<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Son Dakika Ankara Haberleri</title>
    <link>https://zafergazetesi.org</link>
    <description>Zafer Gazetesi, Ankara'dan son dakika haberleri ve güncel gelişmeleri anında okuyucularıyla paylaşır. Ankara'nın en önemli olayları, siyaset, ekonomi, spor ve kültürel gelişmeler için Zafer Gazetesi'ni takip edin. Başkentin güvendiği haber kaynağı.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://zafergazetesi.org/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 30 Aug 2026 23:46:56 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Romanyalı Doktorlar Ablasyon Yöntemini Öğrenmek İçin ESOGÜ’ye Geldi]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/romanyali-doktorlar-ablasyon-yontemini-ogrenmek-icin-esoguye-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/romanyali-doktorlar-ablasyon-yontemini-ogrenmek-icin-esoguye-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Girişimsel radyoloji alanında uluslararası ölçekte referans merkezlerinden biri haline gelen Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi (ESOGÜ), yabancı hekimleri ağırlamaya devam ediyor. Romanya’dan Türkiye'ye gelen doktor grubu, vücuttaki tümör ve hastalıklı dokuların soğuk (kriyoterapi) veya lazer gibi tekniklerle yok edilmesi esasına dayanan "ablasyon" yöntemini yerinde inceledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Romanyalı doktorlar, girişimsel radyoloji de vücuttaki hastalıklı dokunun soğuk ya da lazer gibi yöntemler ile kontrollü bir şekilde yok edilmesi işlemi olan ablasyon yöntemini öğrenmek ve deneyimlemek için Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne (ESOGÜ) geldi. Romanyalı doktorlar uygulanan ablasyon yöntemini canlı hastaların tedavi edilmesi sırasında görerek deneyimledi.</p>

<p>Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Romanya'dan eğitim almak için gelen 7 doktora ev sahipliği yaptı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Girişimsel Radyoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Berat Acu ve ekibinin bir günde 8 canlı hastaya uyguladığı ablasyon yöntemi tedavisini izleyerek eğitimini alan doktorlar, uygulama yöntemleriyle ilgili de detaylı bilgi aldı. ESOGÜ Girişimsel Radyoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Berat Acu, Türkiye'nin özellikle ablasyon yöntemi konusunda çok ciddi bir bilgi ve deneyime sahip olduğunu söyledi. Girişimsel radyolojiyle ilgili bilgiler veren Prof. Dr. Acu, 'Girişimsel radyoloji, radyolojik görüntüleme yöntemiyle eşliğinde hastanın vücut bütünlüğünü bozmadan, vücut boşluklarına girip ya da damar içerisinden yol bularak hastalıkları tedavi eden bir disiplin. Kısaca ameliyatsız, ameliyat diyebileceğimiz yöntem. Bu tekniklerde hastalar herhangi bir yatış olmadan veya en fazla 1 gün yatış yaparak hastaları tedavi ediyoruz. Ondan sonra taburcu ediyoruz. Böylelikle hem hastaların iyileşme süreçleri çok çabuk oluyor hem de ekonomik maliyeti çok daha az oluyor' diye konuştu.</p>

<h2><strong>'DÜNYA İLE YARIŞABİLECEK DURUMDAYIZ'</strong></h2>

<p>Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi olarak 2022 yılından bu yana Tayland, Vietnam, Mısır, Kafkaslar, balkanlar, Türki Cumhuriyetler, Irak, Suriye, Sudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar'dan doktorlara eğitim verdiklerini kaydeden Prof. Dr. Acu, 'Türkiye girişimsel radyoloji konusunda çok iyi bir yerde. Dünyada yapılan tüm işlemler, burada yapılıyor. Amerika, Kanada ve Avrupa'da yapılan her türlü işlem bizim ülkemizde her yerde yapılabiliyor. Türkiye girişimsel radyoloji konusunda çok iyi bir yerde. Bizim sağlık alanındaki altyapımız çok iyi durumda. Cihazlarımız ve yetişmiş personelimiz var. Dünya çapında ve dünya ile yarılabilecek bir düzeydeyiz. Bugün aldığımız vakalar özellikle tümör vakaları. Vücut bütünlüğünü bozmadan tümörleri yakma yöntemiyle yok ediyoruz. Bu işi dünyada çok iyi yapan 4 ülkeden biri Türkiye. Bunu bilen duyan hekim arkadaşlarımız yurt dışından bizim bilgi ve deneyimlerimizden faydalanmak için müracaat ediyor. Biz onlara kendi bilgi ve deneyimlerimizi aktarma fırsatımız oluyor. Burada gördüklerini de kendi ülkelerinde icra ediyorlar. Bugün de Romanya'dan girişimsel radyolog arkadaşlar geldiler. Bugün 8 tümör hastası tedavi ettik. Hekim arkadaşlarımız gayet memnun kaldılar, Türkiye'nin bu düzeyde olduğunu kendileri de görünce hem şaşırdılar hem de takdir ettiler' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>'DÜNYADA 4'ÜNCÜ SIRADAYIZ'</strong></h2>

<p>Yabancı hekimlerin koordinatörü Umut Deniz Çulhalık da Türkiye'nin özellikle ablasyon yöntemi konusunda dünyada dördüncü sırada yer aldığını belirterek şunları söyledi:</p>

<p>'Yurt dışından gelecek hekimler bize başvuruyor. Bizde onları talep ettikleri eğitimleri alabilecekleri hastanelere yönlendiriyoruz. Bugün misafirlerimizi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne getirdik. Girişimsel radyoloji konusunda dünyada önde gelen 4 ülkeden biri Türkiye. Gelen yabancı hekimler, hem işlem sayısı ve kalitesi açısından birçok yerde bulamayacakları gözlem fırsatı buluyorlar. Girişimsel radyoloji anlamında Türkiye çok önemli merkezlerden biri. Vücuttaki hastalıklı dokunun lazer gibi yöntemlerle kontrollü bir şekilde yok edilmesi veya etkisiz hale getirilmesi işlemi olan ablasyon için söyleyebilirim ki, Güney Kore, İtalya, Çin'den sonra biz geliyoruz. Bu bizim için gurur verici.'</p>

<p>Romanya'da özel bir hastanede girişimsel radyolog olan ve Türkiye'ye eğitim almak için gelen 7 doktordan biri olan Uzm. Dr. Roman Alexandru Loan da çok önemli deneyim ve bilgi sahibi olduklarını söyledi. Romanya'da bu eğitimi alabilecekleri bir sağlık kuruluşu olmadığını anlatan Uzm. Dr. Loan, 'Fransa'da eğitim aldım ve Romanya'nın başkenti Bükreş'te görev yapıyorum. Bugün ablasyon tekniklerini öğrenmek için geldik. Romanya bu konuda henüz yeni bir ülke. Ablasyon çok fazla uygulanmıyor. Bu yöntemi orada öğrenebileceğimiz bir yer olmadığı için Türkiye'ye geldik. Türkiye'de burada öğrendiklerimizi ülkemize döndüğümüzde kendi ülkemize kullanmak istiyoruz' dedi.</p>

<p>Türkiye'ye gelen Romanyalı doktorlar, gün boyu kanser tedavisinde kullanılan ablasyon yöntemlerinin uygulanışını yerinde inceledi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eskišehir, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/romanyali-doktorlar-ablasyon-yontemini-ogrenmek-icin-esoguye-geldi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 11:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/08/agency/dha/romanyali-doktorlar-ablasyon-yontemini-ogrenmek-icin-esoguye-geldi.jpg" type="image/jpeg" length="54902"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Mucizevi Bir Besin ve Karışım Yok']]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/mucizevi-bir-besin-ve-karisim-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/mucizevi-bir-besin-ve-karisim-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi'nden Doç. Dr. Çağlar Özmen, halk arasında kalp damarlarını açtığı ve tansiyon ile kolesterolü düşürdüğüne inanılan sirke, sarımsak özü, limonlu su ve çörek otu gibi besinlerin ilaç yerine kullanılmaması gerektiğini belirterek, 'Bizim açımızdan mucizevi bir besin ve mucizevi bir karışım yok' diye konuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ÇÜ Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağlar Özmen, toplumda 'sirke suyu içtim, kalp damarlarımdaki tıkanıklığı tedavi ettim' şeklinde bir inanış bulunduğunu belirterek bunun bilimsel bir karşılığının olmadığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>'SİRKE, SARIMSAK ÖZÜ VE LİMONLU SU DAMARLARI AÇMAZ'</strong></h2>

<p>Bu besinlerin ilaç olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Çağlar Özmen, 'Sirke, sarımsak özü, limonlu su dengeli beslenmenin bir parçası olabilir. Ama bunların hiçbiri halk arasında söylendiği gibi kalp damarlarını açmaz, hiçbiri yüksek kolesterolü düşürmez ya da şeker ve tansiyon regülasyonunda bize herhangi bir katkı sağlamaz. Sarımsak özü ile ilgili son yıllarda Amerika'da bazı çalışmalar var. Özellikle Amerika'da tansiyon ve yüksek kolesterolün tedavisinde kullanılan ek gıdalar içerisinde yer alabiliyor. Ama bizim için bunlar besin değeri taşıyan takviye edici gıdalardır. Doktorun reçete edeceği bir ilacın yerini almaz, doktorun tedavisinin bir parçası olmaz' dedi.</p>

<h2><strong>'BAL VE PEKMEZ FAZLA TÜKETİLDİĞİNDE TERSİ ETKİ YARATABİLİR'</strong></h2>

<p>Kan şekerini düzenlediği, damar tıkanıklığını açtığı ve kolesterolü düşürdüğü yönünde bir inanış olan bal ve pekmezin de içeriğindeki yüksek şeker oranına dikkat çeken Doç. Dr. Özmen, 'Bal ve pekmez de hem kan şekerinin düzenlenmesi, kolesterolün düşürülmesi ve beraberinde damar tıkanıklığı için halk arasında sık kullanılan besinler haline geldi. Bal ve pekmez açısından bakacak olursak özellikle şeker hastalığı ve kilo problemi olan hastalarda damar açacak inanışıyla bu besinlerin normalden daha fazla kullanılması tam tersi bir etki yaratabiliyor. Çünkü yüksek şeker oranından dolayı diyabetik kişilerin şekeri yükseltebilir, kilo problemi olan hastalarda daha çok kilo artışına neden olabilir' açıklamasında bulundu.</p>

<h2><strong>'ÇÖREK OTUNUN KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ ETKİSİ YOK'</strong></h2>

<p>Son yıllarda çörek otunun ise kolesterolü düşürücü etkisi olduğu düşüncesiyle sık tüketilen ürünler arasında yer aldığını belirten Özmen, 'Son yıllarda bir de çörek otuyla alakalı kolesterolü düşürdüğüne dair bir inanış var. Bu da doğru değil. Ne kolesterolü düşürmesi ne de damar tıkanıklığını, damar duvarlarının içerisindeki kolesterol parçacıklarını azaltması söz konusu değildir. Ayrıca doğal denilen bir besin her zaman doğal olmuyor. Daha çok tüketilmesi amacıyla doğal denilerek biraz da tüketim kültürünün verdiği bir avantaj yerine konulmaya çalışılıyor. Bunun yanında doğal olması her zaman 'çok tüketilecek' ve 'çok tüketildiği zaman da faydalı olacak' anlamı taşımıyor' dedi.</p>

<h2><strong>DAMAR TIKANIKLIĞI, PIHTI, BEYİN KANAMASI GÖRÜLEBİLİR</strong></h2>

<p>Özellikle hipertansiyon ve yüksek kolesterol hastalarının ilaçlarını bırakıp yalnızca doğal ürünlere yönelmesinin ciddi risk taşıdığının altını çizen Doç. Dr. Çağlar Özmen, şu uyarılarda bulundu:</p>

<p>'Aslında en büyük problem bu besinlerin ilacın yerine konulmasıdır. Bu yaklaşımla mevcut durumun daha da kötüleşmesine neden olabiliriz. Kronik hastalıkların uzun süre tedavi edilmemesi daha büyük problemleri beraberinde getiriyor. Beyne pıhtı atması, beyin kanaması, kontrolsüz hipertansiyon ya da yüksek kolesterolle ilişkili olarak kalp damar tıkanıklığı gibi durumları bu hastalarda sık görüyoruz. Biz hastalara ilaç dışında yaşam şekli değişikliği, egzersiz ve diyet önerilerimiz de oluyor. Ama bunlar yine hekim kontrolünde, ilaçla beraber ya da sık kontrol içerisinde olması gerekiyor.' </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Adana, Genel, Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/mucizevi-bir-besin-ve-karisim-yok</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 10:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/08/agency/dha/mucizevi-bir-besin-ve-karisim-yok.jpg" type="image/jpeg" length="51314"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Homeopati tedavisinde nelere dikkat edilmeli?]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/homeopati-tedavisinde-nelere-dikkat-edilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/homeopati-tedavisinde-nelere-dikkat-edilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medipol Mega Üniversite Hastanesi GETAT Sorumlu Hekimi Uzm. Dr. Yegane Koulıeva Özcan, homeopatinin kişinin fiziksel, zihinsel ve duygusal durumunu bir bütün olarak ele alan bir yaklaşım olduğunu aktardı, yöntem hakkında bilgi verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Medipol Sağlık Grubu'ndan Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) Sorumlu Hekimi Uzm. Dr. Yegane Koulıeva Özcan, homeopatinin yalnızca belirtileri değil, kişinin şikayetlerinin altında yatan nedenleri değerlendiren tamamlayıcı bir yaklaşım olduğunu belirtti, 'Homeopati tedavisinde hedef yalnızca fiziksel belirtileri ortadan kaldırmak değildir. Kişinin şikayetlerinin ortaya çıkmasına neden olan faktörleri değerlendirmek ve bireyi bütüncül bir yaklaşımla ele almak esastır' diye konuştu.</p>

<p>Homeopatinin temel amacının hastalığın nedenlerini anlamaya çalışmak olduğunu kaydeden Dr. Özcan, 'Homeopati tedavisinde hedef yalnızca fiziksel belirtileri ortadan kaldırmak değildir. Kişinin şikayetlerinin ortaya çıkmasına neden olan faktörleri değerlendirmek ve bireyi bütüncül bir yaklaşımla ele almak esastır. Bu yöntem, kişinin doğal iyileşme kapasitesini desteklemeyi amaçlayan tamamlayıcı uygulamalar arasında yer alır' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"Bu nedenle iki yöntemin etki mekanizmaları ve uygulama prensipleri birbirinden farklıdır"</h2>

<p>Homeopatinin sıklıkla fitoterapi ile karıştırıldığını ifade eden Dr. Özcan, 'Fitoterapi ve homeopati farklı uygulamalardır. Fitoterapide bitkilerin kendileri kullanılırken, homeopatide farklı hazırlama yöntemleriyle elde edilen ürünlerden yararlanılır. Bu nedenle iki yöntemin etki mekanizmaları ve uygulama prensipleri birbirinden farklıdır' dedi.</p>

<h2>"Tüm bu uygulamaların hekim değerlendirmesi ve takibiyle planlanması büyük önem taşıyor"</h2>

<p>Homeopatinin bazı sağlık sorunlarında tamamlayıcı yaklaşım olarak değerlendirilebildiğini belirten Dr. Özcan, 'Alerjik hastalıklar, cilt rahatsızlıkları, migren, fibromiyalji ve bazı kronik sağlık sorunlarında homeopati tamamlayıcı uygulamalar arasında yer alabiliyor. Ancak tüm bu uygulamaların hekim değerlendirmesi ve takibiyle planlanması büyük önem taşıyor' şeklinde konuştu.</p>

