<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Son Dakika Ankara Haberleri</title>
    <link>https://zafergazetesi.org</link>
    <description>Zafer Gazetesi, Ankara'dan son dakika haberleri ve güncel gelişmeleri anında okuyucularıyla paylaşır. Ankara'nın en önemli olayları, siyaset, ekonomi, spor ve kültürel gelişmeler için Zafer Gazetesi'ni takip edin. Başkentin güvendiği haber kaynağı.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://zafergazetesi.org/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 16 Jul 2026 04:28:36 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak havalar enfeksiyon riskini artırıyor: Uzmanlardan hayati uyarılar]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/sicak-havalar-enfeksiyon-riskini-artiriyor-uzmanlardan-hayati-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/sicak-havalar-enfeksiyon-riskini-artiriyor-uzmanlardan-hayati-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte ishal vakalarında artış yaşanıyor. Uzmanlar, bozulmuş gıdalar ve kirli su tüketiminin bağırsak enfeksiyonlarına yol açabileceğini belirterek hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıktığı yaz döneminde, ishal ve diğer bağırsak enfeksiyonları daha sık görülmeye başladı. Özellikle açıkta satılan yiyecekler, uygun koşullarda saklanmayan gıdalar ve temiz olmayan su tüketimi, enfeksiyon riskini artırıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, yaz aylarında bakterilerin sıcak havada daha hızlı çoğaldığını belirterek, gıda güvenliğine dikkat edilmesi gerektiğini ifade ediyor. Et, süt ve süt ürünleri gibi çabuk bozulan gıdaların soğuk zincir kurallarına uygun şekilde muhafaza edilmesi gerektiği, dışarıda uzun süre bekletilen yiyeceklerin tüketilmemesi tavsiye ediliyor.</p>

<p>İshalin en sık görülen belirtileri arasında sık ve sulu dışkılama, karın ağrısı, mide bulantısı, kusma ve ateş yer alıyor. Özellikle bebekler, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan kişilerde sıvı kaybının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekiliyor.</p>

<p>Uzmanlar, ishal görülen kişilerin bol sıvı tüketmesi, kaybedilen su ve minerallerin yerine konulması için ağızdan sıvı tedavisi uygulanması gerektiğini belirtiyor. Şikâyetlerin uzun sürmesi, yüksek ateş, şiddetli karın ağrısı veya dışkıda kan görülmesi halinde ise vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor.</p>

<p>Korunmak için ellerin sabunla sık sık yıkanması, meyve ve sebzelerin iyice temizlenmesi, güvenilir içme suyu kullanılması ve açıkta satılan gıdalardan kaçınılması gerektiği ifade ediliyor.</p>

<p>Sağlık uzmanları, basit hijyen önlemlerinin yaz aylarında görülen bağırsak enfeksiyonlarının büyük bölümünü önleyebileceğini belirterek vatandaşları tedbirli olmaya çağırıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/sicak-havalar-enfeksiyon-riskini-artiriyor-uzmanlardan-hayati-uyarilar</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 01:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/07/e8-f-a9-e84-7-f-c-a-473-c-931-a-2-b2045-f70-c-d7.png" type="image/jpeg" length="44483"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABB'den sağlık katkı payı desteği]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/abbden-saglik-katki-payi-destegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/abbden-saglik-katki-payi-destegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABB, belediyeden sosyal destek alan vatandaşların muayene, reçete ve ilaç desteğinde bulunulduğunu duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin (ABB) sosyal medya hesabından yapıla açıklamada, sağlık katkı payı alan vatandaşlara ödeme yapıldığı bildirildi.</p>

<p>Belediyeden sosyal destek alan emekli ve asgari ücretli 3 bin 945 Ankaralılara, toplamda 861 milyon 935 bin 61 kuruş ödeme yapıldığı aktarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vatandaşların ilaç ve muayene ile reçete katılım payı ödendi.</p>

<p>ABB'nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Sosyal belediyecilik anlayışımız doğrultusunda; belediyemizden sosyal destek alan, asgari ücretli ve emekli destek programlarından yararlanan 3.945 vatandaşımıza, toplam 861.935,61 TL tutarında muayene, ilaç ve reçete katılım payı ödemesi yapılmıştır." ifadelerine yer verildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Ceren Dilan Koluaçık</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Güncel, Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/abbden-saglik-katki-payi-destegi</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 02:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/04/abb-logo.webp" type="image/jpeg" length="49176"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyin Tümöründe Cerrahi Karar: Ameliyat Her Zaman Gerekli Midir?]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/beyin-tumorunde-cerrahi-karar-ameliyat-her-zaman-gerekli-midir-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/beyin-tumorunde-cerrahi-karar-ameliyat-her-zaman-gerekli-midir-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beyin tümörü tanısı konulduğunda ilk soru genellikle şu oluyor: "Ameliyat olmam şart mı?" Cevap her zaman "evet" değil. Karar, tümörün türüne, büyüklüğüne, yerine, büyüme hızına ve hastanın genel sağlık durumuna göre şekilleniyor. Bu nedenle tanı anından itibaren multidisipliner bir değerlendirme süreci başlatılmalı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beyin tümörü tanısı konulduğunda ilk soru genellikle şu oluyor: "Ameliyat olmam şart mı?" Cevap her zaman "evet" değil. Karar, tümörün türüne, büyüklüğüne, yerine, büyüme hızına ve hastanın genel sağlık durumuna göre şekilleniyor. Bu nedenle tanı anından itibaren multidisipliner bir değerlendirme süreci başlatılmalı.</p>

<h2></h2>

<h2><strong>Bekle ve Gör Stratejisi</strong></h2>

<p>Küçük, yavaş büyüyen, belirti vermeyen bazı tümörlerde aktif tedavi yerine yakın görüntüleme takibi tercih edilebiliyor. Buna "aktif izlem" ya da "gözlemsel yaklaşım" deniyor. Özellikle yaşlı hastalarda ya da tümörün ameliyat açısından riskli bir bölgede olduğu durumlarda bu strateji gündeme gelebiliyor.<br />
Bu yaklaşımda belirli aralıklarla kontrastlı beyin MRI çekimleri yapılır; tümörde büyüme, kitle etkisi artışı ya da yeni nörolojik belirti gelişimi tedavi kararını yeniden gündeme taşıyabilir. Aktif izlem, pasif bir süreç değil; sistematik bir takip protokolü gerektiriyor.</p>

<h2></h2>

<h2><strong>Maksimal Güvenli Rezeksiyon</strong></h2>

<p>Cerrahi planlandığında hedef genellikle tümörün maksimum düzeyde, ancak nörolojik fonksiyonları koruyarak çıkarılması. Bu amaçla uyanık kraniyotomi, intraoperatif MRI ve nöronavigasyon sistemleri kullanılabiliyor.<br />
Uyanık kraniyotomi, özellikle dil ve motor korteks yakınındaki tümörlerde cerrahın gerçek zamanlı olarak fonksiyonel alanları test etmesine olanak tanır. Prof. Dr. Erdinç Özek’in de aktif olarak uyguladığı bu yaklaşım, rezeksiyon kapsamını artırırken nörolojik hasar riskini minimize etmektedir.</p>

<h2></h2>

<h2><strong>Radyocerrahi ve Radyoterapi</strong></h2>

<p>Cerrahi dışı seçenekler de var. Gamma Knife ya da CyberKnife gibi stereotaktik radyocerrahi yöntemleri, özellikle küçük tümörlerde veya derin yerleşimli lezyonlarda cerrahi alternatifi sunuyor. Bu yöntemler yüksek dozda ışını çok küçük bir hedefe odaklayarak çevre dokuya verilen zararı en aza indiriyor.<br />
Radyoterapinin konvansiyonel fraksiyonlu formları ise özellikle yüksek dereceli gliomlar gibi yayılma eğilimli tümörlerde cerrahi ile kombine edilerek uygulanıyor. Hangi yöntemin tercih edileceği tümör histolojisine ve lokalizasyonuna göre belirlenir.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Multidisipliner Yaklaşım Şart</strong></h2>

<p>Beyin tümörü tedavisi tek bir hekimin değil, nöroonkoloji kurulunun işi. Beyin cerrahı, radyasyon onkolojist, medikal onkolog, nöroradyolog ve patologdan oluşan bir ekibin ortak kararı, sağkalım ve yaşam kalitesi açısından belirleyici olmaktadır.<br />
Türkiye’deki onkoloji merkezlerinin de benimsediği bu kurul yaklaşımı, özellikle glioblastoma gibi agresif tümörlerde tedavi planını kişiselleştirmek için vazgeçilmezdir. Prof. Dr. Erdinç Özek nöroonkoloji vakalarını bu multidisipliner çerçevede yürütmektedir.<br />
Beyin tümörü ameliyatı ve tedavi seçenekleri hakkında uzman görüşü almak için Prof. Dr. Erdinç Özek’e danışabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/beyin-tumorunde-cerrahi-karar-ameliyat-her-zaman-gerekli-midir-1</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-14-at-110748.jpeg" type="image/jpeg" length="36768"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[El-ayak-ağız hastalığı yazın sık görülüyor]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/el-ayak-agiz-hastaligi-yazin-sik-goruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/el-ayak-agiz-hastaligi-yazin-sik-goruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında çocuklarda sık görülen el-ayak-ağız hastalığının bulaşıcılığının yüksek olduğuna dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Rüstem Üçel, 'Özellikle havuzlar, kreşler ve ortak oyun alanları bulaş riskini artırabiliyor. Çocuklarda ateş, ağız yaraları, döküntü ve beslenme reddi gibi belirtiler görüldüğünde dikkatli olunmalı' diye konuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Genellikle 2-10 yaş arasındaki çocuklarda, özellikle de 5 yaş altı grupta görülen el-ayak-ağız hastalığı yaz aylarında daha fazla karşımıza çıkıyor. Viral kaynaklı bu enfeksiyonun hızlı yayılabildiğini aktaran Medical Park Ataşehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Rüstem Üçel, hastalığın belirtileri, bulaş yolları ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.</p>

