Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) öncülüğünde düzenlenen 'Büyük Gazze Yürüyüşü'ne katılanlar, başta Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi olmak üzere Sultanahmet, Fatih, Süleymaniye ve Eminönü Yeni Cami'de sabah namazını kılmalarının ardından cami önlerinde bir araya gelerek kortej yaptı. Ellerinde Türk ve Filistin bayrakları olan ve Gazze'ye destek için kefiye takan katılımcılar tramvay yolunu takip ederek Yeni Camii ve Galata Köprüsüne ulaştı. Yürüyüşe, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve TÜGVA Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Necmettin Bilal Erdoğan, AK Parti Kayseri Milletvekili ve TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, Beşiktaş JK Başkanı Serdar Adalı, Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz katıldı.
Açılış konuşmasının ardından Sanatçı Mahır Zain ilahi söyledi, vatandaşlar eşlik etti.
'GAZZE'DE YAŞANAN BİR SOYKIRIMDIR'
TÜGVA Yüksek İstişare Kurulu Üyesi, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmettin Bilal Erdoğan da 'Büyük Gazze Yürüyüşü'nde konuşma gerçekleştirdi. Bilal Erdoğan, 'Filistin'e destek için bugün Galata Köprüsü'nü dolduran yüz binler; gününüz aydın olsun. Yeni yılımız milletimize, bütün Müslümanlara, Filistin'e ve insanlığa huzur getirsin inşallah. Rabbim gözü yaşlı annelerin gözyaşını dindirsin. Bugün burada, yine yeni yılın ilk sabahında, Gazze'de ve Filistin'de yaşananların yalnızca insani bir dram olmadığını, aynı zamanda küresel düzenin temellerinin sarsıldığını, ahlaki iddia taşıyan tüm uluslararası kurumların iflas ettiğini gösteren bir kırılma hattı olduğunu haykırmak için toplandık. Gazze'de yaşanan asla bir savaş değildir. Gazze'de yaşanan iki ordunun bir araya geldiği bir çatışma değildir. Gazze'de yaşanan sadece bir güvenlik meselesi değildir. Gazze'de yaşanan bir halkın kadınlarıyla, çocuklarıyla, yaşlılarıyla bilinçli ve sistematik bir şekilde yok edilmeye çalışıldığı bir soykırımdır' ifadelerini kullandı.
'21'İNCİ YÜZYILIN HİTLERİ NETANYAHU'
Bilal Erdoğan, 'Bu soykırım yalnızca on binlerce ton bombayla yapılmıyor. Bu soykırım açlıkla yapılıyor. Bu soykırım susuzlukla yapılıyor, soğukla yapılıyor, insani yardımların engellenmesiyle yapılıyor. Bugün Filistin'de ağır kış şartlarında, derme çatma çadırların içinde her türlü imkandan yoksun insanlar var. Ve bu insanlara ulaşabilecek yardımı bilerek, isteyerek ve hatta zevk alarak engelleyen zalim bir düzen var. Bu kadar alçalmayı mümkün kılan bir zihniyetin başındaki Netanyahu eşkıyasını Rabbimiz Kahhar ismi şerifiyle kahr-u perişan eylesin. Savaşın dahi bir hukuku vardır. Ancak bırakın Gazze'de bu hukukun ihlal edilmesini, fiilen bu hukuk yok sayılmıştır. Cenevre sözleşmeleri, işte Batı'nın kendi sözleşmeleri açık ve nettir. Sivillerin hedef alınması, orantısız güç kullanılması, yaşam altyapısının yok edilmesi açık savaş suçudur. Bu suçlar üstelik münferit değildir. Bu suçlar süreklidir. Bu suçlar merkezi kararlarla yönetilmektedir. Hem de İsrail vatandaşlarının güçlü desteğiyle yönetilmektedir. Ve tam da bu nedenle şunu söylüyoruz: Bunlar bir çatışma değildir. Bunlar devlet gücüyle icra edilen modern bir yok etme siyasetidir. Çünkü Filistinli maalesef İsrail için insan sayılmıyor. Dünyanın Rusya-Ukrayna savaşı başladığı andan itibaren takındığı tavırları bir düşünün. Bir yanda askeri, ekonomik, politik ambargolar; diğer tarafta uluslararası spor müsabakalarından şarkı yarışmalarına kadar birçok etkinlik ve organizasyondan menedilmiş Rusya var. Dostoyevski'nin bile yasaklandığı bir dünya. Diğer yanda 21'inci yüzyılın Hitleri Netanyahu ile sarmaş dolaş bir dünya. İşte Batı medeniyetinin geldiği nokta, düştüğü nokta; zillet' dedi.
'İSRAİL, SAVAŞ SUÇLARINI TAZMİN ETMEKLE YÜKÜMLÜ TUTULMAK ZORUNDADIR'
Erdoğan, 'Gazze yerle bir edilmiştir. Bu yıkımın bedeli mağdurlara yüklenemez. Bu yıkımın maliyeti üçüncü ülkelere havale edilemez. Yıkan onarmalıdır. Bugün burada tekrar söylüyoruz ve her platformda söylemeye devam edeceğiz: İsrail, savaş suçlarını tazmin etmekle yükümlü tutulmak zorundadır. Ve Gazze'nin yeniden inşası, İsrail'in ödediği savaş tazminatlarıyla yapılmak durumundadır. Şimdi Gazze'de bombayla yürütülen bu siyaset, Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti üzerinden sürdürülmektedir. İsrail tarafından silahlandırılan yerleşimciler, biliyorsunuz hiçbir zaman olmadığı kadar Batı Şeria'daki mazlum Filistinlileri hedef almaktadır. Dolayısıyla Gazze ve Batı Şeria'daki durum birbirinden kopuk, ayrı değildir. Her ikisi de aynı cezasızlık mimarisi içinde yürütülmektedir. Gazze ve Batı Şeria'daki işgal sona ermeden, Filistinliler kendi vatanlarındaki yaşam hakkı ve özgürlüklerini kazanmadan, Filistin Devleti'nin toprak bütünlüğü tanınmadan mücadelemize ara vermeyeceğiz Allah'ın izniyle' şeklinde konuştu.