<h2>"Önemli olan yalnızca uzun yaşamak değil yaşam kalitesini koruyarak sağlıklı yaş almaktır"</h2>

<p>Dr. Özcan, 'Tamamlayıcı tıp yöntemlerine yalnızca hastalık ortaya çıktıktan sonra değil, sağlığın korunması amacıyla da başvurulabiliyor. Burada önemli olan yalnızca uzun yaşamak değil, yaşam kalitesini koruyarak sağlıklı yaş almaktır' açıklamasına yer verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/homeopati-tedavisinde-nelere-dikkat-edilmeli</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 09:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/08/agency/dha/homeopati-tedavisinde-nelere-dikkat-edilmeli.jpg" type="image/jpeg" length="96043"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yapay zeka laboratuvara giriyor! Anthropic'ten Model Hardware Standard hamlesi]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/yapay-zeka-laboratuvara-giriyor-anthropicten-model-hardware-standard-hamlesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/yapay-zeka-laboratuvara-giriyor-anthropicten-model-hardware-standard-hamlesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapay zeka yalnızca metin yazan veya soruları yanıtlayan bir teknoloji olmaktan çıkıp fiziksel cihazları yönetmeye hazırlanıyor. Anthropic'in duyurduğu Model Hardware Standard (MHS), yapay zekâ ajanlarının mikroskop, sıvı işleme sistemleri, robot kolları ve lazerler gibi fiziksel ekipmanlarla ortak bir standart üzerinden iletişim kurmasını hedefliyor. Yeni sistem, bilimsel araştırmalarda deneylerin daha hızlı, otomatik ve kesintisiz yürütülmesinin önünü açabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yapay zekâdaki gelişmeler artık yalnızca dijital dünyayla sınırlı kalmıyor. Anthropic, 27 Ağustos'ta <strong>Model Hardware Standard (MHS)</strong> adı verilen yeni bir standardın araştırma önizlemesini başlattı.</p>

<p>Bilimsel araştırma ve ileri üretim alanlarında kullanılmak üzere geliştirilen MHS, yapay zekâ ajanlarının fiziksel cihazları güvenli şekilde çalıştırabilmesini amaçlıyor. Sistem, farklı üreticilere ait cihazların yapay zekâ tarafından ortak bir arayüz üzerinden keşfedilmesini ve kontrol edilmesini mümkün hale getirmeyi hedefliyor.</p>

<h2>Yapay zeka artık cihazlarla konuşabilecek</h2>

<p>Bugüne kadar bir laboratuvardaki farklı cihazların birbirleriyle ve yazılımlarla iletişim kurabilmesi için çoğu zaman özel entegrasyonlar hazırlanması gerekiyordu. Anthropic'e göre bu süreç haftalar, hatta bazı durumlarda aylar sürebiliyordu.</p>

<p>MHS'nin hedefi ise bu süreci <strong>saatlere veya dakikalara indirmek</strong>.</p>

<p>Standart sayesinde yapay zekâ ajanları programlanabilir cihazların özelliklerini keşfedebiliyor, cihazlardan veri okuyabiliyor ve belirlenen güvenlik sınırları içerisinde çeşitli komutlar gönderebiliyor. Birden fazla cihaz da aynı deney akışı içerisinde koordine edilebiliyor.</p>

<p>Bu durum, gelecekte bir araştırmacının farklı cihazlar için ayrı ayrı yazılım kullanmak yerine yapay zekâ ajanına deneyin genel hedefini vermesi ve sistemin cihazlar arasındaki işlemleri koordine etmesi anlamına gelebilir.</p>

<h2>Mikroskop, robot kolu ve lazer aynı sistemde buluşuyor</h2>

<p>MHS'nin kullanım alanları yalnızca tek bir cihazla sınırlı değil.</p>

<p>Sistem; <strong>mikroskoplar, sıvı işleme cihazları, robotik kollar ve lazer sistemleri</strong> gibi çeşitli ekipmanlarla çalışabilecek şekilde tasarlanıyor. Yapay zekâ ajanı, deney sırasında elde edilen sonuçları değerlendirebilir, belirli parametreleri değiştirebilir ve sonraki adımları buna göre planlayabilir.</p>

<p>Anthropic, MHS'nin modelden bağımsız olacak şekilde tasarlandığını belirtiyor. Yani standart yalnızca Claude için değil, uygun altyapıya sahip farklı yapay zekâ ajanları tarafından da kullanılabilecek şekilde geliştiriliyor.</p>

<h2>Genentech'te ilaç keşfi deneyinde test edildi</h2>

<p>MHS'nin dikkat çeken ilk uygulamalarından biri biyoteknoloji şirketi <strong>Genentech</strong> ile gerçekleştirildi.</p>

<p>Araştırmacılar, protein miktarını ölçmek için kullanılan bir deneyin otomasyonunda sıvı işleme cihazı, robot kolu ve plaka okuyucu gibi ekipmanları bir arada kullandı. Yapay zekâ ajanı, deney sürecini yönetmenin yanı sıra ortaya çıkan hataları gerçek zamanlı olarak değerlendirmeye yardımcı oldu.</p>

<p>Ancak bu çalışma yapay zekânın fiziksel dünyayı anlamadaki mevcut sınırlarını da ortaya koydu. Araştırmacıların, protein örneklerindeki köpürmenin bir yazılım problemi değil, fiziksel bir sorun olduğunu sisteme açıklaması gerektiği belirtildi.</p>

<h2>Haftalar süren görüntüleme deneyleri bir güne indi</h2>

<p>MHS'nin bir diğer dikkat çekici uygulaması ise <strong>HHMI Janelia Research Campus</strong> tarafından gerçekleştirilen görüntüleme çalışmaları oldu.</p>

<p>Daha önce farklı üreticilere ait ve ortak bir arayüz kullanmayan yedi ayrı yazılımın birlikte yönetilmesi gereken bir sistem, MHS ile ortak bir yapı üzerinden koordine edildi.</p>

<p>Bu yaklaşım, bazı görüntüleme deneylerinin hazırlık ve yürütme süreçlerini önemli ölçüde hızlandırdı. Anthropic'in paylaştığı örnekte, haftalar sürebilen bir görüntüleme deneyinin yaklaşık <strong>bir güne</strong> indirilebildiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Kuantum bilgisayarlarda lazer başarısı yüzde 99,3'e çıktı</h2>

<p>MHS'nin en çarpıcı örneklerinden biri ise kuantum bilgisayar alanından geldi.</p>

<p><strong>QuEra Computing</strong>, kuantum bilgisayarlarındaki lazer sisteminin yeniden kilitlenmesini otomatikleştirmek için MHS ile çalışan bir yapay zekâ ajanını test etti.</p>

<p>Şirketin açıklamasına göre daha önce özel bir yazılımla gerçekleştirilen lazer kurtarma işlemi yaklaşık yüzde <strong>58 başarı oranına</strong> sahipti. MHS araştırmasında geliştirilen yapay zekâ destekli sistem ise lazer kilidini <strong>yüzde 99,3 oranında</strong>yeniden sağlayabildi. Sistem, daha önce uzman müdahalesi gerektiren bazı işlemleri saniyeler içerisinde gerçekleştirebildi.</p>

<p>Bu örnekte yapay zekâ yalnızca önceden belirlenmiş tek bir komut dizisini uygulamak yerine sonuçları değerlendirerek yeni adımlar deneyebildi. Sistem yüzlerce farklı hata senaryosunu, insan uzmanların sürekli başında bulunmasına gerek kalmadan test edebildi.</p>

<h2>Bilim dünyasında 7/24 çalışan laboratuvar dönemi mi başlıyor?</h2>

<p>MHS'nin uzun vadeli hedefi, yapay zekâ ajanlarının bilimsel deneyleri yalnızca tek tek komutlarla yürütmesi değil, <strong>deney sürecini baştan sona koordine edebilmesi</strong>.</p>

<p>Böyle bir sistemde araştırmacı deneyin hedefini belirlerken yapay zekâ; cihazları sıraya koyabilir, ölçümleri takip edebilir, sonuçlara göre parametreleri değiştirebilir ve belirli durumlarda ortaya çıkan donanım hatalarına müdahale edebilir.</p>

<p>Bu yaklaşım, bilimsel araştırmalarda “deneyi kur, çalıştır, sonucu bekle” modelinden daha sürekli ve otomatik bir çalışma düzenine geçişin önünü açabilir.</p>

<p>Özellikle <strong>ilaç keşfi, biyoteknoloji, teşhis teknolojileri, ileri üretim, robotik ve kuantum bilgisayarlar</strong> gibi alanlarda deney döngülerinin hızlanması, araştırmacıların daha kısa sürede daha fazla hipotezi test etmesini sağlayabilir.</p>

<h2>Ancak yapay zekânın fiziksel sezgisi hâlâ sınırlı</h2>

<p>Teknolojinin sunduğu potansiyel kadar önemli bir başka konu ise güvenlik.</p>

<p>Büyük dil modelleri fiziksel dünyayı doğrudan deneyimleyerek değil, büyük ölçüde metin ve görüntüler üzerinden öğreniyor. Bu nedenle fiziksel olayların nedenlerini anlamada hâlâ sınırlamalar bulunuyor.</p>

<p>Genentech örneğinde olduğu gibi bir sıvının köpürmesi, yapay zekâ tarafından başlangıçta bir yazılım hatası olarak değerlendirilebiliyor. Oysa gerçek dünyadaki fiziksel süreçlerin anlaşılması; sıcaklık, basınç, yüzey gerilimi, mekanik hareket veya çevresel koşullar gibi çok sayıda faktörün birlikte değerlendirilmesini gerektirebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle Anthropic, MHS'nin araştırma önizlemesi aşamasında güvenlik değerlendirmelerine ve uzman gözetimine ağırlık veriyor.</p>

<h2>MHS henüz herkese açık değil</h2>

<p>Model Hardware Standard şu aşamada genel kullanıma açılmış bir sistem değil. Anthropic, standardı ilk etapta bilim, robotik, elektronik ve üretim alanlarındaki ortaklarla sınırlı bir araştırma önizlemesi olarak test ediyor.</p>

<p>Şirket, daha fazla güvenlik değerlendirmesi ve uygulama deneyimi elde ettikten sonra MHS'yi <strong>açık kaynak hale getirmeyi</strong> planlıyor. Standardın çalışabilmesi için kullanılan fiziksel cihazın da programlanabilir bir arayüze sahip olması gerekiyor.</p>

<h2>Geleceğin laboratuvarı yapay zekâ tarafından yönetilebilir mi?</h2>

<p>Model Hardware Standard'ın asıl önemi, tek başına yeni bir yapay zekâ aracı olmasından ziyade <strong>yapay zekâ ile fiziksel dünya arasında ortak bir iletişim katmanı oluşturma girişimi</strong> olması.</p>

<p>Eğer bu yaklaşım yaygınlaşır ve farklı üreticilerin cihazları ortak standartlarla yapay zekâ ajanlarına açılırsa, laboratuvarlarda bugün insan uzmanların gerçekleştirdiği çok sayıda rutin işlemin otomatikleşmesi mümkün olabilir.</p>

<p>Bu da bilimsel araştırmalarda deneylerin daha hızlı tekrarlanmasına, hataların daha erken fark edilmesine ve araştırmacıların aynı zaman diliminde daha fazla seçenek üzerinde çalışmasına yol açabilir.</p>

<p>Henüz “yapay zekâ kendi başına ilaç geliştirecek” veya “20 yılda imkânsız görülen tedaviler kesinlikle bulunacak” demek için erken. Ancak MHS gibi teknolojiler, <strong>yapay zekânın yalnızca bilim hakkında konuştuğu değil, kontrollü ve güvenli biçimde bilimsel deneylerin yürütülmesine katıldığı yeni bir dönemin altyapısını oluşturabilir.</strong></p>

<p>Bilim insanları için asıl büyük değişim belki de burada başlayacak: <strong>Yapay zekâ artık sadece araştırma makalesi yazan bir yardımcı değil, doğru güvenlik sınırları içerisinde laboratuvardaki cihazlarla birlikte çalışan bir araştırma ortağı haline gelebilir.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Bilim &amp; Teknoloji, Güncel, Gündem, Sağlık, Teknoloji</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/yapay-zeka-laboratuvara-giriyor-anthropicten-model-hardware-standard-hamlesi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2025/10/yapay-zeka-2.jpg" type="image/jpeg" length="54963"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bel fıtığı olanlar dikkat! Günlük yaşamda uygulanması gereken 10 önemli kural]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/bel-fitigi-olanlar-dikkat-gunluk-yasamda-uygulanmasi-gereken-10-onemli-kural</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/bel-fitigi-olanlar-dikkat-gunluk-yasamda-uygulanmasi-gereken-10-onemli-kural" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bel ağrısı, bacaklara yayılan ağrı, uyuşma ve hareket kısıtlılığı gibi şikayetlerle kendini gösterebilen bel fıtığı, günlük yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebiliyor. Ancak doğru hareket alışkanlıkları, uygun egzersiz, ideal kilo ve bilinçli günlük yaşam düzenlemeleriyle şikayetlerin kontrol altına alınmasına yardımcı olunabiliyor. Peki bel fıtığı olanlar nelere dikkat etmeli? İşte bel sağlığını korumaya yardımcı olacak 10 önemli kural.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bel fıtığı, omurlar arasında bulunan disklerin dış tabakasının zayıflaması veya yırtılması sonucunda iç kısmının dışarı doğru taşmasıyla ortaya çıkabiliyor. Fıtıklaşan disk, çevredeki sinirlere baskı yaptığında bel ağrısının yanı sıra kalça ve bacaklara yayılan ağrı, uyuşma veya güç kaybı görülebiliyor.</p>

<p>Her bel ağrısının bel fıtığı anlamına gelmediğini belirten uzmanlar, özellikle uzun süren veya giderek şiddetlenen şikayetlerin değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.</p>

<h2>1. Ağır yük kaldırmaktan kaçının</h2>

<p>Bel fıtığı bulunan kişilerin dikkat etmesi gereken konuların başında ağır yük kaldırmak geliyor. Özellikle yük kaldırırken belden öne doğru eğilmek ve aynı anda dönmek omurga üzerindeki yükü artırabiliyor.</p>

<p>Bir eşyanın kaldırılması gerektiğinde yükü vücuda mümkün olduğunca yakın tutmak, dizleri bükerek çömelmek ve yükü bacak kaslarının desteğiyle kaldırmak daha güvenli bir yöntem olabilir.</p>

<h2>2. Uzun süre aynı pozisyonda kalmayın</h2>

<p>Saatlerce oturmak veya ayakta durmak bel bölgesine binen yükü artırabilir. Özellikle masa başında çalışan kişilerin uzun süre hareketsiz kalmaması önem taşıyor.</p>

<p>Belirli aralıklarla ayağa kalkmak, birkaç dakika yürümek ve pozisyon değiştirmek günlük yaşamda bel bölgesinin üzerindeki yükün azaltılmasına yardımcı olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>3. Doğru oturma pozisyonunu öğrenin</h2>

<p>Otururken belin desteklenmesi, ayakların yere düzgün basması ve ekranın göz hizasına yakın konumlandırılması önemlidir.</p>

<p>Özellikle bilgisayar başında çalışan kişilerin sandalyenin bel bölgesini desteklemesine dikkat etmesi ve uzun süre öne doğru eğilerek çalışmaktan kaçınması gerekir.</p>

