İSTANBUL DEPREMİ İÇİN ŞENER ÜŞÜMEZSOY NE DEDİ?

Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Yalova açıklarında meydana gelen 3,5 büyüklüğündeki depremi değerlendirirken sarsıntının ana Marmara Fayı'ndan ziyade ikincil fay kollarıyla bağlantılı olduğunu ileri sürdü.

Üşümezsoy'un değerlendirmesinde, kamuoyunda sıkça tartışılan Adalar Fayı ile diğer fay kolları arasındaki ayrım öne çıktı. Yer bilimci, Marmara Denizi'ndeki bazı fayların büyük bir deprem üretme potansiyeline ilişkin yaygın değerlendirmelere katılmadığını daha önceki açıklamalarında da dile getirmişti.

Ancak bu görüşler, Marmara'daki deprem tehlikesinin sona erdiği anlamına gelmiyor. Bölgedeki fayların özellikleri, geçmiş depremler, yer hareketleri ve olası kırılma senaryoları bilimsel çalışmalarla değerlendirilmeye devam ediyor.


YALOVA AÇIKLARINDAKİ DEPREM NE ANLAMA GELİYOR?

Marmara Denizi'nde Yalova açıklarında kaydedilen 3,5 büyüklüğündeki deprem, İstanbul ve çevresindeki bazı bölgelerde de hissedildi. Sarsıntının ardından özellikle Adalar Fayı ve ana Marmara Fayı üzerindeki hareketlilik yeniden tartışılmaya başlandı.

Bir depremin İstanbul'da hissedilmesi, sarsıntının mutlaka İstanbul'un hemen güneyindeki ana fay hattında meydana geldiğini göstermiyor. Depremin merkez üssü, derinliği, fayın uzanımı ve yer hareketinin bölgeye nasıl yayıldığı birlikte değerlendiriliyor.

Küçük bir deprem, tek başına daha büyük bir depremin yaklaştığını kanıtlamadığı gibi, bölgedeki deprem riskinin ortadan kalktığını da göstermiyor. Bu nedenle Yalova açıklarındaki sarsıntının İstanbul'da yakın zamanda büyük bir deprem yaşanacağının kesin işareti olarak yorumlanması doğru değil.

ADALAR FAYI AKTİF Mİ? TARTIŞMALAR SÜRÜYOR

İstanbul'un güneyinde, Marmara Denizi içerisinde yer alan fay sistemleri uzun süredir bilimsel araştırmaların odağında bulunuyor. Adalar çevresindeki fayların özellikleri ve olası deprem üretme kapasiteleri de uzmanlar arasında tartışılan konular arasında yer alıyor.

Şener Üşümezsoy, açıklamalarında Adalar Fayı'nın büyük bir deprem oluşturacağı yönündeki senaryolara karşı çıkıyor. Bölgedeki bazı sarsıntıların doğrudan bu fayla ilişkilendirilmesinin doğru olmadığını savunan Üşümezsoy, ikincil fay kollarının dikkate alınması gerektiğini belirtiyor.
Bununla birlikte Marmara'daki fay sistemlerine ilişkin farklı bilimsel değerlendirmeler bulunuyor. Bir fayın deprem üretme potansiyeli incelenirken yalnızca yakın dönemde meydana gelen küçük depremler değil, jeolojik yapı, geçmiş kırılmalar ve fayın uzun vadeli davranışı da dikkate alınıyor.

Bu nedenle tek bir uzmanın açıklamasından hareketle İstanbul için deprem riskinin bulunmadığı sonucuna varılamıyor.

İSTANBUL'DA BÜYÜK DEPREM NE ZAMAN OLACAK?

İstanbul'da olası büyük depremin ne zaman meydana geleceği, kentte yaşayanların en çok merak ettiği sorular arasında bulunuyor. Ancak mevcut bilimsel yöntemlerle bir depremin kesin tarihini, saatini ve büyüklüğünü önceden belirlemek mümkün değil.

Uzmanlar, Marmara Denizi'ndeki fayların geçmiş hareketlerini ve gelecekte deprem oluşturma olasılıklarını inceleyerek risk değerlendirmeleri yapabiliyor. Bu çalışmalar, belirli bölgelerdeki tehlikenin anlaşılmasına ve afet hazırlıklarının planlanmasına yardımcı oluyor. Ancak belirli bir tarihte mutlaka deprem yaşanacağını söylemek bilimsel açıdan mümkün değil.

Yalova açıklarındaki son sarsıntı da tek başına İstanbul'da büyük bir depremin yakın zamanda gerçekleşeceğini ortaya koymuyor. Aynı şekilde bu deprem, Marmara'da daha büyük bir sarsıntının yaşanma ihtimalini ortadan kaldırmıyor.

İSTANBUL'DA DEPREM RİSKİNİ BELİRLEYEN FAKTÖRLER NELER?

Deprem tehlikesi değerlendirilirken fay hatlarının özellikleri kadar, yapıların dayanıklılığı ve zeminin durumu da önem taşıyor. Aynı büyüklükteki bir deprem, farklı zemin koşullarına sahip bölgelerde farklı düzeylerde hissedilebiliyor. Binaların yapım kalitesi ve mevcut durumu da olası bir depremin sonuçlarını etkiliyor.

İstanbul'da deprem hazırlığı açısından özellikle şu konulara dikkat edilmesi gerekiyor:

Binaların dayanıklılığının yetkin uzmanlar tarafından değerlendirilmesi.

Ağır mobilyaların ve devrilebilecek eşyaların sabitlenmesi.

Aile bireyleriyle birlikte acil durum planı hazırlanması.

Afet ve acil durum toplanma alanlarının önceden öğrenilmesi.

Su, gıda, ilaç ve temel ihtiyaçları içeren bir acil durum çantasının hazırlanması.

Deprem sırasında yapılması gerekenlerin önceden öğrenilmesi ve tatbikatlarla pekiştirilmesi.

AFAD ve ilgili resmî kurumların bilgilendirmelerinin takip edilmesi.

İSTANBUL İÇİN DEPREM TEHLİKESİ SONA ERDİ Mİ?

Yalova açıklarında yaşanan deprem ve Şener Üşümezsoy'un açıklamaları, İstanbul'un deprem riski konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Üşümezsoy, sarsıntının ikincil fay kollarıyla ilişkili olduğunu savunurken, Marmara'daki fay sistemlerine ilişkin farklı bilimsel değerlendirmeler de bulunuyor.

Mevcut bilgiler, İstanbul için deprem tehlikesinin sona erdiğini söylemeye yeterli değil. Küçük depremlerden hareketle kesin bir deprem tarihi vermek veya büyük deprem ihtimalinin ortadan kalktığını ileri sürmek doğru bir yaklaşım değil.

İstanbul ve Marmara Bölgesi'nde deprem riskine karşı en önemli adımların başında yapı güvenliğinin değerlendirilmesi, afet hazırlıklarının tamamlanması ve bilimsel verilerin takip edilmesi geliyor. Olası bir depremin ne zaman gerçekleşeceği bilinmese de hazırlıklı olmak, can ve mal kayıplarını azaltmak açısından büyük önem taşıyor.

Yorumlar
Editör Hakkında