<h2>"Özellikle yaz ve sonbahar aylarında daha sık görülüyor"</h2>

<p>El-ayak-ağız hastalığının en sık enterovirüs 71 ve coxsackievirus A16 kaynaklı geliştiğini belirten Dr. Üçel, 'Bu hastalık özellikle yaz ve sonbahar aylarında daha sık görülüyor. Küresel ısınma ve mevsim değişiklikleri nedeniyle görülme dönemlerinde kaymalar olabiliyor' dedi.</p>

<h2>"Kreşler ve ortak oyun alanları da yayılım açısından risk oluşturuyor"</h2>

<p>Hastalığın solunum yoluyla, tükürükle, yakın temasla ve dışkı yoluyla bulaşabildiğini dile getiren Dr. Üçel, 'Yazın havuz sezonunun açılması ve enfekte havuz sularının yutulması bulaş riskini artırabiliyor. Bunun yanında kreşler ve ortak oyun alanları da yayılım açısından risk oluşturuyor' diye konuştu.</p>

<h2>İlk belirtiler halsizlik ve ateş</h2>

<p>Hastalığın ilk belirtilerine değinen Dr. Üçel, 'İlk dönemde halsizlik, iştahsızlık, kırgınlık, burun akıntısı, boğaz ağrısı ve yüksek ateş görülebilir. Küçük çocuklarda ise huysuzluk, huzursuzluk, salya artışı ve beslenme reddiyle başlayabilir' dedi.</p>

<p>İlerleyen süreçte ağız içinde ağrılı yaralar oluşabildiğini söyleyen Dr. Üçel, 'Bu yaralar yutma zorluğuna neden olabilir. Sonrasında avuç içi, ayak tabanı, diz, dirsek ve kalça bölgelerinde döküntüler ortaya çıkabilir' dedi.</p>

<p>Özellikle küçük çocuklarda ağız yaralarının sıvı alımını zorlaştırabileceğine vurgu yapan Dr. Üçel, 'Sıvı alamama, beslenme reddi, ateş, kusma ve uykuya meyil gibi bulgular ciddiye alınmalıdır' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Bulaşta ilk 7 güne dikkat</h2>

<p>Hastalığın belirtilerinin başlamasından sonraki ilk günlerde bulaşıcılığın arttığını vurgulayan Dr. Üçel, 'Döküntülerin tamamen kaybolması 7 ila 10 gün sürebilir. Bu süreçte çocuğun okula ya da kreşe gönderilmemesi gerekir' diye konuştu.</p>

<p>El-ayak-ağız hastalığının bazı başka enfeksiyonlarla karışabileceğini kaydeden Dr. Üçel, 'Hastalık ağız içi yaralar, suçiçeği, alerjik döküntüler ve uçuk enfeksiyonlarıyla karıştırılabilir. Aileler özellikle ateş, ağız yarası ve el-ayak tabanındaki döküntü birlikteliğinde dikkatli olmalıdır. Ancak çoğu zaman ayrıntılı muayene ile tanı koymak mümkündür' dedi.</p>

<p>Üç günden uzun süren ateş, bilinç değişikliği, kusma ve sıvı alamama durumlarının önemli olduğuna dikkat öçeken Uzm. Dr. Üçel, 'Özellikle küçük çocuklarda sıvı kaybı ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu durumlarda mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır' diye konuştu.</p>

<p>Korunma yollarına değinen Uzm. Dr. Üçel, 'Hasta çocukların izole edilmesi, ellerin sık sık yıkanması, yakın temastan kaçınılması ve ortak kullanım alanlarının düzenli dezenfekte edilmesi bulaşı önlemede çok önemlidir' dedi.</p>

<h2>Yetişkinlerde de görülüyor</h2>

<p>Hastalığın nadiren yetişkinlerde de görülebileceğini dile getiren Uzm. Dr. Üçel, 'Yoğun stres, yorgunluk, bağışıklık sisteminin baskılanması ve hasta bireylerle yakın temas yetişkinlerde de hastalığın ortaya çıkmasına neden olabilir' dedi.</p>

<p>El-ayak-ağız hastalığında tedavinin semptomlara yönelik olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Üçel, 'Ağız yaralarının ağrısını azaltmak için topikal tedaviler uygulanabilir. Ateş düşürücü ve ağrı kesiciler kullanılabilir. Sıvı tüketiminin artırılması ve yumuşak besinlerle beslenme iyileşme sürecini destekler' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Istanbul, Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/el-ayak-agiz-hastaligi-yazin-sik-goruluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 09:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/07/agency/dha/el-ayak-agiz-hastaligi-yazin-sik-goruluyor.jpg" type="image/jpeg" length="92416"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu: 'İlk 4 haftada 2 milyona yakın vatandaşa ulaştık']]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/bakan-memisoglu-ilk-4-haftada-2-milyona-yakin-vatandasa-ulastik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/bakan-memisoglu-ilk-4-haftada-2-milyona-yakin-vatandasa-ulastik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 'Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa' kampanyasının ilk ayında yaklaşık 2 milyon vatandaşa ulaşıldığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 'Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa' kampanyasının ilk ayının tamamlandığını belirterek, ilk 4 haftada yaklaşık 2 milyon vatandaşa ulaşıldığını bildirdi.</p>

<p>Bakan Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "'Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa' kampanyamızda ilk ayı geride bıraktık. 'Sağlığı hayatın her noktasına taşıyacağız' diyerek 81 ilde sahaya indik ve ilk 4 haftada 2 milyona yakın vatandaşımıza ulaştık" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kampanyanın sağlıklı yaşam alışkanlıklarını toplum genelinde yaygınlaştırmayı hedeflediğini vurgulayan Memişoğlu, sahada büyük özveriyle görev yapan sağlık çalışanlarına ve kampanyaya yoğun ilgi gösteren vatandaşlara teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/bakan-memisoglu-ilk-4-haftada-2-milyona-yakin-vatandasa-ulastik</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 03:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2025/06/kemal-memisoglu-2.jpg" type="image/jpeg" length="46251"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[MSB'den Acil Vakaya Hızlı Müdahale]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/msbden-acil-vakaya-hizli-mudahale</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/msbden-acil-vakaya-hizli-mudahale" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli Savunma Bakanlığı (MSB), acil organ nakli bekleyen hastalar için Samsun ile Ankara arasında adeta bir hayat köprüsü kurdu. Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı 11’inci Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı bünyesindeki ambulans uçak, Samsun’dan teslim aldığı 1 karaciğer ve 2 böbrek greftini nakil bekleyen vatandaşlar için Ankara'daki hastanelere jet hızıyla ulaştırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milli Savunma Bakanlığı (MSB), acil organ nakli bekleyen vatandaşlar için Hava Kuvvetleri Komutanlığı'na ait ambulans uçak ile Samsun'dan Ankara'ya 1 karaciğer ve 2 böbrek greftinin ulaştırıldığını duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakanlığın sanal medya hesabından yapılan açıklamada, 'Hayata umut taşımaya devam ediyoruz. Hava Kuvvetleri Komutanlığı'mıza bağlı 11'inci Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı'na ait ambulans uçağımız, acil organ nakli bekleyen vatandaşlarımız için havalandı. 11 Temmuz 2026 tarihinde Samsun'dan Ankara'ya 1 karaciğer ve 2 böbrek grefti başarıyla ulaştırıldı. Organ nakli bekleyen vatandaşlarımıza şifalar diliyoruz' ifadelerine yer verildi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/msbden-acil-vakaya-hizli-mudahale</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 18:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/07/agency/dha/msbden-acil-vakaya-hizli-mudahale.jpg" type="image/jpeg" length="46463"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dondurma karışımı iyi derecede pastörize edilmeli]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/dondurma-karisimi-iyi-derecede-pastorize-edilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/dondurma-karisimi-iyi-derecede-pastorize-edilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Toprak, yaz mevsiminin sevilen lezzeti dondurmayı alırken veya tüketirken dikkat edilmesi gerekenlerle ilgili uyarılarda bulundu, 'Özellikle dondurma karışımın iyi derecede pastörize edilmesi gerekir. Edilmezse, patojen dediğimiz hastalık yapıcı mikroorganizmaların üremesi sonucu ciddi halk sağlığı problemleri yaratabilir. Dondurmayı tüketirken güvenilir yerlerden almak lazım' diye konuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yazın serin lezzetlerinden dondurma, yanlış koşullarda üretildiğinde ya da saklandığında ciddi sağlık sorunlarına sebep olabiliyor. Uzmanlar açıkta satılan, ambalajı zarar görmüş ya da içeriği bilinmeyen dondurmaların tüketilmemesini gerektiği konusunda uyarılarda bulundu. Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Toprak, dondurmanın protein, karbonhidrat, yağ ve A, B, D, E vitaminleri, kalsiyum, fosfor, magnezyum, sodyum, potasyum, demir ve çinko gibi mineraller açısından zengin bir gıda maddesi olduğunu dile getirdi. Dondurmanın yaz- kış tüketildiğini hatırlatan Toprak, 'Ama dondurma yaparken oldukça dikkat etmek gerekir. Özellikle dondurma karışımın iyi derecede pastörize edilmesi gerekir. Edilmezse, patojen dediğimiz hastalık yapıcı mikroorganizmaların üremesi sonucu ciddi halk sağlığı problemleri yaratabilir. Dondurmayı tüketirken güvenilir yerlerden almak lazım. Özellikle seyyarlardan, sokak satışlarından kaçınmak lazım' ifadelerine yer verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"Suyun sıklıkla değiştirilmesi gerekiyor"</h2>

