<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Son Dakika Ankara Haberleri</title>
    <link>https://zafergazetesi.org</link>
    <description>Zafer Gazetesi, Ankara'dan son dakika haberleri ve güncel gelişmeleri anında okuyucularıyla paylaşır. Ankara'nın en önemli olayları, siyaset, ekonomi, spor ve kültürel gelişmeler için Zafer Gazetesi'ni takip edin. Başkentin güvendiği haber kaynağı.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://zafergazetesi.org/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 30 May 2026 22:38:10 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayram Sofralarında Denge Uyarısı: “Porsiyon Kontrolünü Kaybetmeyin”]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/bayram-sofralarinda-denge-uyarisi-porsiyon-kontrolunu-kaybetmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/bayram-sofralarinda-denge-uyarisi-porsiyon-kontrolunu-kaybetmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Central Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Deregözü, Kurban Bayramı’nda kırmızı et tüketiminin artmasıyla birlikte beslenmede yapılan hatalara dikkat çekti. Deregözü, “yasaklar yerine denge” vurgusu yaparak özellikle porsiyon kontrolü, etin dinlendirilmesi ve sağlıklı tabak oluşturulması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Bayramda En Büyük Risk: Kontrolsüz Tüketim</strong></h2>

<p>Kurban Bayramı’nda geleneksel sofraların vazgeçilmezi olan kırmızı et, bilinçsiz tüketildiğinde sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Uzmanlar, özellikle hazımsızlık, mide problemleri, tansiyon yükselmesi ve kalp-damar rahatsızlıklarına karşı uyarıyor.</p>

<p>Central Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Deregözü, en sık yapılan hatanın porsiyon kontrolünün kaybedilmesi olduğunu belirtti.</p>

<h2></h2>

<h2><strong>“Et En Az 12-24 Saat Dinlendirilmeli”</strong></h2>

<p>Deregözü, yeni kesilen etin hemen tüketilmesinin sindirim sorunlarına yol açabileceğini ifade ederek şu uyarıda bulundu:</p>

<p>“Etin kesim sonrası rigor mortis sürecinin geçmesi, yani en az 12 ila 24 saat dinlendirilmesi gerekiyor. Bu süreç tamamlanmadan tüketilen et; şişkinlik, hazımsızlık ve mide rahatsızlıklarına yol açabiliyor.”</p>

<h2></h2>

<h2><strong>Kavurma Kahvaltılarına Dikkat</strong></h2>

<p>Bayram sabahlarında sık yapılan kavurma kahvaltılarının ağır geldiğine dikkat çeken uzmanlar, güne daha hafif bir kahvaltıyla başlanması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Yumurta, peynir, sebze ve tam tahıllı ürünlerin tercih edilmesi öneriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2></h2>

<h2>Etin Yanında Sebze Tüketimi Önemli</h2>

<p>Kırmızı etin yanında lifli gıdaların tüketilmesi sindirimi kolaylaştırıyor. Uzmanlar, salata, zeytinyağlı sebze yemekleri ve yoğurt gibi besinlerin mutlaka sofrada yer alması gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca gün içinde su tüketiminin artırılması da öneriliyor.</p>

<h2></h2>

<h2><strong>Tatlı ve İçeceklerde Ölçü Vurgusu</strong></h2>

<p>Bayram ziyaretlerinde artan tatlı ve içecek tüketiminin günlük kalori dengesini bozabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlıların, gazlı içecekler yerine ise su, ayran ve maden suyunun tercih edilmesini öneriyor.</p>

<h2></h2>

<h2><strong>Kronik Hastalara Özel Uyarı</strong></h2>

<p>Kalp hastaları, diyabet, hipertansiyon ve kolesterol problemi olan bireylerin bayramda daha dikkatli olması gerektiği ifade ediliyor.</p>

<p>Aşırı yağlı et tüketiminin bu hastalıkları tetikleyebileceği, bu nedenle porsiyon kontrolünün kritik olduğu belirtiliyor.</p>

<h2></h2>

<h2><strong>“Bayramda Yasak Değil Denge”</strong></h2>

<p>Uzmanlar, bayram sürecinin tamamen kısıtlamalarla değil, doğru dengeyle geçirilmesi gerektiğini vurguluyor. Ölçülü tüketim ve doğru beslenme seçimlerinin hem gelenekleri koruduğu hem de sağlığı desteklediği ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/bayram-sofralarinda-denge-uyarisi-porsiyon-kontrolunu-kaybetmeyin</guid>
      <pubDate>Wed, 27 May 2026 00:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2025/03/yemek11.webp" type="image/jpeg" length="17062"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Böbrek kanseri sebebiyle felç olmuştu, sağlığına kavuştu]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/bobrek-kanseri-sebebiyle-felc-olmustu-sagligina-kavustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/bobrek-kanseri-sebebiyle-felc-olmustu-sagligina-kavustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Boğaz ağrısıyla gittiği bir hastanede yapılan ultrason sonucu böbrek kanseri olduğunu öğrenen Necat Özçelik'te, böbrekten omuriliğe yayılan metastazın sonrasında sol tarafında felç gelişti. Hareket kabiliyeti durma noktasına gelen Özçelik, farklı merkezlerde uygulanan tedavilerden de bir sonuç alamadı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son olarak Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özkoçak'a başvuran hasta uygulanan robotik tedavi sayesinde tekrar yürümeye başladı. Dr. Özkoçak, 'Robotik tedavi, iyileşmeyi hızlandırıyor ve daha verimli hale getiriyor'dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Böbrek kanseri nedeniyle vücudunun sol kısmı felç olan Necat Özçelik Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'nde uygulanan robotik tedavi sayesinde tekrar yürümeye başladı. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özkoçak, hastalara sunulan robotik tedavi sürecinin, teknolojiyle birleşerek çok daha verimli hale geldiğini ve hastaların daha hızlı iyileşmelerini sağladığını kaydetti.</p>

<h2>"Parkinson hastalığı gibi hareket bozukluklarının tedavisinde çok daha ileri seviyelere gelindi"</h2>

<p>Son yıllarda rehabilitasyon alanında önemli bir yenilik olarak robotik teknolojilerin kullanımının arttığına dikkat çeken Dr. Özkoçak, 'Robotik rehabilitasyon, tedavi süreçlerini başka bir boyuta taşıyan en önemli gelişmelerden biri oldu. İnme, omurilik yaralanmaları ve Parkinson hastalığı gibi hareket bozukluklarının tedavisinde çok daha ileri seviyelere gelindi. Eskiden tedavisi zor olan bu hastalıklar, artık günümüz teknolojisiyle çok daha etkin bir şekilde tedavi edilebiliyor. Özellikle yürüyüş, denge ve kol fonksiyonlarının geri kazanılmasında kullanılan robotik cihazlar, tedavi sonuçlarını ciddi şekilde iyileştiriyor' dedi.</p>

<p>Hastalarına özel tedavi planları hazırlandığını ve bu süreçte kullanılan ileri teknolojilerin büyük rol oynadığını söyleyen Dr. Özkoçak, böbrek kanseri, omurga metastazı ve felç öyküsüyle başvuran Necat Özçelik gibi hastalara WalkBot yürüme robotu, kol robotları ve sanal gerçeklik gibi teknolojik cihazlarla tedavi süreci oluşturduklarını belirtti. Ayrıca, robotik rehabilitasyon ünitesinin yanı sıra yoğun fizyoterapi çalışmalarıyla hastaların fonksiyonel kayıplarını en iyi şekilde geri kazanmalarını sağladıklarını bildirdi.</p>

<h2>"Sol kolum ve bacağım tamamen tutmaz hale geldi"</h2>

<p>Yaklaşık 18 ay önce boğaz ağrısıyla gittiği bir hastanede yapılan ultrason sonucu böbrek kanseri olduğunu öğrendiğini dile getiren Necat Özçelik, yaşadığı süreci şu sözlerle anlattı:</p>

<p>'Sol böbreğimin alındığı bir operasyon geçirdim ve sonrasında 6 ay boyunca akıllı ilaç tedavisi aldım. Ancak tedavi sonrası yapılan MR görüntülemesinde boyun bölgemde bir kitle tespit edildi. Bu kitlenin böbrekten omuriliğe yayılan bir metastaz olduğu söylendi ve hızlı bir şekilde ikinci bir operasyon olmam gerektiği belirtildi. Ne yazık ki, bu operasyon sonucunda sol tarafımda felç gelişti, sol kolum ve bacağım tamamen tutmaz hale geldi.'</p>

<h2>"Sosyal hayatımda ciddi kısıtlamalar yaşıyordum"</h2>

<p>Dış merkezlerde robotik yürüme tedavilerine katıldığını ancak istediği verimi alamadığını belirten Özçelik, 'Son çare olarak Dr. Gökhan Özkoçak ve ekibiyle tanıştım. Burada, daha önce hareket ettiremediğim sol kolumu ve bacağımı tedavi etmek için özverili çalışmalar yapıldı. Başladığımda kolumu hareket ettiremiyor, kuvvetsizlik ve ayağımın pozisyonunun düzgün olmamasına bağlı yürüme bozukluğum vardı. Sosyal hayatımda ciddi kısıtlamalar yaşıyordum. Ancak yapılan tedavi ve rehabilitasyon süreciyle hızla iyileşmeye başladım' dedi.</p>

<h2>"Hayatımın en değerli deneyimlerinden biri oldu"</h2>

<p>Kendi ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilir duruma geldiğini ifade eden Özçelik, 'Araba kullanabiliyor ve sosyal hayata tam anlamıyla katılabiliyorum. İşime geri döndüm ve eskisi gibi normal bir yaşam sürmeye başladım. Hocalarımızın ve fizyoterapi ekibinin desteği sayesinde çok büyük bir iyileşme kaydettim. Artık bağımsız bir şekilde yaşamımı sürdürüyorum ve bu hastalıkla mücadele ederken aldığım destek, hayatımın en değerli deneyimlerinden biri oldu' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/bobrek-kanseri-sebebiyle-felc-olmustu-sagligina-kavustu</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/05/agency/dha/bobrek-kanseri-sebebiyle-felc-olmustu-sagligina-kavustu.jpg" type="image/jpeg" length="92879"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Diyabetliler için asıl engel toplumdaki bilinç eksikliği"]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/diyabetliler-icin-asil-engel-toplumdaki-bilinc-eksikligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/diyabetliler-icin-asil-engel-toplumdaki-bilinc-eksikligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir'de sağ gözü hiç görmeyen, sol gözünde ise yaklaşık yüzde 50 görme kaybı olan Tip 1 diyabet hastası Gamze Bakkallar (50) 16 yıl önce kurulan Ege Diyabetliler Derneği sayesinde hem fiziksel hem de ruhsal anlamda diyabetli bireylere destek veriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Senelerdir diyabet farkındalığı için mücadele veren Ege Diyabetliler Derneği Başkanı Bakkallar, 'Biz diyabetliler için asıl engel; hastalığın kendisi değil, toplumdaki bilinç eksikliği. Artık teknoloji çok ilerledi. Teknoloji yaşam kalitesini ciddi şekilde artırıyor' dedi.</p>