<h2>4. Düzenli ve uygun egzersiz yapın</h2>

<p>Bel fıtığında tamamen hareketsiz kalmak çoğu durumda doğru yaklaşım değildir. Kişinin durumuna uygun egzersizler, bel ve karın çevresindeki kasların güçlendirilmesine ve hareket kabiliyetinin korunmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Ancak her egzersiz herkes için uygun değildir. Özellikle ağrının yoğun olduğu dönemlerde veya bacakta uyuşma ve güç kaybı gibi belirtiler varsa egzersiz programının doktor veya fizyoterapist tarafından belirlenmesi önem taşır.</p>

<h2>5. Fazla kilolardan kurtulmaya çalışın</h2>

<p>Fazla kilo, omurga ve bel bölgesine binen mekanik yükü artırabilir. Bu nedenle sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktiviteyle ideal kiloya yaklaşmak bel sağlığı açısından faydalı olabilir.</p>

<p>Kilo vermek isteyen kişilerin hızlı ve kontrolsüz diyetler yerine sürdürülebilir bir beslenme programı uygulaması öneriliyor.</p>

<h2>6. Yataktan kalkarken ani hareket etmeyin</h2>

<p>Sabah yataktan kalkarken yapılan ani ve kontrolsüz hareketler bel bölgesini zorlayabilir.</p>

<p>Önce yana dönmek, ardından bacakları yataktan aşağı indirerek kolların desteğiyle oturmak ve daha sonra ayağa kalkmak bel üzerindeki ani yüklenmeyi azaltmaya yardımcı olabilir.</p>

<h2>7. Öne eğilme ve dönme hareketlerine dikkat edin</h2>

<p>Bel fıtığı olan kişilerin özellikle belden eğilerek ve aynı anda gövdeyi döndürerek yaptıkları hareketlere dikkat etmesi gerekir.</p>

<p>Yerden bir eşya alınacaksa belden eğilmek yerine dizleri bükerek çömelmek ve mümkün olduğunca dik pozisyonda hareket etmek daha uygun olabilir.</p>

<h2>8. Uzun süreli yatak istirahatinden kaçının</h2>

<p>Bel ağrısı yaşayan kişilerin günlerce yatakta kalması her zaman iyileşmeyi hızlandırmaz. Uzun süreli hareketsizlik kasların zayıflamasına ve günlük hareket kapasitesinin azalmasına yol açabilir.</p>

<p>Bu nedenle doktor tarafından özel olarak önerilmediği sürece günlük yaşam içerisinde tolere edilebilen ölçüde hareket etmek önemlidir.</p>

<h2>9. Sigara kullanımını bırakmayı değerlendirin</h2>

<p>Sigara kullanımı yalnızca akciğer ve kalp-damar sağlığını değil, omurga sağlığını da olumsuz etkileyebilir. Sigaranın omurga disklerinin beslenmesi ve iyileşme süreçleri üzerinde olumsuz etkileri olabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Bu nedenle bel sağlığını korumak isteyen kişilerin sigarayı bırakması genel sağlık açısından da önemli bir adım olabilir.</p>

<h2>10. Şiddetli ve yeni belirtileri ihmal etmeyin</h2>

<p>Bel fıtığı belirtilerinin şiddetlenmesi veya yeni nörolojik bulguların ortaya çıkması durumunda doktora başvurmak gerekir.</p>

<p>Özellikle <strong>bacakta belirgin veya giderek artan güç kaybı, idrar ya da dışkı kontrolünde yeni gelişen sorunlar, kasık ve genital bölge çevresinde uyuşma</strong> gibi belirtiler acil tıbbi değerlendirme gerektirebilir.</p>

<h3>Bel fıtığında doğru bilinen yanlışlar</h3>

<p>Bel fıtığıyla ilgili toplumda bazı yanlış inanışlar da bulunuyor. “Bel ağrısı varsa sürekli yatmak gerekir” veya “Bel fıtığı olan herkes ameliyat olmak zorundadır” düşünceleri doğru değildir.</p>

<p>Tedavi yöntemi; fıtığın bulunduğu bölgeye, sinir üzerindeki baskının durumuna, belirtilerin şiddetine ve kişinin genel sağlık durumuna göre değişebilir. Bazı hastalarda ilaç tedavisi, fizik tedavi ve egzersiz gibi konservatif yöntemlerle düzelme sağlanabilirken, belirli durumlarda cerrahi tedavi gündeme gelebilir.</p>

<h3>Bel sağlığını korumak için günlük yaşamda nelere dikkat edilmeli?</h3>

<p>Bel fıtığı olan kişilerin günlük yaşamda temel hedefi, omurga üzerindeki gereksiz yüklenmeleri azaltmak ve hareket kabiliyetini korumak olmalıdır. Bunun için doğru oturma ve kaldırma tekniklerinin öğrenilmesi, düzenli hareket edilmesi, sağlıklı kilonun korunması ve doktor tarafından önerilen tedavi programına uyulması önem taşıyor.</p>

<p><strong>Bel ağrısının nedenini kişinin kendi kendine teşhis etmeye çalışması yerine, özellikle ağrı uzun sürüyor, tekrarlıyor veya bacaklara yayılan uyuşma ve güç kaybı eşlik ediyorsa sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/bel-fitigi-olanlar-dikkat-gunluk-yasamda-uygulanmasi-gereken-10-onemli-kural</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2025/04/bel-fitigi.webp" type="image/jpeg" length="81724"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ayak sağlığı nasıl korunur? Sağlıklı ayaklar için günlük bakım önerileri]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/ayak-sagligi-nasil-korunur-saglikli-ayaklar-icin-gunluk-bakim-onerileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/ayak-sagligi-nasil-korunur-saglikli-ayaklar-icin-gunluk-bakim-onerileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gün boyunca vücudun tüm yükünü taşıyan ayaklar, çoğu zaman gerekli özen gösterilmeyen bölgelerin başında geliyor. Yanlış ayakkabı seçimi, yetersiz hijyen, tırnakların hatalı kesilmesi ve ayakların uzun süre nemli kalması; nasırdan mantar enfeksiyonlarına, topuk çatlaklarından ağrı ve çeşitli ayak problemlerine kadar pek çok soruna zemin hazırlayabiliyor. Peki ayak sağlığını korumak için nelere dikkat etmek gerekiyor?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ayaklar; kemik, eklem, kas, tendon ve bağlardan oluşan oldukça karmaşık bir yapıya sahip. Her gün binlerce adım atılırken vücudun ağırlığını taşıyan bu bölgenin sağlıklı olması, hareket kabiliyetinin korunması açısından da büyük önem taşıyor. Uzmanlar, ayaklarda herhangi bir sorun ortaya çıkmasını beklemeden düzenli bakım yapılmasını ve uygun ayakkabı kullanılmasını öneriyor.</p>

<h2>Ayaklar her gün yıkanmalı</h2>

<p>Ayak sağlığının temelinde düzenli hijyen bulunuyor. Ayakların her gün ılık su ve uygun bir temizleyiciyle yıkanması, ardından özellikle parmak araları başta olmak üzere tamamen kurulanması öneriliyor.</p>

<p>Ayakların uzun süre nemli kalması, mantarların çoğalması için uygun bir ortam oluşturabiliyor. Bu nedenle terleme sorunu yaşayan kişilerin çoraplarını gün içinde değiştirmesi ve nefes alabilen ayakkabıları tercih etmesi önem taşıyor.</p>

<h2>Ayakkabı seçiminde rahatlık ön planda olmalı</h2>

<p>Ayak sağlığını korumanın en önemli adımlarından biri doğru ayakkabıyı seçmek. Ayağı sıkan, parmakları birbirine doğru iten veya ayağın içerisinde hareket etmesine neden olan ayakkabılar zaman içerisinde sürtünme, nasır, su toplaması ve ağrı gibi problemlere yol açabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre ayakkabı, ayağın şekline uygun olmalı; ayak ayakkabıya uydurulmaya çalışılmamalı. Özellikle ayakkabının ön bölümünde parmakların rahatça hareket edebileceği yeterli alan bulunması gerekiyor. Yeni ayakkabı alırken günün ilerleyen saatlerinde denemek de ayakların gün içinde oluşabilen şişliğini hesaba katmak açısından faydalı olabilir.</p>

<h2>Çoraplar düzenli olarak değiştirilmeli</h2>

<p>Ter ve nem, ayaklarda mantar enfeksiyonlarının oluşmasını kolaylaştırabiliyor. Bu nedenle çorapların her gün değiştirilmesi, terleme veya ıslanma durumunda ise daha sık yenilenmesi gerekiyor.</p>

<p>Nemi uzaklaştıran ve hava dolaşımına izin veren çorapların tercih edilmesi de ayakların kuru kalmasına yardımcı olabilir. Ayakkabıların ise mümkün olduğunca arka arkaya her gün kullanılmaması ve tamamen kurumasına fırsat verilmesi öneriliyor.</p>

<h2>Tırnaklar düz kesilmeli</h2>

<p>Ayak tırnaklarının bakımında yapılan hatalar, tırnak çevresinde problemlere neden olabiliyor. Tırnakların çok kısa kesilmemesi ve mümkün olduğunca düz şekilde kesilerek keskin kenarların törpülenmesi öneriliyor.</p>

<p>Tırnaklarda renk değişikliği, kalınlaşma, çatlama veya tırnağın yatağından ayrılması gibi değişiklikler görülmesi durumunda ise bir sağlık profesyoneline başvurulması önem taşıyor. Bu belirtiler mantar enfeksiyonu gibi sorunlarla ilişkili olabilir.</p>

<h2>Topuk çatlaklarını ihmal etmeyin</h2>

<p>Özellikle kuru cilde sahip kişilerde topuklarda çatlama sık görülebiliyor. Uzun ve sıcak duşlar cildin kuruluğunu artırabileceğinden, duş süresinin makul tutulması ve sonrasında uygun bir nemlendirici kullanılması faydalı olabilir.</p>

<p>Dermatologlar, topukların nemlendirilmesi için üre, alfa hidroksi asit veya salisilik asit içeren bazı ürünlerin kullanılabileceğini belirtiyor. Ancak derin, ağrılı veya iyileşmeyen çatlaklarda kendi kendine uygulama yapmak yerine dermatoloji uzmanına danışılması gerekiyor.</p>

<h2>Ortak kullanım alanlarında çıplak ayakla dolaşmayın</h2>

<p>Havuz kenarları, spor salonlarının duşları, soyunma odaları ve benzeri sıcak ve nemli ortak alanlar mantar enfeksiyonlarının bulaşabileceği yerler arasında bulunuyor.</p>

<p>Bu alanlarda terlik veya duş ayakkabısı kullanmak, ayakların doğrudan zeminle temasını azaltarak enfeksiyon riskinin düşürülmesine yardımcı olabilir. Ayrıca kişisel havlu, ayakkabı ve tırnak bakım malzemelerinin başkalarıyla paylaşılmaması gerekiyor.</p>

<h2>Nasırları ve sertleşmiş deriyi bilinçsizce kesmeyin</h2>

<p>Ayağın belirli bölgelerine sürekli basınç veya sürtünme uygulanması nasır ve deri kalınlaşmalarına yol açabiliyor. Özellikle ayağa uygun olmayan ayakkabılar bu sorunu artırabiliyor.</p>

<p>Nasırları evde kesmek, kazımak veya güçlü kimyasal ürünlerle gidermeye çalışmak ciltte yaralanmaya ve enfeksiyona neden olabilir. Sorunun tekrarlaması halinde altta yatan basınç veya ayakkabı kaynaklı nedenin değerlendirilmesi önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Ayaklar düzenli olarak kontrol edilmeli</h2>

<p>Ayak sağlığını korumak için yalnızca yıkamak ve nemlendirmek yeterli değil. Ayakların belirli aralıklarla dikkatli şekilde kontrol edilmesi de önemli.</p>

<p>Kızarıklık, şişlik, yara, su toplaması, morarma, renk değişikliği, akıntı, ağrı veya tırnaklarda belirgin değişiklikler fark edildiğinde durumun takip edilmesi ve gerekli görülürse sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.</p>

<h2>Diyabet hastaları ayak bakımına daha fazla dikkat etmeli</h2>

<p>Diyabeti bulunan kişilerde ayak bakımı daha büyük önem taşıyor. Sinir hasarı nedeniyle ayaktaki küçük yaralanmalar veya sıcaklık değişimleri fark edilmeyebilir. Kan dolaşımındaki sorunlar ve yüksek kan şekeri de yaraların iyileşmesini zorlaştırabilir.</p>

<p>Bu nedenle diyabet hastalarının ayaklarını her gün kontrol etmesi, uygun ayakkabı ve çorap kullanması, çıplak ayakla dolaşmaması ve ayaklarında oluşan yara, kızarıklık, şişlik veya renk değişikliklerinde sağlık profesyoneline başvurması öneriliyor.</p>

<h3>Ayak sağlığı için günlük bakım rutini</h3>

<p>Sağlıklı ayaklar için günlük yaşamda şu noktalara dikkat edilebilir:</p>

<ul>
 <li>Ayakları her gün ılık suyla yıkayın ve özellikle parmak aralarını iyice kurulayın.</li>
 <li>Ayağa tam oturan, parmakları sıkıştırmayan ve rahat ayakkabılar tercih edin.</li>
 <li>Çorapları her gün, terlediğinde ise daha sık değiştirin.</li>
 <li>Ayakkabıların kurumasına ve havalanmasına fırsat verin.</li>
 <li>Tırnakları düz ve çok kısa olmayacak şekilde kesin.</li>
 <li>Ayakları düzenli olarak yara, kızarıklık, şişlik ve renk değişiklikleri açısından kontrol edin.</li>
 <li>Ortak duş, havuz ve soyunma odalarında çıplak ayakla dolaşmayın.</li>
 <li>Topuk ve ayak tabanındaki kuruluk için uygun nemlendiriciler kullanın.</li>
 <li>Nasır ve sertleşmiş derileri bilinçsizce kesmeyin.</li>
 <li>Sürekli devam eden ağrı, yara, şişlik, uyuşma veya enfeksiyon belirtilerinde doktora başvurun.</li>
</ul>

<p><strong>Uzmanlar, ayak sağlığının yalnızca estetik bir konu olmadığını, hareket kabiliyetinin ve genel yaşam kalitesinin korunması açısından da önemli olduğunu vurguluyor. Düzenli bakım, doğru ayakkabı seçimi ve ayaklarda meydana gelen değişikliklerin erken fark edilmesi, ileride ortaya çıkabilecek daha ciddi problemlerin önlenmesine yardımcı olabilir.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/ayak-sagligi-nasil-korunur-saglikli-ayaklar-icin-gunluk-bakim-onerileri</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/08/ayak.webp" type="image/jpeg" length="51194"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pankreas Kanserinde Hayat Kurtaran İlaç Onay Aldı]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/pankreas-kanserinde-hayat-kurtaran-ilac-onay-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/pankreas-kanserinde-hayat-kurtaran-ilac-onay-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), biyoteknoloji şirketi Revolution Medicines (RVMD.O) tarafından geliştirilen yeni pankreas kanseri ilacına resmi onay verdi. Tıp dünyasında heyecan yaratan bu gelişme, tedavisi son derece güç olan ölümcül kanser türüne karşı mücadelede yeni bir dönemi başlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Londra merkezli Reuters gazetesi pankreas kanseri hastalarına müjdeli haberi verdi.</p>