<p>Toprak, 'Satılan külahların ters bir şekilde durup, üzerinin kapalı olması, toz- topraktan arındırılmış olması da önemli. Buradan gelebilecek bir bulaşımın önüne geçmek gerek. Önemli noktalardan biri de son derece besleyici bir ürün. Bize olduğu kadar mikroorganizmaların da çok sevdiği bir ürün. Dondurma kaşığının içine konulduğu su da önemli. Bu suyun içine konulan kaşığın çok fazla beklemesi halinde, mikroorganizmanın bulaşmasına neden olur. Bu da gıda zehirlenmelerine sebep olur. Severek tükettiğimiz dondurma sonucu zehirlenip; yazımızın mahvolmasını istemeyiz. Dikkat etmek gerekiyor. Suyun sıklıkla değiştirilmesi gerekiyor' dedi.</p>

<h2>"Dondurmanın taşıma esnasında soğuk zincirin korunması lazım"</h2>

<p>Ambalajlı ürünlere de değinen Toprak, 'Ambalajının bütünlüğünün bozulmamış olmasına dikkat etmek gerekiyor. Eğer ambalajın bütünlüğünde bir bozukluk varsa, erimiş ve tekrardan dondurulmuş olma olasılığını güçlendirir. Bunlardan kaçınmak gerekiyor. Son tüketim tarihi, tavsiye edilen tüketim tarihi, Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan verilmiş işletme kayıt belgesi gibi durumlara da bakmak gerekiyor. Dondurmayı aldıktan sonra hızlı bir şekilde dolaba götürmemiz lazım. Dondurmanın taşıma esnasında soğuk zincirin korunması lazım. Kristallenmiş dondurmaları tüketmekten de kaçınmak gerekiyor' diye konuştu.</p>

<h2>"Dondurmayı en çok çocuklarımız tükettiği için dikkat etmemiz gerekiyor"</h2>

<p>Dondurma ustası Yıldız Bahadırlı (43) ise 'Dondurmayı taze meyvelerden, keçi sütünden yapıyoruz. En çok hijyene dikkat ediyoruz. Günlük temizliğe önem veriyoruz. Dondurma kaşığımızı koyduğumuz kabın, her ürün verdiğimizde suyunu değiştiriyoruz. Ne şartlar altında yapıldığını kesinlikle bilemeyiz. Dondurmayı en çok çocuklarımız tükettiği için dikkat etmemiz gerekiyor. Ürünün yapıldığı ortam, kullanılan malzeme çok önemli. Bildik yerlerden yenilmesi her zaman daha iyidir' diye konuştu. Bahadırlı, en çok sütlü Maraş dondurmasının tercih edildiğini kaydetti.</p>

<p>Kadir ÖZEN/İZMİR,</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, İzmir, Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/dondurma-karisimi-iyi-derecede-pastorize-edilmeli</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/07/agency/dha/dondurma-karisimi-iyi-derecede-pastorize-edilmeli.jpg" type="image/jpeg" length="12025"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İzmir'de bir ilk: Kalbindeki 3 santimetrelik kitle göğüs kemiği kesilmeden çıkarıldı]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/izmirde-bir-ilk-kalbindeki-3-santimetrelik-kitle-gogus-kemigi-kesilmeden-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/izmirde-bir-ilk-kalbindeki-3-santimetrelik-kitle-gogus-kemigi-kesilmeden-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir'de 26 yıl önce testis kanseri tedavisi gören 53 yaşındaki Ramazan Hacı'nın kalbinin sol karıncığında tespit edilen yaklaşık 3 santimetrelik hayati risk taşıyan kitle, göğüs kemiği kesilmeden uygulanan minimal invaziv yöntemle başarıyla çıkarıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzmir'de yaşayan Ramazan Hacı, şubat ayında göğüs ağrısı ve yanma şikayetiyle kardiyoloji servisine başvurdu. Yapılan anjiyonun ardından gerçekleştirilen ileri tetkiklerde, kalbin en güçlü kasılan bölümü olan sol karıncığında yaklaşık 2,5-3 santimetre büyüklüğünde hareketli bir kitle tespit edildi. Hayati risk oluşturan kitle nedeniyle Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği'ne yönlendirilen Hacı, ameliyat öncesi solunum testlerini geçemediği için önce akciğer tedavisi gördü. Uygun şartların sağlanmasının ardından 2 Temmuz'da ameliyata alındı.</p>

<h2><strong>Göğüs kemiği kesilmeden kalbe ulaşıldı</strong></h2>

<p>Kalp ve Damar Cerrahisi Klinik Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Burçin Abud ve ekibi, İzmir'de ilk kez uygulanan minimal invaziv yöntemle göğüs kemiğini kesmeden, sol kaburgalar arasından açılan küçük bir kesiyle kalbe ulaştı. Kalp durdurularak sol karıncık açıldı ve yaklaşık 3 santimetrelik kitle başarıyla çıkarıldı. Ardından kalp kası titizlikle onarılarak yeniden çalıştırıldı. Operasyon sırasında yapılan kontrollerde kitlenin tamamen çıkarıldığı ve kalbin sorunsuz şekilde çalıştığı belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>"6 gün sonra kendimi koşacak kadar iyi hissediyorum"</strong></h2>

<p>Yaklaşık 26 yıl önce testis kanseri nedeniyle uzun süren tedavi gördüğünü anlatan Ramazan Hacı, kalbindeki kitlenin tespit edilmesinin ardından ameliyat sürecinin hızlandırıldığını söyledi. Solunum testini geçemediği için operasyonun kısa süre ertelendiğini belirten Hacı, tedavisinin tamamlanmasının ardından başarılı bir ameliyat geçirdiğini ifade etti.</p>

<p>Ameliyatın üzerinden sadece 6 gün geçtiğini söyleyen Hacı, "Kendimi o kadar iyi hissediyorum ki hastaneden çıkar çıkmaz koşabilirim. Bu kadar kısa sürede toparlanmayı beklemiyordum" dedi.</p>

<h2><strong>"İzmir'de ilk kez uygulandı"</strong></h2>

<p>Prof. Dr. Burçin Abud, kalbin sol karıncığındaki bu tür kitlelerin son derece riskli olduğunu belirterek klasik yöntemde göğüs kemiğinin tamamen kesildiğini, minimal invaziv teknik sayesinde ise hastanın çok daha kısa sürede günlük yaşamına dönebildiğini söyledi.</p>

<p>Küçük kesi sayesinde hastanın ameliyattan iki gün sonra kollarını rahatça kullanabildiğini, yan ve yüzüstü yatabildiğini ifade eden Abud, çıkarılan kitlenin patolojik incelemeye gönderildiğini kaydetti. Sonuca göre gerekirse onkoloji ve cerrahi ekipleriyle birlikte ileri tedavi planlanacağını belirten Abud, sol karıncıktaki kitlenin küçük kesiyle çıkarılması operasyonunun İzmir'de ilk kez gerçekleştirildiğini, Türkiye'de de bu yöntemin oldukça nadir uygulandığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>İzmir, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/izmirde-bir-ilk-kalbindeki-3-santimetrelik-kitle-gogus-kemigi-kesilmeden-cikarildi</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 10:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/07/agency/dha/izmirde-bir-ilk-kalbindeki-3-santimetrelik-kitle-gogus-kemigi-kesilmeden-cikarildi.jpg" type="image/jpeg" length="42400"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hipertiroidin habercisi çarpıntı ve kilo kaybı olabilir]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/hipertiroidin-habercisi-carpinti-ve-kilo-kaybi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/hipertiroidin-habercisi-carpinti-ve-kilo-kaybi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çarpıntı, kilo kaybı, sinirlilik ve terleme gibi belirtilerin 'hipertiroidi'nin habercisi olabileceğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Hüsnü Aydın, 'Hipertiroidi farklı nedenlere bağlı gelişebilir. Bu nedenle tedavi mutlaka kişiye özel planlanmalı' ifadelerini kullandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda sık görülen tiroid hastalıklarından bir tanesi olan hipertiroidi, tiroid bezinin fazla hormon üretmesiyle ortaya çıkıyor. Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'nden Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Hüsnü Aydın, özellikle bazı hasta gruplarında cerrahi tedavinin kalıcı ve etkili bir çözüm sunduğunu kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"Her hastada bu yöntemlerden biri ya da birkaçı uygun olabilir"</h2>

<p>Hipertiroidi tedavisinde üç temel yöntem bulunduğunu aktaran Doç. Dr. Aydın, 'İlaç tedavisi, radyoaktif iyot tedavisi ve cerrahi tedavi seçenekleri bulunmaktadır. Her hastada bu yöntemlerden biri ya da birkaçı uygun olabilir' dedi.</p>

<p>Cerrahi tedavinin özellikle belirli hasta gruplarında ön plana çıktığını ifade eden Doç. Dr. Aydın, 'Nodül eşlik eden hastalarda, büyük guatrı olanlarda, bası şikayetleri bulunanlarda ve ilaç tedavisine yanıt alınamayan durumlarda cerrahi tercih edilir. Ayrıca genç hastalarda ve gebelik planlayan kişilerde de cerrahi daha uygun bir seçenek olabilir' diye konuştu.</p>