<p>Gamze Bakkallar'a, 12 yaşındayken Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde diyabet tanısı konuldu. Diyabetin henüz yeterince bilinmediği o senelerde düzensiz şeker kontrolü nedeniyle ciddi görme kaybı yaşayan Bakkallar, sağ gözünün hiç görmediğini, sol gözünde ise yaklaşık yüzde 50 oranında görme kaybı bulunduğunu aktardı. Tip 1 diyabet hastası Bakkallar 'Bizim dönemimizde diyabet eğitimi bu kadar yaygın değildi. Diyabet hemşireleri yoktu, endokrin bölümleri bugünkü kadar gelişmemişti. Düzenli kontrol sağlanamadığı için yüksek şekere bağlı görme kaybı yaşadım. Yaşadığım zorluklar beni diyabetli bireyler için mücadele etmeye yöneltti' diye konuştu. 2010'da kurulan Ege Diyabetliler Derneği'nin 16'ncı yılını geride bıraktığını söyleyen Bakkallar, dernek olarak hem fiziksel hem de ruhsal anlamda diyabetli bireylerin yanında olduklarına vurgu yaptı. 16 yıl önce kurulan Ege Diyabetliler Derneği sayesinde hem fiziksel hem de ruhsal anlamda diyabetli bireylere destek olan Bakkallar, diyabetli bireylerin en büyük ihtiyacının teknolojiye erişim olduğunu aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"İnsanlar çocuklarının sağlığı için yiyeceğinden kısmak zorunda kalıyor"</h2>

<p>Diyabetin başarıya engel olmadığını söyleyen Bakkallar, 'Biz diyabetliler için asıl engel; hastalığın kendisi değil, toplumdaki bilinç eksikliği. Artık teknoloji çok ilerledi. Eskiden iğneleri kaynatıp kullanıyorduk. Şimdi kablosuz pompalar, yapay zeka destekli sistemler ve sensörler var. Bunlar yaşam kalitesini ciddi şekilde artırıyor. Ancak bu teknolojilere erişim büyük bir ekonomik yük oluşturuyor. İnsülin pompası yaklaşık 140 bin TL, geri ödeme ise yalnızca yaklaşık 20 bin TL seviyesinde kalıyor. Sensörlerin ise aylık yaklaşık 10 bin TL maliyeti var. 18 yaşına kadar bazı destekler var ama 19 yaşına girildiğinde sensör desteği bitiyor. Oysa diyabet bitmiyor. Üniversite öğrencileri, dar gelirli aileler çok zor durumda. İnsanlar çocuklarının sağlığı için yiyeceğinden kısmak zorunda kalıyor. Ek iş yapan aileler var, yeter ki çocuğuna sensör alabilsin' diyekonuştu.</p>

<h2>"Diyabetlilerin en büyük ihtiyacı sensörler ve insülin pompalarına erişim"</h2>

<p>Tip 1 ve Tip 2 diyabet tanısı alan herkesin yaş kısıtlaması olmadan sensör ve insülin pompasına erişebilmesi gerektiğine dikkat çeken Bakkallar, kamu kurumları ve bağışçılara çağrıda bulundu. Bakkallar 'Bu çocuklar, özel çocuklar. Aslında tüm çocukların desteklenmesi gerekiyor. Eğer devlet yeterli desteği sağlayamıyorsa, bağışçılarımızın da bu konuda devreye girmesi çok önemli. Diyabetlilerin en büyük ihtiyacı, sensörler ve insülin pompalarına erişim' diye konuştu. Bakkallar, geçen yıl ziraat mühendisi kardeşi ve diyetisyen bir arkadaşıyla beraber, diyabetlilerin doğal ve karbonhidratsız ürünlere daha kolay ulaşabilmesi amacıyla şirket kurduklarını dile getirdi. Hayatındaki en büyük destekçilerinden birinin 'Boza' isimli Golden cinsi köpeği olduğunu ifade eden Bakkallar, diyabetli bireylerin yaşam mücadelesinde yalnız bırakılmaması gerektiğini vurguladı.</p>

<h2>"Bundan sonraki yarışmalarında da yanında olmaya devam edeceğim"</h2>

<p>Diğer yandan Gamze Bakkallar, Latin danslarındaki başarısıyla milli sporcu olarak dünyada Türkiye'yi temsil eden kendisi gibi Tip 1 diyabet hastası Sahra İnamlık'ı (12) Karşıyaka Belediyesi 1912 Zühtü Işıl Spor Salonu'nda düzenlenen Latin Dansları Türkiye Şampiyonası'nda yalnız bırakmadı. İnamlık'a destek olmak için izlemeye giden Bakkallar, 'Sahra'nın Tip 1 diyabet hastası olduğunu telefonda öğrenir öğrenmez desteğe gelmem gerektiğini hissettim. Çünkü benim empati grubum diyabetliler. Bundan sonraki yarışmalarında da yanında olmaya devam edeceğim' açıklamasında bulundu.</p>

<p>Nevra UÇKAÇ/İZMİR, (DHA)-</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, İzmir, Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/diyabetliler-icin-asil-engel-toplumdaki-bilinc-eksikligi</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/05/agency/dha/diyabetliler-icin-asil-engel-toplumdaki-bilinc-eksikligi.jpg" type="image/jpeg" length="20295"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda idrar kaçırma ihmal edilmemeli]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/cocuklarda-idrar-kacirma-ihmal-edilmemeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/cocuklarda-idrar-kacirma-ihmal-edilmemeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ozan Özkaya, çocuklarda görülen idrar kaçırmanın yalnızca gelişimsel bir süreç olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, özellikle gündüz yaşanan kaçırmaların önemli hastalıkların belirtisi olabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk döneminde sık karşılaşılan sağlık sorunlarından biri olan idrar kaçırma, farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabiliyor. İstinye Üniversitesi Liv Hospital Bahçeşehir Prof. Dr. Ozan Özkaya, çocuklarda görülen idrar kaçırmanın gece, gündüz ya da her iki dönemde birden yaşanabileceğini belirterek altta yatan nedenlerin mutlaka araştırılması gerektiğini söyledi.</p>

<h2><strong>Çocuklarda işeme kontrolü hangi yaşta gelişiyor?</strong></h2>

<p>Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ozan Özkaya, çocuklarda mesane doluluğunun fark edilmesinin genellikle 1-2 yaş arasında başladığını, işemenin kontrolünün ise çoğunlukla 2-3 yaş arasında geliştiğini ifade etti.</p>

<p>Bu sürecin dışında devam eden idrar kaçırmaların normal kabul edilmemesi gerektiğini vurgulayan Özkaya, özellikle gündüz yaşanan kaçırmaların dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<h2><strong>Gündüz idrar kaçırma ciddi sorunların belirtisi olabilir</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ozan Özkaya’ya göre gündüz ya da hem gece hem gündüz görülen idrar kaçırmalarının altında nörojenik problemler, anatomik bozukluklar veya fonksiyonel işeme sorunları yatabiliyor.</p>

<p>Çocuklarda en sık görülen işeme bozukluğunun aşırı aktif mesane olduğunu belirten Özkaya, bu çocukların gün içinde sık sık ve az miktarda idrar yaptığını dile getirdi. Ani sıkışma hissi yaşayan çocukların tuvalete yetişemediğinde idrar kaçırabildiğini söyleyen Özkaya, çocukların bu durumu önlemek için bacak çaprazlama ya da çömelme gibi tutma hareketleri yaptığını kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşeme ertelemesi yani az aktif mesane durumuna da dikkat çeken Özkaya, özellikle oyun oynarken veya okuldayken tuvaleti erteleyen çocuklarda mesanenin aşırı dolabildiğini ve taşma şeklinde idrar kaçırmanın görülebildiğini ifade etti. Uzun süre mesanede kalan idrarın enfeksiyon riskini artırdığına işaret etti.</p>

<h2><strong>Hangi belirtiler dikkate alınmalı?</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Ozan Özkaya, çocuklarda şu belirtilerin işeme bozukluğu açısından önemli olduğunu belirtti:</p>

<ul>
 <li>Günde 7’den fazla tuvalete gitme</li>
 <li>Günde 3’ten az idrara çıkma</li>
 <li>Ani sıkışma hissi</li>
 <li>İdrarı başlatmada zorluk</li>
 <li>Kesik kesik işeme</li>
 <li>Zayıf idrar akımı</li>
</ul>

<p>Özkaya ayrıca disfonksiyonel işeme ve özellikle kız çocuklarında görülebilen gülme inkontinansının da dikkat edilmesi gereken durumlar arasında yer aldığını söyledi.</p>

<h2><strong>Tanı ve tedavide erken müdahale önem taşıyor</strong></h2>

<p>İdrar kaçırma şikâyeti bulunan çocuklarda detaylı değerlendirme yapılmasının önemine değinen Prof. Dr. Ozan Özkaya, işeme ve dışkılama alışkanlıklarının dikkatle sorgulanması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Tanı sürecinde çocukların en az iki gün boyunca idrar alışkanlıklarını kaydettiği günlüklerin faydalı olduğunu ifade eden Özkaya, tam idrar tetkiki, ultrasonografi ve üroflowmetre gibi yöntemlerin tanıda yol gösterici olduğunu söyledi.</p>

<p>Tedavinin altta yatan nedene göre planlandığını belirten Özkaya, mesane eğitimi, kabızlığın önlenmesi, pelvik taban egzersizleri ve biofeedback yöntemlerinin uygulanabileceğini, gerekli durumlarda ilaç tedavisinin de devreye girdiğini kaydetti.</p>

