MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Merkez Yönetim Kurulu, Merkez Disiplin Kurulu ve milletvekillerinin katılımıyla ger.çekleştirilen iftar programında konuştu. Bahçeli, 'Bölgesel sorunların, insani krizlerin, beşeri felaketlerin, tırmanan savaşların, kışkırtılan çatışmaların biteviye takviye edildiği hüsran verici bugünkü zaman diliminde, içinde bulunduğumuz mübarek ayın rahmet dolu atmosferinden ümidimizi hiç kesmedik. İsterdik ki, İslam âlemi huzur ve huşu içinde bir ramazan geçirseydi. Dilerdik ki, silahların, bombaların, düşmanlıkların yerini barışçıl diyaloglar ile dostane ilişkiler alabilseydi. Olmadı, olamadı, maalesef ramazan ayımız bölgemizde yaşanan savaş ve şiddet sahneleriyle perdelendi. Karamsar olmanın, kötümserliğe hapsolmanın, umutsuzluğa kapılmanın hem insani, hem de İslami anlamda caiz olmadığını biliyor ve inanıyoruz. Hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine iman etmiş bizler için her gecenin sonu aydınlık, her yokuşun ardı düzlüğe çıkıştır. Bu nedenle umudumuzu kaybetmeyeceğiz, ihtiyatlı iyimserliğimizden ödün vermeyeceğiz. Yılmayacağız, yıkılmayacağız' ifadelerini kullandı.
"Türkiye sırtına binen ağırlıklarından hızla kurtulmaktadır"
Bahçeli, dayanışma duygusunun çok daha güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti, 'Milli birlik ve kardeşliğimizi olabilecek en üst seviyede perçinlemeliyiz. Kaldı ki 'Terörsüz Türkiye' hedefiyle yapmak istediğimiz de evvelemirde budur. Yeni yüzyılın ikinci çeyreğinde, 'Terörsüz Türkiye'yi inşa ve ihya edecek milli diriliş ruhu inanıyorum ki nice mucizelere imza atacaktır. Türkiye sırtına binen ağırlıklarından hızla kurtulmaktadır. Uyanan ve ayağa kalkan devin önünü kesecek, tarihi yürüyüşünü kesintiye uğratacak hiçbir muhasım veya mütecaviz odak yoktur ve olması da mümkün değildir. Türk milleti muazzam bir uyanışın ivmesiyle yeni yüzyılı kardeşliğin yüzyılı yapacak, barış ve huzurla bu yüzyılın yapı taşlarını döşeyecektir. 'Terörsüz Türkiye' hedefi taviz değil, Türk ve Türkiye Yüzyılına yönelik kesif bir tahkimattır. 'Terörsüz Türkiye' hedefi teslimiyet değil, Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın muzaffer ve muteber iradesinin kesin bir teminidir' ifadelerini kullandı.
Bahçeli, sözlerine, İstiklal Marşı'nın kabulünün 105'inci yılında, Mehmet Akif Ersoy'a rahmet dileyerek devam etti.
"Biliniz ki, 'Terörsüz Türkiye' gerçekleşecek hedefimizdir"
Cumhur İttifakı olarak Türkiye'nin hem bugününe hem de geleceğine ışık tuttuklarını kaydeden Bahçeli, 'Yolumuza bakacağız, önümüze bakacağız, işimize bakacağız, mücadelemize bakacağız, Allah'ın izniyle 2053'de Süper Güç Türkiye'ye mutlaka ulaşacağız. Hedefi büyük, ama heyecanı küçük bir hareket değiliz. Dünyanın gidişatını, insanlığın sürüklendiği çıkmaz sokakları, jeopolitik bilek güreşlerini, siyasi ve stratejik gerilimleri Türkçe okumanın, Türkçe yorumlamanın, gelişmelere başkent Ankara vizyonuyla bakmanın yegâne çare olduğunu öngörüyoruz. Bu yüzden hedefimiz büyük, heyecanımız diri, kendimize güvenimiz zinde ve zirvededir. Bunun ilhamını da Türk milletinden ve Türkiye Cumhuriyeti'nin muktedir vasfından alıyoruz. Biliniz ki, 'Terörsüz Türkiye' gerçekleşecek hedefimizdir. Büyük ve güçlü Türkiye ulaşılacak hedefimizdir' şeklinde konuştu.