<h2>"Ameliyatlar yüksek güvenlikli şekilde yapılabiliyor"</h2>

<p>Gelişen teknoloji ve cerrahi deneyim sayesinde tiroid ameliyatlarının günümüzde oldukça güvenli hale geldiğini belirten Doç. Dr. Aydın, 'Sinir monitorizasyonu gibi teknolojiler sayesinde ameliyatlar yüksek güvenlikli şekilde yapılabiliyor. Uygun hastalarda cerrahi tedavi hipertiroidinin hızlı ve kalıcı kontrolünü sağlar' dedi.</p>

<p>Toplumda tiroid ameliyatlarına yönelik yanlış algılar bulunduğunu belirten Doç. Dr.Aydın, 'Her hipertiroidi hastasının ameliyat olması gerekmez. Ancak uygun hastalarda cerrahi geciktirilmemelidir' açıklamasında bulundu.</p>

<h2>"Süreç kişiye özel yönetilmelidir'"</h2>

<p>Hipertiroidi tedavisinde en önemli adımın doğru tanı olduğunu ifade eden Doç. Dr. Aydın, 'Endokrinoloji ve cerrahi ekiplerinin birlikte değerlendirmesiyle hastaya en uygun tedavi seçeneği belirlenmeli ve süreç kişiye özel yönetilmelidir' şeklinde konuştu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Istanbul, Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/hipertiroidin-habercisi-carpinti-ve-kilo-kaybi-olabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/07/agency/dha/hipertiroidin-habercisi-carpinti-ve-kilo-kaybi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="84432"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kahve karaciğer sağlığını destekliyor mu?]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/kahve-karaciger-sagligini-destekliyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/kahve-karaciger-sagligini-destekliyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kahve tüketiminin karaciğer yağlanması, karaciğer enzim yüksekliği ve karaciğerde sertleşme olarak tanımlanan fibrozis üzerinde olumlu etkileri olduğunu belirten Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Çağatay Ak, 'Bazı araştırmalar, kahvenin siroz hastalarında karaciğer kanseri gelişme riskini azaltabileceğini işaret ediyor. Ancak kahveyi hiçbir zaman bir hastalığın tedavisi olarak değil, karaciğeri destekleyen bir alışkanlık olarak düşünmek gerekir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'de 355 bin kişinin katıldığı bir araştırmada kahve tüketimi ile karaciğer kanseri, siroz ve karaciğer kaynaklı ölüm riskinin azalması arasında ilişki bulunduğunu dile getiren VM Medical Park Pendik Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Çağatay Ak, araştırmanın sonuçlarını değerlendirdi.</p>

<h2>"Kahvenin siroz hastalarında karaciğer kanseri gelişme riskini azaltabileceğine de işaret ediyor"</h2>

<p>Kahvenin karaciğer sağlığına faydalı etkilerini ortaya koyan çok sayıda çalışma bulunduğunu ifade eden Doç. Dr. Çağatay Ak, 'Yakın zamanda Amerika'da 355 bin kişinin katıldığı bir çalışmada kahvenin karaciğer sağlığı üzerindeki etkileri incelendi. Tek bir çalışmaya dayanarak kahvenin kesin olarak faydalı olduğunu söylemek doğru olmasa da literatürde yer alan birbirinden bağımsız çok sayıda araştırma, kahvenin karaciğer üzerinde önemli olumlu etkileri olabileceğini ortaya koyuyor. Çalışmalar, kahve tüketiminin karaciğer enzimlerindeki yüksekliği azaltabildiğini, karaciğer yağlanmasını ve fibrozis olarak adlandırılan karaciğer sertleşmesini iyileştirebildiğini gösteriyor. Ayrıca bazı araştırmalar, kahvenin siroz hastalarında karaciğer kanseri gelişme riskini azaltabileceğine de işaret ediyor' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"Hazır kahveleri çok önermiyoruz"</h2>

<p>Araştırmaların büyük bölümünün günde 2 ila 4 fincan filtre kahve tüketimi üzerine yapıldığını belirten Doç. Dr. Ak, 'Espresso ve Türk kahvesi gibi çekilmiş kahvelerde de benzer faydalar görülüyor. Ancak hazır kahveleri çok önermiyoruz. Özellikle şeker, şurup ve krema içeren kahveler, sağladığı faydadan çok zarara yol açabiliyor' diye konuştu.</p>

<p>Kahvenin herkes için uygun bir içecek olmadığını da ifade eden Doç. Dr. Ak, 'Kontrol altına alınmamış yüksek tansiyonu, ciddi ritim bozukluğu, anksiyete, aktif gastrit veya reflü şikayetleri bulunan kişilerin kahve tüketimini sınırlandırması ya da bir süre ara vermesi gerekebilir' diye konunştu.</p>

<h2>"Hiçbir zaman tek başına bir tedavi yöntemi olarak görülmemelidir"</h2>

<p>Kronik karaciğer hastalıklarının en önemli nedeninin metabolik karaciğer hastalığı olduğunu söyleyen Doç. Dr. Ak, 'Karaciğer sağlığını korumak için öncelikle ideal kiloya ulaşmak, bel çevresini kontrol altında tutmak, haftada en az 150 dakika egzersiz yapmak, alkol tüketimini sınırlandırmak, Akdeniz tipi beslenmek ve gereksiz ilaç ya da bitkisel ürün kullanımından kaçınmak gerekiyor. Kahveyi ise karaciğeri destekleyen bir alışkanlık olarak değerlendirmek gerekir. Ancak hiçbir zaman tek başına bir tedavi yöntemi olarak görülmemelidir' ifadelerini kullandı.</p>

<h2>"Kafein tüketmesinde sakınca olmayan kişiler için ideal tercih kafeinli kahvedir"</h2>

<p>Kafeinsiz kahvenin de karaciğer sağlığı açısından olumlu etkileri bulunduğunu aktaran Doç. Dr. Ak, 'Kafeinsiz kahvenin faydaları olsa da bu etki, kafeinli kahve kadar güçlü değil. Karaciğer sağlığı üzerinde yalnızca kafein değil, kahvenin içeriğinde bulunan klorojenik asitler, polifenoller ve antioksidan bileşenler de etkili oluyor. Kafein tüketmesinde sakınca olmayan kişiler için ideal tercih kafeinli kahvedir. Ancak kafeine karşı hassasiyeti bulunanlar kafeinsiz kahveyi de gönül rahatlığıyla tercih edebilir' açıklamasında bulundu.</p>

<p>Ece ÇAM- Harun ŞAHBAZOĞLU/ İSTANBUL, (DHA)-</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Güncel, Istanbul, Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/kahve-karaciger-sagligini-destekliyor-mu</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/07/agency/dha/kahve-karaciger-sagligini-destekliyor-mu.jpg" type="image/jpeg" length="96125"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Levent Alpay: "Evre 4 Akciğer Kanserinde Hedef Artık Yalnızca Süre Değil, Yaşam Kalitesi"]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/prof-dr-levent-alpay-evre-4-akciger-kanserinde-hedef-artik-yalnizca-sure-degil-yasam-kalitesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/prof-dr-levent-alpay-evre-4-akciger-kanserinde-hedef-artik-yalnizca-sure-degil-yasam-kalitesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Levent Alpay, akciğer kanserinin en ileri evresi olan Evre 4'te immünoterapi ve hedefe yönelik tedavilerin sağladığı dönüşümü, palyatif bakımın önemini ve hastaların yaşam kalitesini korumanın modern tıptaki yerini bilimsel veriler ışığında kamuoyuyla paylaşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL, Temmuz 2026 — </strong>Akciğer kanseri vakalarının yaklaşık yarısı, tanı anında hastalığın uzak organlara yayıldığı Evre 4'te saptanmaktadır. Geçmişte büyük ölçüde palyatif bir süreç olarak değerlendirilen bu tablo, son on yılda immünoterapi ve hedefe yönelik akıllı ilaçların klinik pratiğe girmesiyle köklü biçimde değişmiştir.</p>

<p>Bugün Evre 4 akciğer kanserinde uzun süreli hastalık kontrolü, hatta belirli hasta gruplarında tam remisyon, gerçekleşebilir bir hedef haline gelmiştir. Göğüs Cerrahisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. Levent Alpay</strong>, Evre 4 akciğer kanserinde günümüz tıbbının sunduğu olanakları ve hastaların bu süreçte bilmesi gerekenleri aktarıyor.</p>

<h2><strong>Evre 4 Akciğer Kanseri: İleri Evrenin Tanımı</strong></h2>

<p>Evre 4 akciğer kanserinde tümör, karşı akciğere, uzak lenf bezlerine ya da beyin, kemik, karaciğer ve böbreküstü bezi gibi uzak organlara metastaz yapmıştır. Evre 4A'da metastaz tek bir bölgeyle ya da plevra sıvısıyla sınırlıyken, Evre 4B'de birden fazla organda yayılım söz konusudur.</p>

<p>Bu evrede cerrahi tek başına küratif bir seçenek olmaktan çıkmakla birlikte, seçilmiş tek metastazlı olgularda metastazektomi gibi cerrahi girişimler disiplinlerarası değerlendirmeyle gündeme gelebilmektedir.</p>

<h2><strong>Tedavide Devrim: Akıllı İlaçlar ve İmmünoterapi</strong></h2>

<p>Evre 4 akciğer kanserinde tedavi seçimi artık büyük ölçüde tümörün moleküler profiline göre belirlenmektedir. EGFR mutasyonu, ALK ya da ROS1 yeniden düzenlenmesi saptanan hastalarda hedefe yönelik oral ilaçlar yıllarca etkili hastalık kontrolü sağlayabilmektedir.</p>