<p>Tedavi edilmeyen işeme bozukluklarının idrar yolu enfeksiyonu, reflü ve böbrek hasarı gibi ciddi komplikasyonlara neden olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Ozan Özkaya, erken tanı ve doğru tedaviyle bu risklerin büyük ölçüde önlenebileceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/cocuklarda-idrar-kacirma-ihmal-edilmemeli</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 09:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/05/agency/dha/cocuklarda-idrar-kacirma-ihmal-edilmemeli.jpg" type="image/jpeg" length="41137"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilkent Şehir Hastanesi Uzmanı uyardı: Tütün beyin sağlığını da bozuyor]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/bilkent-sehir-hastanesi-uzmani-uyardi-tutun-beyin-sagligini-da-bozuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/bilkent-sehir-hastanesi-uzmani-uyardi-tutun-beyin-sagligini-da-bozuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilkent Şehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Görkem Tutal Gürsoy, tütün kullanımının yalnızca akciğeri değil, beyin sağlığını da olumsuz etkilediğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bilkent Şehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Görkem Tutal Gürsoy, tütün kullanımının, düşünme, hafıza, dikkat, karar verme, davranış kontrolü gibi bilişsel işlevleri yöneten beyin korteksinde incelmeye yol açabildiğini belirterek bu durumun unutkanlık, dikkat bozukluğu ve kişilik değişiklikleri gibi sorunlara neden olabileceğini bildirdi.</p>

<p>Doç. Dr. Gürsoy, tütün kullanımının yalnızca akciğeri değil, beyin sağlığını da olumsuz etkilediğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sigaranın beyinde yol açtığı hasara ilişkin bilgi veren Gürsoy, 'Tütün kullanımının özellikle beyin korteksinde incelmeye sebep olduğu ve beyin damarlarını etkilediği son yayınlarda gösterilmiştir.' dedi.</p>

<p>Gürsoy, beyin korteksinin ise düşünme, konuşma, hafıza ve karar verme gibi bilişsel işlevleri yöneten en önemli beyin bölgesi olduğuna dikkati çekerek 'Beyin korteksindeki incelme unutkanlık, öğrenme güçlüğü, dikkat dağınıklığı ve kişilik değişikliğine yol açan bozukluklara sebep olmaktadır. Bazı hastalarda ise depresyon benzeri bulgular ortaya çıkabilir’ dedi.</p>

<p>Sigara kullanım süresi ve miktarının beyindeki korteks incelmesini doğrudan etkilediğini vurgulayan Doç. Dr. Gürsoy, sigaranın içindeki toksinlerin, özellikle beynin işlevini sağlayan nöronları etkilediğini aktardı.</p>

<p>'<strong>Elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünleri de beyin hasarına yol açıyor'</strong></p>

<p>Nöronlardaki toksik hasarın hücre ölümüne yol açtığını belirten Gürsoy, bu durumun Alzheimer gibi hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabildiğini, beyin damar sağlığının bozulmasına bağlı olarak da inme gibi nörolojik hastalıkların gelişebildiğini dile getirdi.</p>

<p>Doç. Dr. Gürsoy, elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin de nikotin içermesi nedeniyle beyin hücrelerine zarar verdiğini ve beyin hasarına yol açtığını söyledi.</p>

<p>Sigaraya genç yaşta başlanmasının riskleri artırdığına işaret eden Gürsoy, 'Sigara kullanım süresi uzadıkça beyindeki hasar artmakta, tüketim miktarı yükseldikçe de hücre ölümü hızlanmaktadır. Alışkanlığa erken yaşta başlamak, demans ve inme riskini öne çekebileceği gibi dikkat ile öğrenme bozukluklarına da yol açabilir. Uzun süreli sigara kullanımında ise davranış değişiklikleri gözlenebilir.' diye konuştu.</p>

<p>'<strong>Pasif içicilik beyin sağlığını etkiliyor'</strong></p>

<p>Sigaranın bırakılmasının ardından beynin kendini toparlama sürecinin oldukça uzun sürdüğüne dikkati çeken Doç. Dr. Gürsoy, 'Sigarayı bırakan kişilerde beyin hücrelerinin yeniden toparlanabilmesi için yaklaşık 25 yıllık bir süreye ihtiyaç duyulabiliyor. Pasif içicilik de beyin sağlığını etkiliyor. Özellikle dumanda mevcut olan kimyasal maddeler ve ağır metaller kişinin beyin sağlığını etkileyen faktörlerden bir tanesi.' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Doç. Dr. Görkem Tutal Gürsoy, beyin sağlığının korunması için tütün ve tütün ürünlerinden uzak durulması gerektiğini vurgulayarak, özellikle çocukların ve gençlerin bu ürünlerden korunmasının büyük önem taşıdığını belirtti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/bilkent-sehir-hastanesi-uzmani-uyardi-tutun-beyin-sagligini-da-bozuyor</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 13:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/05/agency/aa/bilkent-sehir-hastanesi-uzmani-uyardi-tutun-beyin-sagligini-da-bozuyor.jpg" type="image/jpeg" length="37232"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cilt kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor: Uzmanlardan kritik uyarılar]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/cilt-kanserinde-erken-tani-hayat-kurtariyor-uzmanlardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/cilt-kanserinde-erken-tani-hayat-kurtariyor-uzmanlardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medipol Sağlık Grubu tarafından düzenlenen “Aynadaki Gerçek: Cilt Kanserini Tanımak ve Korunmak” panelinde uzman doktorlar, cilt kanserinde erken teşhisin tedavi başarısını büyük ölçüde artırdığını vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>1-31 Mayıs Cilt Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Medipol Sağlık Grubu ev sahipliğinde düzenlenen “Aynadaki Gerçek: Cilt Kanserini Tanımak ve Korunmak” panelinde uzman isimler, cilt kanserine karşı bilinçlenmenin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Panelin moderatörlüğünü yapan Medipol Mega Üniversite Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Sevgi Kulaklı, deri kanserlerinin toplumda en sık görülen kanser türleri arasında yer aldığını söyledi. Güneş ışınlarına yoğun maruz kalmanın, solaryum kullanımının ve genetik yatkınlığın önemli risk faktörleri olduğunu belirten Kulaklı, açık tenli ve renkli gözlü bireylerde riskin daha yüksek olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Doç. Dr. Kulaklı, “Her ben kanser anlamına gelmez ancak benlerin çapı, şekli, rengi ve zaman içerisindeki değişimi mutlaka takip edilmeli. Şüpheli durumlarda biyopsi ile kesin tanı koyuyoruz” dedi. Özellikle çocukların güneşten korunmasının hayati önem taşıdığını ifade eden Kulaklı, güneş kremi kullanımının ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2></h2>

<h2><strong>Modern tedavilerle başarılı sonuçlar elde ediliyor</strong></h2>

<p>Medipol Mega Üniversite Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Abdullah Sakin ise cilt kanserlerinde erken teşhisin yaşam kurtarıcı olduğunu belirterek modern tedavi yöntemlerinin hastalara önemli avantajlar sağladığını söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Sakin, “Akıllı ilaçlar, immünoterapi ve kemoterapi gibi güncel yöntemlerle başarılı sonuçlar alabiliyoruz. Özellikle melanom gibi ileri evre hastalıklarda tedavi süreci hastalığın tipi ve evresine göre planlanıyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p>İlk iki yılın kritik olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sakin, erken evrede nüks riskinin daha yüksek olduğunu, ileri evre hastalarda ise hastalık kontrol altına alınana kadar tedavinin sürdürüldüğünü belirtti. Cildin vücudun en büyük organı olmasına rağmen çoğu zaman ihmal edildiğini ifade eden Sakin, düzenli dermatolojik kontrollerin aksatılmaması gerektiğini kaydetti.</p>

<h2></h2>

<h2><strong>Radyoterapi estetik bölgelerde etkili sonuç veriyor</strong></h2>

<p>Medipol Mega Üniversite Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Dilek Ünal, cilt kanseri tedavisinde radyoterapinin çoğu zaman göz ardı edildiğini ancak özellikle yüz bölgesindeki hassas alanlarda etkili sonuçlar sunduğunu söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Ünal, “Burun ve yanak gibi estetik açıdan önemli bölgelerde radyoterapi başarılı sonuçlar sağlayabiliyor. Geniş hasta gruplarında ve tüm cildi tutan lezyonlarda bile tedavi uygulayabiliyoruz” dedi.</p>

<p>Tedavi sürecinde düzenli takibin önemine işaret eden Ünal, farklı yüzey ve açılardan uygulanan radyoterapi teknikleri sayesinde kozmetik açıdan daha başarılı sonuçlar elde edildiğini ifade etti.</p>

<h2></h2>

<h2><strong>Uzmanlardan uyarı: Benlerin alınmasından korkmayın</strong></h2>

<p>Medipol Mega Üniversite Hastanesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Burak Özkan ise toplumda yaygın olan “ben aldırmak kanseri yayar” inanışının doğru olmadığını belirtti.</p>

<p>Doç. Dr. Özkan, risk taşıyan benlerin vücutta bırakılmasının kanser gelişme ihtimalini artırabileceğini vurgulayarak, “Uygun yöntemlerle çıkarılması gerekir. Cerrahi sonrası küçük izler kalabilir ancak bu durum sağlıkla kıyaslanamaz” diye konuştu.</p>

<p>Deri kanserlerinin ilerleyen yaşlarda daha sık görüldüğünü ifade eden Özkan, bazı vakalarda tümörlerin büyük boyutlara ulaşabildiğini belirterek erken tanı ve tedavinin hem operasyon sürecini hem de iyileşme süresini olumlu etkilediğini söyledi.</p>
</section>

<aside>
<p></p>
</aside></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/cilt-kanserinde-erken-tani-hayat-kurtariyor-uzmanlardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 10:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/05/agency/dha/cilt-kanserinde-erken-tani-hayat-kurtariyor-uzmanlardan-kritik-uyarilar.jpg" type="image/jpeg" length="44583"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sessiz tehlike kapıda: Her 5 kişiden 1’i ‘Hipertansiyon Hastası’]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/sessiz-tehlike-kapida-her-5-kisiden-1i-hipertansiyon-hastasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/sessiz-tehlike-kapida-her-5-kisiden-1i-hipertansiyon-hastasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de milyonlarca kişinin hipertansiyon hastası olduğu belirtilirken,önemli bir kısmının hastalığından habersiz yaşadığı ifade ediliyor. Uzmanlar, düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Modern yaşamın getirdiği stres, düzensiz beslenme ve hareketsizlik, “sessiz katil” olarak bilinen hipertansiyonu giderek yaygınlaştırıyor. 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında uzmanlar, fark edilmeyen yüksek tansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda vatandaşları uyardı.</p>

