Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım, vefatının 103. yılında saygı ve minnetle anılıyor.

Karaman'dan Rumeli'ye göç eden Yörük Türkmenlerinden bir aileye mensup Zübeyde Hanım, 1857'de Selanik'e bir saat mesafedeki Langaza'da, Sofuzade Feyzullah Efendi ile Ayşe Hanım'ın tek kız çocuğu olarak dünyaya geldi. Çocukluk yıllarını ailesinin çiftliğinde geçiren Zübeyde Hanım, sınırlı eğitim imkanlarına rağmen okuma yazma öğrendi.

Genç yaşta Ali Rıza Efendi ile evlenen Zübeyde Hanım'ın Fatma, Ahmet, Ömer, Mustafa, Makbule ve Naciye adlarında 6 çocuğu oldu. Dönemin salgın hastalıkları nedeniyle Fatma, Ahmet ve Ömer'i kuşpalazı adıyla bilinen difteri, Naciye'yi ise 12 yaşında verem nedeniyle kaybetti.

Ali Rıza Efendi'nin 1890'daki vefatının ardından 33 yaşında yalnız kalan Zübeyde Hanım, bir süre çocuklarıyla Langaza'da tarımla uğraşan üvey kardeşi Hüseyin Ağa'nın çiftliğinde yaşadı, daha sonra reji memuru Ragıp Efendi ile evlendi.

Ali Rıza Efendi’nin vefatının ardından Zübeyde Hanım, oğlunun eğitimine daha da büyük bir hassasiyetle sahip çıktı. Mustafa’nın Selanik’te öğrenimine devam etmesini sağladı. Selanik Mülkiye Rüştiyesi’nden ayrılan Mustafa, annesinden habersiz şekilde askeri okul sınavına girdi. Sınavı kazandıktan sonra annesini ikna ederek Selanik Askeri Rüştiyesi’ne kaydoldu. Bu okul, yalnızca Mustafa’nın değil, ileride bir ulusun kaderinin de şekilleneceği yolun başlangıcı oldu.

Hakim eşini öldüren savcıya ilişkin olayın detayları ortaya çıktı
Hakim eşini öldüren savcıya ilişkin olayın detayları ortaya çıktı
İçeriği Görüntüle

Zübeyde Hanım

Matematik öğretmeni Yüzbaşı Mustafa Sabri Bey, isim benzerliğinden dolayı “Arada bir fark olmalı” diyerek Mustafa’ya “Kemal” adını verdi. Böylece “Mustafa Kemal” ismi ortaya çıktı. Askeri ortaokulu üstün başarıyla bitiren Mustafa Kemal, lise öğrenimini Manastır Askeri İdadisi’nde sürdürdü. Henüz 18 yaşındayken İstanbul’daki Harp Akademisi’ne girdi. Akademiyi başarıyla tamamladıktan sonra annesinin yaşadığı Selanik’e atanmayı istese de, Şam’daki 5. Ordu emrinde bulunan 30. Süvari Alayı’nda staja başladı.

Şam’a gidecek oğlunu görmek isteyen Zübeyde Hanım, kısa süreliğine İstanbul’a gelerek Sirkeci Garı’nda Mustafa Kemal’i uğurladı. Balkan Savaşları’nın ardından Selanik Osmanlı toprakları dışında kalınca Zübeyde Hanım ve kızı Makbule İstanbul’a yerleşti. Selanik’te kalan Ragıp Bey ise birkaç yıl sonra hayatını kaybetti.

Beşiktaş Akaretler’deki 76 numaralı evde yaşamaya başlayan Zübeyde Hanım, Mustafa Kemal’in geçirdiği sarılık hastalığı nedeniyle görme yetisini kaybetmesinden endişe ederek Halep’e kadar gitti. 1918’de Suriye Cephesi’nden İstanbul’a dönen Mustafa Kemal, annesi ve kız kardeşiyle hasret giderdi. Daha sonra Şişli’de üç katlı bir ev kiraladı; annesi ve kardeşine üst katı ayırdı. Kendisi ise bu evde, İstanbul’un en zor günlerinde yakın arkadaşlarıyla önemli toplantılar yaptı. 16 Mayıs 1919’da Samsun’a hareket edene kadar burada kaldı.

Zübeyde Hanım2

Milli Mücadele yıllarında Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının idama mahkûm edildiği haberleri Zübeyde Hanım’ı derinden sarstı; bu üzüntü sonucunda kısmi felç geçirdi. Mustafa Kemal, İstanbul’da kalan annesiyle bu dönemde mektuplaşmayı sürdürdü. Üç yıllık ayrılığın ardından, Kurtuluş Savaşı’nın sonlarına doğru annesini Ankara’ya getirmeye karar verdi. TBMM Başkanı ve Başkomutan olduğu dönemde Adapazarı’nda annesiyle buluşarak birlikte Çankaya Köşkü’ne döndüler.

Sağlık sorunları artan Zübeyde Hanım için İzmir havasının iyi geleceği düşünülerek 18 Aralık 1922’de İzmir’e götürüldü. Latife Hanım Köşkü’nde kaldığı 28 günün ardından, 14 Ocak 1923’te 66 yaşında hayata veda etti. Cenazesi Karşıyaka’daki Ferik Osman Paşa Camisi’nin avlusuna defnedildi.

Zübeyde Hanım adına bir anıt mezar yapılması için 1938’de İzmir Belediye Başkanı Behçet Uz tarafından bir proje hazırlandı. Ancak projeyi fazla gösterişli bulan Atatürk, mezarın sade olmasını istedi. Üzerine “Atatürk’ün anası Zübeyde burada gömülüdür. Ölümü: 1923” yazılmasını ve çocukları çok sevdiği için çevresinin bir çocuk parkıyla düzenlenmesini arzu etti. Anıt mezar 1940 yılında bugünkü halini aldı ve Zübeyde Hanım her yıl 14 Ocak’ta anılmaya devam ediyor.

Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Kemal Arı’ya göre Zübeyde Hanım’ın hayatı, büyük ölçüde oğluna duyduğu özlemle geçti. Küçük yaşlardan itibaren oğlundan ayrı kalan Zübeyde Hanım ile Mustafa Kemal arasındaki anne-oğul hasreti, yıllar boyunca artarak sürdü.

Arı’nın aktardığı bir anıya göre, Mustafa Kemal babasının ölümünü öğrendiği gün ilkokul çağındaydı. Evdeki kalabalığı fark edip durumu anlamaya çalıştı. Annesini ağlarken görünce kucağına koştu ve “Anne, hiç merak etme, sana ben bakacağım” dedi. Bu söz, aralarındaki güçlü bağın en çarpıcı göstergelerinden biri oldu.

Zübeyde Hanım’ın vefat ettiği sırada Mustafa Kemal, yurt gezisindeydi. Acı haber kendisine güçlükle ulaştırıldı. Rivayete göre, ölüm haberinden önce gördüğü bir rüyada annesinin elini kaybettiğini anlatmış, bu rüya kısa süre sonra gerçeğe dönüşmüştü.

Muhabir: Haber Merkezi