1921 yazının kavurucu sıcaklarında, işgal altındaki Anadolu topraklarında Türk milletinin varlık ve yokluk mücadelesi en kritik safhasına ulaşmıştı. Kütahya-Eskişehir Muharebeleri’nde alınan ağır yenilginin ardından Türk ordusu, felaketi önlemek adına Sakarya Nehrinin doğusuna çekilmek zorunda kaldı. Yunan ordusunun Ankara kapılarına kadar dayanması, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) fırtınalar kopardı. Meclis salonlarında "Ordunun nereye gittiği", "Sorumluların kim olduğu" tartışılırken, Türk tarihinin kaderini değiştirecek yasal ve siyasi bir dönüm noktası yaşandı: Mustafa Kemal Paşa’ya Başkomutanlık Yetkisinin Verilmesi.
Geniş yetkilerle donatılan bu kanunun meclisteki çetin müzakere sürecini, kanunu sunan mebusların arka planını, Tekalif-i Milliye Emirleri ile ordunun yeniden ayağa kaldırılışını ve o döneme dair az bilinen çarpıcı detayları derinlemesine inceliyoruz.
1. Bunalım Dönemi: Başkomutanlığa Giden Yolun
1921 yılının Temmuz ayında Kütahya, Eskişehir, Afyon ve Kütahya-Eskişehir hattında cereyan eden muharebeler, düzenli ordunun kurucu safhasındaki en ağır darbe oldu.
• Askeri Zorunluluk: Düşman sayı ve teçhizat bakımından üstündü. Mustafa Kemal Paşa, ordunun tamamen imha olmasını önlemek amacıyla askeri stratejinin bir gereği olarak ordunun Sakarya Nehrinin doğusuna çekilmesini emretti.
• Mecliste Karamsarlık ve Panik: Ordunun geri çekilmesi ve Ankara’ya yaklaşan Yunan tehlikesi mecliste büyük bir infiale yol açtı. Meclis’in Kayseri’ye taşınması dahi gündeme geldi. Muhalefet ve iktidar grubu arasında sert tartışmalar başladı.
• Sorumluluk Alma Baskısı: Muhalifler (II. Grup), yaşanan hezimetin sorumluluğunu doğrudan Meclis Başkanı ve Meclis Hükümeti Başkanı olan Mustafa Kemal Paşa’ya yüklemek istiyordu. Niyetleri; onu ordunun başına göndererek siyasetten uzaklaştırmak ve olası bir yeni yenilgide tamamen tasfiye etmekti. Mustafa Kemal’i sevenler ise vatanı ancak onun askeri dehasının kurtarabileceğine inanıyordu.
2. Kanunu Meclise Sunan Mebuslar ve Müzakere Süreci
Mustafa Kemal Paşa, kendisine yönelik yapılan bu teklifleri kabul edeceğini ancak bir şartı olduğunu bildirdi: Meclis’in sahip olduğu yasama, yürütme ve yargı yetkilerinin doğrudan ve şahsen kendisine devredilmesi.
Bu talep, Meclis’in milli egemenlik ilkesine sıkı sıkıya bağlı üyeleri arasında büyük bir tartışma başlattı. "Diktatörlük doğacak" endişeleriyle teklife karşı çıkanlar oldu.
Önergeyi Sunan İsimler
Başkomutanlık Kanunu’na ilişkin ilk resmi teklif, Karası (Balıkesir) Mebusu Vehbi (Bolak) Bey ve 40’ı aşkın arkadaşı tarafından hazırlanan önerge ile Meclis başkanlığına sunuldu. Önergeyi destekleyen ve metne imza atan başlıca önemli mebuslar şunlardı:
• Vehbi Bey (Karası): Kanun teklifinin öncülerinden.
• Şeref Bey (Edirne): Hukukçu kimliğiyle yetkilerin sınırlandırılması ve hukuki zemine oturtulmasında önemli rol oynadı.
• Diyap Ağa (Dersim): Meclis'in Kayseri'ye taşınmasına karşı çıkıp "Biz buraya kaçmaya mı geldik!" sözüyle Mustafa Kemal'e destek veren sembol isim.
• Fevzi Paşa (Kozan/Genelkurmay Başkanı): Askeri kanadın koşulsuz desteğini meclise taşıdı.
