kapatıldığında; yalnızca bir yaşam değil, adalet de yok edilmiş demektir.
Şüpheli kadın ölümlerini normalleştirmenize izin vermeyeceğiz. Her kadın ölümü kamusal bir sorumluluktur.

Ankara Kadın Hakları Yürüyüş 4
Buradayız çünkü;
Evlerimizde güvende değiliz. Sokaklarda güvende değiliz.Kampüslerde güvende değiliz. Okullarda güvende değiliz.İşyerlerinde güvende değiliz. Kadınlara “güvenlik” vaat ediliyor, ama yaşamlarımız korunmuyor. Çünkü güvenlik, kadınları korumak üzerinden değil; kadınları denetlemek üzerinden tarif ediliyor.
Bu da yetmiyor; Toplumu birbirine karşı konumlandıran bir siyasetle; haklarında ısrar edenleri, eşitlik ve özgürlük için mücadele edenleri hedef gösteriyorlar.
Kadınların ve LGBTİ+’ların hakları doğrudan saldırı altında.Nafaka hakkı tartışmaya açılıyor. Boşanma arabuluculuğa tabi kılınmak isteniyor. Arabuluculuk adı altında kadınlar yeniden şiddetin içine itiliyor.
“Biyolojik cinsiyet” dayatması ile LGBTİ+’ların varlığı hedef alınıyor. Nefret dili, devlet politikası haline getiriliyor.
Buradan açıkça söylüyoruz:
Şiddete, nefrete ve yok saymaya boyun eğmeyeceğiz! Diyoruz ki: Yaşamak istiyoruz! NEFRETE İNAT YAŞASIN HAYAT!
Buradayız çünkü;
Düşük ücretler, sigortasız çalışma ve iş güvencesinin olmaması kadınların sosyal güvenceye ve emekliliğe erişimini engelliyor.
Güvenceli iş istiyoruz! Güvenli bir gelecek istiyoruz!
Emeğimizi değersizleştiren, kadınları kamusal yaşamdan dışlayan politikalara razı değiliz.
Hayat pahalılığı artıyor. İşsizlik büyüyor. Gençler umutsuzluğa itiliyor.
Buradayız çünkü; kadın yoksulluğu derinleşiyor. İşe girebilen kadınlara güvencesizlik dayatılıyor. Bize “evde kalın, bakım emeğini üstlenin” deniyor. Bakım emeği kadınların kaderi değildir!
Kreş haktır! Sosyal destek haktır! Güvenceli iş haktır.Fedakârlık çağrılarını reddediyoruz.
Yoksulluğu yönetmeyi değil, ortadan kaldırmayı talep ediyoruz.
Erkek şiddetinin yanında denetimsizlik ve aşırı kar hırsıyla yaşamlarımız yok sayılıyor.
Dilovası’nda yaşananlar bu düzenin aynasıdır. Çocuklar işyerlerinde öldü, öldürüldü. Kadınlar güvencesiz ve denetimsiz çalışma koşulları nedeniyle yaşamını yitirdi.