<p><strong>Belirti Vermeden İlerliyor</strong></p>

<p>Hipertansiyon, çoğu zaman belirgin şikayet oluşturmadan ilerlediği için “sessiz katil” olarak adlandırılıyor. Hastalarda zaman zaman baş ağrısı, baş dönmesi, çarpıntı, nefes darlığı ve halsizlik gibi belirtiler görülse de birçok kişi yıllarca yüksek tansiyonla yaşadığını fark etmiyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kontrol altına alınmayan hipertansiyon; kalp damar hastalıkları, beyin kanaması, görme kaybı ve böbrek rahatsızlıkları gibi ciddi sonuçlara neden olabiliyor.</p>

<p><strong>Gençlerde de Görülmeye Başladı</strong></p>

<p>Eskiden daha çok ileri yaş hastalığı olarak bilinen hipertansiyonun son yıllarda gençlerde de yaygınlaştığı belirtiliyor. Özellikle hazır gıda tüketiminin artması, aşırı tuzlu beslenme, uzun süre hareketsiz kalma ve yoğun stresin genç yaşta tansiyon problemlerini tetiklediği ifade ediliyor.</p>

<p>Kardiyoloji uzmanları, masa başı çalışma düzeni ve düzensiz uyku alışkanlığının da risk faktörleri arasında yer aldığını vurguluyor.</p>

<p><img alt="I M G 1460" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://zafergazetesiorg.teimg.com/zafergazetesi-org/uploads/2026/05/i-m-g-1460.webp" width="1280" /></p>

<p><strong>“Tansiyon Ölçtürmeyi İhmal Etmeyin”</strong></p>

<p>Uzmanlar, 18 yaş üstü herkesin düzenli olarak tansiyonunu ölçtürmesi gerektiğini belirterek erken teşhisin hayat kurtardığını ifade ediyor. Özellikle ailesinde hipertansiyon öyküsü bulunan bireylerin daha dikkatli olması gerektiği kaydediliyor.</p>

<p>Doktorlar, hipertansiyonla mücadelede ilaç tedavisinin yanı sıra yaşam tarzı değişikliğinin büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.</p>

<p><strong>Sağlıklı Yaşam Çağrısı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanların önerileri arasında:</p>

<ul>
 <li>Tuz tüketimini azaltmak,</li>
 <li>Düzenli egzersiz yapmak,</li>
 <li>Sigara ve alkolden uzak durmak,</li>
 <li>Stresi kontrol altında tutmak,</li>
 <li>Sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek yer alıyor.</li>
</ul>

<p>Sağlık kuruluşlarında Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında farkındalık etkinlikleri düzenlenirken, vatandaşlara ücretsiz tansiyon ölçümü hizmeti sunuluyor. Yetkililer, “Tansiyonunuzu bilin, sağlığınızı koruyun” çağrısında bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/sessiz-tehlike-kapida-her-5-kisiden-1i-hipertansiyon-hastasi</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 09:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/05/7-e009-e-c9-9-f02-4-e0-c-9614-4571448-a63-a1.png" type="image/jpeg" length="13814"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı’ndan çölyak hastalığına karşı farkındalık çağrısı]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/saglik-bakanligindan-colyak-hastaligina-karsi-farkindalik-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/saglik-bakanligindan-colyak-hastaligina-karsi-farkindalik-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Uluslararası Çölyak Günü kapsamında yaptığı bilgilendirmede çölyak hastalığının gluten tüketimine bağlı gelişen kronik bir hastalık olduğunu belirterek buğday, arpa, çavdar ve yulaf içeren gıdalardan uzak durulması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, Uluslararası Çölyak Günü dolayısıyla çölyak hastalığına ilişkin farkındalık paylaşımında bulundu. Bakanlık tarafından yayımlanan bilgilendirme görselinde, çölyak hastalığının genetik yatkınlığı bulunan kişilerde; buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllarda bulunan gluten adlı proteine maruz kalınması sonucu gelişen kronik bir hastalık olduğu ifade edildi.</p>

<p>Paylaşımda ayrıca çölyak hastalarının hazır gıda tüketirken içeriklere dikkat etmesi gerektiği belirtilirken gluten içeren gıdalardan uzak durulmasının önemine dikkat çekildi.</p>

<p><strong>ÇÖLYAK HASTALIĞI NEDİR?</strong></p>

<p>Çölyak hastalığı, gluten adı verilen protein grubuna karşı ince bağırsakta gelişen otoimmün (bağışıklık sistemi kaynaklı) bir hastalıktır.</p>

<p>Bu hastalığı olan kişiler buğday, arpa ve çavdarda bulunan gluten tükettiğinde bağışıklık sistemi ince bağırsak dokusuna zarar verir. Zamanla bağırsaklardaki emilim yüzeyleri (villuslar) bozulur ve besinlerin emilimi azalır.</p>

<p>Belirtileri neler olabilir?</p>

<ul>
 <li>Karın ağrısı, şişkinlik</li>
 <li>İshal veya kabızlık</li>
 <li>Kilo kaybı</li>
 <li>Kansızlık (anemi)</li>
 <li>Halsizlik, yorgunluk</li>
 <li>Çocuklarda büyüme geriliği</li>
</ul>

<p><strong>Tedavisi var mı?</strong></p>

<p>Kesin tedavisi yoktur, ancak ömür boyu glutensiz diyet ile tamamen kontrol altına alınabilir. Gluten içeren tüm gıdalar (ekmek, makarna, birçok hazır gıda) diyetten çıkarılır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="I M G 1456" class="detail-photo img-fluid" height="1440" src="https://zafergazetesiorg.teimg.com/zafergazetesi-org/uploads/2026/05/i-m-g-1456.jpeg" width="1080" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/saglik-bakanligindan-colyak-hastaligina-karsi-farkindalik-cagrisi</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 12:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/05/i-m-g-1457.jpeg" type="image/jpeg" length="89838"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hipertansiyona dikkat! Yıllarca belirti vermiyor]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/hipertansiyona-dikkat-yillarca-belirti-vermiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/hipertansiyona-dikkat-yillarca-belirti-vermiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında açıklamalarda bulunan VM Medical Park Pendik Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mehmet Aytürk, hipertansiyonun uzun seneler belirti vermeden ilerleyebileceğine dikkat çekerek düzenli tansiyon kontrolünün hayati önem taşıdığını dile getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hipertansiyonun toplumda 'sessiz katil' olarak adlandırıldığını belirten Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mehmet Aytürk, 'Ülkemizde her 3 yetişkinden biri hipertansiyon hastasıdır. Hipertansiyon çoğu hastada yıllarca hiçbir belirti vermeden sinsice ilerleyebilir. Damar yapısını bozmasına rağmen kişi kendini sağlıklı hissedebilir. Bazı hastalarda ilk belirti kalp krizi veya inme gibi ciddi tablolar olabilmektedir. Hipertansiyon erken teşhis ve düzenli takip ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Özellikle risk grubunda bulunan bireylerin düzenli tansiyon ölçümü yaptırmaları büyük önem taşımaktadır' diye konuştu.</p>

<p>Hipertansiyonun, kanın damar duvarlarına uyguladığı basıncın normal sınırların üzerine çıkması durumu olduğunu aktaran Uzm. Dr. Aytürk, 'Tıbbi kılavuzlara göre büyük tansiyonun 130 mmHg, küçük tansiyonun ise 80 mmHg ve üzerinde olması hipertansiyon olarak tanımlanmaktadır' dedi.</p>

<h2>"Yıllarca hiçbir belirti vermeden sinsice ilerleyebilir"</h2>

<p>Hipertansiyonun toplumda 'sessiz katil' olarak adlandırıldığını ifade eden Uzm. Dr. Aytürk, 'Hipertansiyon çoğu hastada yıllarca hiçbir belirti vermeden sinsice ilerleyebilir. Damar yapısını bozmasına rağmen kişi kendini sağlıklı hissedebilir. Bazı hastalarda ilk belirti kalp krizi veya inme gibi ciddi tablolar olabilmektedir' ifadelerine yer verdi.</p>

<h2>En fazla etkilemen 4 organ</h2>

<p>Kontrolsüz yüksek tansiyonun birçok organı etkileyebileceğine vurgu yapan Uzm. Dr. Aytürk, 'Özellikle kalp, beyin, böbrekler ve gözler hipertansiyondan en fazla etkilenen organlardır. Hipertansiyon; kalp yetmezliği, inme, böbrek yetmezliği ve görme kayıpları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir' dedi.</p>

<p>Türkiye'de hipertansiyon görülme sıklığının giderek arttığını belirten Uzm. Dr. Aytürk, 'Ülkemizde her 3 yetişkinden biri hipertansiyon hastasıdır. Son yıllarda hareketsiz yaşam tarzı, obezite, paketli gıda tüketimi ve stres nedeniyle hipertansiyon daha genç yaşlarda da görülmeye başlamıştır' Beslenme alışkanlıklarının tansiyon üzerinde doğrudan etkili olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Aytürk, 'Aşırı tuz tüketimi vücutta su tutulmasına neden olarak damar içi basıncı artırır. Dünya Sağlık Örgütü günlük tuz tüketiminin 5 gramın altında tutulmasını önermektedir' diye konuştu.</p>

<p>Evde tansiyon ölçümünde sık yapılan hatalara da değinen Uzm. Dr. Aytürk, 'Ölçüm sırasında konuşmak, bacak bacak üstüne atmak, ölçüm öncesinde sigara veya kafein tüketmek yanlış sonuçlara neden olabilir. Ölçüm öncesinde en az 5 dakika dinlenilmeli, sırt desteklenmeli ve kol kalp hizasında tutulmalıdır' dedi. Hipertansiyon tedavisinde ilaç kadar yaşam tarzı değişikliklerinin de önemli olduğunu belirten Aytürk, 'Düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek, ideal kiloyu korumak ve tuz tüketimini azaltmak tansiyon kontrolünde büyük önem taşımaktadır. Bazı hastalarda yaşam tarzı değişiklikleri sayesinde ilaç ihtiyacı azalabilmektedir' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzm. Dr. Aytürk, 'Hipertansiyon erken teşhis ve düzenli takip ile kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Özellikle risk grubunda bulunan bireylerin düzenli tansiyon ölçümü yaptırmaları büyük önem taşımaktadır' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/hipertansiyona-dikkat-yillarca-belirti-vermiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 09:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/05/agency/dha/hipertansiyona-dikkat-yillarca-belirti-vermiyor.jpg" type="image/jpeg" length="46312"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Safiye Hüseyin Elbi Ödülleri sahiplerini buldu]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/safiye-huseyin-elbi-odulleri-sahiplerini-buldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/safiye-huseyin-elbi-odulleri-sahiplerini-buldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dün gerçekleştirilen Ebe ve Hemşireler Günü Programı kapsamında, Safiye Hüseyin Elbi Ödülleri sahiplerini buldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ebe ve Hemşireler Günü Programı kapsamında, Safiye Hüseyin Elbi Ödülleri, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu tarafından hemşire ve ebelere takdim edildi.</p>

