TÜRK DİZİLERİNDE KADINLAR HEP DAYAK YİYİYOR

Televizyon dizileri yalnızca birer eğlence aracı değildir; aynı zamanda toplumun değerlerini, algılarını ve davranış biçimlerini şekillendiren güçlü kültürel araçlardır. Bu nedenle ekranlarda sunulan içerikler, izleyicinin bilinç dünyasında derin izler bırakır.

Abone Ol

Ancak son yıllarda yapılan araştırmalar, Türk dizilerinde kadına yönelik şiddetin son derece yaygın bir hale geldiğini görüyoruz.

Türk televizyonlarında yayınlanan dizilere genel bir çerçeveden bakıldığında, neredeyse her 10 diziden 9’unda kadınların fiziksel ya da psikolojik şiddete maruz kalıyor. 2014-2024 yılları arasında yayınlanan 94 televizyon dizisini inceleyen BAREM Araştırma’nın “Dizi ve Filmlerde Şiddet Sahnelerine Dair Algılar Araştırması” başlıklı çalışması, bu tabloyu çarpıcı verilerle gözler önüne seriyor.

Dizilerde sıkça karşılaşılan sahneler, şiddetin ne denli sıradanlaştırıldığını açıkça gösteriyor. Kadının kolundan çekilmesi, yere atılması, tokatlanması, eve kilitlenmesi, saçından sürüklenmesi ya da silah zoruyla alıkonulması gibi görüntüler, dramatik anlatının adeta vazgeçilmez parçaları haline gelmiştir. Bu tür sahneler yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik ve ekonomik şiddetin de yoğun biçimde işlendiğini göstermektedir.

Araştırma bulgularına göre incelenen dizilerin tamamında fiziksel ve ekonomik şiddet yer alırken, psikolojik şiddet unsurları dizilerin yüzde 97’sinde görülüyor. Daha da dikkat çekici olan ise kadına yönelik şiddetin dizilerin yüzde 86’sında yer almasıdır. Bu oran, şiddetin televizyon anlatısında neredeyse “olağan” bir unsur haline geldiğini göstermektedir.

Şiddetin sunuluş biçimi de en az varlığı kadar çarpıcı. Sahnelemelerin yüzde 52’si doğrudan ve ayrıntılı bir şekilde ekrana yansıtılırken, yüzde 46’sı dolaylı biçimde sunuluyor.

Yani izleyici çoğu zaman şiddeti açık ve net biçimde görülüyor. Fiziksel şiddet sahneleri arasında en yaygın olanlar yumruklaşma ve dayak görüntüleri.

Dizilerde şiddetin kimler tarafından uygulandığı ve hangi bağlamda sunulduğu da önemli bir sorun. Şiddet sahnelerinin büyük bir bölümü, izleyicinin duygusal bağ kurduğu ana ve yan karakterler arasında gerçekleşiyor.

En kaygı verici noktalardan biri ise şiddetin sonuçlarının yeterince gösterilmemesidir. Araştırmaya göre dizilerdeki şiddet sahnelerinin yüzde 74’ünde sonuçlar belirsiz bırakılmaktadır. Bu durum, özellikle genç izleyiciler açısından şiddetin normalleşmesine ve hatta kimi zaman meşrulaştırılmasına zemin hazırlayabilir. Çünkü sonuçları gösterilmeyen her şiddet eylemi, izleyicinin zihninde eksik bir anlatı bırakır ve bu boşluk çoğu zaman yanlış algılarla doldurulur.

Türk dizilerinde kadına yönelik şiddetin bu denli yaygın ve çoğu zaman sorgulanmadan sunulması, yalnızca bir medya sorunu değil, aynı zamanda toplumsal bir mesele olarak karşımıza çıkmaktadır. Ekranlar, toplumun aynası olduğu kadar, onu şekillendiren bir güçtür. Bu nedenle, şiddetin sıradanlaştırıldığı değil; sorgulandığı, eleştirildiği ve dönüştürüldüğü içeriklerin artması, daha sağlıklı bir toplumsal yapı için kaçınılmaz bir gereklilik olarak öne çıkmaktadır.