Ankara Kadın Hakları Yürüyüş 1
Buna “kaza” diyorlar. Hayır. Bu bir kaza değil.
Bu; denetimsizliğin, ucuz emek düzeninin, kadın ve çocuk emeğini, tüm haklarını hiçe sayan politikaların sonucudur.
Yoksul çocukları ucuz işgücü olarak gören, kadın emeğini güvencesizliğe mahkûm eden bu düzene karşı buradayız.
KHK’lerle bir gecede işsiz bırakılan, mesleklerinden koparılanKHK’li kadınların yaşamlarını yeniden kurma hakkını savunmak için buradayız.
Buradayız çünkü;
Bu düzen engelli kadınları yok sayıyor. Bakım ihtiyacı olan kadınları görünmez kılıyor. Engelli kadınlar şiddete uğruyor ama çoğu zaman anlatamıyor.
Erişilebilir sığınak yok, erişilebilir adalet yok, erişilebilir yaşam yok.
Engelli çocukların bakımı kadınların omzuna yıkılıyor.Kadınlar yalnız bırakılıyor. Buradan soruyoruz: Devlet neden sorumluluğunu kadınlara yüklüyor?
Talebimiz açık: Bakım sigortası haktır! Erişilebilir yaşam haktır!
Buradayız çünkü,
Belediyelere el konulmasına, irademizin gasp edilmesine, seçilmiş belediye başkanları ve eş başkanlarının tutuklanmasına, kayyum atanmasına karşı irademize ve seçme seçilme hakkımıza sahip çıkmak için buradayız.
Yüzyıllardır katliamlara ve asimilasyonlara maruz bırakılan, kimlik mücadelesi veren, inançları yok sayılan, eşit yurttaşlık talep eden Alevi kadınlar için buradayız.
Aralık ayı boyunca emekçiler, emekliler, kadınlar 2026 yılı bütçesi için alanlardaydı. Yapılan bütçeden gördük ki;
Bütçede savaşa kaynak var. Bütçede silaha kaynak var.Bütçede ranta kaynak var. Ama kadınlara yok! Bakım emeğine yok! Şiddetle mücadeleye yok! Bu bütçe eşitsizliğin bütçesidir!
Bu bütçe erkek şiddetinin zeminini büyüten bütçedir!
Biz savaş için değil; eşit, özgür, güvenli bir yaşam için bütçe istiyoruz!
Sevgili Kadınlar,
Barış içinde bir arada yaşama talebimizi yükseltmek için buradayız. Barış derken, yeni savaş çığırtkanlıklarına sessiz kalmayacağız.
Hemen yanı başımızda Suriye de savaşın yeniden tırmandırılmasına, dün Lazkiye’de, Süveyda’da, bugün Şeyh Maksut’da, Eşrefiye’de yaşatılan sivil katliamlara sessiz kalmayacağız. Bu savaşa, yanı başımızdaki emperyalizme “hayır!” diyoruz.
Daha fazla sivilin, kadının ve çocuğun yaşamını yitirmesine karşı ses çıkarıyoruz. Barış talebinin; yaşamın, eşitliğin ve geleceğin talebi olduğunu hatırlatmak için buradayız!
Savaşın, işgalin ve yıkımın ortasında yaşamı yeniden kurmaya çalışan Filistinli kadınlara selam olsun! Sınırları aşan eşitsizliklere, sömürüye ve ayrımcılığa karşı mülteci kadınlarla yan yanayız.
Buradayız çünkü;
Dereleri HES’lere, ormanları maden şirketlerine, kentleri beton rantına teslim eden bu düzen; doğayı talan ederken en ağır bedeli yine kadınlara ödetiyor.
Rant için yok edilen doğanın, plansız kentleşmenin ve sermayeyi koruyan politikaların sonucunda depremlerde, sellerde, yangınlarda yaşamını kaybedenlerin sorumlusu doğa değil, bu düzenin ihmali ve kâr hırsıdır. Afet sonrası yoksulluğu, güvencesizliği, şiddeti en fazla kadınlar yaşıyor.
Ranta karşı ekolojiyi, yıkıma karşı dayanışmayı, ölüme karşı yaşamı savunuyoruz.
Hayvanların katledilmesine, hayvanlara yönelik şiddetin meşrulaştırılmasına da ses yükseltiyoruz.
Yaşam için Yasa diyor; tahakküm şiddet ve sömürünün her biçimine karşı bir bütün olarak yaşamı savunuyoruz.

HEP BİRLİKTE BURADAN BİR KEZ DAHA2025’i

Ankara Valiliği uyardı: Pazar gününe dikkat!
Ankara Valiliği uyardı: Pazar gününe dikkat!
İçeriği Görüntüle

Ankara Kadın Hakları Yürüyüş 3

“Aile Yılı” ilan edenlere 2026 yılının kadınların DİRENİŞ YILI olacağını söylemek için buradayız!
Susmuyoruz!
Boyun eğmiyoruz!
Vazgeçmiyoruz!
Sesimizi yükseltiyoruz!
Şiddetsiz, eşit, özgür bir ülke istiyoruz!
Birlikte kazanacağız!
Yaşasın örgütlü mücadelemiz!
Yaşasın kadın dayanışması!” ifadelerine yer verildi.

Muhabir: Ceren Dilan Koluaçık