<p><strong>Hizmet Ödülü kategorisinde</strong></p>

<ul>
 <li>Ebe Zehra As</li>
 <li>Hemşire Fisun Çeken</li>
 <li>Hemşire Halit İnal</li>
</ul>

<p><strong>Özel Ödül kategorisinde</strong></p>

<ul>
 <li>Hemşire Nurgül Tekin,</li>
 <li>be Özlem Mersin</li>
 <li>Hemşire Gizem Seferoğlu</li>
 <li>Ebe Fatma Nilüfer Topkara</li>
</ul>

<p><strong>Vefa Ödülü kategorisinde</strong></p>

<ul>
 <li>Ebe Ümit Dizdaroğlu</li>
 <li>Ayşe Tekedereli</li>
</ul>

<p>ödüllerinin sahibi oldu.</p>

<h2>Bakan Memişoğlu'ndan ödül alan hemşire ve ebelere tebrik</h2>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ödülü alan hemşire ve ebleri tebrik etti.</p>

<p>"Fedakâr çalışmalarıyla başarılı işlere imza atan ebe ve hemşirelerimize Safiye Hüseyin Elbi Ödülleri’ni takdim ettik. Hizmet Ödülü kategorisinde Ebe Zehra As, Hemşire Fisun Çeken ve Hemşire Halit İnal ödülün sahibi oldu. Özel Ödül kategorisinde Hemşire Nurgül Tekin, Ebe Özlem Mersin, Hemşire Gizem Seferoğlu ve Ebe Fatma Nilüfer Topkara ödülün sahibi oldu. Vefa Ödülü kategorisinde Ebe Ümit Dizdaroğlu ve Ayşe Tekedereli ödülün sahibi oldu. Ödüle layık görülen ebe ve hemşirelerimizi canıgönülden tebrik ediyor; bu anlamlı gün vesilesiyle ülkemizin dört bir yanında görev yapan kıymetli ebe ve hemşirelerimize bir kez daha şükranlarımı sunuyorum." açıklamasında bulundu.</p>

<p><br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Fedakâr çalışmalarıyla başarılı işlere imza atan ebe ve hemşirelerimize Safiye Hüseyin Elbi Ödülleri’ni takdim ettik.<br />
<br />
Hizmet Ödülü kategorisinde Ebe Zehra As, Hemşire Fisun Çeken ve Hemşire Halit İnal ödülün sahibi oldu.<br />
<br />
Özel Ödül kategorisinde Hemşire Nurgül Tekin, Ebe Özlem… <a href="https://t.co/hUAb3TnB8W" rel="nofollow">pic.twitter.com/hUAb3TnB8W</a></p>
— Prof. Dr. Kemal Memişoğlu (@drmemisoglu) <a href="https://twitter.com/drmemisoglu/status/2054209849278296223?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">May 12, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ceren Dilan Koluaçık</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/safiye-huseyin-elbi-odulleri-sahiplerini-buldu</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 01:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/05/safiye-huseyin-elbi-odulleri.jpeg" type="image/jpeg" length="76955"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nijerya'da Lassa Ateşi 190 Can Aldı]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/nijeryada-lassa-atesi-190-can-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/nijeryada-lassa-atesi-190-can-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Batı Afrika ülkesi Nijerya'da, kemirgenlerden bulaşan Lassa ateşi salgını nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı bu yıl 190'a ulaştı. Sağlık yetkilileri, vaka sayılarındaki artışla birlikte ülke genelinde önlemlerin en üst seviyeye çıkarıldığını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nijerya'da, Lassa ateşi hastalığı nedeniyle bu yıl yaşamını yitirenlerin sayısı 190'a yükseldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nijerya Hastalık Kontrol Merkezi'nden (NCDC) yapılan açıklamada, ülkede ocaktan bu yana Lassa ateşi hastalığı nedeni ile hayatını kaybedenlerin sayısının 190'a yükseldiği bildirildi.</p>

<p>Ülkede Lassa salgınına bağlı ölüm oranının artmaya devam ettiği belirtilen açıklamada, vaka ölüm oranının geçen yılın aynı döneminde kaydedilen yüzde 19,1'e kıyasla yüzde 25,2'ye yükseldiği aktarıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dış haberler, Dünya, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/nijeryada-lassa-atesi-190-can-aldi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 10:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/05/agency/dha/nijeryada-lassa-atesi-190-can-aldi.jpg" type="image/jpeg" length="95419"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DMD hastalarından teknoloji çağrısı: “Engeller değil, çözümler konuşulsun”]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/dmd-hastalarindan-teknoloji-cagrisi-engeller-degil-cozumler-konusulsun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/dmd-hastalarindan-teknoloji-cagrisi-engeller-degil-cozumler-konusulsun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DMD hastaları ve aileleri, giyilebilir robotik sistemler, gelişmiş transfer cihazları ve mobilite teknolojileri için kamu kurumlarına çağrıda bulunarak “Temel ihtiyaçlara erişim yardım kampanyalarına bırakılmamalı” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya genelinde 7 binden fazla nadir hastalık bulunurken Türkiye’de yaklaşık 7 milyon kişinin bu hastalıklarla mücadele ettiği belirtiliyor. Bu hastalıklar arasında yer alan Duchenne Musküler Distrofi (DMD), kasların ilerleyici şekilde zayıflamasına yol açan ciddi bir nöromüsküler hastalık olarak öne çıkıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Genellikle çocukluk çağında ortaya çıkan DMD’de hastalar erken yaşlarda yürüme güçlüğü yaşamaya başlıyor. Hastalık ilerledikçe kol, solunum ve kalp kasları da etkileniyor. Uzmanlara göre gelişmiş ülkelerde ileri bakım hizmetleri ve teknolojik destekler sayesinde DMD hastalarının yaşam süresi ve yaşam kalitesi artırılabiliyor. Ancak Türkiye’de yüksek teknolojili destek cihazlarına erişimin oldukça sınırlı olduğu ifade ediliyor.</p>

<h2><img alt="Dmd2-1" class="detail-photo img-fluid" height="566" src="https://zafergazetesiorg.teimg.com/zafergazetesi-org/uploads/2026/05/dmd2-1.jpeg" width="1178" /></h2>

<h2><strong>“Teknoloji var ama erişim yok”</strong></h2>

<p>DMD hastası 25 yaşındaki Cihan Server Salıcı, yurtdışında kullanılan giyilebilir robotik teknolojilerin Türkiye’de yaygın olmamasının büyük bir eksiklik olduğunu ifade etti. Salıcı, gelişmiş ülkelerde DMD hastalarının üst ekstremite robotları sayesinde bağımsız şekilde yemek yiyebildiğini, spor aktivitelerine katılabildiğini ve günlük yaşamlarını daha özgür sürdürebildiğini belirtti.</p>

<p>Ayrıca bakım süreçlerini kolaylaştıran transfer sistemleri ve robotik destek cihazlarının hem hastalar hem de aileler için hayati önem taşıdığına dikkat çekildi. Aileler, savunma sanayisinde geliştirilen giyilebilir robotik sistemlerin nöromüsküler hastalar için de uyarlanabileceğini savunarak bu alanda devlet destekli AR-GE çalışmalarının artırılmasını talep etti.</p>

<h2><img alt="Dmdd" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://zafergazetesiorg.teimg.com/zafergazetesi-org/uploads/2026/05/dmdd.jpeg" width="921" /></h2>

<h2><strong>“Temel ihtiyaçlar yardım kampanyalarına bırakılmamalı”</strong></h2>

<p>DMD hastaları ve aileleri, en temel medikal ihtiyaçlara erişimde dahi büyük ekonomik zorluklar yaşandığını ifade ediyor. Özellikle tekerlekli sandalye, transfer sistemleri ve ileri teknoloji destek cihazlarının yüksek maliyetleri nedeniyle birçok ailenin yardım kampanyalarına başvurmak zorunda kaldığı belirtiliyor.</p>

<p>Aileler, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile TÜBİTAK’a çağrıda bulunarak engelli bireylerin yaşam kalitesini artıracak yerli teknolojilerin desteklenmesini talep etti. Ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın SUT geri ödeme kapsamı ve fiyatlarını günümüz koşullarına uygun şekilde güncellemesi gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Engelli bireylerin yaşamını kolaylaştıracak teknolojilere erişimin bir ayrıcalık değil, temel insan hakkı olduğu ifade edilirken “Engelleri kaldırmak için irade ve planlı adımlar gerekiyor” mesajı verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/dmd-hastalarindan-teknoloji-cagrisi-engeller-degil-cozumler-konusulsun</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 19:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/01/dmdli.jpeg" type="image/jpeg" length="14701"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Hantavirüs Yeni Bir Covid-19 Vakası Değil']]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/hantavirus-yeni-bir-covid-19-vakasi-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/hantavirus-yeni-bir-covid-19-vakasi-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus, hantavirüs vakaları nedeniyle 3 kişinin hayatını kaybettiği MV Hondius gemisinin Tenerife’ye yanaşacak olması sebebiyle bölge halkına seslendi. 2020’deki pandemi hafızasına atıfta bulunan Tedros, mevcut durumun yeni bir COVID vakası olmadığını ve virüsün toplum geneline yayılma riskinin oldukça düşük olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, hantavirüs nedeniyle 3 kişinin hayatını kaybettiği 'MV Hondius' adlı yolcu gemisinin İspanya'nın Tenerife adasına yanaşacak olması ile ilgili bölge halkına hitaben bir mesaj yayımladı. Ghebreyesus, söz konusu virüsün yeni bir koronavirüs (Covid-19) vakası olmadığını belirterek, halk sağlığı riskinin düşük seviyede olduğunu vurguladı.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, İspanya'nın Tenerife halkına yönelik yayımladığı açık mektupta, hantavirüsün Andes varyantını taşıyan ve adaya yaklaşmakta olan 'MV Hondius' gemisine ilişkin endişeleri anladığını ifade etti.</p>

