BARIŞ BERKANT OĞUZ/ CEREN DİLAN KOLUAÇIK
Muğla’nın Milas ilçesindeki Akbelen bölgesinde, 6 köy için acele kamulaştırma kararıyla alakalı dün yapılan keşif sırasında, gelen heyete tepki gösteren İkizdere köyü sakini Esra Işık tutuklandı. Işık’ın tutuklanmasının ardından Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, eylem gerçekleştirdi. Yapılan eylemde mahalle Esra Işık’ın bir an önce serbest bırakılması istendi.
Yapılan açıklamada,
“Muğla’nın Milas ilçesinin sınırları içinde yer alan ve sayısız canlı türüne ev sahipliği yapan Akbelen Ormanı, yıllardır sermayenin saldırısı altında. Akbelen Ormanı, 2018’de Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Limak Holding’e bağlı Yeniköy Kemerköy Enerji (YK Enerji) şirketine satıldı. Buna karşı köylüler hukuki ve fiili meşru direnişi başlattı. Direniş süreci boyunca dört bir yandan yaşam savunucuları Akbelen’de bir araya geldi, nöbetler tuttu ve eylemler düzenledi. Ancak elde edilen hukuki kazanımlar yok sayıldı. Yargı "acele kamulaştırma" olarak adlandırılan "acele işgal" saldırısında kılıf olarak kullanıldı. 30 Mart 2026 tarihinde ise Akbelen Ormanı çevresinde bulunan Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerindeki 679 parsel tarım arazisinin, 7554 sayılı işgal yasası kapsamında acele kamulaştırılmasına karşı açılan dava henüz sonuçlanmamışken; Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından, söz konusu alanların değer tespiti ve el koyulmasına yönelik Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde devam eden dava kapsamında keşif gerçekleştirildi." denildi.
"Sermaye-devlet işbirliğiyle halka ait olan doğal kaynaklar sistematik biçimde gasbediliyor"
"Keşif sırasında Akbelen halkı, bu fiili toprak işgaline tepki gösterdi. İkizköylü Esra Işık da bölgede açıklama yaptı. Bu açıklamanın ardından aynı gün 23.50’de Esra Işık, gözaltına alındı. Ertesi gün, sabah saatlerinde Milas Adliyesi’ne sevk edildi ve tutuklandı. Bir yandan sermaye-devlet işbirliğiyle halka ait olan doğal kaynaklar sistematik biçimde gasbediliyor, yaşam alanlarımız yok ediliyor. Tarım alanlarının işgal edilmesiyle köylünün geçim kaynağı elinden alınıyor, yöre halkı birkaç yıl boyunca şirketlere kar sağlayacak kömür, altın vb. madenlerde güvencesiz koşullarda düşük ücretle çalışmak zorunda bırakılıyor. Kimi zaman çalıştıkları yerlerde işçi cinayetlerinde katlediliyor. Kasıtlı olarak gerçekleştirilen bu mülksüzleştirme ve işçileştirme politikalarıyla halihazırda yoksul olan halk daha yoksul hale getiriliyor. Diğer yandan havamız, suyumuz, toprağımız kirletiliyor. Soframızdaki yiyecekten, içtiğimiz suya, soluduğumuz havaya, yaşadığımız kentlere kadar bütün yaşamımız zehre dönüştürülüyor." ifadeleri yer aldı.
"Doğayı savunan herkese verilen bir gözdağı"
"İşte bu atmosferde doğayı, yaşam alanlarımızı savunanlar gözaltı, tutuklama gibi baskı araçlarıyla susturulmak isteniyor. Şubat ayında Polen Ekoloji Kolektifi ve Bakırtepe Çevre Platformu’ndan yaşam savunucuları, sürdürdükleri meşru faaliyetler kriminalize edilerek tutuklandı. Hukuki yollarla sesimizi kısamayanlar ise, Ali ve Aysin Büyüknohutçu, Metin Lokumcu, Reşit Kibar ve Hakan Tosun örneklerinde gördüğümüz gibi çeteler eliyle yaşam savunucularını katlediyor ve failleri cezasızlık politikalarıyla ödüllendiriyor. Bugün Akbelen’de yaşananlar da bu politikalardan bağımsız, münferit bir olay değil, aksine doğayı savunan herkese verilen bir gözdağıdır." açıklamasında bulunuldu.
"Dayanışmadan ve haklılığımızdan aldığımız gücümüzle örgütlü mücadeleyi sürdüreceğiz"
"Yanı başımızda süren emperyalist savaşlar bombalarla, füzelerle yürütülürken devlet-sermayenin doğaya karşı savaşı fiziki şiddet, hukuk sopası ve toplumsal baskıyla yürütülüyor. Bilinsin ki korkmuyoruz! Baskılar karşısında toprağı, havası, suyu için mücadele edenler olarak hiçbir zaman susmadık. İkizdere’de HES’lere, Cerattepe’de altın ve bakır madenlerine, Varto’da JES’lere, bütün bir ekolojik yıkıma karşı barikat önünde, mahkeme koridorlarında bulunduğumuz her yerde doğa ve yaşam için mücadeleyi sürdürdük. Bugün bu tutuklama saldırıları karşısında yine öyle olmaya devam edecek. İkizköylü mücadele arkadaşımız Nejla Işık’ın söylediği gibi “başımız dik, alnımız ak.” Dayanışmadan ve haklılığımızdan aldığımız gücümüzle örgütlü mücadeleyi sürdüreceğiz. Ankara Emek ve Demokrasi güçleri olarak talebimiz açıktır: Esra Işık serbest bırakılsın! Doğa savunucularına yönelik baskılara derhal son verilsin!” denildi.