<p>PD-L1 ekspresyonu yüksek tümörlerde ise immünoterapi tek başına ya da kemoterapiyle kombinasyon halinde birinci basamak tedavi olarak uygulanmaktadır. Bu gelişmeler, yalnızca bir-iki ay olarak öngörülen ortalama yaşam süresini bazı hasta gruplarında yıllara taşımıştır.</p>

<p><i>"On yıl önce Evre 4 akciğer kanseri tanısı alan bir hastaya ortalama birkaç aylık yaşam süresi öngörürdük. Bugün aynı tanıyı alan ve tümöründe uygun mutasyon profili olan bir hasta, hedefe yönelik tedaviyle yıllarca kaliteli bir yaşam sürebilmektedir. Bu, modern tıbbın akciğer kanserinde gerçekleştirdiği en büyük dönüşümdür."</i></p>

<p><strong>— Prof. Dr. Levent Alpay, Göğüs Cerrahisi Uzmanı</strong></p>

<h2><strong>Yaşam Kalitesi: Tedavinin Ayrılmaz Bir Parçası</strong></h2>

<p>Modern akciğer kanseri tedavisinde yaşam kalitesinin korunması, yaşam süresini uzatmakla eş değerde bir hedef olarak ele alınmaktadır. Ağrı yönetimi, nefes darlığının giderilmesi, beslenme desteği ve psikolojik destek; palyatif bakımın ayrılmaz bileşenlerini oluşturmaktadır. Araştırmalar, erken dönemde palyatif bakım desteği alan hastaların yalnızca yaşam kalitesinin değil, bazı durumlarda yaşam sürelerinin de arttığını ortaya koymaktadır.</p>

<h2><strong>Moleküler Test: Doğru Tedavinin Anahtarı</strong></h2>

<p>Evre 4 akciğer kanseri tanısı konulduğunda tümör dokusundan kapsamlı moleküler test yapılması, tedavi seçimini doğrudan belirlemektedir. EGFR, ALK, ROS1, KRAS, BRAF, MET, RET ve NTRK gibi mutasyonların araştırıldığı geniş panel testleri ile PD-L1 ekspresyon analizi, her hastanın biyolojisine özgü bir tedavi planının oluşturulmasına olanak tanımaktadır. Kişiselleştirilmiş bu yaklaşım, Evre 4 akciğer kanseri tedavisinin bugün ulaştığı en önemli noktadır.</p>

<p>Evre 4 akciğer kanseri, günümüzde yalnızca süreyi değil yaşam kalitesini de gözeten, bilimsel verilerle şekillenen ve her geçen yıl daha da gelişen tedavi seçenekleriyle yönetilebilen bir hastalık tablosuna dönüşmüştür. Bu dönüşümün toplum tarafından bilinmesi, hem hastaların hem de yakınlarının bu zorlu süreçte daha bilinçli adımlar atmasına katkı sağlayacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Prof. Dr. Levent Alpay Hakkında</strong></p>

<p>1993 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olan Prof. Dr. Levent Alpay, göğüs cerrahisi uzmanlığını Süreyyapaşa Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tamamlamıştır. 2004 yılında ABD'de Cleveland Clinic'te akciğer kanseri ve videotorakoskopik cerrahi alanında çalışmalar yürütmüştür. 2021 yılında profesörlük unvanına ulaşan Dr. Alpay, torakoskopik cerrahi ve akciğer kanseri alanında 47 uluslararası hakemli makalenin yazarıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/prof-dr-levent-alpay-evre-4-akciger-kanserinde-hedef-artik-yalnizca-sure-degil-yasam-kalitesi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 18:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-02-at-182322-2.jpg" type="image/jpeg" length="47727"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Levent Alpay: "Evre 3 Akciğer Kanserinde Çok Yönlü Tedavi Umut Veriyor"]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/prof-dr-levent-alpay-evre-3-akciger-kanserinde-cok-yonlu-tedavi-umut-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/prof-dr-levent-alpay-evre-3-akciger-kanserinde-cok-yonlu-tedavi-umut-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Levent Alpay, bölgesel yayılımın söz konusu olduğu Evre 3 akciğer kanserinde uygulanan multimodal tedavi yaklaşımlarını, cerrahinin bu süreçteki değişen rolünü ve modern tıbbın sağladığı kazanımları bilimsel veriler ışığında aktarıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSTANBUL, Temmuz 2026 — </strong>Akciğer kanseri vakalarının önemli bir bölümü, bölgesel yayılımın başladığı Evre 3'te tanı almaktadır. Bu evrede tümör, göğüs kafesi içindeki mediastinal lenf bezlerine ya da çevre dokulara ulaşmış olmakla birlikte uzak organlarda henüz metastaz saptanmamıştır.</p>

<p>Evre 3, cerrahinin tek başına yeterli olmadığı; kemoterapi, radyoterapi ve immünoterapinin bir arada planlandığı karmaşık bir klinik tablo olarak öne çıkmaktadır. Göğüs Cerrahisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. Levent Alpay</strong>, Evre 3 akciğer kanserinde uygulanan güncel tedavi yaklaşımlarını ve bu süreçte hastaların bilmesi gereken kritik noktaları paylaşıyor.</p>

<h2><strong>Evre 3 Akciğer Kanseri: Bölgesel Yayılımın Karmaşık Tablosu</strong></h2>

<p>Evre 3 akciğer kanseri kendi içinde iki ana gruba ayrılmaktadır. Evre 3A'da tümör aynı taraftaki mediastinal lenf bezlerine ulaşmıştır; bu hastalarda dikkatli bir değerlendirme sonrası cerrahi seçeneği gündemde tutulabilmektedir.</p>

<p>Evre 3B ve 3C'de ise tümör karşı taraftaki lenf bezlerine ya da boyun bölgesine yayılmış olup cerrahi çoğunlukla uygulanabilir olmaktan çıkmaktadır. Bu nedenle Evre 3, klinikte en heterojen ve tedavi planlamasının en titiz biçimde yapılması gereken evre olarak kabul edilmektedir.</p>

<h2><strong>Multimodal Tedavi: Tek Silah Yetmez</strong></h2>

<p>Evre 3 akciğer kanserinde günümüzdeki altın standart, tek bir tedavi modalitesiyle değil; kemoterapi, radyoterapi ve gerektiğinde cerrahinin birlikte uygulandığı multimodal yaklaşımdır.</p>

<p>Eş zamanlı kemoradyoterapi, bölgesel tümör kontrolünü artırırken adjuvan immünoterapi — özellikle PD-L1 inhibitörleri — nüks riskini anlamlı biçimde düşürmektedir. Cerrahinin uygulanabilir olduğu seçilmiş Evre 3A vakalarında ise önce kemoterapi ya da kemoradyoterapi uygulanıp ardından cerrahi planlanan neoadjuvan yaklaşım giderek daha fazla tercih edilmektedir.</p>

<p><i>"Evre 3 bizi en çok zorlayan evredir; ancak aynı zamanda son yıllarda en fazla ilerleme kaydettiğimiz evre de budur. İmmünoterapi ajanlarının tedaviye eklenmesiyle yaşam sürelerinde kayda değer uzamalar elde ettik. Her hasta için tedavi kararını toraks onkoloji kurulunda, tüm branşların katılımıyla almak bu evrede tartışmasız bir zorunluluktur."</i></p>

<p><strong>— Prof. Dr. Levent Alpay, Göğüs Cerrahisi Uzmanı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>İmmünoterapinin Yükselen Rolü</strong></h2>

<p>Son on yılda akciğer kanseri tedavisinde gerçekleşen en köklü dönüşüm immünoterapi alanında yaşanmıştır. Kemoradyoterapi sonrası uygulanan idame immünoterapi protokolleri, Evre 3 hastalarında hastalıksız sağkalım süresini anlamlı düzeyde uzatmaktadır. Tümör dokusundaki PD-L1 ekspresyon düzeyi ve EGFR, ALK gibi genetik mutasyon profili, tedavi seçiminde giderek daha belirleyici bir rol üstlenmektedir.</p>

<h2><strong>Evre 3'te Yaşam Beklentisi ve Güncel Veriler</strong></h2>

<p>Evre 3A akciğer kanserinde multimodal tedavi ile 5 yıllık yaşam oranı yüzde yirmi beş ile otuz beş arasında seyretmektedir. Evre 3B ve 3C'de bu oran daha düşük kalmakla birlikte immünoterapinin katkısıyla geçmiş on yıla kıyasla belirgin iyileşmeler kaydedilmiştir. Evre 3'teki her hastanın biyolojisi ve tümörün özelliği birbirinden farklı olduğundan, yaşam beklentisi tahminleri daima bireysel değerlendirme temelinde ele alınmalıdır.</p>

<p>Evre 3 akciğer kanseri, artık yalnızca palyatif bir süreç olarak değil; dikkatli bir planlama ve çok disiplinli bir yaklaşımla kalıcı kontrol ya da uzun süreli remisyonun hedeflendiği tedavi edilebilir bir hastalık olarak değerlendirilmektedir.</p>

