Genel

Çürüyen klasik aracı ahşap sanatıyla yeniden doğurdu

İstanbul’da yaşayan kündekari ustası Mehmet Ali Tüfekçi, atıl durumdaki 1954 model arazi aracını bir yıl süren titiz çalışmayla yeniden ayağa kaldırdı. Çürüyen kasayı ahşaptan aslına uygun şekilde yeniden yapan Tüfekçi, klasik aracıyla memleketi Rize’de çocukluk anılarının izini sürüyor.

Abone Ol

İstanbul’da yaşayan kündekari (ahşap oyma) sanatçısı Mehmet Ali Tüfekçi (65), atıl halde satın aldığı 1954 model arazi aracını 1 yıl süren zorlu çalışmayla baştan aşağı yeniledi. Aracın zamanla çürüyen kasasını mesleki tecrübesiyle aslına uygun olarak ahşaptan üreten Tüfekçi, gözü gibi baktığı klasik kamyonetiyle memleketi Rize'nin yollarında çocukluğuna doğru yolculuğa çıkıyor.

İstanbul'da ahşap sanatı kündekari ustalığı yapan Mehmet Ali Tüfekçi, eski araçlara olan tutkusu nedeniyle hurda ve atıl durumda olan 1954 model bir arazi aracı satın aldı. Motor ve mekanik aksamlarını tamamen orijinal parçalarla revize eden Tüfekçi, aracın çürüyen arka kasasını ise mesleki yeteneğini konuşturarak baştan yaptı. Çocuklarıyla birlikte 1 yıl boyunca aralıksız çalışan Tüfekçi, Amerika'daki orijinal versiyonlarında olduğu gibi aracın kasasını ahşapla kapladı. İç aksesuarlarından düğmelerine, pedallarından krom detaylarına kadar her parçasını el emeğiyle yenilediği aracını memleketi Rize'ye getiren Tüfekçi, klasik kamyonetiyle görenleri kendine hayran bırakıyor.

'ORİJNALİNİ AHŞABA ÇEVİRDİK'

Mehmet Ali Tüfekçi, 'Bu araba her tarafı vuruk, ezilmiş, atıl durumda olan eski bir araçtı. Merakımız icabı alıp temizledik, her şeyini elden geçirdik. Her şeyi yerinde ve orijinal parçalarıyla kullandık. Sıra kasasının ahşap işine geldiği zaman çocuklarımla beraber bu işe giriştik. Ben kündekari ustasıyım, bu çok hassas bir iştir. İşimiz ahşap olduğu için bunu da aynı hassasiyetle, birebir araba standartlarına uygun yaptık. 'Düzgün yapıyoruz madem, standarttan çıkıp biraz değiştirelim' demedik. Türkiye'de olmasa da Amerika'daki orijinal üretimlerinde ahşap kasa var. Biz de sadece orijinalini ahşaba çevirdik. Sadece ahşabı değil; içinin aksesuarlarını, düğmelerini, pedallarını ve krom olan aksamlarını da biz yaptık. Bu süreç aralıksız tam bir yıl sürdü' dedi.

'İNSAN BİLE BİNDİRMİYORUM, ÇAY TAŞIMAK NEREDE'

Nostaljik aracıyla gezerken adeta geçmişe yolculuk yaptığını belirten Tüfekçi, 'Görenlere durumu izah etmek çok zor, çünkü herkes ayrı bir soru soruyor. Gelip bakan hayran kalıyor. Aracı sürdüğümde 1970'li yıllarda sahip olduğum benzer iki arabamı ve köy yerinde yaşadığım o eski günleri hatırlıyorum; adeta çocukluğuma dönüyorum. Kesinlikle taşımam. İnsan bile bindirmiyorum, çay taşımak nerede... Sadece kendi zevkim için, nereye kadar giderse böyle kullanacağım' dedi.