<h2><strong>ONAY ÇIKTI</strong></h2>

<p>Tıp dünyasında on yıllardır tedavisi en zor hastalıklardan biri olarak kabul edilen ileri evre pankreas kanseri için devrim niteliğinde bir onay geldi. ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), biyoteknoloji şirketi Revolution Medicines tarafından geliştirilen ve etken maddesi daraxonrasib olan Rasonque isimli ilaca resmi onay verdi.</p>

<p>Günde tek doz hap şeklinde alınan bu ağızdan tedavi, özellikle amansız kemoterapi süreçlerine alternatif ve destek sunarak tıp tarihinde yeni bir sayfa açıyor.</p>

<h3><strong>Yaşam Süresini İki Katına Çıkardı</strong></h3>

<p>Gerçekleştirilen geniş çaplı Faz 3 klinik araştırmasında (RASolute 302), daha önce tedavi görmüş veya ağır kemoterapi protokollerini tolere edemeyen metastatik pankreas kanseri hastalarında çarpıcı sonuçlar elde edildi:</p>

<ul>
 <li>
 <p id="p-rc_330d79b34c25cbdf-192"><strong>Hayatta Kalma Süresi:</strong> Standart kemoterapi alan hastalarda ortalama yaşam süresi 6,7 ay iken, Rasonque kullanan grupta bu süre <strong>13,2 aya</strong> çıkarak neredeyse ikiye katlandı.</p>
 </li>
 <li>
 <p id="p-rc_330d79b34c25cbdf-193"><strong>Ölüm Riski:</strong> Hastalık kaynaklı ölüm riskinde %60 azalma sağlandı.</p>
 </li>
 <li>
 <p id="p-rc_330d79b34c25cbdf-194"><strong>Yaşam Kalitesi:</strong> Kemoterapinin ağır yan etkilerine kıyasla daha tolere edilebilir bir profile sahip olan ilaç, hastaların ağrı ve halsizlik seviyelerinde belirgin bir iyileşme sağladı.</p>
 </li>
</ul>

<h3><strong>Çözülemeyen "RAS Proteini" Nasıl Hedef alındı?</strong></h3>

<p>Pankreas kanseri vakalarının %90'ından fazlasında tümör büyümesini tetikleyen temel etken RAS (KRAS) gen mutasyonlarıdır. Ancak bu protein yapısı, yapışıcı yüzeyi olmaması nedeniyle biyoloji dünyasında 40 yıldır "ilaçla hedef alınamaz" (undruggable) olarak nitelendiriliyordu.</p>

<p>Rasonque, hücresel düzeyde adeta bir "moleküler yapıştırıcı" gibi davranarak RAS proteininin mutasyonlu formlarını kilitliyor ve tümörün büyüme sinyallerini kesiyor.</p>

<h3><strong>Fiyat ve Tedarik Detayları</strong></h3>

<ul>
 <li>
 <p id="p-rc_330d79b34c25cbdf-195"><strong>Aylık Maliyet:</strong> Revolution Medicines, ABD'deki 30 günlük (1 kutu) tedavi maliyetinin 39.800 Dolar (yıllık yaklaşık 475.000 Dolar) olarak belirlendiğini açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Hasta Destek Programı:</strong> Şirket, yüksek maliyet karşısında maddi durumu yetersiz hastalar ve sigorta kapsamı dışındakiler için finansal yardım programı (Patient Assistance Program) sunacağını duyurdu.</p>
 </li>
 <li>
 <p id="p-rc_330d79b34c25cbdf-196"><strong>Erken Erişim (Şefkatli Kullanım):</strong> Klinik test sonuçlarının açıklanmasının ardından oluşan devasa talep üzerine FDA, ilacı onay öncesinde "Erken Erişim Programı" (Compassionate Use) kapsamına almıştı. Biber gibi klinik denemelere katılamayan binlerce hasta onay öncesinde de ilaca erişim imkanı bulmuştu.</p>
 </li>
</ul>

<p>Haberin orijinal metnine <a href="https://www.reuters.com/legal/litigation/revolution-medicines-gets-fda-nod-targeted-pancreatic-cancer-drug-2026-08-26/" rel="nofollow">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Barış Berkant Oğuz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Bilim &amp; Teknoloji, Dünya, Sağlık, Teknoloji, Yaşam</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/pankreas-kanserinde-hayat-kurtaran-ilac-onay-aldi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 15:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2025/12/kanser-asi-1.jpg" type="image/jpeg" length="82041"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ambulans ekiplerinin acil müdahale protokolleri yenilendi]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/ambulans-ekiplerinin-acil-mudahale-protokolleri-yenilendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/ambulans-ekiplerinin-acil-mudahale-protokolleri-yenilendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, ambulans ve acil bakım teknikerleri ile acil tıp teknisyenlerinin hastane öncesi acil tıbbi yardım ve bakım akış şemalarını yeniledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığının ambulans ve acil sağlık ekiplerinin çalışma usullerine ilişkin düzenlemesi Resmi Gazete’de yayımlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Düzenlemeyle “Hastane Öncesi Acil Tıbbi Yardım ve Bakım Akış Şemaları” yenilendi. Şemalar; “Yetişkin Algoritmaları”, “Doğum ve Yenidoğan Algoritmaları” ile “Çocuk Algoritmaları” olmak üzere 3 ana bölüm ve 78 alt kategoriden oluştu.</p>

<p>Yeni düzenlemede olay yeri yönetimi, ajite hastaya yaklaşım, alerjik reaksiyonlar, diyabet acilleri ve inme şüphesinde kullanılacak BEFAST yöntemi gibi başlıklara yer verildi.</p>

<p>Yılan ve akrep ısırıkları, kene tutunması ve arı sokmaları için de müdahale yöntemleri belirlenirken, Crush Sendromu ile afet ve toplu kazalarda kullanılan Start Triyaj ve çocuklar için Jump Start Triyaj sistemleri de algoritmalara eklendi.</p>

<p>Doğum ve yenidoğan bölümünde ise postpartum kanama ile gebelikte akut hipertansiyon yönetimine ilişkin müdahale basamakları düzenlendi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/ambulans-ekiplerinin-acil-mudahale-protokolleri-yenilendi</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 19:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/08/agency/aa/ambulans-ekiplerinin-acil-mudahale-protokolleri-yenilendi.jpg" type="image/jpeg" length="80817"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Türkeş'ten Sıcaklık Uyarısı! Sıcaklar Artıyor!]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/prof-dr-turkesten-sicaklik-uyarisi-sicaklar-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/prof-dr-turkesten-sicaklik-uyarisi-sicaklar-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, cuma gününden itibaren etkili olan Afrika kökenli, tropikal, sıcak hava dalgasının Orta Akdeniz, Balkanlar üzerinden Karadeniz Havzası ve Türkiye'nin büyük bir bölümünde perşembe gününe kadar etkili olacağını aktararak, 'Türkiye'nin büyük bir bölümünde hava sıcaklıkları normallerinden 3 ila 6 santigrat derece daha yüksek olabilecek' diye konuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Afrika üzerinden gelen sıcak hava dalgası nedeniyle birçok kentte, sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerinde seyrediyor. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, cuma gününden itibaren etkili olan Afrika kökenli, tropikal, sıcak hava dalgasının Orta Akdeniz, Balkanlar üzerinden Karadeniz Havzası ve Türkiye'nin büyük bir bölümünde perşembe gününe kadar etkili olacağını aktararak, 'Türkiye, Afrika kökenli sıcak hava dalgasının etkisinde. 27 Ağustos'a kadar Ege Bölgesi de dahil olmak üzere Türkiye'nin büyük bir bölümünde hava sıcaklıkları normallerinden 3 ila 6 santigrat derece daha yüksek olabilecek' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>'SICAK HAVA DALGASI PERŞEMBE GÜNÜ ETKİSİNİ KAYBEDECEK'</strong></h2>

<p>Sıcak hava dalgasının 27 Ağustos günü etkisini kaybedeceğini dile getiren Prof. Dr. Türkeş, 'Özellikle yağış alacak bölgelerde daha belirgin olmak üzere hava sıcaklıkları normalleri civarında olabilecek gibi duruyor. Sıcak hava dalgasının etkili olacağı günlerde, Akdeniz ve Ege kıyıları ama özellikle Doğu Karadeniz ve Doğu Akdeniz'de nem de çok yüksek olacak. Kıyılarımızda hissedilen sıcaklıklar yüksek nem nedeniyle insan konforu üzerinde olumsuz etki yapacak. İnsanlar hava sıcaklıklarını yüksek nem nedeniyle daha yüksek hissedebilecek' diye konuştu. Prof. Dr. Türkeş, eylülün ilk haftasında da hava sıcaklıklarının normallerinin üzerinde seyredeceğini belirtti.</p>

<h2><strong>'BU YIL REKOR SICAKLIKLAR KIRILMADI'</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Türkeş, 'Batı ve Orta Avrupa'da çok yüksek sıcaklıklar ve kuraklıklar yaşanırken; Doğu Avrupa, Karadeniz Havzası ve Türkiye'de, batıdaki yüksek basınç sırtını ve sıcak hava kütlesini dengelemek üzere görece soğuk havayla desteklenen yüksek atmosfer alçak merkezlerinin ve yağışa neden olabilen meteorolojik olukların etkisiyle bu yıl rekor sıcaklıklar kırılmadı. Türkiye'de Batı Avrupa'da yaşanan art arda sıcak hava dalgalarını yaşamadık. Atmosfer koşulları bu yıl Türkiye'nin son 5 yılda olduğu gibi normallerin çok üstünde, çok sıcak ve ardışık rekor sıcaklıkların kırılmasına yol açan hava durumu koşullarının yaşanmasına elverişli değildi. Bunun yangınlar açısından da olumlu yansıması oldu. Kuvvetli sıcakların ve poyrazın etkili olduğu günlerde, 10 günlük yangın devresi oldu. Son sıcak dalga dalgasının etkisi geçene kadar orman yangınları açısından dikkat etmek gerekiyor. Rüzgarın kuvvetli olduğu zamanlarda, hava sıcak ve kuru olduğunda özellikle Güney Marmara'da, Ege'de, Güney Batı Anadolu'da ve Akdeniz kıyı kuşağında eğer rüzgar kuvvetli olursa yangın riski de artabilir. Eylülün ortalarına kadar Türkiye'nin batı ve güney bölgelerinde çalılık ve orman yangınları oluşma riski var' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Çevre, Genel, Güncel, İzmir, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/prof-dr-turkesten-sicaklik-uyarisi-sicaklar-artiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 10:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/08/agency/dha/prof-dr-turkesten-sicaklik-uyarisi-sicaklar-artiyor.jpg" type="image/jpeg" length="73729"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elektrikli Scooter Kullananlar Dikkat!]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/elektrikli-scooter-kullananlar-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/elektrikli-scooter-kullananlar-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Okulların kapanması ve yaz tatilinin başlamasıyla birlikte scooter kullanımına bağlı yaralanmaların arttığını belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Soyarslan, 'Koruyucu ekipman kullanılmadan yapılan sürüşler, ciddi yaralanmalara davetiye çıkarabiliyor. Scooter kazalarında en sık el bileği kırıkları, omuz yaralanmaları ve kafa travmalarıyla karşılaşıyoruz' diye konuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz tatili ile birlikte çocuklar ve gençler arasında scooter kullanımı yaygınlaşırken, kazalara bağlı yaralanmalar da artıyor. Medipol Üniversite Pendik Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Soyarslan, özellikle kasksız kullanımın ciddi kafa travmalarına yol açabildiğini, scooter kazalarında el bileği kırıkları ve omuz yaralanmalarının sık görüldüğünü söyledi.</p>

<h2><strong>'ELEKTRİKLİ SCOOTERLARDA RİSK ARTIYOR'</strong></h2>

<p>Elektrikli scooterların son yıllarda hem çocuklar hem de yetişkinler arasında yaygınlaştığını belirten Dr. Soyarslan, bu araçların pratik ulaşım sağlamasına rağmen bazı riskleri de beraberinde getirdiğini ifade etti. Dr. Soyarslan, 'Elektrikli scooterlar artık çok yaygın kullanılıyor. Satın alınabilmelerinin yanı sıra kiralama seçeneklerinin de artmasıyla günlük yaşamın bir parçası haline geldiler. Ancak yeni nesil scooterlarda motor gücünün artmasıyla birlikte araçlar çok kısa sürede yüksek hızlara ulaşabiliyor. Saatte 20-30 kilometre hız düşük gibi görünse de düşme anında ciddi travmalara neden olabiliyor' diye konuştu.</p>

<h2><strong>'KASK KULLANMAMAK HAYATİ SONUÇLAR DOĞURABİLİYOR'</strong></h2>

<p>Scooter kazalarında en önemli risklerden birinin kasksız kullanım olduğuna dikkat çeken Dr. Soyarslan, 'Bu araçlar kullanılırken çoğu zaman kask, dizlik veya koruyucu ekipman kullanılmıyor. Oysa kask kullanımı özellikle kafa travmalarını önlemek açısından büyük önem taşıyor. Scooter kazalarında hayati risk oluşturan kafa travmalarıyla karşılaşabiliyoruz. Bu nedenle sürücülerin mutlaka kaliteli bir kask kullanmaları gerekiyor' dedi.</p>

<h2><strong>'EN SIK EL BİLEĞİ VE OMUZ YARALANMALARI GÖRÜLÜYOR'</strong></h2>

<p>Düşme sırasında refleks olarak ellerin öne uzatıldığını belirten Dr. Soyarslan, bu nedenle bazı kırıkların daha sık görüldüğünü ifade etti. Dr. Soyarslan, 'En sık el bileği kırıklarıyla karşılaşıyoruz. Bunun yanında dirsek yaralanmaları ve köprücük kemiği kırıkları da oldukça yaygın. Ayrıca ani frenleme ya da panik anında ayağın yere sert basılması sonucu ayak bileği burkulmaları ve kırıkları da sık görülüyor' açıklamasında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>'İKİ KİŞİ BİNMEK KAZA RİSKİNİ ARTIRIYOR'</strong></h2>

<p>Scooterların tek kişilik araçlar olduğuna dikkat çeken Dr. Soyarslan, bilinçsiz kullanımın kaza riskini artırdığını söyledi. Dr. Soyarslan, 'İki kişinin aynı scooterı kullanması dengeyi bozuyor ve kaza ihtimalini ciddi şekilde yükseltiyor. Ayrıca sürücülerin hız limitlerine uyması, scooterı trafikte bir araç gibi değerlendirmesi ve düzenli bakım yaptırması gerekiyor. Fren sistemleri ve tekerleklerin periyodik olarak kontrol edilmesi güvenli sürüş açısından büyük önem taşıyor' dedi.</p>

<h2><strong>'KAZA SONRASINDA BİLİNÇSİZ MÜDAHALEDEN KAÇININ'</strong></h2>

<p>Scooter kazası sonrasında yanlış müdahalelerin yaralanmanın şiddetini artırabileceğini belirten Dr. Soyarslan, 'Düşme sonrası ayağa kalkamıyorsanız veya kırık şüphesi varsa mutlaka yardım çağırılmalı ve 112 Acil Servis aranmalıdır. Yaralanan bölgenin mümkün olduğunca hareketsiz tutulması gerekir. Bilinçsiz kişiler tarafından yapılan müdahaleler bazen durumu daha da kötüleştirebilir. Bu nedenle sağlık ekiplerinin müdahalesini beklemek en doğru yaklaşım olacaktır' ifadesinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/elektrikli-scooter-kullananlar-dikkat</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 09:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/08/agency/dha/elektrikli-scooter-kullananlar-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="79601"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu duyurdu: 1800 yataklı yeni şehir hastanesi geliyor]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/bakan-memisoglu-duyurdu-1800-yatakli-yeni-sehir-hastanesi-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/bakan-memisoglu-duyurdu-1800-yatakli-yeni-sehir-hastanesi-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, İzmir Dikili Devlet Hastanesi'nin yeni hizmet binasının açılışında önemli açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, İzmir Dikili Devlet Hastanesi yeni hizmet binasının açılış törenine katıldı. Törende İzmir'in sağlık yatırımlarına ilişkin açıklamalarda bulunan Memişoğlu, kente 1800 yatak kapasiteli Tınaztepe Şehir Hastanesi'nin kazandırılacağını açıkladı.</p>