<p>2020 yılında yaşanan pandemi dönemine atıfta bulunan Ghebreyesus, mevcut durumun yeni bir Covid-19 vakası olmadığını, Tenerife'deki günlük yaşam ve halk sağlığı için riskin düşük olduğunu kaydetti.</p>

<p>Gemideki virüs nedeniyle 3 kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Ghebreyesus, halihazırda gemide semptom gösteren yolcu bulunmadığını, bir DSÖ uzmanının tıbbi malzemelerle birlikte gemide görev yaptığını aktardı.</p>

<p>İspanyol yetkililer tarafından kapsamlı bir tahliye planı hazırlandığını belirten Ghebreyesus, yolcuların yerleşim yerlerinden uzak olan Granadilla sanayi limanında karaya çıkarılacağını bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yolcuların mühürlü ve korumalı araçlarla, tamamen kordon altına alınmış bir koridordan geçirilerek doğrudan kendi ülkelerine gönderileceği ve bölge halkıyla hiçbir temasın yaşanmayacağı bilgisi paylaşıldı.</p>

<p>İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'e gemiyi kabul etme kararından dolayı kişisel olarak teşekkür ettiğini dile getiren Ghebreyesus, bu adımı bir dayanışma ve ahlaki görev olarak nitelendirdi.</p>

<p>23 farklı ülkeden yaklaşık 150 kişinin haftalardır denizde olduğunu belirten Ghebreyesus, Uluslararası Sağlık Tüzüğü gereği tıbbi kapasitesi en uygun ve en yakın liman olarak Tenerife'nin seçildiğini ifade etti. Süreci bizzat yerinde takip etmek üzere Tenerife'ye gideceğini açıklayan Ghebreyesus, sağlık çalışanları ve liman personeliyle bir araya gelerek dayanışma mesajı vereceğini bildirdi.</p>

<p>Öte yandan Ghebreyesus, geminin kaptanı Jan Dobrogowski, mürettebat ve işletmeci şirketin bu zorlu süreçte örnek bir iş birliği sergilediğini belirterek, DSÖ adına tüm ilgililere ve Tenerife halkına teşekkürlerini sundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dış haberler, Dünya, Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/hantavirus-yeni-bir-covid-19-vakasi-degil</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/05/agency/dha/hantavirus-yeni-bir-covid-19-vakasi-degil.jpg" type="image/jpeg" length="98712"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DSÖ'den Hantavirüsü Açıklaması]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/dsoden-hantavirusu-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/dsoden-hantavirusu-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hantavirüsün küresel nüfus için oluşturduğu riski düşük olarak değerlendirdiğini, bu nedenle epidemiyolojik durumu izlemeyi ve risk değerlendirmesini güncellemeyi sürdüreceğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>DSÖ, Arjantin'den Afrika'nın batısındaki Cabo Verde'ye (Yeşil Burun Adaları) giden Hollanda bandıralı 'MV Hondius' isimli geminin yolcularında hantavirüs tespit edilmesi sonrasında yaşanan gelişmelere ilişkin yeni bir yazılı açıklamada bulundu.</p>

<p>Açıklamada, 2 Mayıs'ta bir yolcu gemisinde ciddi solunum yolu hastalığı olan bir grup yolcunun DSÖ'ye bildirildiği kaydedilerek, 'O sırada, gemi işletmecisine göre, gemide 147 yolcu ve mürettebat bulunuyordu ve 34 yolcu ve mürettebat daha önce gemiden inmişti.' ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Daha sonra 8 Mayıs itibarıyla 3 ölüm de dahil toplam 8 şüpheli hantavirüs vakasının bildirildiği kaydedilen açıklamada, 6 şüpheli vakada hantavirüs enfeksiyonu olduğunun doğrulandığı ve tümünün 'Andes' virüsü olarak tanımlandığı aktarıldı.</p>

<p>Açıklamada, DSÖ'nün uluslararası temas takibini desteklediğine değinilerek, 'DSÖ, bu olayın küresel nüfus için oluşturduğu riski düşük olarak değerlendiriyor. DSÖ, epidemiyolojik durumu izlemeye ve risk değerlendirmesini güncellemeye devam edecek. Gemideki yolcular ve mürettebat için risk orta düzeyde kabul ediliyor.' açıklamasına yer verildi.</p>

<p>Şu anda 4 hastanın hastanede tedavi gördüğü belirtilen açıklamada, bunlardan birinin Güney Afrika'nın Johannesburg kentinde yoğun bakımda olduğuna, ikisinin Hollanda'daki farklı hastanelerde ve diğerinin de İsviçre'nin Zürih kentinde bulunduğuna işaret edildi.</p>

<h2><strong>Hantavirüs nedir?</strong></h2>

<p>Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan bir hastalık olarak biliniyor.</p>

<p>Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlara yol açıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.</p>

<p><br />
 </p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Cenevre, Dünya, Güncel, Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/dsoden-hantavirusu-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 13:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/05/agency/aa/dsoden-hantavirusu-aciklamasi.jpg" type="image/jpeg" length="73519"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs uyarısı: Uzmandan “Panik değil, önlem” çağrısı]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/hantavirus-uyarisi-uzmandan-panik-degil-onlem-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/hantavirus-uyarisi-uzmandan-panik-degil-onlem-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, hantavirüsün ağır enfeksiyonlara yol açabileceğini ancak KOVİD-19 benzeri küresel bir pandemiye dönüşmesinin beklenmediğini söyledi. Özellikle kemirgen teması ve kapalı alan temizliğinde dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Diktaş, bilinçli önlemlerin hayati önem taşıdığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde gündeme gelen hantavirüsün ağır enfeksiyonlara yol açabileceğini belirten Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, virüsün KOVİD-19 gibi küresel bir pandemiye dönüşmesinin beklenmediğini ancak özellikle kemirgen temasına ve kapalı alan temizliğine karşı önlemler alınması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Türkiye'de de en son 1997'de görülen hastalığın çıkış noktasını, bulaşma yollarını ve korunma yöntemlerini değerlendiren Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'nden Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, paniğe kapılmadan bilinçli hareket edilmesi gerektiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'HANTAVİRÜS AĞIR TABLOLARA YOL AÇABİLİYOR'</strong></p>

<p>Hantavirüsün ciddi enfeksiyon tablolarına neden olabildiğini belirten Doç. Dr. Diktaş, 'Hastalık ateş, ishal, bulantı ve kusma gibi belirtilerle başlayabiliyor. Ancak ilerleyen süreçte ağır solunum problemleri, kanama ve böbrek yetmezliği gibi ciddi klinik tablolar gelişebiliyor. Virüsün temel bulaş yolu kemirgenlerden oluşuyor. Farelerin dışkı, idrar ve salgılarının ortama karışmasıyla enfekte partiküller oluşuyor. Bu partiküllerin solunması sonucu hastalık bulaşabiliyor. Özellikle garaj, depo, bodrum ve uzun süre kullanılmayan yazlık evler riskli alanlar arasında bulunuyor' diye konuştu.</p>

<p><strong>'TEMİZLİK YAPARKEN DİKKAT EDİLMELİ'</strong></p>

<p>Riskli alanların temizliği sırasında gerekli önlemlerin alınması gerektiğini belirten Doç. Dr. Diktaş, 'Fare dışkısı bulunan alanlar süpürülerek temizlenmemeli. Öncelikle dezenfektanla ıslatılmalı, ardından maske ve eldiven kullanılarak dikkatli şekilde temizlenmeli. Hantavirüsün insandan insana bulaş riski düşük. Dünya Sağlık Örgütü şu an için KOVİD-19 benzeri büyük bir pandemi beklemediğini açıkladı. Ancak nadir de olsa insandan insana bulaş ihtimali göz önünde bulundurulmalı' dedi.</p>

<p><strong>'ERKEN MÜDAHALE HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR'</strong></p>

<p>Virüse karşı özel bir tedavi bulunmadığını belirten Doç. Dr. Diktaş, 'Bu nedenle erken tanı, hastaların izole edilmesi ve yoğun bakım desteğinin sağlanması büyük önem taşıyor' dedi.</p>

<p>Doç. Dr. Diktaş, 'DSÖ tarafından Türkiye, Kanada, Danimarka, Almanya, Hollanda, Yeni Zelanda, Saint Kitts ve Nevis, Singapur, İsveç, İsviçre, İngiltere, ABD bilgilendirilme geçilen ülkelerin arasında yer alıyor' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/hantavirus-uyarisi-uzmandan-panik-degil-onlem-cagrisi</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 10:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/05/agency/dha/hantavirus-uyarisi-uzmandan-panik-degil-onlem-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="51607"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tehdit Büyüyor: Hantavirüs Nedir, Nasıl Bulaşır?]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/tehdit-buyuyor-hantavirus-nedir-nasil-bulasir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/tehdit-buyuyor-hantavirus-nedir-nasil-bulasir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın farklı bölgelerinde zaman zaman yeniden gündeme gelen hantavirüs, kemirgenler aracılığıyla bulaşan ve ciddi solunum ile böbrek yetmezliğine sebep olabilen tehlikeli bir enfeksiyon olarak dikkat çekiyor. Uzmanlar, özellikle kırsal alanlarda yaşayanları ve kapalı, tozlu ortamlarda çalışanları dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde yeniden konuşulmaya başlanan Hantavirüs, nadir görülmesine rağmen yüksek risk barındıran enfeksiyonlar arasında yer alıyor. İnsanlara doğrudan insandan insana değil, çoğunlukla kemirgenlerin taşıdığı virüslerin solunmasıyla bulaşan hastalık, özellikle ihmal edilen yaşam alanlarında sessiz bir şekilde yayılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre hantavirüsün temel bulaş yolu; fare ve sıçan gibi kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya tükürüğüyle kirlenmiş ortamlarda bulunan virüs parçacıklarının havaya karışarak solunması. Özellikle uzun süre kapalı kalmış depolar, ahırlar, bodrumlar ve kırsal evler riskli alanlar arasında gösteriliyor. Temizlik esnasında ortaya kalkan tozlar, fark edilmeden virüsün vücuda girmesine sebep olabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Hantavirüsün Belirtileri Nelerdir?</strong></h2>

