Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün TBMM Genel Kurulu'nda Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin yemin töreni öncesi yaşananlara ilişkin, 'CHP'nin faşizan ve kibirli zihniyetine hep beraber bir kez daha tanık olduk. Yeni bakanlarımızın yemin etmesine engel olmak için her türlü eşkıyalığı milletin kürsüsünü işgal etmek dahil, her türlü zorbalığı sergilediler. Engelleyemeyeceksiniz. Durduramayacaksınız' ifadelerini kullandı.
AK Parti Kongre Merkezi'nde düzenlenen toplantıda konuşan Erdoğan, 'AK Parti olarak kadrolarımızı güçlendirmeye devam ediyoruz. Partimize yönelik gerçekten büyük bir teveccüh söz konusu. Geçen ay grup toplantımızda 3 yeni milletvekilimiz AK Parti saflarına dahil oldu. 4 ilçe ve belde belediye başkanımız da MKYK toplantımızda AK Parti ailesine katıldı. Türkiye Yüzyılı inşasına omuz vermek için partimize intisap eden tüm arkadaşlarımıza bir kez daha hoş geldiniz diyorum' diye konuştu.
'CUMHUR İTTİFAKI AYAKTAYSA 86 MİLYON GÜVENDEDİR'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefetin şiddet, hakaret, tahrik dozunun giderek arttığını ancak buna rağmen AK Parti'nin ve Cumhur İttifakı'nın çekim merkezi olmayı sürdürdüğünü kaydederek, 'AK Parti, bugün Türkiye'nin hem en büyük siyasi partisi hem de en kurumsal siyasi hareketidir. Cumhur İttifakı ise devletimizin bekasının, milletimizin birlik ve dirliğinin en sağlam güvencesidir. Bugün, siyasetin merkezi Cumhur İttifakı'dır. Şayet AK Parti güçlü, Cumhur İttifakı ayaktaysa evelallah 86 milyonun her bir ferdi güvendedir, Türkiye'nin aydınlık yarınları teminat altındadır. Bunu öyle laf olsun diye asla söylemiyorum. Aksine burada çok yalın bir gerçeği ifade ediyorum. Bölgemizdeki ve dünyadaki gelişmeleri hepimiz yakından takip ediyoruz. Ezberler bozuluyor, kurumlar irtifa kaybediyor, mevcut düzen temelden çatırdarken yerine ne geleceğini kimse kestiremiyor. Bütün bunlara baktığımızda Cumhur İttifakı'nın ülkemiz ve milletimiz açısından ne manaya geldiği özellikle bugünlerde daha iyi anlaşılıyor' dedi.
'BADİRELERİN ÜSTESİNDEN ALNIMIZIN AKIYLA GELDİK'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Belirsizliklerin küresel düzeyde arttığı, her gün yeni bir krizin patlak verdiği, haklının güçlü değil, güçlünün haklı olduğu günümüz jeopolitiğinde Türkiye'nin en büyük şansı AK Parti ve Cumhur İttifakı'dır; tecrübeli, liyakatli, dürüst, çalışkan kadroların iş başında olmasıdır. Son 10 yıldaki hadiseleri bir gözden geçirin. Neler yaşadığımızı, nelerle mücadele ettiğimizi şöyle bir hatırlayın. Gelişmiş ülkeler dahil, dünyanın başka herhangi bir devletinin başına gelse yerle yeksan olacağı nice krizi biz başarıyla yönettik. Doğal afetinden savaşlara kadar en zorlu badirelerin üstesinden alnımızın akıyla geldik. Türkiye'yi sıcak çatışmaların tarafı haline getirmeye yönelik tuzakların tamamını boşa çıkardık. Dengeli, itidalli ve stratejik aklı merkeze alan dış siyasetimizle ülkemi krizlerin çözümünde anahtar ülke konumuna getirdik' dedi.
'GÜÇLÜ TÜRKİYE'NİN AYAK SESLERİ DAHA FAZLA DUYULACAK'
Türkiye'yi şanla şerefle temsil ettiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Birileri kabul etmeye yanaşmasa da uluslararası siyasette son yıllarda bir Türkiye rüzgarı esiyor. Bölgesel krizlerin çözüm arayışında Türkiye'nin kapısı daha sık çalınıyor. Türkiye'nin ne diyeceği, nasıl tavır alacağı dikkatle takip ediliyor. Türkiye, gündemi belirlenen ülke değil, gündem belirleyen bir ülke olarak adından daha fazla söz ettiriyor. Tam da aziz milletimizin bizden beklediği şekilde tam da şanlı tarihimize yakışır biçimde uluslararası alanda güçlü bir varlık gösteriyoruz. Henüz yeni başladık. Gelecekte çok daha iyi yerlerde olacağız. Ay yıldızlı al bayrağımız daha gururla dalgalanacak. Yönünü ülkemize dönmüş kardeşlerimiz daha huzurlu olacak. Büyük ve güçlü Türkiye'nin ayak sesleri daha fazla duyulacak. Kızılelmamız olan Türkiye Yüzyılı kuvveden fiile geçene kadar durmadan, duraksamadan çalışmaya devam edeceğiz. Bütün bunları sizlerle birlikte başaracağız' diye konuştu.