<p>Memişoğlu, Tınaztepe Şehir Hastanesi'nin İzmir'in ikinci şehir hastanesi olacağını belirterek, projenin bölgenin sağlık altyapısına önemli katkı sağlayacağını ifade etti.</p>

<h2><strong>İzmir'in sağlık altyapısı güçleniyor</strong></h2>

<p>Türkiye'nin son 25 yılda sağlık alanında büyük bir dönüşüm yaşadığını belirten Memişoğlu, ülke genelinde 271 bini aşkın yatak kapasitesi ve 1,5 milyon kişilik sağlık ordusuyla hizmet verildiğini söyledi.</p>

<p>İzmir'de de sağlık yatırımlarının hız kesmeden sürdüğünü aktaran Bakan Memişoğlu, 2023 yılında 2 bin 200 yatak kapasiteli İzmir Şehir Hastanesi'nin hizmete açıldığını hatırlattı. Kent genelinde 52 sağlık tesisi ve 93 yeni sağlık merkezinin de vatandaşların hizmetine sunulduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Yeni sağlık tesisleri geliyor</strong></h2>

<p>İzmir'in farklı ilçelerinde çok sayıda sağlık yatırımının devam ettiğini açıklayan Memişoğlu, Buca Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi ile Selçuk Devlet Hastanesi'nin yapımında sona gelindiğini bildirdi.</p>

<p>Menemen ve Bergama'ya 250'şer yataklı, Alsancak'a 125 yataklı, Kiraz'a 100 yataklı, Bayındır ve Karşıyaka'ya ise 50'şer yataklı devlet hastanelerinin yanı sıra Urla Devlet Hastanesi Ek Binası gibi projelerin de hayata geçirileceğini belirten Memişoğlu, toplam 68 yeni sağlık tesisinin proje çalışmalarının sürdüğünü söyledi.</p>

<h2><strong>Sağlıkta yerli üretim hedefi</strong></h2>

<p>Bakan Memişoğlu, Türkiye'nin sağlık teknolojilerinde de kendi ürünlerini geliştiren bir ülke konumuna geldiğini ifade etti. Dünyada yalnızca üç ülkede üretilebilen kalp-akciğer makinesinin yerli imkanlarla geliştirildiğini belirten Memişoğlu, solunum cihazlarından ultrason sistemlerine, mobil röntgen cihazlarından yerli aşı ve ilaç çalışmalarına kadar birçok alanda üretim yapıldığını kaydetti.</p>

<p>İzmir'deki üniversiteler ve araştırma merkezlerinde yürütülen yaklaşık 220 projenin desteklendiğini belirten Memişoğlu, kanser araştırmaları, kişiselleştirilmiş tedaviler, yapay zeka, dijital sağlık ve ilaç geliştirme gibi alanlarda çalışmaların sürdüğünü aktardı.</p>

<h2><strong>Dikili Devlet Hastanesi hizmete açıldı</strong></h2>

<p>Açılışı gerçekleştirilen Dikili Devlet Hastanesi yeni hizmet binasının 75 yatak kapasitesine sahip olduğunu belirten Bakan Memişoğlu, hastanede 20 poliklinik, modern ameliyathaneler ve 14 yataklı palyatif bakım merkezinin bulunduğunu söyledi. Yeni hastanenin Dikili'nin sağlık ihtiyaçlarını karşılayacağını ifade eden Memişoğlu, İzmir'in şehir hastaneleri, tıp fakülteleri ve termal sağlık merkezleriyle sağlık turizminde de önemli bir merkez haline gelmesini hedeflediklerini belirtti.</p>

<p>Konuşmaların ardından dua edildi ve açılış kurdelesi kesilerek Dikili Devlet Hastanesi'nin yeni hizmet binası resmen hizmete açıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İzmir, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/bakan-memisoglu-duyurdu-1800-yatakli-yeni-sehir-hastanesi-geliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 03:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/04/memisoglu.jpg" type="image/jpeg" length="96737"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Ne yiyorsanız bağırsaklarınız da onu yaşıyor"]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/ne-yiyorsaniz-bagirsaklariniz-da-onu-yasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/ne-yiyorsaniz-bagirsaklariniz-da-onu-yasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalın bağırsak kanseri riskini azaltmada günlük yaşam alışkanlıklarının önemli rol oynadığına dikkat çeken Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Genco Gençdal, 'Ne yiyorsanız, bağırsaklarınız da onu yaşıyor. Bağırsak sağlığını korumak için mucizevi bir besine ihtiyacımız yok. Yıllarca sürdürülebilecek dengeli bir beslenme düzenine, hareketli bir yaşama ve uygun zamanda yapılan taramalara ihtiyacımız var' diye konuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada en yaygın görülen kanser türleri arasında bulunan kalın bağırsak (kolorektal) kanserinde yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıkları önemli rol oynuyor. Erken tanının yanı sıra dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve sağlıklı kilo kontrolü riskin azaltılmasına katkı sağlayabiliyor. Liv Hospital Topkapı Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Genco Gençdal, bağırsak mikrobiyotasının beslenmeden nasıl etkilendiğini anlatarak kalın bağırsak sağlığını destekleyecek önerilerde bulundu.</p>

<h2>Bağırsak sağlığında beslenme önemli bir etken</h2>

<p>Beslenme düzeninin bağırsakların çalışma biçimi ve mikrobiyota üzerinde doğrudan etkili olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Genco Gençdal, özellikle liften yoksun, aşırı işlenmiş gıdaların ağırlıkta olduğu ve fazla miktarda kırmızı et tüketilen beslenme modellerinin bağırsak dengesi açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceğini belirtti.</p>

<p>Sebze, meyve, kuru baklagiller ve tam tahılların daha fazla tüketilmesini öneren Gençdal, işlenmiş et ürünlerinin ise mümkün olduğunca azaltılması gerektiğini vurguladı.</p>

<h2>Bağırsaktaki bakteriler yediklerimizi dönüştürüyor</h2>

<p>Bağırsaklarda trilyonlarca mikroorganizmanın bulunduğunu ve bunların önemli bir bölümünün vücut için yararlı olduğunu belirten Gençdal, beslenmenin bu mikroorganizmaların dengesini değiştirebildiğini söyledi.</p>

<p>Lif açısından zengin gıdaların yararlı bakterilerin gelişimini desteklediğini ifade eden Gençdal, aşırı işlenmiş ürünler, fazla kırmızı et ve yüksek yağ içeren beslenmenin ise bazı istenmeyen bakterilerin ve metabolik ürünlerin artmasına neden olabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Uzman, bağırsak sağlığını değerlendirirken yalnızca hangi besinlerin tüketildiğine değil, bu besinlerin bağırsak bakterileri tarafından nasıl işlendiğine de bakılması gerektiğini belirtti.</p>

<h2>Bazı bağırsak metabolitleri yakından araştırılıyor</h2>

<p>Bilimsel çalışmaların bağırsak bakterileri ile kolorektal kanser arasındaki ilişkinin oldukça karmaşık olduğunu ortaya koyduğunu aktaran Gençdal, bazı bakterilerin safra asitlerini deoksikolik aside (DCA) dönüştürebildiğini ve bu maddenin kalın bağırsak hücrelerinin kontrolsüz çoğalmasıyla ilişkili olabileceğini ifade etti.</p>

<p>Ancak bu bulguların herhangi bir bakterinin ortadan kaldırılmasının kanseri önleyeceği anlamına gelmediğinin altını çizen Gençdal, mikrobiyota alanındaki araştırmaların sürdüğünü ve bugün için belirli bir bakteriyi hedef alarak kanserden korunmanın mümkün olduğunun söylenemeyeceğini kaydetti.</p>

<h2>Lif tüketimi yalnızca kabızlıktan korunmak için değil</h2>

<p>Bağırsak dostu beslenmenin temel unsurlarından birinin lif olduğunu belirten Gençdal, lifin yalnızca kabızlığı önleyen bir besin bileşeni olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Sebze, meyve, kuru baklagiller, tam tahıllar, kuruyemişler ve tohumlarda bulunan lifin bir bölümünün bağırsak bakterileri tarafından parçalandığını anlatan Gençdal, bu süreçte kısa zincirli yağ asitlerinin ortaya çıktığını belirtti.</p>

<p>Bu maddeler arasında yer alan bütiratın kalın bağırsak hücreleri için önemli bir enerji kaynağı olduğuna işaret eden Gençdal, lifin bağırsak bakterileri ve ortaya çıkan faydalı metabolitler aracılığıyla bağırsak sağlığını destekleyebildiğini ifade etti.</p>

<h2>Günlük 30 gram lif hedeflenebilir</h2>

<p>Dünya Kanser Araştırma Fonu'nun yetişkinler için günlük yaklaşık 30 gram lif tüketimini önerdiğini hatırlatan Gençdal, lif miktarının beslenmeye bir anda değil, kademeli şekilde eklenmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Lif tüketimi artırılırken yeterli miktarda su içilmesinin de önem taşıdığını belirten Gençdal, aksi durumda gaz, şişkinlik ve karın bölgesinde rahatsızlık gibi sorunların görülebileceğini ifade etti.</p>

<p>Amaçlananın kısa süreli bir diyet uygulamak değil, lif açısından zengin beslenme alışkanlığını uzun vadede sürdürülebilir hale getirmek olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Renkli tabak, çeşitli beslenme anlamına geliyor</h2>

<p>Bağırsak sağlığını destekleyen bir beslenme düzeni için pahalı veya özel ürünlere ihtiyaç olmadığını belirten Gençdal, farklı renklerde sebze ve meyvelerin sofrada daha fazla yer almasını önerdi.</p>

<p>Brokoli, lahana, karnabahar, roka, ıspanak, havuç, domates ve biber gibi sebzelerin çeşitlendirilerek tüketilmesi gerektiğini söyleyen Gençdal, elma, armut, portakal, kivi ve çilek gibi meyvelerin ise mümkün olduğunca bütün halde yenilmesini tavsiye etti.</p>

<p>Meyve suyunun, meyvenin kendisiyle aynı miktarda lif içermediğine dikkat çeken uzman, bu nedenle meyve suyunun bütün meyvenin yerini tutmadığını belirtti.</p>

<h2>Baklagiller ve tam tahıllar sofrada daha fazla yer almalı</h2>

<p>Mercimek, nohut, kuru fasulye ve barbunya gibi kuru baklagillerin hem lif hem de bitkisel protein açısından zengin olduğunu ifade eden Gençdal, bu besinlerin haftada birkaç kez tüketilmesini önerdi.</p>

<p>Beyaz ekmek ve rafine tahıllar yerine tam buğday ekmeği, bulgur, yulaf, arpa, esmer pirinç ve tam tahıllı makarna gibi seçeneklerin tercih edilmesinin de beslenmenin lif içeriğini artırabileceğini söyledi.</p>

<p>Ceviz, badem ve fındığın yanı sıra chia ve öğütülmüş keten tohumunun da iyi seçenekler arasında bulunduğunu belirten Gençdal, ancak kuruyemişlerin yüksek enerji içeriği nedeniyle porsiyon kontrolünün göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<h2>Kırmızı et tamamen yasak değil, ölçülü tüketilmeli</h2>

<p>Kalın bağırsak sağlığı açısından kırmızı etin tamamen beslenmeden çıkarılmasının gerekmediğini belirten Gençdal, önemli olanın miktar ve tüketim sıklığı olduğunu söyledi.</p>

<p>Dünya Kanser Araştırma Fonu'nun haftada yaklaşık üç porsiyon, toplamda 350-500 gram pişmiş kırmızı et tüketimini sınır olarak önerdiğini hatırlatan Gençdal, sucuk, salam, sosis, pastırma ve jambon gibi işlenmiş etlerin ise günlük beslenmenin rutin bir parçası haline getirilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Protein kaynaklarının çeşitlendirilmesi için balık, tavuk, yumurta, yoğurt ve kuru baklagillerin de tercih edilebileceğini belirtti.</p>

<h2>Probiyotikler tek başına koruyucu değil</h2>

<p>Yoğurt ve kefir gibi besinlerin sağlıklı bir beslenme düzeninde yer alabileceğini belirten Gençdal, ancak probiyotik takviyelerin tek başına kalın bağırsak kanserini önlediğine yönelik mucizevi bir kanıt bulunmadığını söyledi.</p>

<p>Uzman, bağırsak sağlığı açısından en güçlü yaklaşımın tek bir ürüne odaklanmak yerine liften zengin, çeşitli ve mümkün olduğunca doğal bir beslenme düzeni oluşturmak olduğunu vurguladı.</p>

<h2>Fast-food tüketiminde asıl mesele alışkanlık</h2>

<p>Hamburger, paketli atıştırmalıklar ve şekerli-gazlı içeceklerin tamamen yasaklanmasından ziyade bunların günlük beslenmenin temelini oluşturmamasının önemli olduğunu ifade eden Gençdal, sağlıklı yaşamda sürdürülebilirliğin öne çıktığını belirtti.</p>

<p>Ara sıra tüketilen bir yiyeceğin tek başına belirleyici olmadığını, asıl önemli olanın genel beslenme düzeninin sağlıklı bir çizgide tutulması olduğunu söyledi.</p>

<h2>Düzenli hareket bağırsak sağlığını da destekliyor</h2>

<p>Fiziksel aktivitenin yalnızca kalp-damar sağlığı açısından değil, kalın bağırsak kanseri riskinin azaltılması ve sağlıklı vücut ağırlığının korunması açısından da önem taşıdığını belirten Gençdal, düzenli hareket edilmesini önerdi.</p>

<p>Her gün yapılacak 20-30 dakikalık tempolu yürüyüşlerin dahi yaşam tarzına eklenebilecek önemli bir fiziksel aktivite olduğunu ifade etti.</p>

<h2>Sağlıklı beslenme kolonoskopinin yerini tutmuyor</h2>

<p>Beslenme alışkanlıklarının kanser riskini azaltmada önemli bir yere sahip olduğunu ancak taramaların ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Gençdal, kolonoskopinin erken teşhis ve önleme açısından kritik olduğunu söyledi.</p>

<p>Kalın bağırsak kanserlerinin önemli bir bölümünün poliplerden gelişebildiğini belirten Gençdal, kolonoskopi sırasında bu oluşumların kansere dönüşmeden tespit edilip çıkarılabildiğini ifade etti.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca sağlıklı beslenerek kalın bağırsak kanseri riskinin tamamen ortadan kalktığı düşüncesinin doğru olmadığını vurguladı.</p>

<h2>Bağırsak sağlığı için 7 temel öneri</h2>

<p>Doç. Dr. Genco Gençdal, kalın bağırsak sağlığını desteklemek isteyenlere şu önerilerde bulundu:</p>