<p>Hastalığın belirtileri ise çoğu zaman sıradan bir grip ile karıştırılabiliyor. İlk aşamada ateş, halsizlik, kas ağrıları ve baş dönmesi görülürken, ilerleyen süreçte nefes darlığı ve böbrek fonksiyonlarında ciddi bozulmalar ortaya çıkabiliyor. Bu durum, hantavirüsü özellikle tehlikeli kılan en önemli unsurlar arasında yer alıyor.</p>

<p>Uzmanlar, korunmanın tedaviden çok daha kritik olduğunun vurguluyor. Kemirgenlerle temasın engellenmesi, yaşam alanlarının düzenli havalandırılması ve temizlik sırasında maske ile eldiven kullanılması, basit ama etkili önlemler arasında sıralanıyor. Ayrıca, kemirgenlerin yaşam alanlarına girmesini engelleyecek fiziksel önlemler de önem taşıyor.</p>

<h2><strong>Tedavisi var mı?</strong></h2>

<p>Hantavirüse karşı şu an için hastalığı tamamen ortadan kaldıran net bir antiviral tedavi bulunmuyor. Ancak erken teşhis büyük önem taşıyor. Hastalar genellikle hastanede destek tedavisiyle izleniyor; solunum desteği, sıvı dengesi ve yoğun bakım uygulamaları hayati önem taşıyor. Uzmanlar, belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Küresel ölçekte zaman zaman vakaların artış göstermesi, hantavirüsü tekrar gündeme getirirken; yetkililer, bireysel farkındalığın artırılması gerektiğini vurguluyor. Çünkü bu virüs, çoğu zaman gözle görülmeyen bir risk olarak, en beklenmedik anda büyük sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/tehdit-buyuyor-hantavirus-nedir-nasil-bulasir</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 12:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/05/hantavirus.jpeg" type="image/jpeg" length="49218"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[DMD ile mücadele eden Yiğitcan’ın sözleri yürek burktu: “Ayakta duramıyorum”]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/dmd-ile-mucadele-eden-yigitcanin-sozleri-yurek-burktu-ayakta-duramiyorum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/dmd-ile-mucadele-eden-yigitcanin-sozleri-yurek-burktu-ayakta-duramiyorum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Duchenne Musküler Distrofi (DMD) ile yaşam mücadelesi veren 13 yaşındaki Yiğitcan’ın hikayesi sosyal medyada gündem oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<section dir="auto">
<p>Türkiye genelinde nadir hastalıklarla mücadele eden bireylerin sesi her geçen gün daha fazla duyulurken, Duchenne Musküler Distrofi (DMD) ile yaşam mücadelesi veren 13 yaşındaki Yiğitcan’ın hikayesi sosyal medyada gündem oldu. Küçük yaşına rağmen ağır bir hastalıkla mücadele eden Yiğitcan’ın sözleri, toplumda farkındalık oluşturdu.</p>

<h2><strong>“İyileşmek istiyorum” diyerek seslendi</strong></h2>

<p>Kas kaybı nedeniyle her geçen gün daha fazla zorlanan Yiğitcan, paylaştığı videoda yaşadığı acıyı şu sözlerle dile getirdi: “Sırtım çok acıyor, bacaklarım çok ağrıyor. Ayakta duramıyorum, böyle yaşamak zor. İyileşmek istiyorum…” Küçük çocuğun bu çağrısı kısa sürede geniş kitlelere ulaştı.</p>

<h2><strong>DMD nedir, nasıl ilerler?</strong></h2>

<p>Duchenne Musküler Distrofi, genellikle çocukluk döneminde ortaya çıkan ve ilerleyici kas zayıflığına yol açan genetik bir hastalık olarak biliniyor. Zamanla kasların işlevini kaybetmesine neden olan bu hastalık, hastaların günlük yaşamını ciddi şekilde etkiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Tedavi sürecinde destek hayati önem taşıyor</strong></h2>

<p>Uzmanlar, DMD ile mücadelede yalnızca tıbbi tedavinin değil, aynı zamanda düzenli fizik tedavi ve moral desteğinin de büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. Yapılan her fizik tedavi seansı, hastaların kas fonksiyonlarını koruyabilmesi açısından kritik rol oynuyor.</p>

<h2><strong>Umut yolculuğunda dayanışma çağrısı</strong></h2>

<p>13 yıldır hastalıkla mücadele eden Yiğitcan, en büyük hayalinin biraz daha güçlü kalabilmek ve yürümeye devam edebilmek olduğunu ifade ediyor. DMD’li bireyler için yürütülen destek kampanyalarının, tekerlekli sandalyeye bağımlılığı geciktirebildiği belirtiliyor. Uzmanlar ve aileler, destek olmak isteyen vatandaşların valilik onaylı kampanyalar ve DMD Aileleri Derneği gibi sivil toplum kuruluşları aracılığıyla katkı sağlamasının önemini vurguluyor.</p>
</section></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/dmd-ile-mucadele-eden-yigitcanin-sozleri-yurek-burktu-ayakta-duramiyorum</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 17:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/05/dmd-2.jpeg" type="image/jpeg" length="29312"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kahvenin Bu Gücünü Biliyor muydunuz?]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/kahvenin-bu-gucunu-biliyor-muydunuz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/kahvenin-bu-gucunu-biliyor-muydunuz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[University College Cork’ta yapılan yeni bir çalışma, kahvenin zihinsel faydalarının sadece kafeine bağlı olmadığını kanıtladı. Araştırma sonuçlarına göre kafeinsiz kahve, öğrenme süreçlerini hızlandırırken hafızayı güçlendiriyor. Uzmanlar, bu etkinin kahvedeki polifenollerden kaynaklandığını belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İrlanda'da yapılan bir araştırma, kafein içermeyen kahvelerin de bağırsak sağlığı, ruh hali ve bilişsel performans üzerinde faydaları olduğunu kanıtladı.</p>

<p>İrlanda'daki University College Cork'tan araştırmacılar, günde üç-beş fincan arasında kahve içen 31 kişi ile kahve içmeyen 31 katılımcının bazı sağlık göstergelerini karşılaştırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmanın başlangıcında, iki grup arasında vücut kitle indeksi, kan basıncı, stres, kaygı, depresyon, gastrointestinal semptomlar, uyku kalitesi veya fiziksel aktivite açısından hiçbir fark bulunmuyordu.</p>

<p>Ancak kahve içenlerde, kanda bazı bağışıklık belirteçlerinde ve bağırsaktaki bazı mikrop türlerinde belirgin değişiklikler gözlendi.</p>

<p>Uzmanlar, kafeinin denklemin gerekli bir parçası olup olmadığını öğrenmek için 31 kahve içicisinin iki hafta boyunca günlük kahve tüketiminden uzak durmasını istedi. Bu sürenin ardından müdahale aşaması başladı. Katılımcılar yeniden kahve tüketmeye başladı; 16 kişi kafeinli kahve, 15 kişi ise kafeinsiz kahve içti ve bu süreç üç hafta devam etti. Katılımcılar hangi kahveyi içtiklerini bilmiyordu. Kahve tüketimine yeniden başlandıktan sonra, tüm katılımcıların bağırsak mikrobiyomlarında kahveyle ilişkili değişimler görüldü; buna hem kafeinli hem de kafeinsiz kahvede gözlenen tür düzeyinde değişiklikler de dahildi. Yazarlar bu araştırma sonucunda, 'Her iki kahve türü de stresi, depresyonu, dürtüselliği ve iltihabı azaltırken; ruh halini ve bilişsel performansı artırdı' dedi.</p>

<h2><strong>KAHVENİN BAĞIRSAK VE BEYİN EKSENİ ÜZERİNDE ETKİSİ VAR</strong></h2>

<p>Kafeinli kahve; kaygının, psikolojik sıkıntının ve kan basıncının azalması, dikkat artışı ve stresle başa çıkma becerisinin gelişmesi ile ilişkilendirildi. Hem başlangıçta hem de kafein yeniden alındığında, kahve içenler, içmeyenlere göre daha yüksek dürtüsellik ve duygusal tepkisellik gösterdi.</p>

<p>Öte yandan kafeinsiz kahve uyku kalitesini, fiziksel aktiviteyi ve hafızayı iyileştirdi. Bu bulgular, kafeinin ruh hali ve biliş üzerinde belirli etkileri olabileceğini, fakat kafeinsiz kahvenin bile bağırsak-beyin bağlantısıyla ilişkili olabileceğini ortaya koydu.</p>

<p>Mikrobiyolog John Cryan, kahvenin sadece kafeinden ibaret olmadığını söyleyerek, 'Bağırsak mikroplarımızla, metabolizmamızla ve hatta duygusal sağlığımızla etkileşime giren karmaşık bir beslenme faktörü.</p>

<p>Bulgularımız, kafeinli veya kafeinsiz olsun, kahvenin sağlığı farklı ancak birbirini tamamlayıcı şekillerde etkileyebileceğini gösteriyor' dedi.</p>

<p>Çalışmanın, bağırsak mikrop değişiklikleri ile katılımcıların bildirdiği ruh hali ve davranış değişiklikleri arasındaki ilişkiye dayandığı, bu nedenle de tam olarak gerçeği yansıtmayabileceği kaydedildi.</p>

<p>Bununla birlikte, araştırmanın katılımcıların kahvedeki bileşikleri nasıl işlediklerini karşılaştıran ve bu farklılıkları bağırsak mikrobiyomlarındaki metabolik kalıplarla eşleştiren ayrıntılı bir incelemeye dayandığı bildirildi.</p>

<p>Bağırsak mikrobiyomu hakkında hala çok az şey bilindiğini belirten Cryan, 'Sindirim ve zihinsel sağlık arasındaki ilişki giderek daha iyi anlaşılıyor, ancak kahvenin bağırsak-beyin ekseni üzerindeki etkilerinin ardındaki mekanizmalar belirsizliğini koruyor' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Bilim &amp; Teknoloji, Dış haberler, Sağlık, Teknoloji</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/kahvenin-bu-gucunu-biliyor-muydunuz</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 15:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/05/agency/dha/kahvenin-bu-gucunu-biliyor-muydunuz.jpg" type="image/jpeg" length="97655"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alzheimer Düşünüldüğünden Daha Erken Başlayabilir]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/alzheimer-dusunuldugunden-daha-erken-baslayabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/alzheimer-dusunuldugunden-daha-erken-baslayabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapılan son bilimsel araştırmalar, Alzheimer hastalığının biyolojik izlerinin, hafıza kaybı gibi klinik belirtiler ortaya çıkmadan on yıllar önce beyinde oluşmaya başladığını kanıtladı. Uzmanlar, bu keşfin hastalığın önlenmesi ve erken müdahale şansını artıracağını belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yeni bir araştırma, Alzheimer hastalığının belirtiler ortaya çıkmadan çok daha önce biyolojik olarak ilerlemeye başlayabileceğini kanıtladı.</p>