'MİLLETE HİZMET YOLUNDA YORGUNLUĞA YER YOK'
AK Parti olarak bir kadro hareketi olduklarını söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:
'Kökü mazide, gözü atide kutlu bir mücadelenin neferleriyiz. Görevi, ünvanı, makamı ne olursa olsun teşkilatımızın her bir mensubu bu mücadelede son derece stratejik bir vazife icra etmektedir. İl, ilçe başkanlığı ne kadar önemliyse mahalle temsilciliği de o kadar önemlidir. Belediye başkanlığı ne kadar mühimse belediye ve il meclis üyeliği de o derece mühimdir. Sandık müşahitlerimizin yeri nasıl doldurulamazsa elinde broşürle kapı kapı dolaşan gönüllülerimizin de yerini kimse alamaz. Hiçbir görev, diğerinden önemli veya önemsiz değildir. Mesele, verilen görevi en iyi şekilde yerine getirmek, bulunduğu konumda en ideali ortaya koymak, elinden gelenin en iyisini yapabilmektir. Mesele, milletin bize emaneti olan makamların hakkını verebilmektir. Mesele, aşkla, sevdayla, heyecanla, sabır ve samimiyetle koşturmaktır. Mesele, tevazuyu elden bırakmadan, kibre kapılmadan, niyeti ve istikameti bozmadan son ana kadar millete hizmetkar olabilmektir. Millete hizmet yolunda bıkkınlığa, yorgunluğa ve rehavete yer olmadığını hiçbirimiz unutmamalıyız. Bizim siyaset geleneğimizde hiçbir mazeret, başarının yerini tutmaz.'
'VATANDAŞLARIMIZLA İFTAR VE SAHUR SOFRALARINDA BULUŞACAĞIZ'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ramazan ayı boyunca Teşkilat Başkanlığı ile Kadın ve Gençlik Kolları'nın da katkılarıyla oldukça kapsamlı bir plan hazırladıklarını kaydederek, 'Aile ve gençlik fonundan aldıkları desteklerle yeni yuva kuran genç çiftlerimize ilk ramazanlarında misafir olacağız. Şehit yakınlarımız ve gazilerimizle bir araya geleceğiz. Gönül sofralarımızda aynı pideyi bölüşmenin manevi lezzetini tadacağız. Artık AK Gençlik klasiğine dönüşen 'İftara 5 kala' ve 'Sahura 5 kala' çalışmalarımızı bu yıl da devam ettiriyoruz. Özellikle deprem bölgesindeki kardeşlerimizin yanlarında olmaya büyük önem veriyoruz. Teslim ettiğimiz konutların gerçek anlamda birer yuvaya dönüşeceği bu mübarek ayda, vatandaşlarımızla iftar ve sahur sofralarında buluşacağız. Kadın Kollarımız aynı şekilde farklı etkinliklerle rahmet ve bereket ayını en güzel şekilde değerlendirecek, yoksulların kapısını çalacak, gariplerin elinden tutacak, yetimin, öksüzün gözyaşını silecek. Ülkemiz içinde bunları yaparken yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızı ve kardeşlerimizi de elbette ihmal etmeyeceğiz. Avrupalı Türklerle bir araya geleceğimiz iftar programları düzenleyeceğiz. Gazzeli ve Suriyeli mazlumları bu ramazanda da unutmayacağız. İçeride ve dışarıda tam bir seferberlik ruhuyla Ramazan-ı Şerifi en verimli şekilde idrak ve ihya etmeye çalışacağız. Belediye başkanlarımızdan çok büyük bir gayret bekliyorum. Havalar soğuk. Ramazan-ı Şerif'te tenceresi kaynamayan, ocağı yanmayan tek bir ev bile varsa bunun vebali önce bizlerin üzerindedir, bunu bileceğiz. Allah korusun, hiçbirimiz ne bu dünyada ne de yarın hakkın divanında bunun hesabını veremeyiz' ifadelerini kullandı.
