İspanya'nın kuzeybatısında, Atlas Okyanusu'nun hırçın dalgalarıyla dövülen Galiçya bölgesinde, futbol dünyasının en romantik ve en şahsına münhasır kulüplerinden biri olan Real Club Deportivo de La Coruña, şanlı geçmişi ve sarsılmaz "Türk" bağıyla yaşamaya devam ediyor.
Bir dönem Avrupa devlerini dize getiren "Super Depor", sadece başarılarıyla değil, tribünlerinde dalgalanan Türk bayraklarıyla da futbol tarihinin en ilginç hikayelerinden birine sahip.
SUPER DEPOR'UN DOĞUŞU
1906 yılında kurulan kulüp, tarihinin büyük bölümünü İspanya liginin orta sıralarında geçirdi. Ancak 1990’ların başı, kulüp için bir devrimin başlangıcıydı.
- 90'ların Altın Çağı: Başkan Augusto César Lendoiro yönetiminde kulüp, Bebeto, Mauro Silva ve daha sonra Rivaldo gibi dünya yıldızlarını kadrosuna katarak Real Madrid ve Barcelona’nın hegomonyasına kafa tutmaya başladı.
- Tarihi Şampiyonluk: Deportivo, 1999-2000 sezonunda La Liga şampiyonu olarak tarihinin zirvesine çıktı. Sadece 250 bin nüfuslu bir şehrin takımının bu başarısı, İspanya’da yer yerinden oynamasına neden oldu.
EL TURCO DEPORTİVO
Deportivo taraftarlarına ve futbolcularına rakip taraftarlar (özellikle komşu şehir takımı Celta Vigo) tarafından yakıştırılan "El Turco" lakabı, aslında bir aşağılama girişimi olarak başlamış ancak muazzam bir onur nişanına dönüşmüştür.
- Ezeli Rekabet: Galiçya derbisinde Celta Vigo taraftarları, La Coruña şehrinin sakinlerine "Türk" diyerek hakaret etmek istemişlerdir. Bunun kökeninde, o dönemlerde deniz yoluyla gelen yabancılara veya "öteki" görülenlere duyulan bir tepki yatar.
- Sahiplenme: Deportivo taraftarları bu "aşağılamayı" tersine çevirerek, "Evet, biz Türkleriz!" demiş ve tribünlerini devasa Türk bayraklarıyla donatmışlardır. Öyle ki, Celta Vigo ile oynanan maçlarda stadyumda "En büyük Türkiye" tezahüratları yükselir.
- Meşhur Pankart: Riazor Stadı'nda sık sık görülen o meşhur pankartta şu yazar: "Celta Vigo taraftarları Yunanlara, biz Türkler ise birbirimize benzeriz."
AVRUPA'DA BİR KASIRGA
Deportivo, 2000’lerin başında Şampiyonlar Ligi’nin en korkulan takımlarından biriydi.
- Milan Mucizesi (2004): Şampiyonlar Ligi çeyrek finalinde, ilk maçta İtalya'da Milan'a 4-1 yenilen Deportivo, rövanşta kendi sahasında Milan'ı 4-0 mağlup ederek futbol tarihinin en büyük geri dönüşlerinden birine imza attı.
- Devlerin Kâbusu: Manchester United, Bayern Münih ve Juventus gibi devleri kendi evlerinde dize getiren bu takım, "Super Depor" unvanını sonuna kadar hak etti.
TÜRKLER VE DEPORTİVO
Kulübün "El Turco" lakabına rağmen, tarihinde forma giymiş Türk futbolcu sayısı oldukça azdır:
- Emre Çolak: 2016-2018 ve 2020 yıllarında kulüpte forma giydi. Taraftarlar tarafından çok sevilen Emre, teknik becerisiyle "El Turco" lakabının hakkını veren isimlerden biri oldu.
- Okay Yokuşlu: Her ne kadar ezeli rakip Celta Vigo'da uzun süre oynasa da, bölgedeki Türk imajının en güçlü temsilcilerinden biri olmuştur.
AZ BİLİNENLER
- Barbaros Hayrettin Paşa Bağlantısı: Bir efsaneye göre, bu "Türk" yakıştırmasının kökeni 16. yüzyıla kadar gider. Barbaros Hayrettin Paşa'nın Galiçya kıyılarına geldiği ve La Coruña halkının Türk denizcilere yardım ettiği, bu yüzden komşu şehirlerin onlara "Türk" dediği rivayet edilir.
- Kupa Koleksiyonu: Deportivo; 1 La Liga şampiyonluğu, 2 Kral Kupası (Copa del Rey) ve 3 İspanya Süper Kupası sahibidir.
- Centenario (Yüzyılın Şampiyonluğu): 2002 yılında Real Madrid'in 100. kuruluş yıl dönümünde, Madrid'in sahası Bernabeu'da oynanan Kral Kupası finalini Deportivo kazanmış ve tarihe "Centenariazo" olarak geçen bir şok yaşatmıştır.
- Düşüş ve Sadakat: Kulüp şu an alt liglerde (Primera Federación) mücadele etse de, Riazor Stadı hala her maçta kapalı gişe oynamakta ve "Türk" bayrakları asılmaya devam etmektedir.
|
Kupa |
Sayı |
Yıl |
|
La Liga |
1 |
1999-2000 |
|
Copa del Rey |
2 |
1995, 2002 |
|
İspanya Süper Kupası |
3 |
1995, 2000, 2002 |
Deportivo de La Coruña, endüstriyel futbolun dev bütçelerine karşı yerel bir direnişin ve beklenmedik bir kültürel bağın simgesidir. Atlas Okyanusu kıyısındaki bu küçük şehirde, ay-yıldızlı bayrakların dalgalanması, futbolun sadece bir oyun değil, bir kimlik meselesi olduğunun en güzel kanıtıdır.