<p>Bilim insanları, Alzheimer hastalığının çoğu insanın fark ettiğinden çok daha erken başlayabilen gizli bir evresini ortaya çıkardı.</p>

<p>Çalışmada, hafıza kaybının fark edilir hale gelmeden çok önce ince biyolojik değişikliklerle başlamış olabileceği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni yapılan araştırmada, bir insanın yaşamı boyunca beyin ve kandaki temel değişikliklerin ne zaman hızlanmaya başladığı takip edildi. Bulgular, hastalığın tespiti ve önlenmesi için en etkili zamanlamaya dair önemli ipuçları sundu.</p>

<p>Uzmanlar, Alzheimer hastalığının günümüzde kesin bir tedavisi bulunmadığını belirterek, biyolojik değişimlerin genellikle ne zaman ortaya çıktığını belirlemeyi amaçladıklarını söyledi.</p>

<p>Bu değişikliklerin daha erken tespit edilmesinin, hastalara ve ailelerine plan yapmaları, bakım aramaları ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilecek tedavilerden yararlanmaları için daha fazla zaman kazandırabileceği ifade edildi.</p>

<h2><strong>'SAĞLIK GÖSTERGELERİNDEKİ DEĞİŞİKLİK GENELLİKLE 50'Lİ YAŞLARIN SONUNDA BAŞLIYOR'</strong></h2>

<p>Araştırmayı gerçekleştiren ekip, yaklaşık 2 bin 100 katılımcının verilerini analiz etti. Alzheimer ile ilişkili değişimlerin ne zaman hızlanmaya başladığını tesit etmek için kan biyobelirteçleri, beyin taramaları ve bilişsel performans dahil olmak üzere çeşitli ölçümleri inceledi. Çalışmanın ilk yazarı olan Doçent Mingzhao Hu, 'Bu toplum temelli çalışma, kanda ve görüntülemede ölçülen birden fazla Alzheimer biyobelirteci ile bilişin yaşa bağlı örüntülerine bütüncül bir bakış sunuyor. Sağlık göstergelerindeki değişikliklerin daha belirgin hale geldiği yaşları tahmin ediyor. Sonuçlar bu değişimlerin çoğunun genellikle 50'li yaşların sonlarından 70'li yaşların başlarına kadar gerçekleştiğini gösteriyor' diye konuştu.</p>

<p>Çalışmanın kıdemli yazarı Jonathan Graff-Radford ise 'Alzheimer araştırmaları önleme ve daha erken tedaviye yöneldikçe, kan biyobelirteçleri bu tedaviler için en uygun kişilerin belirlenmesinde merkezi bir rol oynayacak. Bu biyobelirteçlerin ne zaman değişmeye başladığını ve bilişsel bozulmayla ne zaman ilişkilendiğini bilmek, önleyici taramaların en büyük etkiyi hangi yaşlarda gösterebileceğini anlamamıza yardımcı oluyor' dedi.</p>

<h2><strong>'ALZHEIMER ARAŞTIRMALARINDA KAN TESTLERİ ÖNEMLİ'</strong></h2>

<p>Araştırmaya göre; Alzheimer hastalığının ilerleyişine dair zaman çizelgesinin haritalanması, bakım yaklaşımının daha çok ileri evrelere odaklanmak yerine erken teşhise kaydırılmasına yardımcı olabilir. Çalışma ayrıca Alzheimer araştırmaları ve bakımında kan testlerinin artan önemine dikkat çekiyor. Bu testler, beyin görüntülemeye benzer eğilimler göstererek hastalıkla ilişkili değişimleri izlemeye ve daha yüksek risk altındaki kişileri belirlemeye yardımcı olabileceğini ortaya koyuyor. Graff-Radford, nüfus taraması düşünüldüğünde, en kritik konunun zamanlama olduğunu vurgulayarak, 'Biyobelirteçler değişmeden çok erken başlamak istemezsiniz ve bu çalışma, bu sorunu ele almaya başlamamıza yardımcı oluyor' açıklamasında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim, Bilim &amp; Teknoloji, Dış haberler, Sağlık, Teknoloji</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/alzheimer-dusunuldugunden-daha-erken-baslayabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/05/agency/dha/alzheimer-dusunuldugunden-daha-erken-baslayabilir.jpg" type="image/jpeg" length="25999"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hava değişimlerine karşı maske uyarısı]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/hava-degisimlerine-karsi-maske-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/hava-degisimlerine-karsi-maske-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akdeniz Üniversitesi'nden (AÜ) Dr. Öğretim Üyesi Süleyman İbze, hava değişiminin hastalıklara davetiye çıkardığını ifade etti, 'Özellikle hava sıcaklığındaki ani değişimler, üst solunum yolu hastalıklarını artırıyor. Bu nedenle acil servislere başvurularda artış görüyoruz. İnsanlar ne giyeceklerine karar veremiyor' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mevsim geçişlerinde yaşanan ani sıcaklık değişimleri ve artan polen yoğunluğu, özellikle üst solunum yolu hastalıklarında artışa sebep oldu. Geçiş dönemlerinde vatandaşların sıkça üşütme, alerjik reaksiyon ve öksürük şikayetleriyle sağlık kuruluşlarına başvurduğunu kaydeden AÜ Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Süleyman İbze, vatandaşların öncelikle aile sağlığı merkezlerine başvurmaları ve alerjenlere karşı korunma önlemlerini artırmaları gerektiğine vurgu yaptı.</p>

<h2>"Tüm bunlar bazı hastalıklara zemin hazırlıyor"</h2>

<p>Hava değişiminin hastalıklara davetiye çıkardığını ifade eden Dr. Öğretim Üyesi İbze, 'Mevsim geçişleri, adaptasyon sürecimizi etkileyen dönemlerdir. Şu anda da sabah güneş açıyor, sonra hava değişiyor. Sabah soğuk, öğlen daha sıcak oluyor. Bu durum hem vücudumuzun fizyolojik adaptasyonunu hem de günlük davranışlarımızı etkiliyor. Ayrıca bu dönem doğanın adeta uyandığı bir zaman. Bu süreçte polenler havada yoğun şekilde dolaşıyor. Hava bir esiyor, bir duruyor. Tüm bunlar bazı hastalıklara zemin hazırlıyor. Özellikle hava sıcaklığındaki ani değişimler, üst solunum yolu hastalıklarını artırıyor. Bu nedenle acil servislere başvurularda artış görüyoruz. İnsanlar ne giyeceklerine karar veremiyor. Bazen üşüyor, bazen terliyor ve bu da hastalanmalarına neden oluyor' dedi.</p>

<h2>"Dışarı çıkarken maske kullanımı gibi önlemler faydalı olabilir"</h2>

<p>Mevsim geçişlerinde maske takmanın önemini vurgulayan Süleyman İbze, 'En sık karşılaştığımız durumlar enfeksiyonlar oluyor. Bunun yanında polen ve diğer alerjenlerin artmasıyla birlikte alerjik reaksiyonlar da sık görülüyor. İnsanlar hem daha fazla dışarıda vakit geçiriyor hem de havadaki alerjen miktarı arttığı için daha çok etkileniyorlar. Burun akıntısı, gözlerde sulanma, hapşırık gibi belirtiler sıkça görülüyor. Bu durumlar bazen enfeksiyonla karıştırılabiliyor. Özellikle alerjiye yatkın bireylerde bu şikayetler daha sık ortaya çıkıyor. Tedavide genellikle antialerjik ilaçlar kullanılır. Bunun yanı sıra alerjenle temasın azaltılması çok önemlidir. Dışarı çıkarken maske kullanımı gibi önlemler faydalı olabilir' ifadelerine yer verdi.</p>

<h2>"Bu dönemde sebepsiz öksürükler de sık görülür"</h2>

<p>Astım gibi üst solunum yolu sıkıntısı yaşayanların sağlık kuruluşlarına mutlaka başvurması gerektiğini ifade eden Dr. İbze, şöyle devam etti:</p>

<p>'Daha ciddi durumlarda ise astım gibi solunum yolu hastalıkları olan kişilerde nefes darlığı gelişebilir ve bu durum acil başvuruların önemli bir kısmını oluşturur. Bu kişilerin alerjenlerden mümkün olduğunca uzak durmaları gerekir. Ayrıca bu dönemde sebepsiz öksürükler de sık görülür. Bunlar genellikle alerjik kökenlidir. Bu süreçte yapılması gereken en önemli şey, alerjen temasını azaltmaktır. Maske kullanımı ve ani sıcaklık değişimlerinden korunmak, mukozal bariyerin adaptasyonu açısından önemlidir. Şikayetler olduğunda öncelikle birinci basamak sağlık kuruluşlarına, yani aile sağlığı merkezlerine başvurulmalıdır. Acil servisler ise gerçekten acil durumlar için tercih edilmelidir.'</p>

<h2>Ev temizliği ve düzenli havalandırmalara dikkat edilmeli</h2>

<p>Mevsimsel alerjide bir risk grubu olmadığını belirten İbze, 'Ancak daha önce alerjik reaksiyon yaşamış bireyler artık risk grubundadır ve daha dikkatli olmalıdır. Özellikle astım gibi akciğer hastalığı olan kişiler bu dönemde daha hassastır. Genetik olarak doğrudan bir geçiş olmasa da ailede benzer öykülerin olması riski artırabilir. Bu nedenle bu bireylerin daha dikkatli olması gerekir. Bu dönemde insanlar doğaya daha çok çıkıyor. Ancak yeni bitkiler, ağaçlar, böcekler veya hayvanlarla temas da alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Bu konuda da dikkatli olunmalıdır. Ev ortamı da bu açıdan önemlidir. Ev akarları en sık görülen alerjenlerdendir. Bu nedenle ev temizliğine dikkat edilmeli, düzenli havalandırma yapılmalıdır. Bu önlemler alerjik reaksiyonların oluşmasını veya tekrarını azaltacaktır' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İrem BAŞDAŞ/ANTALYA, (DHA)-</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Antalya, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/hava-degisimlerine-karsi-maske-uyarisi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 10:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/04/agency/dha/hava-degisimlerine-karsi-maske-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="32547"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