'ORTADA DOĞRU DÜZGÜN ESERLERİ YOK'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün afet konutlarının ödeme planıyla ilgili müjdeleri paylaştıklarını söyleyerek, 'Öncesinde ana muhalefet partisi 'boş senet imzalatıyorlar' gibi zırvalarla milletimizi galeyana getirmeye çalıştı. 'Faizle afet konutu satıyorlar' diyerek milletin gözünün içine baka baka açıkça yalan söylediler. Deprem bölgesine bir çivi çakmadıkları halde bir de çıkıp abuk sabuk iddialarla depremzedelerimizi hükümetimize karşı kışkırtmaya çalıştılar. 1939 Erzincan depremi olduğunda dönemin iktidarı vatandaşa yardım namına sadece 8 çivi tevzi etmiş fakat bu 8 çiviyle ev inşa etmenin sırrını milletimize öğretmemiştir. Aradan 87 yıl geçti. Türkiye değişti, gelişti, güçlendi ama CHP'nin afetlere karşı yaklaşımında hiçbir değişim yaşanmadı. Dün, 8 çivi vermeyi başarı gören zihniyet bugün de çöp konteynerleriyle, kilit taşıyla, sayısı bir elin parmaklarını geçmeyen pikapla övünüyor. Depremin üzerinden üç yıl geçmiş hala ortada doğru düzgün eserleri yok. Aslında 455 bin konuta kara çalmasa, çöp konteynerleriyle övünmesini bir yere kadar anlayışla karşılar, çapları bu kadarmış der geçeriz ama bu erdemi de göstermiyorlar. Ne iş yapıyorlar ne de bizim iş yapmamızı istiyorlar. Ne hizmet ediyorlar ne de bizim millete hizmet etmemizi istiyorlar. Kendilerini devletin yegane sahibi olarak görme huylarından bir türlü vazgeçmediler. Biz sizin cemaziyelevvelinizi çok iyi biliriz. Ben belediye başkanlığından geliyorum. İstanbul'u çöp, çukur, çamur, bataklığından devralan bir belediye başkanıyım. Ve İstanbul'u bu halde devraldık. 140 kilometre susuz Istranca Dağları'ndan İstanbul'a suyu elhamdülillah biz getirdik' dedi.
'ANA MUHALEFETİN DÜNKÜ SALDIRILARINI REDDEDİYORUM'
Ardından, dün TBMM Genel Kurulu'nda Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin yemin töreni öncesinde yaşananlara değinen Erdoğan, 'CHP'nin faşizan ve kibirli zihniyetine hep beraber bir kez daha tanık olduk. Yeni bakanlarımızın yemin etmesine engel olmak için her türlü eşkıyalığı milletin kürsüsünü işgal etmek dahil her türlü zorbalığı sergilediler. Engelleyemeyeceksiniz. Durduramayacaksınız. Bu gidişi durdurmaya sizin ne eliniz ne gücünüz yetmez Özgür. Yeminler yapıldı mı? Yapıldı. İş bitti mi? Bitti. Ne oldu? Rahat dursanız da güzel güzel bu yeminler yapılsa olmaz mıydı? Olurdu ama bunlarda demokratik anlayış yok. Bunlar o faşist anlayıştan vazgeçemezler, bunların iliklerine kadar sinmiş. Bozgunculuk yaparak, milli iradeye karşı edepsizlik ederek, gazi Meclis'in saygınlığına gölge düşürerek, çirkin ve çirkef siyasetlerini Genel Kurul salonuna taşıyarak nasıl bir zihniyete sahip olduklarını tekrar gösterdiler. Bu kendini bilmezlere sormak lazım, Türkiye Büyük Millet Meclisi sizin keyfinize göre kavga çıkaracağınız bir eylem alanı mıdır? Siz gazi Meclis'e milletin hakkını, hukukunu savunmaya mı geldiniz yoksa terör estirmeye mi? Kavgayı, nefreti, öfkeyi, hakareti yüce Meclis'e taşımaktan hiç mi rahatsız olmuyor, hiç mi utanmıyorsunuz? Daha ne kadar kendinizi rezil edecek, küçük düşürecek, size oy veren vatandaşlarımızın başını yere eğdireceksiniz. Ana muhalefetin siyaset kurumuna olan güveni dinamitleyen, Meclis'in vakarına zarar veren, hepsinden öte aziz milletimizi rencide eden dünkü saldırılarını reddediyorum. Dün olduğu gibi gelecekte de gazi Meclis'in mehabetine yönelik mütecaviz eylemler karşısında dimdik duracağımızın bilinmesini istiyorum. Bunu yaparken de kavga ve kaosla değil, nezaketimizle, asaletimizle, bilgi ve birikimimizle farkımızı ortaya koymaya devam edeceğiz' diye konuştu.