<ul>
 <li>Her gün çeşitli sebze ve meyvelere sofrada yer verin.</li>
 <li>Günlük yaklaşık 30 gram lif tüketmeyi hedefleyin.</li>
 <li>Kuru baklagilleri düzenli olarak tüketin.</li>
 <li>İşlenmiş et ürünlerini mümkün olduğunca azaltın.</li>
 <li>Kırmızı eti ölçülü tüketin.</li>
 <li>Alkol kullanımından mümkünse tamamen kaçının.</li>
 <li>Düzenli fiziksel aktivite yapın ve sağlıklı vücut ağırlığını koruyun.</li>
</ul>

<h2>Kalın bağırsak sağlığında mucizevi besin yok</h2>

<p>Bağırsak sağlığının tek bir yiyecek veya takviye üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirten Gençdal, brokoli, kefir ya da herhangi bir probiyotik ürünün tek başına kanseri önleyemeyeceğini vurguladı.</p>

<p>Uzman, uzun vadede sürdürülen dengeli beslenme ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çekerek sebze, meyve, kuru baklagiller, tam tahıllar ve ölçülü miktarda kuruyemişlerin beslenmede daha fazla yer almasını; işlenmiş etlerin ve aşırı işlenmiş gıdaların ise azaltılmasını önerdi.</p>

<p>Düzenli hareket edilmesi, sağlıklı kilonun korunması ve yaşa ve risk durumuna uygun kanser taramalarının zamanında yaptırılması da kalın bağırsak sağlığının korunmasında önemli adımlar arasında bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/ne-yiyorsaniz-bagirsaklariniz-da-onu-yasiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 09:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/08/agency/dha/ne-yiyorsaniz-bagirsaklariniz-da-onu-yasiyor.jpg" type="image/jpeg" length="38366"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık çalışanlarına 24 saat kreş hizmeti geliyor]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/saglik-calisanlarina-24-saat-kres-hizmeti-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/saglik-calisanlarina-24-saat-kres-hizmeti-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sağlık çalışanlarının yüzde 60'tan fazlasının kadın olduğunu belirtti, 'Büyük hastanelerimiz başta olmak üzere hepsine kreş ve anaokulu konusuyla bir yapılanmaya girip, 24 saat kreş hizmeti sunacak, çocuklarını bırakacağı, aynı zamanda güvenli olacak kreşleri kuracağız. İnşallah bu sene için 7'sine başlıyoruz' diye konuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 'Sağlıklı Türkiye Yüzyılı Sağlık Yöneticileri Teknik Analiz Toplantısı'na katılmak üzere Burdur'a geldi. Burdur'da ilk olarak valiliği ziyaret eden Bakan Memişoğlu, Vali Tülay Baydar Bilgihan ve il protokolü tarafından karşılandı. Valilikte basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Bakan Memişoğlu, 'Sağlıklı Türkiye Yüzyılı' kapsamında Türkiye'nin 78'inci ili olan Burdur'u ziyaret ettiklerini ifade etti. Bakan Memişoğlu, kentte sağlık hizmetlerinin mevcut durumunu değerlendireceklerini belirterek, 'Burada daha iyi sağlık hizmeti verebilmek için neler yapabiliriz, neler yaptık, istişare edeceğiz. Değerlendirmelerimiz neticesinde de inşallah Burdur'da çok daha iyi sağlık hizmeti sunabilecek bir politikayı oluşturacağız' ifadelerini kullandı.</p>

<h2>"Çok büyük heyecan var"</h2>

<p>Burdur'un Anadolu'nun güzel şehirlerinden biri ve Yörük diyarı olduğunu belirten Bakan Memişoğlu, kentte 2023 yılı sonunda hizmete alınan hastanenin tıp fakültesi ile birlikte çalışacağını söyledi. Memişoğlu, 'Biliyorsunuz 2023 yılı sonu itibarıyla çok güzel bir hastane yaptık. Şu an o hastane devlet hastanesi pozisyonunda ama tıp fakültesi kurulmuş Burdur'da ve çok büyük heyecan var. Biz bu hastaneyi 'Eğitim Araştırma Hastanesi' statüsüne döndürüp tıp fakültesiyle beraber çalışacağız. Burdur'dan hiçbir hastamızın başka yerde sağlık hizmeti alma ihtiyacı olmayacak şekilde bir planlama yapacağız. Özellikle hastaneyle beraber merkezde olan 'cam bina' dediğimiz ana binamızı da yeniden bir değerlendirmeyle inşallah sağlık hizmetinde kullanmaya devam edeceğiz' dedi.</p>

<p>Eşeler Devlet Hastanesi projesinin son aşamaya geldiğini söyleyen Bakan Kemal Memişoğlu, 'Birkaç ay içinde projeyi bitirmiş olacağız. Daha sonra inşallah milletimize orada 50 yataklı bir hastaneyle hizmet vereceğiz' dedi. Memişoğlu, Burdur'un sağlık hizmetlerini en iyi şekilde yönetecek ve sürdürebilecek altyapı ve insan gücüne sahip olduğunu aktardı.</p>

<h2>Sağlık çalışanlarına anaokulu ve kreş</h2>

<p>Sağlık çalışanlarının sayısının 1,5 milyonu aştığını belirten Bakan Memişoğlu, özellikle hastanelerde kreş ve anaokulu hizmetlerinin yaygınlaştırılacağını söyledi. Sağlık çalışanlarının yüzde 60'ından fazlasının kadın olduğunu belirten Memişoğlu, çalışanların çocuklarını güvenli şekilde hastanelerde bırakabilmelerinin önemine vurgu yaptı. Memişoğlu, 'Büyük hastanelerimiz başta olmak üzere hepsine kreş ve anaokulu konusuyla bir yapılanmaya girip, onlara 24 saat kreş hizmeti sunacak, çocuklarını bırakacağı, aynı zamanda güvenli olacak kreşleri kuracağız. İnşallah bu sene için 7'sine başlıyoruz' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplum sağlığının korunmasına yönelik mesajlar da veren Memişoğlu, hareketli yaşam, sağlıklı beslenme ve kötü alışkanlıklardan uzak durulması çağrısında bulundu, 'Toplum sağlıklı olursa Türkiye sağlıklı olur. Sağlıklı bir Türkiye Yüzyılı dediğimiz, Sayın Cumhurbaşkanımızın hedeflerini gerçekleştiririz' açıklamasında bulundu.</p>

<p>Mesut MADAN/BURDUR,</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Burdur, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/saglik-calisanlarina-24-saat-kres-hizmeti-geliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 14:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/08/agency/dha/saglik-calisanlarina-24-saat-kres-hizmeti-geliyor.jpg" type="image/jpeg" length="85104"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Kuduz Kesinlikle İhmale Gelmez']]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/kuduz-kesinlikle-ihmale-gelmez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/kuduz-kesinlikle-ihmale-gelmez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Albayrak, kuduzun tüm memeli hayvanlar ve insanlar için hayati risk taşıdığını vurgulayarak, klinik belirtiler ortaya çıktıktan sonra hastalığın tedavisinin bulunmadığına dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Veteriner Fakültesi'nden Prof. Dr. Harun Albayrak, kuduzun tüm memeli hayvanlar ve insanlar için risk oluşturduğunu belirterek, 'Hayvanlarımızın aşılarını yaptırdıktan, hayvanlarımızı korumaya aldıktan sonra hiçbir tereddüt etmemize gerek yok. Önemli olan burada hayvanlarımızı kuduza karşı korumamız. Bu bilinçte olduğumuz sürece kuduz korkulacak bir hastalık değil. Ama ihmale gelecek bir hastalık da hiç değil. Kuduza yakalandığınızda eğer ki klinik belirtiler başlarsa tedavi imkanı kuduzda yok' diye konuştu.</p>

<p>OMÜ Veteriner Fakültesi Viroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Harun Albayrak, kuduz hastalığı ve korunma yöntemleri hakkında açıklamalarda bulundu. Hastalığın aşıyla yüzde 100'e yakın düzeyde kontrol altına alınabildiğini ifade eden Prof. Dr. Albayrak, 'Kuduza tüm memeli hayvanlar ve insanlar duyarlıdır. Tabii memeli hayvanların içerisinde özellikle karnivorlar dediğimiz köpek, kedi bunlar daha duyarlı olan hayvanlar ve hem hayvanlarda hem insanlarda kuduz kolaylıkla aşıyla kontrol altına alınan bir hastalıktır. O nedenle hayvanlarımızı, özellikle evcil hayvanlarımızı aşılamamız gerekiyor ve bu sayede yüzde 100 bir koruma sağlıyoruz' dedi.</p>

<h2><strong>'EVCİL HAYVANLARA BAĞLI KUDUZ HALA DEVAM EDİYOR'</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Albayrak, 'Kuduz kesinlikle ihmal edilmemesi gereken, herhangi bir şüphe olduğunda en yakın sağlık kuruluşuna hem insan hekimliği yönünden hem de hayvan sağlığı yönünden başvurularak aşılama ve tedavisi yapılması gereken bir hastalık. Kuduzun hemen hemen yüzde 95'in üzerindeki bulaşma yönü ısırma temas yoluyla oluyor. Bu köpek ısırması olabilir, kedi ısırması, tırmalaması veya vahşi hayvanlar tarafından olabilir. Ülkemizde ve dünyada genel itibarıyla ağırlıklı olarak köpeklerin ısırmasıyla oluyor. Birçok ülkede artık köpek kuduzu bulunmuyor. Özellikle Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde, Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD), Kanada'da, buralarda köpek nedenli kuduz gözükmüyor. Sadece vahşi yaşama bağlı kuduzlar var. Ülkemizde ise maalesef son olaylarda da oldu. Evcil hayvanlara bağlı kuduz maalesef hala günümüzde de devam ediyor. Azalarak da olsa devam ediyor. Bunun önlenmesi için evcil hayvanlarımızı kesinlikle aşılatmamız ve bu konuda herhangi bir temas olduğunda en yakın sağlık kuruşuna başvurarak tedavimizi yaptırmamız gerekiyor' açıklamasında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>'KUDUZA TÜM YAŞ GRUPLARI DUYARLI'</strong></h2>

<p>Kuduzun çocuklarda daha fazla vaka görülmesinin temasın gizlenmesinden kaynaklandığının altını çizen Prof. Dr. Albayrak, 'Kuduzda spesifik bir yaş aralığı yok. Eğer temasınız varsa hangi yaş aralığında olursanız olun, eğer ki virüsle bulaşık bir hayvan tarafından ısırıldıysanız kuduz olursunuz. Bunun belli bir yaş aralığı yok. Tüm yaş grupları duyarlı. Çocuklardaki daha fazla kuduz vakalarına rastlamamızın nedeni tamamen çocukların temas sonrası, bu teması saklamaları ve ailelerine bahsetmemeleridir. Vakaların görülme olasılığı bundan dolayı. Çocuklarda da bu tamamen temasın saklanmasına bağlı. Yoksa yaş duyarlılığıyla ilgili bir durum değil' dedi.</p>

<h2><strong>2025'TE 500 BİNDEN FAZLA TEMAS VAKASI BAŞVURDU</strong></h2>

<p>2025 yılı itibarıyla 500 binin üzerinde kişinin kuduz şüphesi taşıyan temas nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvurduğunu belirten Prof. Dr. Albayrak, 'Bu tabii yıllara göre artıyor. Artma nedeni evcil hayvan sayımız artıyor. Evcil hayvanlarla birlikte yaşıyoruz. Bu temas demek, hayvanların hepsinin riskli değil ama kuduz ihmale gelen bir hastalık olmadığı için bu tür öykü olduğunda insanlar sağlık kuruluşuna başvuruyorlar ve aşılamalarını yaptırıyorlar. Kuduzun yıllara göre değişmekle birlikte en çok pik yaptığı dönem 2014'te, 4 insanımızı kaybettik ama yıllara sari olarak 2025'te 1 vakamız var ve azalıyor. Hayvan sağlığında da aynı şekilde, hayvanlardaki vakalar da yıllara bağlı olarak aşılamanın bilinçli şekilde yapılmasıyla düşüyor. Biz veteriner ve koruyucu hekimlik olarak hayvan popülasyonumuzun en az yüzde 75-80'in aşılı olması gerekiyor ki virüsün dolaşımını kısıtlamamız lazım. O nedenle her zaman için aşı en önemli koruyucu silahımız diyoruz' diye konuştu.</p>

<h2><strong>KLİNİK BELİRTİLERE ÖNEMLİ</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Albayrak, 'Kedilerin köpekle bir farkı yok. En son vaka kedi olduğu için üzerinde biraz daha duruyoruz. Sonuçta kedi de köpek de kuduza karşı duyarlı hayvanlar ve aynı ortamda evimizde birlikte yaşıyoruz. O nedenle hayvanlarımızın aşılarını yaptırdıktan, hayvanlarımızı korumaya aldıktan sonra hiçbir tereddüt etmemize gerek yok. Önemli olan burada hayvanlarımızı kuduza karşı korumamız. Bu bilinçte olduğumuz sürece kuduz korkulacak bir hastalık değil. Ama ihmale gelecek bir hastalık da hiç değil. Kuduza yakalandığınızda eğer ki klinik belirtiler başlarsa tedavi imkanı kuduzda yok. Yüzde 100 ölümdür. Kuduzun ilk tedavisi, 1885'te Louis Pasteur tarafından aşısı bulundu. 150 yıla yakın bir süredir. 1887'de o zamanki devletimiz Osmanlı İmparatorluğu da bunun aşısını Türkiye'ye getirdi. Ve 1887'den beri ülkemizin topraklarında kuduz aşısı üretiliyor. Hayvanlara karşı aşılamalarımızı yapıyoruz. O nedenle tedavi seçeneğimiz var. İhmal etmediğimiz sürece kuduzdan korkmamıza gerek yok. Ama ihmal edersek, elimizdeki seçenekler işe yaramayabilir geç kaldıktan sonra' dedi.</p>

<h2><strong>'UYSAL HAYVAN DA VİRÜSÜ BULAŞTIRABİLİR'</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Albayrak, 'Şuna da dikkat etmek gerekiyor. Beni tırmalayan, beni ısıran köpek, 'Kuduz gibi değildi' gibi düşünmemek lazım. Çünkü kuduzda hayvanlar klinik belirtiler görülmeden 5 gün öncesine kadar salyalarıyla birlikte virüsü yayabiliyorlar. Hayvan çok uysal olabilir, sizi ısırdığında böyle bir temasınız olduğunda muhakkak sağlık kuruluşuna başvurmanız gerekiyor. İlla her kuduzlu hayvanın saldırgan olması gerekmiyor. Muhakkak temasınız olduğunda, ısırılma veya tırmalama olduğunda sağlık kuruluşuna başvurmanız ve aşılarınıza bir an önce başlamanız gerekiyor' açıklamasında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/kuduz-kesinlikle-ihmale-gelmez</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 10:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/08/agency/dha/kuduz-kesinlikle-ihmale-gelmez.jpg" type="image/jpeg" length="20664"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kansere karşı kişiselleştirilmiş mRNA aşısında umut verici sonuç]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/kansere-karsi-kisisellestirilmis-mrna-asisinda-umut-verici-sonuc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/kansere-karsi-kisisellestirilmis-mrna-asisinda-umut-verici-sonuc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Moderna ve Merck’in geliştirdiği kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşısı, melanom hastalarında umut verici sonuçlar ortaya koydu. Faz 3 çalışmasında aşının Keytruda ile birlikte kullanılması, hastalığın yeniden ortaya çıkması ve yayılmasını geciktirmede başarılı oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kişiye özel geliştirilen mRNA teknolojisine dayalı kanser aşısında önemli bir aşama kaydedildi. Moderna ve Merck tarafından geliştirilen aşının, cilt kanserinin en agresif türlerinden biri olan melanomun tedavisinde kullanılan Keytruda ile birlikte uygulandığı Faz 3 çalışmasında başarılı sonuç elde edildi. Çalışma, mRNA tabanlı kişiselleştirilmiş bir kanser aşısının son aşama klinik testlerde ulaştığı ilk önemli başarı olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Kişiye özel kanser aşısında önemli adım</strong></p>

