Tarih

Gönül Gözüyle Gören Bir Devrin Sonu: Aşık Veysel Şatıroğlu

Tarihte bugün, halk ozanlarından Aşık Veysel hayatını kaybetti. Gelin birlikte halk ozanları arasında önemli bir yere sahip olan Aşık Veysel'in hayatına yakından bakalım.

Abone Ol

Tam 53 yıl önce bugün, Türk halk edebiyatının son büyük kalesi, sazıyla toprağı, sözüyle insanı yoğuran Aşık Veysel Şatıroğlu, "Sadık Yârim" dediği kara toprağa kavuştu.

Baharın gelişini müjdeleyen Nevruz gününde yumduğu gözleri, ardında karanlığın içinden süzülüp gelen bembeyaz bir felsefe bıraktı.

KARANLIKTA BAŞLAYAN YOLCULUK

1894 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde doğan Veysel’in hayatı, Anadolu’nun o dönemki sert gerçekleriyle başladı.

  • Kayıp: Henüz 7 yaşındayken bölgede salgın olan çiçek hastalığına yakalandı. Sol gözünü çiçek hastalığından, sağ gözünü ise bir kaza sonucu kaybederek tamamen karanlığa gömüldü.
  • Sazla Tanışma: Babası Karaca Ahmet, oğlunun oyalanması ve acısını unutması için ona bir bağlama aldı. Veysel, "kendi iç dünyasını" bu tellerle kurmaya başladı. Önce usta malı deyişler çaldı, sonra kendi yüreğini tellere döktü.

AHMET KUTSİ TECER VE KEŞFEDİLMESİ

Veysel, 40 yaşına kadar sadece köyü ve çevresinde tanınan yerel bir ozandı. Ancak 1931 yılı, onun kaderini değiştirdi.

  • Ahmet Kutsi Tecer: Dönemin Sivas Milli Eğitim Müdürü ve edebiyatçı Ahmet Kutsi Tecer, halk kültürünü derlemek amacıyla bir Aşıklar Bayramı düzenledi. Veysel, burada gösterdiği performansla Tecer’in dikkatini çekti.
  • Ankara Yolculuğu: Tecer’in desteğiyle Ankara’ya davet edildi. Köyünden hiç çıkmamış olan bu dev ozan, üç ay boyunca yollarda yürüyerek başkente ulaştı. Atatürk için yazdığı şiirle tüm Türkiye tarafından tanınmaya başladı.

İHANET, SABIR VE ASALET

Aşık Veysel’in özel hayatı, onun ne kadar büyük bir bilge ve "gönül insanı" olduğunun en somut kanıtıdır.

  • Esma Hanım ve Kaçış: İlk eşi Esma Hanım, başka birine aşık olup evden kaçmaya karar verdiğinde, Veysel’in gösterdiği tepki bugün dahi bir insanlık dersidir.
  • Ayakkabıdaki Para: Veysel, eşinin kaçacağını anlar ancak engel olmaz. Yolda rezil olmasın, paraya ihtiyacı olur diye kaçarken giyeceği ayakkabısının içine gizlice para koyar. Esma Hanım yolda ayakkabısını çıkarınca o parayı bulur ve Veysel’in büyüklüğü karşısında sarsılır.

ÖLÜMSÜZ FELSEFESİ VE TÜRKÜLERİ

Veysel, Türk halk müziğine sadece melodi değil, bir dünya görüşü bırakmıştır:

  • Uzun İnce Bir Yoldayım: Hayatın başlangıcından sonuna kadar olan süreci "iki kapılı bir han" benzetmesiyle anlatan, varoluşçu bir başyapıttır.
  • Kara Toprak: İnsanın aslına dönüşünü ve doğaya olan minneti anlatır. Veysel için toprak, küsmez, darılmaz ve her şeyi veren tek sadık dosttur.
  • Güzelliğin On Para Etmez: Sevginin öznesinde değil, sevenin gönlünde olduğunu anlatan estetik bir manifestodur.

AZ BİLİNENLER

  • "Köy Enstitüleri": Aşık Veysel, Türkiye’nin aydınlanma projesi olan Köy Enstitüleri’nde (Arifiye, Hasanoğlan, Çifteler) bağlama öğretmeni olarak görev yapmış; binlerce gence halk müziğini ve kültürünü aşılamıştır.
  • Atatürk ile Görüşememesi: Ankara’ya Atatürk’ü görmek için gitmiş ancak o dönemin kılık-kıyafet yasakları veya bürokratik engeller nedeniyle ulu önderle yüz yüze görüşememiştir. Bu, hayatındaki en büyük ukdelerden biridir.

  • Özel Kanun: 1952 yılında TBMM, Aşık Veysel’e "Anadilimize ve milli birliğimize yaptığı hizmetlerden dolayı" özel bir kanunla maaş bağlamıştır.
  • Halk Ozanlığından Radyoya: Türkiye Radyoları’nda programlar yapmış, halkın sesini en teknolojik kanallardan halka duyurmuştur.

21 Mart 1973 günü akciğer kanseri nedeniyle Sivrialan’daki evinde vefat etti. Mezarı bugün memleketi Sivas’ta, her yıl binlerce seveninin ziyaret ettiği bir kültür durağıdır.

Veysel, gözleri görmese de "gönül gözüyle" birleşmeyi, barışı ve hoşgörüyü anlatmıştır. Onun mirası, bugün dahi en modern pop şarkılarından en ağır türkülere kadar her ezgide yaşamaya devam ediyor.