Istanbul

Uzmanlar uyarıyor: Genç yaşta kanser riski artıyor mu?

4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Medical Park İstanbul Onkoloji Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Benan Çağlayan, bu özel günün kanser farkındalığını artırmak açısından önemli bir fırsat olduğunu belirtti.

Abone Ol

Kanserin artık yalnızca ileri yaş hastalığı olmadığını söyleyen Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Benan Çağlayan, '1995 ile 2019 yılları arasında 50 yaş altı bireylerde kanser sıklığında yaklaşık yüzde 79'luk bir artış yaşanmıştır. Özellikle hiç sigara içmemiş bireylerde dahi akciğer kanseri görülme oranlarının artması dikkat çekicidir. Genç kadınlarda meme ve tiroit kanseri öne çıkarken, genç erkeklerde melanom, lenfoma ve prostat kanserleri daha sık görülmektedir' ifadelerini kullandı.

'ERKEN TANI İLE TEDAVİ BAŞARISI ARTIYOR'

Kanser vakalarının dünya genelinde arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Çağlayan, 'Dünya Kanser Günü; kanser için risk faktörlerine dikkat çekmek, erken tanının önemini vurgulamak ve kanserle yaşayan bireylerle dayanışmayı güçlendirmek amacıyla her yıl dünya genelinde anılmaktadır. Bu günün temel mesajı, kanserin önlenebilir bir hastalık olduğu ve erken tanı ile tedavi başarısının artırılabildiğidir' dedi.

'ERKEKLERDE RİSK KADINLARA GÖRE YÜZDE 25 FAZLA'

Kanserin dünyada yaygınlığının giderek arttığını söyleyen Prof. Dr. Çağlayan, 'Dünya Sağlık Örgütü güncel verilerine göre erkeklerde kanser görülme oranı kadınlara kıyasla yaklaşık yüzde 25 daha fazladır. Her 100 bin erkekten yaklaşık 205'inde, her 100 bin kadından ise 165'inde kanser teşhis edilmektedir. Bu veriler, kanserin küresel ölçekte önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu göstermektedir' dedi.

'VAKA SAYISINDA ARTIŞ SÜRÜYOR'

Son yıllarda kanser vakalarında belirgin bir artış yaşandığını dile getiren Prof. Dr. Çağlayan, '1990 ile 2023 yılları arasındaki süreç değerlendirildiğinde, kanser tedavisindeki gelişmelere rağmen hem vaka sayısında hem de kansere bağlı ölümlerde artış olduğu görülmektedir. 2050 yılında dünyada 30 milyondan fazla kişiye kanser tanısı konulacağı, yaklaşık 18 milyon kişinin ise bu hastalık nedeniyle hayatını kaybedeceği öngörülmektedir. Bu artışın önemli bir kısmı yaşam süresinin uzamasına bağlı olmakla birlikte, düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşa bağlı olmayan kanser türlerinde de artış dikkat çekmektedir' ifadelerini kullandı.

'50 YAŞ ALTI BİREYLERDE KANSER YÜZDE 79 ARTTI'

Kanserin artık yalnızca ileri yaş hastalığı olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Çağlayan, genç yaş grubunda da kanser görülme sıklığının arttığını belirterek, '1995 ile 2019 yılları arasında 50 yaş altı bireylerde kanser sıklığında yaklaşık yüzde 79'luk bir artış yaşanmıştır. Özellikle hiç sigara içmemiş bireylerde dahi akciğer kanseri görülme oranlarının artması dikkat çekicidir. Genç kadınlarda meme ve tiroit kanseri öne çıkarken, genç erkeklerde melanom, lenfoma ve prostat kanserleri daha sık görülmektedir' dedi.

'EN SIK GÖRÜLEN KANSER TÜRLERİ'

En sık görülen kanser türlerine değinen Prof. Dr. Çağlayan, 'Son verilere göre meme kanseri ve akciğer kanseri en sık görülen kanser türleri arasında yer almaktadır. Bunları kolorektal kanserler, prostat, mide, karaciğer, tiroit ve rahim ağzı kanserleri takip etmektedir. Kansere bağlı ölümlerde ise ilk sırada akciğer kanseri bulunmaktadır. Akciğer kanserini kolorektal, karaciğer ve meme kanseri izlemektedir' diye konuştu.

