Modern çağın koşulları doğrultusunda; yoğun çalışma koşullarında çalışan kadın, erkek veya okul çağındaki çocukları da dahil edersek, tatiller hepimizin dört gözle beklediği günlerdir. Günümüzde insanlar artık yaz tatilinin dışında, dini ve milli bayramları da tatil amacıyla değerlendirebilmektedir. Tatil döneminde kilo almaktan şikayet eden kesimin büyük kısmı ise tatili otellerde geçiren kesim olmakta. Otel konsepti içinde yer alan çeşitli yemekler, tatlılar, yeni yemekleri tatma isteği yada hali hazırda ve çeşitlilikte olan yemekleri tüketme isteği çoğu zaman ihtiyacımızın üstünde porsiyonlarda yiyecek tüketimine sebep olabilmektedir.
Normal koşullarda günde iki öğün tüketen biri bile, otelde üç öğün hatta çok fazla sayıda ara öğün yapabilmektedir. Dolayısı ile sürekli uyarılan kan şekeri profili bizde sürekli bir şey yeme ihtiyacı doğurabilir. Ayrıca tatillerde öğün sayısı ile artan enerjiye ilave olarak alkollü-alkolsüz içecek tüketimi, hazır veya taze sıkılmış meyve suları, kokteyller, asitli içecek veya yaş meyve tüketimini de dahil edersek gün sonunda belki de rutin enerji alımının neredeyse 2-3 katına erişmiş olabiliyoruz. Bunun dışında tüketilen cips, kavrulmuş tuzlu, baharatlı çerezlerde yine kalori alımını arttıran ve aynı zamanda ödeme sebep olarak tartıda artışa sebep olan diğer etkenlerdir.
Ayrıca bunca tüketime karşı kişi, hareketsizse yürüyüş veya yüzme gibi çeşitli aktivitelerle aldığı enerjiyi harcamıyorsa, tatil dönüşü tartıda artış görmemek mümkün değildir. Tatil dönüşünde tartıda gördüğünüz sonucu sadece yağ artışı olarak düşünmemeliyiz muhtemelen bir kısmı ödem şeklinde de olabilir. Uykusuzluk, yolculuk, yorgunluk, değişen beslenme örüntüsü, miktarı ve sıklığı tartı sonucunu etkileyen faktörler olarak sıralanabilir.
Sonuç olarak yapılacak şeyler şu şekilde sıralanabilir; öncelikle öğün sayılarını azaltarak işe başlayabilirsiniz, öğünlerde basit karbonhidrat dediğimiz beyaz ekmek, unlu çorbalar, pilav -makarna gibi tahılları, reçel, bal, pekmez ve yaş meyve gibi besinleri kısıtlayıp bunların yerine yumurta, peynir, zeytin, ceviz, badem, fındık, bolca çeşitlilikte ve miktarda sebze, karbonhidrat olarak kurubaklagiller ve protein kaynağı olarak et, tavuk, balık, süt, yoğurt, kefir gibi besinleri tercih edebilirsiniz. Günlük enerjinin karbonhidrattan (unlu ve şekerli besinler -tahıllar-meyveler) gelen kısmı kısıtlandığı zaman ve fiziksel aktiviteyi arttırdığınız zaman vücut, ihtiyacı olan enerjiyi karşılamak için yağları kullanmak durumunda kalacaktır.
Vücudumuzun yaşamak için enerjiye ihtiyacı vardır ve bu enerjinin birinci kaynağı karbonhidratlardır. Siz ihtiyacınız olandan daha fazla enerjiyi, karbonhidrattan alıyorsanız vücudunuz enerji fazlası olan karbonhidratı yağa çevirerek depolar. Dolayısı ile siz karbonhidrat alımını kısıtlayıp, protein alımını ve fonksiyonel yağ tüketimini arttırdığınızda vücut yakıt kaynağı bulamadığı için depo halindeki yağları kullanmaya başlayacaktır. Sık sık öğün yapmamak gerekir tabi diyabet veya hipoglisemi sorununuz yoksa. İki öğün makul olup güne geç kahvaltı veya öğlen yemeği ile başlayıp akşam 19:00 gibi yemek yeme işini sonlandırmak gerekir. Ara öğün ihtiyacı duyulursa kahvaltıdan 4 saat sonra olacak şekilde olabilir. Burada bitki çayları; yeşil çay, kiraz sapı, mısır püskülü, karanfil, tarçın veya karabiberden oluşan detoks çayları içilebilir.
Bitki çayı tek başına yeterli olmazsa yanında çiğ badem, fındık gibi yağlı tohumlar tercih edilebilir. Ödem sorununuz varsa çay, kahve tüketimini azaltıp su tüketimini arttırınız. Günlük tüketmeniz gereken su miktarı pratik hesapla kg başına 35 cc olarak düşünülebilir. Bunun dışında tuz ödeme sebep olur bu yüzden ödem sorununuz varsa dikkat etmeniz gereken başka bir konuda bu olmalıdır. Haftalık 150 dk’lık yürüyüşler yeterli olacaktır. Yüzme, yoga, yürüyüş gibi etkinlikler günün erken saatlerinde yapıldığı zaman stres hormonu olan kortizol seviyelerini de düşürerek kendinizi daha iyi hissetmenizi de sağlayacaktır.