<p></p>

<p></p>

<p><strong>Prof. Dr. Levent Alpay Hakkında</strong></p>

<p>1993 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olan Prof. Dr. Levent Alpay, göğüs cerrahisi uzmanlığını Süreyyapaşa Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde tamamlamıştır. 2004 yılında ABD'de Cleveland Clinic'te akciğer kanseri ve videotorakoskopik cerrahi alanında çalışmalar yürütmüştür. 2021 yılında profesörlük unvanına ulaşan Dr. Alpay, torakoskopik cerrahi ve akciğer kanseri alanında 47 uluslararası hakemli makalenin yazarıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/prof-dr-levent-alpay-evre-3-akciger-kanserinde-cok-yonlu-tedavi-umut-veriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 18:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-02-at-182316.jpeg" type="image/jpeg" length="22982"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tıbbi bitki çayları satışlarında yeni dönem: Yalnızca o yerlerden alınabilecek]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/tibbi-bitki-caylari-satislarinda-yeni-donem-yalnizca-o-yerlerden-alinabilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/tibbi-bitki-caylari-satislarinda-yeni-donem-yalnizca-o-yerlerden-alinabilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, tıbbi bitki çaylarının üretiminden satışına kadar tüm süreci kapsayan yeni yönetmeliği yürürlüğe koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı, tıbbi bitki çaylarının üretiminden satışına kadar tüm süreci kapsayan yeni yönetmeliği yürürlüğe koydu. Buna göre; tıbbi bitki çaylarının kalite, güvenlik ve izlenebilirlik standartları artırıldı. Bakanlık tarafından ruhsat verilen ürünler yalnızca eczaneler aracılığıyla tüketiciye ulaştırılabilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni uygulama kapsamında her ürün karekod sistemiyle kayıt altına alınacak. Böylece üretim, dağıtım ve satış süreçleri dijital olarak izlenecek, ürünlerin güvenilirliği ve takibi daha etkin şekilde sağlanacak.</p>

<h3></h3>

<h2><strong>Market ve aktarlardaki ürünler kapsam dışında</strong></h2>

<p>Yönetmelik, tedavi amacıyla ruhsatlandırılan tıbbi bitki çaylarını kapsarken gıda takviyesi veya tüketim amaçlı satışa sunulan bitki çaylarını kapsamıyor.</p>

<p>Bu nedenle marketler, aktarlar ve benzeri satış noktalarında gıda niteliğinde satılan bitki çaylarının mevcut satış uygulamaları devam edecek. Söz konusu ürünler yeni düzenlemenin dışında tutuldu.</p>

<h3></h3>

<h2><strong>Amaç güvenli kullanım ve izlenebilirlik</strong></h2>

<p>Yeni düzenlemeyle, tıbbi bitki çaylarının yalnızca sağlık profesyonellerinin yönlendirmesiyle ve güvenilir satış kanalları üzerinden tüketiciye ulaştırılması hedefleniyor. Karekod sistemi sayesinde ürünlerin üretimden rafa kadar tüm hareketleri takip edilecek, olası sahtecilik ve kayıt dışı satışların önüne geçilmesi amaçlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/tibbi-bitki-caylari-satislarinda-yeni-donem-yalnizca-o-yerlerden-alinabilecek</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 10:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-02-at-103724.jpeg" type="image/jpeg" length="89641"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İtfaiye başı demir kapıya sıkışan çocuğu kurtardı]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/itfaiye-basi-demir-kapiya-sikisan-cocugu-kurtardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/itfaiye-basi-demir-kapiya-sikisan-cocugu-kurtardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Avcılar'da, evlerinin balkonundaki demir kapının parmaklıkları arasına başını sıkıştıran 4 yaşındaki Rüzgar Ş., itfaiye ekiplerince kurtarıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Olay, Ambarlı Mahallesi'ndeki bir binanın birinci katında yaşandı. Balkonda bulunan demir kapının parmaklıkları arasına başını sokan Rüzgar Ş., bir süre sonra sıkıştı. Ailesinin kendi imkanlarıyla kurtarma çabaları sonuç vermedi ve 112 Acil Çağrı Merkezi'nden yardım istendi. İhbar üzerine olay yerine gelen itfaiye ekipleri, küçük çocuğu kurtarmak üzere çalışma başlattı. Ekipler, demir çubukları genişletip Rüzgar Ş.'nin başını sıkıştığı yerden çıkardı. Kurtarılan Rüzgar Ş., daha sonra annesinin kucağında itfaiye erlerinin yanına gelip teşekkür etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İhsan DÖRTKARDEŞ/İSTANBUL,</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Asayiş, Istanbul, Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/itfaiye-basi-demir-kapiya-sikisan-cocugu-kurtardi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 12:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/07/agency/dha/itfaiye-basi-demir-kapiya-sikisan-cocugu-kurtardi.jpg" type="image/jpeg" length="22267"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gebelikte yüzme güvenli mi? Uzmanından önemli uyarılar]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/gebelikte-yuzme-guvenli-mi-uzmanindan-onemli-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/gebelikte-yuzme-guvenli-mi-uzmanindan-onemli-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Semavi Kurt, riskli gebelik bulunmayan anne adayları için yüzmenin güvenli ve faydalı bir egzersiz olduğunu belirterek, özellikle ilk ve son üç ayda doktora danışılmadan deniz ya da havuza girilmemesi gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında serinlemek isteyen anne adaylarının en çok merak ettiği konulardan biri olan deniz ve havuz kullanımıyla ilgili açıklamalarda bulunan Medipol Üniversitesi Pendik Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Semavi Kurt, riskli gebelik söz konusu değilse yüzmenin hem anne hem de bebek sağlığı açısından birçok fayda sağladığını belirtti.</p>

<p><strong>‘Yüzme gebelikte önerilen sporlardan biri’</strong></p>

<p>Yüzmenin gebelik döneminde önerilen fiziksel aktiviteler arasında yer aldığını ifade eden Dr. Kurt, “Risk faktörü bulunmayan gebelerde yüzme; sırt ve bel ağrılarını azaltır, kasları güçlendirir, stresi hafifletir, uyku düzenini destekler ve kan dolaşımını artırarak bebeğin oksijenlenmesine katkı sağlar. Haftada 3-4 gün, yaklaşık 30 dakika yüzmek anne adayları için faydalıdır” dedi.</p>

<p><strong>İlk ve son üç ayda doktora danışılmalı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gebeliğin bazı dönemlerinde daha dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Kurt, özellikle ilk üç ayda düşük riski, son üç ayda ise erken doğum riski bulunan anne adaylarının denize veya havuza girmeden önce mutlaka gebeliğini takip eden kadın hastalıkları ve doğum uzmanına danışması gerektiğini söyledi.</p>

<p><strong>Deniz, havuza göre daha avantajlı</strong></p>

<p>Deniz ve havuz arasında tercih yapılması gerektiğinde denizin daha güvenli bir seçenek olabileceğini belirten Dr. Kurt, “Havuz suyu daha durgun olduğu için enfeksiyon riski denize göre daha yüksektir. Havuz kullanılacaksa temizliğinin düzenli yapılması, pH ve klor seviyelerinin uygun olması büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>‘Islak mayoyla beklemeyin’</strong></p>

<p>Enfeksiyon riskini azaltmak için yüzmeden önce ve sonra duş alınmasını öneren Dr. Kurt, ıslak mayo ile uzun süre kalınmaması gerektiğini belirtti. Güneş altında uzun süre vakit geçirilecekse şapka, güneş gözlüğü ve gebelikte kullanıma uygun güneş koruyucu ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.</p>

<p><strong>‘Tek başına yüzmeyin’</strong></p>

<p>Sıcak havalarda yeterli sıvı tüketiminin önemine dikkat çeken Dr. Kurt, gebelikte zaman zaman kas krampları yaşanabileceğini belirterek anne adaylarının mümkün olduğunca tek başına yüzmemesini tavsiye etti. Kurt, alınacak basit önlemlerle yaz aylarının hem güvenli hem de keyifli geçirilebileceğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/gebelikte-yuzme-guvenli-mi-uzmanindan-onemli-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 10:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/06/agency/dha/gebelikte-yuzme-guvenli-mi-uzmanindan-onemli-uyarilar.jpg" type="image/jpeg" length="29231"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[HPV aşıları rahim ağzı kanserine karşı koruyor!]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/hpv-asilari-rahim-agzi-kanserine-karsi-koruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/hpv-asilari-rahim-agzi-kanserine-karsi-koruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. İrem Alyazıcı Küçükyıldız, HPV aşısının yalnızca bir enfeksiyondan değil, gelecekte gelişebilecek birçok HPV ilişkili kanserden korunmanın da en etkili yollarından biri olduğunu ve bunun her gün yeni bir bilimsel veri ile kanıtlandığını kaydetti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. İrem Alyazıcı Küçükyıldız, 'Bugün elimizde rahim ağzı kanserini büyük ölçüde önleyebilecek güçlü bir koruyucu yöntem bulunuyor. HPV aşıları, özellikle yüksek riskli HPV tiplerine bağlı gelişen rahim ağzı kanseri ve diğer HPV ilişkili hastalıklara karşı çok yüksek düzeyde koruma sağlıyor. Aşı yalnızca bireyi korumakla kalmıyor, toplumdaki HPV dolaşımını azaltarak halk sağlığına da önemli katkı sunuyor' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Medicana International Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. İrem Alyazıcı Küçükyıldız, 'Geçtiğimiz günlerde The Lancet'te yayımlanan bir analiz, Human Papilloma Virüsü- HPV aşısının toplum sağlığı üzerindeki etkisini bir kez daha ortaya koydu. Araştırmaya göre İngiltere'de 2020-2024 yılları arasında 20-24 yaş grubundaki kadınlarda ilk kez beş yıllık dönemde hiç rahim ağzı kanseri kaynaklı ölüm görülmedi. Uzmanlar, bu tarihi başarının en önemli nedenlerinden birinin 2008 yılında başlatılan ulusal HPV aşılama programı olduğunu belirtiyor' dedi.</p>

<p><strong>Günümüzde HPV aşılarının koruyucu hekimliğin en önemli başarılarından biri olarak kabul edildiğini vurgulayan Doç. Dr Küçükyıldız, şunları dile getirdi:</strong></p>