'ERKEN TANI YAŞAM SÜRESİNİ UZATIYOR'

Erken tanının yaşam süresini doğrudan etkilediğini belirten Prof. Dr. Çağlayan, 'Kanser olgularının önemli bir kısmı ileri evrede tanı almaktadır. Bu durum hem tedavi maliyetini artırmakta hem de yaşam süresini kısaltmaktadır. Oysa erken tanı sayesinde hastalığın seyri olumlu yönde değiştirilebilir ve ölüm oranları önemli ölçüde azaltılabilir' dedi.

'İŞTAHSIZLIK VE KAN TÜKÜRMEYE DİKKAT'

Erken dönemde ortaya çıkan belirtilerin çoğu zaman göz ardı edildiğini ifade eden Prof. Dr. Çağlayan, 'Akciğer kanserinde erken dönemde öksürük, halsizlik, kilo kaybı, iştahsızlık ve zaman zaman kan tükürme gibi belirtiler görülebilir. Ancak bu şikâyetler başka solunum yolu hastalıklarıyla karıştırılabilmektedir. Benzer şekilde bağırsak alışkanlıklarında değişiklik, uzun süren ağrılar ya da açıklanamayan kilo kaybı gibi belirtiler de bazı başka kanser türlerinin habercisi olabilir. Bu tür yakınmaların iki haftadan uzun sürmesi halinde mutlaka bir hekime başvurulmalıdır' diye konuştu.

'KANSER VAKALARININ ÖNEMLİ BÖLÜMÜ ÖNLENEBİLİRDİR'

Kanser vakalarının önemli bir kısmının önlenebilir olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Çağlayan, 'Tütün ve tütün ürünlerinden uzak durmak, sağlıklı beslenmek, ideal kiloyu korumak ve düzenli fiziksel aktivite yapmak kanser riskini azaltmada son derece etkilidir. Yapılan çalışmalar, bu önlemlerle kanser olgularının yaklaşık yüzde 40'ının önlenebileceğini göstermektedir. Ayrıca, rahim ağzı kanseri gibi bazı türlerde aşılama da önemli bir koruyucu faktördür' dedi.

'TARAMA PROGRAMLARI ÖLÜM ORANLARINI DÜŞÜRÜYOR'

Tarama programlarının önemine de değinen Prof. Dr. Çağlayan, 'Bazı kanser türlerinde tarama programları sayesinde kansere bağlı ölümlerde azalma sağlanabilmektedir. Meme, kolorektal, prostat ve akciğer kanseri için yapılan taramalar, erken evrede tanı konulmasına olanak tanımaktadır. Bu sayede tedavi başarısı artmaktadır' ifadelerini kullandı.

'KANSER ARTIK HER ZAMAN ÖLÜMCÜL DEĞİL'

Kanserin günümüzde her zaman ölümcül bir hastalık olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Çağlayan, 'Erken tanı ve doğru tedavi ile birçok kanser türünde tam iyileşme sağlanabilmektedir. Cerrahi yöntemlerin gelişmesi, akıllı ilaçlar ve immünoterapi gibi yeni tedavi seçenekleri sayesinde yaşam süresi uzamakta ve tedavi başarısı artmaktadır. Kanser artık birçok hasta için kronik bir hastalık haline gelmiştir' dedi.

'YANLIŞ İNANIŞLAR TEDAVİYİ GECİKTİRİYOR'

Toplumda kanserle ilgili yanlış inanışların yaygın olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Çağlayan, 'En sık karşılaştığımız yanlış inanışlardan biri, kanser tanısı alan hastanın artık iyileşemeyeceği düşüncesidir. Oysa günümüzde çok sayıda hasta başarılı şekilde tedavi edilebilmektedir. Bir diğer yanlış inanış ise biyopsi veya ameliyatın hastalığı yayacağı düşüncesidir. Bunun bilimsel bir temeli yoktur. Ayrıca bilimsel olarak kanıtlanmamış bitkisel veya alternatif yöntemler, gerçek tedaviyi geciktirerek hastaya zarar verebilmektedir' ifadelerini kullandı.

'SAĞLIKLI YAŞAM VE DÜZENLİ TARAMA'

Dünya Kanser Günü kapsamında topluma önemli mesajlar veren Prof. Dr. Çağlayan, 'Tütün kullanmamak, sağlıklı beslenmek, düzenli egzersiz yapmak ve aşırı kilodan kaçınmak kanser riskini azaltır. Bunun yanında özellikle 40-50 yaşından sonra düzenli sağlık kontrollerinin yapılması ve tarama programlarına katılım büyük önem taşır. Erken tanı, tedavi için en büyük avantajdır ve birçok hastada hayat kurtarır' dedi.