"Bölgesel sıkışma ve basınç yüksekliği küresel mahiyet almak üzeredir"
İran'ı hedef alan saldırıları takip ettiklerini dile getiren Bahçeli, 'Türkiye gelişmeleri doğru anlarken, kendi kapasitesini bilmekte, stratejik dengeleme ve doğrulamayı yapmaktadır. Hiçbir tehdide eyvallah demeyiz, diyemeyiz. Bununla birlikte Siyonist-emperyalist menşeli derin çukura düşecek, algı ve istihbarat oyunlarının tuzağına kapılacak yeni yetme bir devlet de hiç değiliz. ABD-İsrail ortaklığının askeri, siyasi ve ekonomik külfeti artıkça, bilhassa iç kamuoylarının İran savaşıyla ilgili kategorik itirazları yükseldikçe etrafımızda biriken tehlike daha da yoğunlaşacaktır. Her türlü senaryoya hazırlıklı olmalıyız. Türkiye'yi gayya kuyusuna itmek için yapılan ahlaksız tezgahları isabetle okumalı, bu kuyuyu kazanları boşa düşürmeliyiz. Görüldüğü kadarıyla, ABD ve İsrail için evdeki hesap İran'a uymamıştır. Birbiriyle bağlantısız ve tutarsız açıklamaları bir yana bırakırsak, bölgesel sıkışma ve basınç yüksekliği küresel mahiyet almak üzeredir. Hürmüz Boğazı'ndaki darboğazlar, Basra Körfezi'ndeki tıkanmalar, petrol ve diğer enerji kaynaklarının taşınması ve lojistiğiyle ilgili çok ciddi aksaklıklar ve sıkıntılar savaşın çok boyutlu sonuçlarının doğacağını işaret etmektedir. Karşılıklı füze saldırıları, bombalanan okullar, hastaneler, sivil ve masum insanlar küresel vicdanı titretmektedir. Savaşın en büyük mağduru elbette gene çocuklardır. Yol yakınken ateşkes rejimi devreye girmelidir. Eller tetik yerine uzlaşma gayesiyle birleşmelidir. Aksi halde İran; ABD-İsrail ortaklığı için yeni bir Afganistan'a, yeni bir Irak'a, hatta yeni bir Vietnam'a dönebilecektir. Siyonist eşkıyalığın İran'da rejim değişikliğini sağlama hesabıyla ABD'nin askeri ve stratejik altyapıları vurma hedefi çelişmekte, görüş farklılıkları iyice ayyuka çıkmaktadır. Lübnan'dan Bahreyn'e, Katar'dan Birleşik Arap Emirlikleri'ne, Kuveyt'ten Irak'a, Ürdün'den Umman'a kadar bölgemiz barut fıçısı, patlamaya hazır saatli bomba gibidir. Bizim için yegane öncelik barış ve istikrardır. Bu savaşa derhal son verilmelidir. ABD-İsrail, İran'dan elini çekmelidir. Karşılıklı diyalog ve diplomasiyle silahlar susmalı, siyaset konuşmalıdır.' dedi.
Devlet Bahçeli, sıcak gelişmelerin diğer bölge ülkelerine sıçrama endişesini de dile getirdi, 'Herkesi uyarıyorum, sıcak gelişmelerin her türlü ihtimale açık olması münasebetiyle körüklenen şiddet ateşi küresel ve bölgesel alana sıçramadan söndürülmelidir. Aksi halde dünya ve beşeriyet çok ağır bir bedel ödeyecektir. Bizim için öncelikli hedef Türkiye'nin güvenliğidir. Muazzam devlet ve millet aklımızın hikmetli müktesebatıyla kapımızın önünde olup bitenleri anbean takip etmek durumundayız. Türkiye'mizi ve aziz milletimizi riske atacak, hedef yapacak, hatta İran'la ve diğer bölge ülkeleriyle çatıştırmayı sağlayacak niyet ve emellere ağır başlı bir şekilde yaklaşmak esas olmalıdır. Fakat buna rağmen kasti ve doğrudan musallat olan hiçbir düşmanca muameleye de kesinlikle tahammül etmeyeceğimizi, kim olursa olsun egemenlik haklarımızı ve bağımsızlık onurumuzu cansiperane şekilde savunacağımızı herkes çok iyi bilmeli, hesabını ise buna göre yapmalıdır' dedi.
Aybala MELEK/ ANKARA, (DHA)-





