Tam 120 yıl önce bugün, Filipinler’in Jolo Adası'ndaki sönmüş bir volkan kraterinde, dünya askeri tarihinin en trajik ve orantısız güç kullanımından biri yaşandı.
"Bud Dajo Muharebesi" olarak da bilinen Moro Krateri Katliamı, sömürgeci hırsların ve kültürel çatışmaların vardığı en uç noktayı temsil ediyor.
KRATERDEKİ SON KALE
Amerikan-Filipin Savaşı'nın ardından ABD, bölgedeki Müslüman Moro halkını kontrol altına almakta zorlanıyordu. 1906 yılının başlarında, Amerikan yönetimine, köleliğin yasaklanmasına ve yeni vergilere tepki gösteren yaklaşık 1000 kadar Moro yerlisi, Jolo adasındaki sönmüş bir volkan olan Bud Dajo kraterine sığındı.
- Kuşatma: 5 Mart 1906'da General Leonard Wood komutasındaki Amerikan birlikleri, dağın eteklerine ulaştı. Kraterin dik yamaçları doğal bir kale görevi görüyordu.
- Saldırı (7-9 Mart): Amerikalılar, dağın tepesine ağır toplar ve makineli tüfekler çıkardılar. 7 Mart'ta başlayan bombardıman, 9 Mart sabahına kadar sürdü. Kaçacak yeri olmayan Morolar, kraterin içinde mermi yağmuruna tutuldu.
- Kıyım: Amerikan askerleri tepeye ulaştığında, kraterin içi cesetlerle doluydu. Kılıçlarla (kris ve barong) direnmeye çalışan yerliler, modern ateşli silahlara karşı hiçbir şans bulamadı.
NEDEN?
Katliama yol açan süreç birkaç temel gerilim noktasından beslendi:
- Kelle Vergisi (Cedula): Amerikalıların getirdiği yeni vergi sistemi, özgürlüğüne düşkün Moro halkı tarafından bir "haraç" ve "kölelik işareti" olarak görüldü.
- Kültürel Çatışma: ABD yönetimi, Moro toplumunun asırlardır süren geleneklerini (kölelik dahil) aniden kaldırmak istiyordu. Bu durum, yerel kabile liderlerinin otoritesini sarstı.
- Silahsızlandırma Politikası: Moroların kılıç taşımalarının yasaklanmak istenmesi, onlar için sadece bir silah kaybı değil, aynı zamanda onur kırıcı bir müdahaleydi.
ULUSLARARASI İNFİAL
Katliam, gerçekleştikten kısa bir süre sonra dünya basınında geniş yer buldu ve ABD içinde büyük bir vicdan muhasebesine yol açtı.

- Bilanço: Aralarında çok sayıda kadın ve çocuğun da bulunduğu 600 ila 1000 Moro hayatını kaybetti. Amerikan tarafında ise sadece 20 civarı kayıp vardı.
- Siyasi Tepkiler: ABD Kongresi'nde sert tartışmalar yaşandı. Mark Twain gibi anti-emperyalist figürler, orduyu ve hükümeti sert dille eleştirdi. Twain, olayı "tek taraflı bir kasaplık" olarak nitelendirdi.
- Moro Direnişi: Bu olay Moroları sindirmek yerine, Amerikan karşıtı duyguları daha da körükledi ve yıllarca sürecek olan bir gerilla savaşının temellerini attı.
KATLİAMIN MİMARLARI
|
İsim |
Rolü |
Tavrı |
|
Leonard Wood |
Bölge Valisi ve General |
Operasyonun emrini veren ve "asi temizliği" olarak nitelendiren kişi. |
|
John J. Pershing |
Albay (Daha sonra General) |
Wood'un yöntemlerini eleştirmiş, daha sonra bölgede farklı bir politika izlemiştir. |
|
Theodore Roosevelt |
ABD Başkanı |
Başlangıçta zaferi kutlayan bir telgraf çekmiş, ancak ayrıntılar ortaya çıkınca tepki almıştır. |
AZ BİLİNENLER
- "Tek Bir Kurtulan Yok": Amerikan kaynaklarına göre, kraterdeki yaklaşık 1000 kişiden sadece 6 kişi sağ kurtulabilmiştir. Bu durum, operasyonun bir "muharebe" değil, "imha operasyonu" olduğunun en büyük kanıtı sayılır.
- Fotoğraf Skandalı: Amerikan askerlerinin ceset yığınları önünde gururla poz verdiği fotoğraflar basına sızınca, ABD’nin "medeniyet götürme" iddiası büyük yara almıştır.
- Yükseklik Avantajı: Amerikalılar, topları dağın tepesine çıkarmak için yüzlerce yerli işçiyi ve katırı kullanmış, Moroların kendilerini korumak için kazdıkları siperler, yukarıdan yağan mermiler yüzünden mezarları haline gelmiştir.
- Pershing'in Farkı: Birkaç yıl sonra bölgeye vali olan John Pershing, Bud Dajo'da tekrar toplanan bir grubu, topyekün imha etmek yerine kuşatıp aç bırakarak teslim olmaya zorlamış ve benzer bir katliamı önlemiştir.
Moro Krateri Katliamı, günümüzde Filipinler'in güneyindeki Müslüman azınlığın yaşadığı acıların ve bağımsızlık taleplerinin tarihsel dayanaklarından biri olmaya devam ediyor. 2016 yılında, dönemin Filipinler Başkanı Duterte, bir zirvede bu katliamın fotoğraflarını göstererek ABD'nin insan hakları eleştirilerine tarihi bir hatırlatmayla yanıt vermişti.
Bu trajik olay, sömürgecilik tarihinin "uygarlaştırma" iddialarının ardındaki kanlı gerçeği hatırlatan bir ibret vesikasıdır.