<p>Moderna ve Merck tarafından geliştirilen kişiselleştirilmiş mRNA aşısı, hastaların tümörlerinde bulunan özgün mutasyonları hedefleyecek şekilde tasarlanıyor. Keytruda ile birlikte uygulanan tedavinin, yüksek riskli melanom hastalarında kanserin yeniden ortaya çıkması ve başka bölgelere yayılmasını geciktirdiği bildirildi.</p>

<p><strong>Faz 3 çalışmasının sonuçları</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Toplam 1.137 hastanın dahil edildiği Faz 3 çalışmasında, ameliyatla tümörü çıkarılan yüksek riskli melanom hastaları takip edildi. Aşı ile Keytruda kombinasyonunun, hastalığın tekrarlamasını geciktirmeye yönelik temel hedefi ve kanserin vücudun diğer bölgelerine yayılmasını önlemeye yönelik önemli hedefi karşıladığı açıklandı.</p>

<p>Şirketler, çalışmanın ayrıntılı sonuçlarını henüz kamuoyuyla paylaşmazken, tedavinin güvenliği konusunda yeni bir sorun ortaya çıkmadığını belirtti. Ayrıntılı verilerin ilerleyen dönemde bilimsel bir toplantıda açıklanması bekleniyor.</p>

<p><strong>mRNA teknolojisi kanser tedavisinde yeni dönemin kapısını aralıyor</strong></p>

<p>Sonuçlar, COVID-19 salgınıyla geniş ölçekte kullanılan mRNA teknolojisinin kanser tedavisinde de kullanılabileceğine ilişkin önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Kişiselleştirilmiş yaklaşım sayesinde aşının, her hastanın tümöründe bulunan farklı özelliklere göre hazırlanması hedefleniyor.</p>

<p>Tedavinin henüz genel kullanıma sunulmuş bir kanser aşısı olmadığı, Faz 3 sonuçlarının ardından düzenleyici kurumlara yapılacak başvuruların ve değerlendirme süreçlerinin belirleyici olacağı belirtiliyor.</p>

<p><strong>Şirket hisselerinde sert yükseliş</strong></p>

<p>Çalışmadan gelen olumlu haberin ardından Moderna ve Merck hisselerinde de dikkat çekici hareketlilik yaşandı. Özellikle Moderna hisselerinde sert yükseliş görülürken, gelişme şirketin kanser tedavileri alanındaki çalışmalarına yönelik beklentileri artırdı.</p>

<p>Uzmanlara göre, çalışmanın sonuçlarının ayrıntılı verilerle doğrulanması ve tedavinin onaylanması halinde kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşıları, özellikle yüksek riskli melanom hastalarının tedavisinde yeni bir seçeneğin önünü açabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/kansere-karsi-kisisellestirilmis-mrna-asisinda-umut-verici-sonuc</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 17:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/08/1f4c1c2f-e708-45c2-8627-70db511f171e.jpeg" type="image/jpeg" length="75375"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karaciğerde olan her kitle kanser değil]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/karacigerde-olan-her-kitle-kanser-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/karacigerde-olan-her-kitle-kanser-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Burak Işık, The Global Cancer Observatory (GLOBOCAN) 2024 verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 843 bin yeni karaciğer kanseri vakası görüldüğünü ve 732 bin kişinin bu hastalık nedeniyle yaşamını yitirdiğini belirtti, 'Bu veriler karaciğer kanserinin ciddiyetini ortaya koyuyor. Ancak karaciğerde saptanan her kitle kanser anlamına gelmez ve her kitle ameliyat gerektirmez' diye konuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Güven Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü'nden Prof. Dr. Burak Işık, karaciğer hastalığıyla alakalı değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Işık, 'Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı tarafından Temmuz 2026'da yayımlanan GLOBOCAN 2024 verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 843 bin yeni karaciğer kanseri vakası görüldü, 732 bin kişi ise bu hastalık nedeniyle yaşamını yitirdi. Karaciğer kanseri, dünyada en sık görülen yedinci kanser olmasına karşın kansere bağlı ölümlerde üçüncü sırada yer aldı. Dünya Sağlık Örgütü verileri de karaciğer yağlanması olarak bilinen steatotik karaciğer hastalığının dünya genelinde yaklaşık 1,7 milyar kişiyi etkilediğini gösteriyor. Fazla kilo, diyabet, düzenli alkol kullanımı ile hepatit B ve C enfeksiyonları önemli risk faktörleri arasındadır. Karaciğer vücudun en çalışkan organlarından biridir. İlginç olan şu ki, ciddi şekilde hastalansa bile uzun süre hiçbir belirti vermeyebilir. İşte bu yüzden karaciğer hastalıklarına 'sessiz hastalıklar' denir' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"Karaciğerde saptanan her kitle ameliyat edilmek zorunda değildir"</h2>

<p>Karaciğerde yapılan incelemeler sırasında iyi veya kötü huylu kitlelerin saptanabildiğini belirten Prof. Dr. Işık, her kitlenin cerrahi yöntemle tedavi edilmesinin gerekmediğini dile getirdi.</p>

<p>Prof. Dr. Işık, 'Karaciğerde saptanan her kitle ameliyat edilmek zorunda değildir. Öncelikle kitlenin iyi huylu mu, kötü huylu mu olduğu ve hastanın sağlığı açısından bir risk taşıyıp taşımadığı değerlendirilmelidir. İyi huylu karaciğer kitlelerinde izlenecek yol kitlenin özelliklerine göre belirlenir. İyi huylu kitlelerin bir kısmı herhangi bir tedavi gerektirmeden düzenli olarak takip edilebilir. Ancak kitlenin büyümesi, belirtiye yol açması veya bazı riskler taşıması durumunda cerrahi tedavi gündeme gelebilir. Kötü huylu tümörler farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Kötü huylu tümörler, karaciğerin kendi dokusundan kaynaklanabileceği gibi başka bir organdaki kanserin karaciğere yayılması sonucunda da oluşabilir. Karaciğer tümörlerinde cerrahi tedavi kararı ayrıntılı değerlendirme sonucunda verilmektedir. Cerrahi tedavi kararı; kitlenin türüne, sayısına, büyüklüğüne, karaciğerin fonksiyonel durumuna ve karaciğerdeki yerleşimine göre kişiye özel olarak planlanır. Uygun hastalarda karaciğerin tümör bulunan bölümü çıkarılabilir. Bazı hastalarda ise karaciğer nakli bir tedavi seçeneği olabilir' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Güncel, Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/karacigerde-olan-her-kitle-kanser-degil</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/08/agency/dha/karacigerde-olan-her-kitle-kanser-degil.jpg" type="image/jpeg" length="58931"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu SMA Hastalarına Müjde!]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/bakan-memisoglu-sma-hastalarina-mujde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/bakan-memisoglu-sma-hastalarina-mujde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 'SMA ile ilgili bir çalışma da yapıyoruz. SMA ile bağış toplayıp yurt dışında iyi olacağını deyip insanlara vaatte bulunup da bu vaadinin sonucunun ne olduğunu hepsini açıklayacağız. SMA ilacını bağış alıp da bu ilaç sonucunda o hastalar iyileşti mi, iyileşmedi mi? Sonucunu bilimsel olarak çalışıyoruz' diye konuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, İstanbul'da sağlık muhabirleri ile bir araya geldi. Sağlık Bakanlığı bünyesindeki çalışmaları anlatan Memişoğlu, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Programa Bakan Memişoğlu'nun yanı sıra İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner ve USHAŞ Genel Müdürü Serdar Şenol katıldı.</p>

<h2><strong>'İSTANBUL'DA SON 24 YILDA 79 TANE BÜYÜK HASTANE YAPILDI'</strong></h2>

<p>Türkiye genelinde ve İstanbul'da yapılan hastanelerle ilgili bilgi veren Sağlık Bakanı Memişoğlu, 'İstanbul'da son 24 yılda 79 tane büyük hastane yapılmış. Sadece COVID-19 pandemisi döneminde 28 hastane yapılmış. Türkiye genelinde 27 tane şehir hastanesi yaptık. Şu anda İstanbul'da bin 453 yataklı Fatih Sultan Mehmet Hastanesi'ni yapıyoruz. Sancaktepe'de 4 bin yataklı şehir hastanesini inşallah 2027'nin ikinci yarısında hizmete sunacağız. Haydarpaşa'nın kampüsüne başladık. Bakırköy Sadi Konuk Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nin projelendirmesine başladık. Süreyyapaşa'nın projelendirmesini bitirdik. Finansını bulmaya çalışıyoruz ama yatak kapasitesi konumuzun üstünde çok sorunumuz yok. Esenyurt'ta inşallah bir yatak planlaması yapıyoruz. Beykoz'un hastanesini 2027'de bitirme hedefindeyiz, Bayrampaşa keza öyle. Bir de Avcılar var. Bunları İstanbul'a yatırım olarak yapacağız' dedi.</p>

<h2><strong>'TÜRKİYE'DE YERLİ AŞI VE SAĞLIK TEKNOLOJİLERİ ÜRETECEĞİZ'</strong></h2>

<p>Yerli aşı ve sağlık teknolojilerindeki çalışmalara da değinen Memişoğlu, 'Yerli aşıyla ilgili çağrı yaptık. 8 tane yerli aşının üretimi için planlamalarımızı yaptık. İnşallah en az 6 tanesiyle birkaç hafta içinde sözleşme yapıp yerli aşı üretimini Türkiye'de kendimiz yapacağız. Hatta sadece dolum değil, 'master cell' dediğimiz esas hücreyi de alarak yapacağız. Yani biz kendimiz yapacağız her şeyi. Bizim 13 tane yerli aşımız var. Bu aşılar içinden seçtik. Hepatit A'yı biz kendimiz dolum yapıyoruz. Diğerlerini de çok yakında açıklayacağız. Çağrılarını yaptık. 8 tanesini yaptık ama 6 tanesinin anlaşmasını hazır hale getiriyoruz. Onlarla ilgili çalışma yaptık, hazır üretime geldik. 2 tane ultrason sözleşmesi yaptık. 2 firma yurt dışından teknolojisiyle beraber getirecekler. 2 sene içinde yüzde 70'in üzerinde yerli ultrasonumuzu üreteceğiz. Bunun sözleşmesini de yaptık. Şimdi Hacettepe ve Teknopark'ta üretimini yapıyoruz. İnşallah çok yakın zamanda 2 tane fabrikasının temelini atacağız. Böylece Türkiye kendi ultrasonunu da yapacak' diye konuştu.</p>

<h2><strong>'İLAÇLARI KENDİMİZ ÜRETİR HALE GETİRİYORUZ'</strong></h2>

<p>Memişoğlu, 'Kendi kalp-akciğer pompamızı biliyorsunuz, ASELSAN'la beraber yaptık. Bu çok teknolojik bir cihaz. O cihaz olmadan kalp ameliyatları yapılamaz. Şimdi onu hastalarda kullanmaya başladık. Bir ay evvel başladık ve sene sonu itibarıyla seri üretimine geçeceğiz. Mobil röntgen cihazını aldık. Solunum cihazı yapıyoruz. Home Vent yapıyoruz. En önemlilerden bir tanesi, mesela kapsül endoskopi yapıyoruz Türkiye'de. Onun da insan çalışmalarına çok kısa zamanda başlayacağız. Endoskopi yerine biliyorsunuz, tablet gibi alıyorsunuz. Bütün bağırsağınızı, midenizi filmler gösteriyor. Bunu 2-3 ülke yapıyor. Bir tanesi de biziz. Teknopark'ta onu prototipiyle geliştirdik. Özellikle immünolojik ve kanser ilaçlarıyla ilgili çalışmalarımız var. Biz Türkiye'nin üretim kapasitesini tamamen bağımsız hâle getireceğiz. Özellikle kanser, SMA gibi moleküler hastalıklar, immünoterapi gibi ilaçları kendimiz üretir hâle getiriyoruz şimdi. Bunun klinik çalışmalarına da başlayacağız çok kısa zamanda. TÜSEB'te şöyle bir şey yaptık: Türkiye'nin hangi ilaçlara ihtiyacı var, yurt dışından getirdiğimiz, ithal ettiğimiz? Bu ilaçların hangilerini Türkiye'de üretmemiz gerekiyor? Bunların planlamasını yaptık. İlaç firmalarıyla görüştük. Bunları biz kendimiz üreteceğiz dedik. Türkiye'nin hangi stratejik cihazlara ihtiyacı var? 45 tane şimdi tespit ettik. Belki sayı artacak. Bu 45 cihazı üretebilmemiz lazım. COVID'de yaşadığımız gibi, bir şey size gelmezse sağlık hizmetlerini bunlarla üretmeniz gerekir. Onları üretebilmeniz lazım. Bunları tespit ettik ve TÜSEB'le beraber üretimini teşvik ediyoruz' dedi.</p>

<h2><strong>'TÜRKİYE'NİN İHTİYAÇ DUYDUĞU İLAÇ VE CİHAZLARI ÜRETECEĞİZ'</strong></h2>

<p>Türkiye'de sağlık sektörünün gelişmesi için her türlü fikir ve çalışmadan yararlandıklarını belirten Memişoğlu, 'uretensaglik.gov.tr diye bir şey var. Burada fikirden ürüne bir sistem kurduk. Sizin herhangi bir fikriniz varsa, sağlıkla ilgili bir çalışmanız veya görüşünüz varsa oraya gidip başvurabiliyorsunuz. Türkiye üretecek. Ve bu üretim içinde devlet olarak biz kesinlikle kararlıyız. Bununla ilgili planlamamızı yaptık. Bununla ilgili projeksiyonlarımızı yaptık. Cumhurbaşkanımızın talimatıyla bu konuda büyük bir hazırlık içindeyiz. Sağlık, Türkiye'nin lokomotif sektörü olacaktır üretimde. Biz sadece sağlık hizmeti vermeyeceğiz. Sağlığın teknolojisini de üreteceğiz. Bilimini de üreteceğiz. Cihazını da üreteceğiz. İlacını da üreteceğiz. Türkiye bu bölgenin sadece değil, dünyanın sağlıkla ilgili merkez noktalarından bir tanesi olacak. Altyapımıza güveniyoruz. İnsan gücümüze güveniyoruz. Bilgimize güveniyoruz' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>'EBOLA KONUSUNDA TÜRKİYE'DE HERHANGİ BİR SORUN BULUNMUYOR'</strong></h2>

<p>Ebola konusunda bir soru üzerine Bakan Memişoğlu, 'Ebola bizim tarafta yok. O Afrika tarafında var. Halk sağlığı ile takip ediyoruz. Anormal bir durum olmadığını net söyleyeyim bizim açımızdan. Afrika'da var. Bu konuda bizim bütün planlarımızı, koruyucu tedbirlerimizi almış durumdayız, bir sıkıntı yok bizim açımızdan. Şu anda Türkiye'de öyle bir sorun yok' şeklinde yanıt verdi.</p>

