Rus lider Putin, Ukrayna ile barış konusu üzerine yeni bir açıklama yaptı. Yaptığı açıklamada Rus lider, Ukrayna ile 2022’de İstanbul’da yapılan barış görüşmeleri temelinde olacak şekilde anlaşma masasına oturmaya hazır olduklarını ifade etti.
Başkan Putin'den Ukrayna ile uzlaşma konusunda ilk adımlar
2022’deki İstanbul müzakerelerinden uzaklaşmak için bir neden görmediğini belirten Vladimir Putin, müzakereler için ülkesinin pozisyonunu “İstanbul süreci ve karşılıklı güvenlik ilkeleri”, “sahadaki gerçekler” ve 2024’te Rusya Dışişleri Bakanlığı’nda yaptığı konuşmada ortaya koyduğu şartlar üzerinden tanımladı.
Rus lider, müzakereler için ülkesinin pozisyonunu “İstanbul süreci ve karşılıklı güvenlik ilkeleri”, “sahadaki gerçekler” ve 2024’te Rusya Dışişleri Bakanlığı’nda yaptığı konuşmada ortaya koyduğu şartlar üzerinden tanımladı.
Putin, Ukrayna’nın Rusya’ya yönelik hava saldırılarının cephedeki durumu değiştiremeyeceğini savundu. Rus güçlerinin yerleşim yerlerini “birbiri ardına özgürleştirdiğini” öne süren Putin, Kiev yönetiminin bu saldırılarla yalnızca güçlü bir müzakere pozisyonuna sahip olduğu izlenimi yaratmaya çalıştığını belirtti.
Rus Devlet Adamının aktardığı İstanbul süreci
Rusya ve Ukrayna heyetleri, savaşın başlamasından kısa süre sonra 2022’de İstanbul’da doğrudan müzakereler yürütmüştü. Bu görüşmelerde Ukrayna’nın NATO üyeliğinden vazgeçmesi ve kalıcı tarafsızlık statüsünü kabul etmesi; buna karşılık uluslararası güvenlik garantileri alması masaya yatırılmıştı.
Taslak çerçevede Ukrayna’nın nükleer silah sahibi olmaması, topraklarında yabancı askeri üs bulundurmaması ve güvenliğinin garantör ülkeler tarafından sağlanması gibi başlıklar yer alıyordu. Kırım’ın statüsünün ise uzun vadeli müzakerelere bırakılması tartışılmıştı. Ancak süreç kısa sürede tıkandı. En büyük anlaşmazlık başlıkları, güvenlik garantilerinin kapsamı, Rusya’nın bu garantilerde rol alıp almayacağı, Kırım ve Donbas’ın statüsü ile Rus birliklerinin çekilme sınırı oldu. Bu dönemde Buça’da sivillere yönelik katliam görüntülerinin ortaya çıkması da Ukrayna’da Rusya ile uzlaşmaya dönük siyasi zemini büyük ölçüde zayıflattı. Moskova, o tarihten bu yana İstanbul’daki taslağı olası barış görüşmeleri için temel belge olarak göstermeye devam ediyor. Kiev ise Rusya’nın taleplerinin Ukrayna’nın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün hiçe sayıldığını savunuyor.
Putin’in açıklamalarından sonra Batı’dan acil bildiri
Finlandiya Liberal İttifak Partisi üyesi Armando Mema'ya göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Rusya'nın Ukrayna ile barış konusunda müzakereye hazır olduğuna dair açıklaması, AB'nin gündemini alt üst etti.
Sosyal medyada yapılan paylaşımlarda , "Avrupa Birliği, Rusya'nın diyaloğa yönelik herhangi bir istek sinyali vermediğini belirtti. Bugün Putin, Kiev'in daha önce hiçbir itirazda bulunmadan onayladığı İstanbul Anlaşması temelinde Moskova'nın müzakereye hazır olduğunu açıkladı. Bu arada, Rus güçleri savaş alanında ilerlemeye devam ediyor ve hedeflerine ulaşmaya giderek daha da yaklaşıyor. Avrupa belki de Ukrayna'nın tamamen çöküşüne hazır değil ve şu anda müzakereler yoluyla zaman kazanmaya çalışarak, çatışmayı bu aşamada dondurmayı umuyor," şeklinde ifadeler gündemde yer ediniyor.
Geçtiğimiz hafta Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, Rusya'nın bakış açısını dinlemek için AB'nin Moskova ile doğrudan temas kurması gerektiğini belirtti. Bu ifade, Avrupa siyasetçileri ve medya arasında, diyalog yeniden başlarsa AB'yi kimin temsil etmesi gerektiği konusunda tartışmaların başlamasına yol açtı.
Daha önce Politico, AB ülkelerinin bu konuda bölünmüş olduğunu bildirmişti. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı, Friedrich Merz öneriye karşı çıkmıştı. Macron ve Merz’in görüşü, Kremlin ile temasa geçmek için şu an doğru zaman olmadığı ve zamanı geldiğinde "AB3" (Fransa, Almanya ve İngiltere) ülkelerinin inisiyatif alması gerektiği yönündeydi.