<p>'HPV aşıları, özellikle yüksek riskli HPV tiplerine bağlı gelişen rahim ağzı kanseri ve diğer HPV ilişkili hastalıklara karşı çok yüksek düzeyde koruma sağlıyor. Aşı yalnızca bireyi korumakla kalmıyor, toplumdaki HPV dolaşımını azaltarak halk sağlığına da önemli katkı sunuyor. Bu nedenle HPV aşısını sadece bir enfeksiyona karşı değil, gelecekte gelişebilecek birçok HPV ilişkili kanser türüne karşı güçlü ve etkili bir korunma yatırımı olarak değerlendirmek gerekir.'</p>

<h2>HPV virüsü çoğu zaman sessizce ilerliyor</h2>

<p>Kadınların 21 yaşından itibaren Pap-Smear testi ile rahim ağzı kanseri taramalarına başlaması gerektiğini belirten Doç. Dr. Küçükyıldız, 21-29 yaş arasında testin üç yılda bir yapılmasının yeterli olduğunu söyledi. Doç. Dr. Küçükyıldız, 30 yaşından sonra ise yüksek riskli HPV tiplerini araştıran HPV DNA testinin veya Pap-Smear ile uygulanan ortak taramanın (co-testing) tercih edilmesini önerdi. Sonuçların normal olması halinde taramaların beş yılda bir tekrarlanmasının yeterli olduğunu kaydetti. Türkiye'de özellikle sosyal medyada HPV ile ilgili ciddi bilgi kirliliği bulunduğunu belirten Doç. Dr. Küçükyıldız, en sık karşılaşılan yanlış inanışları da şöyle sıraladı:</p>

<p>'Hastaların en sık düştüğü yanılgılardan biri, HPV'nin yalnızca kadınları etkileyen, mutlaka belirti veren ya da doğrudan kanser anlamına gelen bir enfeksiyon olduğunu düşünmeleridir. Oysa HPV hem kadınları hem de erkekleri etkileyebilir. Çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerler ve vakaların büyük bölümünde bağışıklık sistemi tarafından kendiliğinden temizlenir. Bir diğer yanlış inanış ise HPV tanısının sadakatsizlik göstergesi olduğudur. Gerçekte virüs yıllarca sessiz kalabildiği için enfeksiyonun ne zaman ve kimden bulaştığını belirlemek çoğu zaman mümkün değildir. Ayrıca HPV aşısının yalnızca genç kadınlara gerekli olduğu ya da enfeksiyon geliştiğinde hiçbir fayda sağlamadığı düşüncesi de doğru değildir. Bilimsel çalışmalar, HPV aşısının farklı yaş gruplarında ve her iki cinsiyette de koruyucu katkı sağlayabildiğini göstermektedir.'</p>

<h2>"HPV'ye bağlı gelişebilecek birçok kanser türünü de önleme gücüne sahibiz"</h2>

<p>HPV farkındalığının artırılmasıyla birlikte bazı ülkelerin rahim ağzı kanserini ortadan kaldırma hedefine hızla yaklaştığını belirten Doç. Dr. Küçükyıldız, sözlerini şöyle bitirdi:</p>

<p>'Bilgi korkuyu, farkındalık ise hastalığı önler. HPV, sessiz ilerleyebilen ancak doğru zamanda alınan önlemlerle büyük ölçüde kontrol altına alınabilen bir enfeksiyondur. Tarama testleri ve aşı sayesinde bugün yalnızca HPV'yi değil, HPV'ye bağlı gelişebilecek birçok kanser türünü de önleme gücüne sahibiz. HPV'yi bir tabu olarak değil; konuşulması, anlaşılması ve önlem alınması gereken önemli bir halk sağlığı konusu olarak görmeliyiz. Çünkü bazen bir test, bir aşı ve doğru bir bilgi, bir insanın geleceğini değiştirebilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Güncel, Sağlık, Yaşam</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/hpv-asilari-rahim-agzi-kanserine-karsi-koruyor</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 10:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/06/agency/dha/hpv-asilari-rahim-agzi-kanserine-karsi-koruyor.jpg" type="image/jpeg" length="20256"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Acil Trombosit Donörü Aranıyor!]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/acil-trombosit-donoru-araniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/acil-trombosit-donoru-araniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Başkentte tedavi süreci devam eden Mustafa Yıldız için acil olarak O Rh (+) kan grubuna sahip trombosit bağışçısına ihtiyaç duyulmaktadır. Hastanın tedavisinin aksamadan sürdürülebilmesi ve sağlığına kavuşabilmesi için Ankara’da yaşayan gönüllü donörlerin desteği kritik önem taşımaktadır. Zamanla yarışılan bu süreçte bir hayat kurtarmak için bağışçıların en kısa sürede ilgili sağlık merkeziyle iletişime geçmesi bekleniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara’da tedavi gören ve trombosit bekleyen hastalar için kritik bir bilgilendirme yapıldı. Kan hastalıkları başta olmak üzere birçok yoğun tedavi sürecinde hayati öneme sahip olan trombosit bağışı için başkentte iki önemli merkez öne çıkıyor.</p>

<p>Gönüllü donörler, gerekli şartları taşımaları halinde belirlenen bu noktalarda bağışta bulunarak hayat kurtarabilecek.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 06 24 At 09.01.56" class="detail-photo img-fluid" height="1536" src="https://zafergazetesiorg.teimg.com/zafergazetesi-org/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-24-at-090156.jpeg" width="1024" /></p>

<h2><strong>Trombosit Bağışı Yapılabilecek Merkezler</strong></h2>

<p>Ankara’da bağış kabul eden yetkili merkezler şunlar:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Ankara Kızılay Kan Merkezi – Cebeci Şubesi</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Bilkent Şehir Hastanesi Kan Merkezi</strong></p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>Kimler Trombosit Donörü Olabilir?</strong></h2>

<p>Trombosit bağışında bulunmak isteyen gönüllülerin, hem kendi sağlıklarını korumak hem de alıcı güvenliğini sağlamak adına şu kriterleri karşılaması gerekiyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>Yaş Sınırı:</strong> 18–50 yaş aralığında bulunmak.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Sağlık Durumu:</strong> Kronik bir rahatsızlığa sahip olmamak ve genel sağlık tablosunun bağışa uygun olması.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>İlaç Kullanımı:</strong> Son 5 gün içinde aspirin veya herhangi bir kan sulandırıcı ilaç tüketmemiş olmak.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Alkol Tüketimi:</strong> Son 24 saat içinde alkol almamış olmak.</p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>Tıbbi Müdahale:</strong> Son 6 ay içerisinde herhangi bir diş tedavisi operasyonu geçirmemiş olmak.</p>
 </li>
</ul>

<h2><strong>"Düzenli Bağış Hayat Kurtarır"</strong></h2>

<p>Uzmanlar, özellikle kanser ve ağır kan hastalığı süreçlerinden geçen hastalar için trombositin ikame edilemez bir tedavi aracı olduğunu vurguluyor. Laboratuvar ortamında yapay olarak üretilemeyen bu kan bileşeni için düzenli ve gönüllü bağışçıların desteği, tedavi süreçlerinin kesintisiz ilerlemesinde kritik bir rol oynuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İletişim: Nihal Yıldız (Kızı) 05325766761<br />
İletişim: Şükriye Yıldız(Eşi) 05332507646</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Barış Berkant Oğuz</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ankara, Güncel, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/acil-trombosit-donoru-araniyor</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 09:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2025/12/kan-testi.jpg" type="image/jpeg" length="24025"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hantavirüs Salgını Bitiyor mu? DSÖ Açıkladı!]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/hantavirus-salgini-bitiyor-mu-dso-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/hantavirus-salgini-bitiyor-mu-dso-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, 'MV Hondius' adlı yolcu gemisinde patlak veren hantavirüs salgınına ilişkin yaptığı açıklamada, vaka sayısının sabit kaldığını belirterek, 'Bu salgını bitirmeye yaklaşıyoruz' diye konuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, sanal medya hesabından yaptığı paylaşımla 'MV Hondius' adlı yolcu gemisindeki hantavirüs salgınına dair güncel gelişmeleri aktardı.</p>

<p>Salgının sona ermek üzere olduğu mesajını veren Ghebreyesus, gemi kaptanı ve mürettebatının büyük bir kısmının karantina sürecini tamamladığını açıkladı.</p>

<p>Hastalanan kişilerin 33 ülke ve bölgedeki 600'den fazla temaslısının izlendiğini belirten Ghebreyesus, söz konusu temaslıların yüzde 80'inden fazlasının 42 günlük takip süresini bitirdiğini kaydetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vaka artışının durduğuna dikkat çeken Ghebreyesus, 'Vaka sayısı, 3 ölüm de dahil olmak üzere 13'te sabit kaldı. Bu salgını bitirmeye yaklaşıyoruz' dedi.</p>