Mustafa Kemal Paşa, "milli egemenlik" endişelerini gidermek adına yetkinin 3 ay ile sınırlandırılmasını ve Meclis’in istediği an bu yetkiyi geri alabileceğini beyan ederek mebusları ikna etti.
5 Ağustos 1921 tarihinde kabul edilen 144 Numaralı Başkomutanlık Kanunu ile Mustafa Kemal Paşa, TBMM adına ordunun Başkomutanlığına getirildi.
3. Başkomutanlığın Sonuçları: Topyekün Seferberlik ve Zafer
Başkomutanlık yetkisini alan Mustafa Kemal Paşa, zaman kaybetmeksizin iki temel adım attı:
Adım İşlev ve Etkisi
Tekalif-i Milliye Emirleri (7-8 Ağustos 1921) Lojistik çökmüş durumdaki orduyu giydirmek, doyurmak ve silahlandırmak için milli yükümlülük emirleri yayınlandı. Her evden bir kat çamaşır, çorap ve çarık istendi; tüccarın elindeki maddelere el konuldu.
İstiklal Mahkemeleri'nin Kurulması Tekalif-i Milliye emirlerinin uygulanması ve ordudaki firarları (asker kaçaklarını) önlemek amacıyla Başkomutanlık emriyle İstiklal Mahkemeleri tekrar yetkilendirildi.
Sakarya Meydan Muharebesi Zaferi 22 gün 22 gece süren kanlı muharebelerin ardından Yunan ordusu bozguna uğratıldı. "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır" stratejisi başarıyla uygulandı.
Büyük Taarruz ve Kesin Zafer Başkomutanlık yetkisi Meclis tarafından Sakarya Zaferi sonrası uzatıldı ve 26 Ağustos 1922'de başlatılan Büyük Taarruz ile Anadolu tamamen işgalden kurtarıldı.
4. Hakkında Az Bilinen ve İlginç Bilgiler
1. "Diktatörlük" Kaygısı ve Şeref Bey’in Formülü
Meclis’te yürütme ve yasama yetkilerinin tek adama devredilmesi en çok "Saltanat'ı yıktık, yeni bir müstebit mi yaratıyoruz?" sorusunu doğurdu. Bu düğümü çözen isim Edirne Mebusu Şeref Bey oldu. Şeref Bey, "Paşa'ya verilecek yetki Meclis'in şahsi yetkisi değil, Meclis namına kullanacağı geçici bir vekalettir" diyerek hukuki formülü buldu ve kanunun geçmesini sağladı.
2. Mustafa Kemal Paşa’nın Unvanı Sakarya'dan Önce mi Sonra mı?
Yaygın bilinen aksine, Mustafa Kemal Paşa "Başkomutan" unvanını Sakarya Meydan Muharebesi'nden önce, 5 Ağustos 1921'de almıştır. Muharebeden sonra aldığı unvan ise "Müşir" (Mareşal) ve "Gazi" unvanıdır.
3. Askerlik Mesleğine Resmi Dönüş
Mustafa Kemal Paşa, 8/9 Temmuz 1919 gecesi Erzurum'da çok sevdiği askeri görevinden ve üniformasından istifa etmiş, "Milletin bağrında bir ferd-i mücahit" olarak kalacağını açıklamıştı. 5 Ağustos 1921'de kabul edilen Başkomutanlık Kanunu ile 2 yıl 1 ay sonra resmi olarak tekrar ordu mensubu ve en yüksek rütbeli komutan oldu.
4. Oylamadaki Muhalif Oylar
5 Ağustos 1921 günkü gizli oturumda kanun oy birliğiyle değil, oy çokluğuyla kabul edildi. Oylamaya katılan 184 mebusun 13'ü red, 3'ü çekimser oy kullandı. Red oyu verenlerin başında II. Grup liderlerinden Mersin Mebusu Selahattin Bey ve Erzurum Mebusu Hüseyin Avni (Ulaş) Bey geliyordu.
Mustafa Kemal Paşa’ya verilen Başkomutanlık yetkisi, Türk demokrasi tarihinin en zorlu sınavlarından biridir. Meclis, en umutsuz anda bile milli egemenlik ilkelerini tartışmış; Mustafa Kemal Paşa ise aldığı olağanüstü yetkileri tamamen vatanın kurtarılması amacıyla kullanarak Türk milletini zafere taşımıştır.