<h2><strong>'SMA İLE İLGİLİ BİR ÇALIŞMA DA YAPIYORUZ'</strong></h2>

<p>Bakan Memişoğlu, HPV ile ilgili biliyorsunuz biz dünya da olmayan bir şey yapıyoruz çoğu yerde. HPV taraması yapıyoruz. Bilim insanlarımız bu konu üzerinde çalışıyor 'Hocam, bunu açıkladınız ama bunun biz karşılığını görüşüyoruz. Çünkü buna gerek yok.' dediler. Bizim HPV oranlarımız, kanser oranlarımız, kanser yapma oranlarımız farklı. Bizim HPV profilimiz de farklı. Onun için bunu tartışalım, ondan sonra yapalım dediler. Bugün Türkiye sağlıkla ilgili her türlü 13 tane aşıyı sağlık programına yapmışken, insanımıza faydası varsa HPV'yi de alacağız biz. 13 tane aşıyı tamamen ücretsiz programında olan bir ülke yok ki başka. 6'sı var, 7'si var ama 13 tane aşı bugün sağlıkla ilgili programımızda. SMA ile ilgili bir çalışma da yapıyoruz. SMA ile bağış toplayıp yurt dışında iyi olacağını deyip, insanlara vaatte bulunup da bu vaadinin sonucunun ne olduğunu hepsini açıklayacağız. SMA ilacını bağış alıp da bu ilaç sonucunda o hastalar iyileşti mi, iyileşmedi mi? Sonucunu bilimsel olarak çalışıyoruz' dedi.</p>

<h2><strong>'SAĞLIK HİZMETLERİNDE YAPAY ZEKAYI DAHA ETKİN KULLANACAĞIZ'</strong></h2>

<p>Memişoğlu, 'Yapay zeka ile birçok şey yapmaya başladık. Biz artık denetimleri şikâyetten çok risk esaslı denetim sistemi üzerine yapıyoruz. Bütün hastanelerdeki ve işlemlerdeki, özel sektör de dahil verileri alıyoruz. Bu verilerde yapay zekâ ile standardın dışında olan bir veri varsa yöneticilerimize gösteriyoruz. Bir doktor aynı işlemi, aynı malzemeyi veya aynı ilacı çok kullanıyorsa ya da bir malzeme bir bölgede standardın dışında kullanılıyorsa bunların hepsini risk esaslı denetim sistemi sayesinde yapay zekâ ile merkezimize getiriyoruz. Türkiye'de mamografiyle ilgili bir çalışma yapıyoruz. Yapay zekâ ile mamografi tanılarını koyabilir hâle geleceğiz. Radyolog desteğiyle yapay zekâ ile destekli bir sistemle çalışıyoruz. Mobil röntgen makinesini ASELSAN'da yaptık. Onun için yapay zekâyı koyduk. Bu makine röntgen filmi çektiği anda birkaç dakika içinde burada şöyle şüpheli bir lezyon var gibi kendi kendine söyleyebilir hâle geldi. Yapay zekâyı zaten biz veri tabanımızda kullanıyoruz. Şimdi başka bir şey yapacağız. Yapay zekâyla ilgili radyolojiden tutun, birçok alanda yapay zekâyı kullanmaya başlıyoruz. Bunlarla ilgili de TÜSEB çok iyi çalışıyor' açıklamasında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/bakan-memisoglu-sma-hastalarina-mujde</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/08/agency/dha/bakan-memisoglu-sma-hastalarina-mujde.jpg" type="image/jpeg" length="93578"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Evde Bakım Yardımları ödemesi hesaplara yatırıldı]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/evde-bakim-yardimlari-odemesi-hesaplara-yatirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/evde-bakim-yardimlari-odemesi-hesaplara-yatirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı taradından Evde Bakım Yardımı ödemeleri hak sahiplerinin hesaplarına artışlı olarak yatırılmaya başlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yapılan, evlerinde bakılan tam bağımlı vatandaşlara ve ailelerine ekonomik destek sağlamanması için toplamda 7 buçuk milyar lira hak sahiplerinin hesaplarına artışlı şekilde yatırılmaya başlandı.</p>

<h2>Yeni düzenleme geldi</h2>

<p>Bakan Mahinur Özdemir Göktaş ise yaptığı açıklamada, "Evde Bakım Yardımı’nın yeni düzenlemeyle 13 bin 878 liradan 15 bin 775 liraya çıkarıldığını kaydetti, “Evde Bakım Yardımı ödemelerini bu ay hak sahiplerinin hesaplarına artışlı şekilde yatırmaya başladık. Bu kapsamda toplam 7,5 milyar lira ödeme yapıyoruz." ifadelerine yer verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Bakan Göktaş, bakanlık tarafından sunulan en önemli aile odaklı bakım hizmet modellerinden biri olan Evde Bakım Yardımı’nın 2006 yılında engelli bireylerin öncelikle aile yanında desteklenmeleri düşüncesiyle başlatıldığını hatırlatarak, 'Bu yardım ile engellilerin yaşadığı ortamdan ayrılmadan, ailesi veya yakınlarıyla birlikte yaşayarak aile birliğinin korunmasına ve güçlenmesine destek oluyoruz. Bu çerçevede 2026 yılı içinde bugüne kadar toplam 48,6 milyar liralık destek sağladık.' ifadelerini kullandı.Bakan Göktaş, evlerinde bakılan tam bağımlı vatandaşlar ve ailelerine ekonomik destek sağlamak amacıyla yapılan Evde Bakım Yardımı aylık ödemelerinin temmuz ayı memur maaş katsayısına göre yapılan artışla birlikte 13 bin 878 liradan 15 bin 775 liraya çıkarıldığını ve her ayın 15'inde hak sahiplerinin hesaplarına yatırıldığını hatırlatarak, şunları kaydetti: Yeni düzenlemeyle Evde Bakım Yardımı ödemelerini bu ay hak sahiplerinin hesaplarına artışlı şekilde yatırmaya başladık. Bu kapsamda toplam 7,5 milyar lira ödeme yapıyoruz. Ödemelerin tüm engelli vatandaşlarımıza hayırlı olmasını dilerim." ifadelerine yer verildi.</p>

<p></p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Engelli vatandaşlarımızın ve ailelerinin hayatını kolaylaştırmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.<br />
<br />
Bu ay Evde Bakım Yardımı ödemelerini artışlı şekilde, aylık 15.775 lira olarak hak sahiplerinin hesaplarına yatırıyoruz.<br />
<br />
Ağustos ayında toplam 7,5 milyar lira tutarında ödeme… <a href="https://t.co/O9xYV7oMk9" rel="nofollow">pic.twitter.com/O9xYV7oMk9</a></p>
— T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (@tcailesosyal) <a href="https://x.com/tcailesosyal/status/2088546142183104933?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">August 15, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ceren Dilan Koluaçık</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/evde-bakim-yardimlari-odemesi-hesaplara-yatirildi</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 12:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2025/09/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakanligi.jpg" type="image/jpeg" length="45294"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından kalp hastalarına yayla uyarısı]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/uzmanindan-kalp-hastalarina-yayla-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/uzmanindan-kalp-hastalarina-yayla-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çukurova Üniversitesi’nden Doç. Dr. Çağlar Emre Çağlıyan, yüksek rakımlara çıkıldıkça oksijen miktarının azaldığını belirterek özellikle nefes darlığı ve efor kapasitesi düşük kalp hastalarını uyardı. Çağlıyan, yüksek yaylalarda ağır işlerden kaçınılması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Adana’da Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çağlar Emre Çağlıyan, yaz aylarında serinlemek amacıyla yüksek rakımlı yaylalara çıkan kalp hastalarına önemli uyarılarda bulundu.</p>

<p>Kalp ve damar hastalıklarının Türkiye’de ve dünyada en sık ölüm nedenleri arasında yer aldığını belirten Çağlıyan, toplumda yaz aylarında bu hastalıkların daha fazla tetiklendiğine yönelik yanlış bir inanış olduğunu ifade etti. Kış mevsiminin enfeksiyonlarla birlikte kalp ve damar hastalıkları açısından daha riskli olabildiğini kaydeden Çağlıyan, yüksek rakımlı bölgelerle ilgili de doğru bilinen bir yanlışa dikkat çekti.</p>

<p><strong>Yükseğe çıkıldıkça oksijen azalıyor</strong></p>

<p>Yaylalara çıkıldıkça oksijenin arttığı yönündeki düşüncenin doğru olmadığını belirten Çağlıyan, yüksek rakımlarda oksijen miktarının azaldığını söyledi. Bu durumun özellikle kalp ve damar hastalığı bulunan kişilerde bazı olumsuzluklara yol açabileceğini ifade eden Çağlıyan, oksijen azalmasının vücutta “sempatik hiperaktivasyon” olarak adlandırılan alarm durumunu tetikleyebileceğini aktardı.</p>

<p>Bu tablonun tansiyon ve nabız yüksekliğine neden olabileceğini belirten Çağlıyan, kalp yetmezliği bulunan, oksijen seviyesi düşük seyreden veya akciğer hipertansiyonu olan hastaların yüksek rakımlardan daha fazla etkilenebileceğini dile getirdi.</p>

<p>Çağlıyan, günlük yaşamında belirgin nefes darlığı bulunmayan ve efor kapasitesi ciddi şekilde kısıtlanmamış hastaların yüksek rakımlara çıkmasında her zaman sorun yaşanmayabileceğini ancak günlük yaşamında dahi nefes darlığı bulunan ve efor kapasitesi belirgin biçimde düşük hastaların yüksek rakımlara çıkmasını önermediklerini söyledi.</p>

<p><strong>2 bin 500 metrenin üzerinde daha dikkatli olunmalı</strong></p>

<p>Yüksek yaylalara çıkmak zorunda olan kalp hastalarının kademeli hareket etmesi gerektiğini belirten Çağlıyan, özellikle 2 bin 500 metrenin üzerindeki rakımlarda günlük 300-500 metreden daha fazla yükselmenin önerilmediğini ifade etti.</p>

<p>Yüksek rakımlı yaylalara giderek burada fenalaşan hastalarla karşılaştıklarını belirten Çağlıyan, mümkünse çok yüksek olmayan yaylaların tercih edilmesini istedi.</p>

<p>Çağlıyan, “Yaylaya çıkıldığında bahçe işleri gibi efor gerektiren işler yapılmamalı. Çünkü yüksek rakımda bu tür aktiviteler bünyeyi ve kalbi daha fazla yorabiliyor” uyarısında bulundu.</p>

<p><strong>Kalp ilaçlarının dozları yaz döneminde yeniden değerlendirilmeli</strong></p>

<p>Yaz sıcaklıklarının da kalp hastaları üzerinde etkili olabileceğini belirten Çağlıyan, sıcak havayla birlikte tansiyonda değişiklikler görülebileceğini söyledi.</p>

<p>Sıcaklığın damarların genişlemesine bağlı olarak tansiyonun düşmesine yol açabileceğini belirten Çağlıyan, buna karşılık sıvı kaybı ve stresin nabız ile tansiyonun yükselmesine neden olabileceğini ifade etti.</p>

<p>Özellikle kalp yetmezliği nedeniyle idrar söktürücü kullananlar ile tansiyon ilacı kullanan hastaların yaz döneminde ilaç dozları konusunda doktorlarıyla değerlendirme yapması gerektiğini belirten Çağlıyan, bazı ilaçların dozunun artırılması, bazılarının ise azaltılmasının gerekebileceğini söyledi.</p>

<p><strong>Sıvı kaybı pıhtılaşma riskini artırabilir</strong></p>

<p>Aşırı sıvı kaybının kalp ve damar hastaları açısından bir başka risk oluşturduğuna dikkat çeken Çağlıyan, vücudun fazla miktarda sıvı kaybetmesi halinde kanın akışkanlığının azalabileceğini belirtti.</p>

<p>Bunun da kanda pıhtılaşma eğilimini artırabileceğini ifade eden Çağlıyan, özellikle kalp ve damar hastalarının sıcak havalarda sıvı kaybına karşı dikkatli olması gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzman, kalp hastalarının özellikle yüksek rakımlı yaylalara çıkmadan önce mevcut hastalıklarının durumunu ve kullandıkları ilaçları doktorlarıyla değerlendirmeleri gerektiğinin altını çizdi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Adana, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/uzmanindan-kalp-hastalarina-yayla-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 10:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/08/agency/dha/uzmanindan-kalp-hastalarina-yayla-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="18060"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çalışırken akıma kapılınca vücudunun 3'te 1'i yandı]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/calisirken-akima-kapilinca-vucudunun-3te-1i-yandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/calisirken-akima-kapilinca-vucudunun-3te-1i-yandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzincan Tercan'da, prefabrik ev yapımı sırasında yüksek gerilim hattının olduğu alanda akıma kapılan Recep Doğan'ın (36) vücudunun 3'te 1'i yandı. 5 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra servise çıkarılan Doğan, 'Dikkat etsinler, elektriğin şakası yok. Böyle bir şey olacağını tahmin bile edemedik' diye konuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Erzincan Tercan'da, demir-doğramacılık yapan Recep Doğan, yüksek gerilim hattı olan bölgede prefabrik ev yapımında çalışırken akıma kapılıp yaklaşık 3 metre yükseklikten düştü. Doğan'ın düştüğünü ve elbiselerinin yandığını gören çırağı ise yardımına koştu. Ustasının elbiselerindeki alevleri söndüren çırak, 112 Acil Çağrı Merkezi'ni arayarak yardım talep etti. Olay yerine giden sağlık ekiplerinin ilk müdahalesi sonrasında ambulansla Tercan Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Doğan, oradan da Erzurum Şehir Hastanesi Yanık Tedavi Ünitesine sevk edildi. Yanık tedavi ünitesinde 5 gün yoğun bakımda kalan Doğan, daha sonra normal servise alındı. Vücudunun 3'te biri yandığı için hastanede tedavisi süren Doğan, olayın nasıl yaşandığını hatırlamadığını söyledi.</p>

<h2>"Tedavi gördükçe düzeliyor"</h2>

<p>Prefabrik ev yaparken yüksek gerilim hattı direğine ya da kablolara herhangi bir temasının olmadığını anlatan Doğan, 'Çalıştığım esnada akıma kapıldım. Tele falan dokunmadım, direkt yüksek gerilimin manyetik alanına girmişim. Olayın nasıl olduğunu pek hatırlamıyorum. Yanımda çırağımla çalışıyordum. 3 metre yükseklikte çalışırken düştüğümü çırağım görmüş. Tutuşan elbiselerimi söndürerek yardım çağrısında bulunmuş. Beni ambulansla olay yerinden aldılar. 5 gün boyunca yoğun bakım servisinde kaldıktan sonra normal servise çıkarıldım. Vücudumun 3'te biri yanmış. Ayrıca olay sonrasında sol gözüm 4-5 gün kapandı. Tedavi sonrası yavaş yavaş açıldı. Her iki gözüm de kan doluydu. Tedavi gördükçe düzeliyor' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"Akımın bizi tutacağını da bilmiyorduk"</h2>

<p>Yaşadığı olayın ardından elektrik konusunda daha dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Doğan, 'Dikkat etsinler, elektriğin şakası yok. Böyle bir şey olacağını tahmin bile edemedik. Akımın bizi tutacağını da bilmiyorduk. Dikkat etsinler, elektrik şakaya gelmiyor' dedi.</p>

<p>Oktay POLAT/ERZURUM,</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Asayiş, Genel, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/calisirken-akima-kapilinca-vucudunun-3te-1i-yandi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 10:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/08/agency/dha/calisirken-akima-kapilinca-vucudunun-3te-1i-yandi.jpg" type="image/jpeg" length="50793"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