<p>Ghebreyesus açıklamasında ayrıca, yolcuların güvenliğini sağlamadaki liderlikleri için Kaptan Jan Dobrogowski ve gemi mürettebatına teşekkür etti. DSÖ Genel Direktörü, salgına müdahalede üstlendikleri rol nedeniyle İspanya, Hollanda, Yeşil Burun Adaları, Güney Afrika ve İngiltere'ye de şükranlarını sundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dış haberler, Dünya, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/hantavirus-salgini-bitiyor-mu-dso-acikladi</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 10:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/05/hantavirus.jpeg" type="image/jpeg" length="27657"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğum lekesi nedir, tedavisi var mıdır?]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/dogum-lekesi-nedir-tedavisi-var-midir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/dogum-lekesi-nedir-tedavisi-var-midir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni doğan bebeklerde sık görülen doğum lekelerinin büyük bölümü sağlık açısından risk oluşturmazken bazı türleri kozmetik sorunlara yol açabiliyor veya altta yatan hastalıkların habercisi olabiliyor. Uzmanlar, özellikle büyüyen ve şekil değiştiren lekelerin düzenli olarak takip edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doğum lekeleri, bebeklerin ciltlerinde görülen renk değişiklikleri veya damar yapısındaki farklılıklardan kaynaklanan izler olarak tanımlanıyor. İsminin aksine her doğum lekesi doğum anında ortaya çıkmıyor. Özellikle hemanjiom olarak bilinen bazı damar kaynaklı lekeler, doğumdan haftalar sonra gelişebiliyor. Uzmanlar, doğum lekelerinin oluşumunu önlemenin bilinen bir yöntemi bulunmadığını belirtiyor.</p>

<h2><br />
<strong>Vasküler doğum lekeleri nelerdir?</strong></h2>

<p>Vasküler doğum lekeleri, cilt yüzeyine yakın kan damarlarının normalden farklı gelişmesi sonucu ortaya çıkıyor. Genellikle kırmızı veya mor tonlarda görülen bu lekeler arasında hemanjiomlar, şarap lekeleri ve somon lekeleri bulunuyor. Bu tür lekelerin çoğu ağrısız ve zararsız olsa da bazıları zaman içinde büyüyebiliyor veya kalıcı hale gelebiliyor.</p>

<h2><br />
<strong>Hemanjiomlar zamanla kaybolabiliyor</strong></h2>

<p>Halk arasında “çilek lekesi” olarak bilinen hemanjiomlar en sık yüz, kafa derisi, sırt ve göğüs bölgesinde görülüyor. Doğumdan sonraki ilk haftalarda ortaya çıkabilen bu lekeler genellikle hızlı büyüme döneminin ardından küçülmeye başlıyor. Birçok vakada çocuk 9 yaşına geldiğinde hemanjiomlar tamamen kaybolurken bazı durumlarda hafif renk değişikliği veya ciltte buruşukluk kalabiliyor.</p>

<h2></h2>

<h2><strong>Şarap lekeleri kalıcı olabiliyor</strong></h2>

<p>Şarap lekeleri, genişlemiş kılcal damarların oluşturduğu düz ve kırmızı-mor renkli doğum lekeleri olarak tanımlanıyor. En sık yüz ve boyun bölgesinde görülen bu lekeler tedavi edilmediğinde ömür boyu kalabiliyor. Uzmanlara göre zamanla koyulaşabilen ve kalınlaşabilen şarap lekeleri, özellikle görünür bölgelerde bulunduğunda psikolojik ve sosyal sorunlara neden olabiliyor.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Pigmente doğum lekelerinde kanser riski unutulmamalı</strong></h2>

<p>Pigmente doğum lekeleri, cilde rengini veren melanin pigmentinin belirli bölgelerde yoğunlaşması sonucu oluşuyor. Benler, sütlü kahve lekeleri ve mavimsi renkli doğum lekeleri bu grupta yer alıyor. Özellikle doğuştan gelen büyük benlerin ilerleyen yıllarda cilt kanserine dönüşme riskinin daha yüksek olduğu belirtiliyor. Bu nedenle doğuştan benle dünyaya gelen çocukların düzenli dermatolojik kontrollerden geçirilmesi öneriliyor.</p>

<h2><br />
<strong>Lazer tedavisiyle başarılı sonuçlar alınabiliyor</strong></h2>

<p>Doğum lekelerinin büyük bölümü herhangi bir tedavi gerektirmeden kendiliğinden kaybolabiliyor. Ancak hızlı büyüyen, görmeyi engelleyen veya estetik kaygılara neden olan lezyonlarda tedavi seçenekleri gündeme geliyor. İlaç tedavileri bazı hemanjiomların küçülmesini sağlarken özellikle yüzde bulunan şarap lekelerinde lazer tedavisi etkili sonuçlar verebiliyor. Uzmanlar, lazer uygulamalarının bebeklik döneminde başlandığında daha başarılı sonuçlar sunduğunu, ancak çocukluk ve yetişkinlik dönemlerinde de uygulanabildiğini belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Haber Merkezi</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/dogum-lekesi-nedir-tedavisi-var-midir</guid>
      <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-21-at-172756.jpeg" type="image/jpeg" length="42373"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ALS'de Erken Tanı Önemi]]></title>
      <link>https://zafergazetesi.org/alsde-erken-tani-onemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://zafergazetesi.org/alsde-erken-tani-onemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Buse Çağla Arı, 21 Haziran Dünya ALS Farkındalık Günü kapsamında kritik açıklamalarda bulundu. Kas güçsüzlüğü, yutma güçlüğü ve hareket kabiliyetinin yavaş yavaş kaybedilmesiyle karakterize olan ALS hastalığında erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Arı, sinsi ilerleyen ilk belirtilere karşı vatandaşları uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Buse Çağla Arı, 21 Haziran Dünya ALS Farkındalık Günü kapsamında yaptığı açıklamada, kas güçsüzlüğü, yutma güçlüğü ve hareket kaybı ile seyreden ALS'de erken tanının hastalığın yönetiminde önemli rol oynadığını belirterek, hastaların multidisipliner yaklaşımla takip edilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Kas güçsüzlüğü, yutma güçlüğü ve hareket kaybına neden olan ALS hastalığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Buse Çağla Arı, 21 Haziran Dünya ALS Farkındalık Günü kapsamında yaptığı açıklamada, hastalığın belirtilerinin erken fark edilmesinin tedavi sürecinin yönetimi açısından önem taşıdığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>'MOTOR NÖRONLARI ETKİLEYEN İLERLEYİCİ BİR HASTALIK'</strong></h2>

<p>ALS'nin nadir görülen bir motor nöron hastalığı olduğunu belirten Doç. Dr. Arı, 'ALS, omurilikte bulunan motor sinir hücrelerinin zamanla hasar görmesi sonucu ortaya çıkan ilerleyici bir hastalıktır. Bu hücrelerdeki dejenerasyon nedeniyle kaslara giden uyarılar azalır ve zamanla kas güçsüzlüğü gelişir. Hastalık; kol ve bacaklarda güç kaybı, hareketlerde yavaşlama, yoğun halsizlik, yutma güçlüğü ve kaslarda görülen istemsiz seyirmelerle kendini gösterebilir' diye konuştu.</p>

<h2><strong>'GENELLİKLE 65 YAŞ ÜZERİNDE GÖRÜLÜYOR'</strong></h2>

<p>ALS'nin her yaşta görülebilmesine rağmen daha çok ileri yaşlarda ortaya çıktığını söyleyen Doç. Dr. Arı, 'Hastalığı en sık 65 yaş ve üzerindeki bireylerde görüyoruz. Daha genç yaşlarda da görülebiliyor ancak bu durum daha nadirdir. ALS genellikle hafif belirtilerle başlar ve zaman içerisinde ilerleyerek hastanın günlük yaşam aktivitelerini etkileyen ciddi bir tabloya dönüşebilir' dedi.</p>

<h2><strong>'BİLİNÇ KAYBI OLUŞTURMUYOR'</strong></h2>

<p>Hastalığın önemli özelliklerinden birinin bilişsel fonksiyonları çoğunlukla koruması olduğunu ifade eden Doç. Dr. Arı, 'ALS'de hastalar hastalığın son dönemlerine kadar çevrelerinde olup bitenlerin farkındadır. Hastalık bilinç kaybına yol açmaz. Ancak bazı hastalarda frontotemporal demans ile birlikte görülebilen özel tablolar gelişebilir. Özellikle unutkanlık gibi belirtiler ortaya çıktığında bu açıdan da değerlendirme yapmak gerekir' dedi.</p>

<h2><strong>'TEDAVİDE MULTİDİSİPLİNER YAKLAŞIM GEREKİYOR'</strong></h2>

<p>ALS'nin kesin tedavisinin henüz bulunmadığını belirten Doç. Dr. Arı, 'Mevcut tedaviler hastalığın ilerleme hızını yavaşlatmaya ve yaşam kalitesini artırmaya yöneliktir. Bu nedenle ALS hastalarının takibinde nöroloji, fizik tedavi, dil ve konuşma terapisi ile beslenme desteğinin birlikte yürütülmesi büyük önem taşır. Özellikle yutma güçlüğü yaşayan hastalarda özel beslenme yöntemleri uygulanabiliyor. Kas güçsüzlüğü ve hareket kısıtlılığı olan hastalarda ise fizik tedavi desteği önemli bir yer tutuyor' diye konuştu.</p>

<h2><strong>'ERKEN BELİRTİLER GÖZ ARDI EDİLMEMELİ'</strong></h2>

<p>Kol ve bacaklarda güçsüzlük, kas seyirmeleri, yutma güçlüğü ve ilerleyici hareket kaybı gibi belirtilerin dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Arı, 'Bu şikâyetlerin giderek arttığını fark eden kişilerin mutlaka bir nöroloji uzmanına başvurması gerekiyor. ALS'nin günümüzde önleyici bir yöntemi bulunmuyor. Bu nedenle erken tanı, düzenli takip ve destekleyici tedaviler hastaların yaşam kalitesini korumada büyük önem taşıyor' açıklamasında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>DHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul, Sağlık</category>
      <guid>https://zafergazetesi.org/alsde-erken-tani-onemi</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 10:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://zafergazetesiorg.teimg.com/crop/1280x720/zafergazetesi-org/uploads/2026/06/agency/dha/alsde-erken-tani-onemi.jpg" type="image/jpeg" length="73067"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
