CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada hem deprem bölgesindeki son durumu değerlendirdi hem de partisinin yeni dönem siyaset stratejisini ilan etti. "Asrın felaketi"nin yıl dönümü vesilesiyle önemli açıklamalarda bulunan Özel, afet yönetimi ve iktidarın eleştirilerine sert yanıtlar verdi.
Deprem Bölgesi: "Fotoğraf Değil, Çözüm Ürettik"
Özel, deprem sonrası yürütülen çalışmaları değerlendirirken sahadaki sürekliliğe dikkat çekti:
-
Ziyaret Trafiği: Bazı yetkililerin sadece görüntü verip ayrıldığını ifade eden Özel; CHP ekiplerinin bölgeyi 34 kez ziyaret ettiğini, kendisinin ise 55. ziyaretini tamamladığını belirtti.
-
Sorumluluk Hatırlatması: İyileştirme çalışmalarının asıl sorumlusunun merkezi yönetim olduğunu hatırlatan Genel Başkan; ek vergiler ve KDV artışlarıyla sağlanan kaynaklara rağmen CHP’li belediyelerin "hiçbir şey yapmadı" şeklinde itham edilmesinin haksızlık olduğunu vurguladı.
"Salon Siyaseti Bitti, Sokak Siyaseti Başladı"
Özel, siyasetin artık sadece büyük sahnelerden ve salon alkışlarından ibaret olamayacağını belirterek şunları söyledi:
"Sokaktan beslenen samimi siyasetin dönemi başlamıştır. Konteynerlerde yaşayan, gözü yaşlı vatandaşın yanına gitmeden, mağdurla hemhal olmadan siyaset yapma devri kapandı."
Yeni İktidar Vizyonu
Konuşmasının sonunda partisinin gelecek vizyonuna değinen Özgür Özel, kurulacak "yeni iktidarın" temel taşlarını şeffaflık, halkla doğrudan temas ve samimiyet olarak tanımladı. Mitinglerin ve gösterişli sahnelerin inandırıcılığını yitirdiğini savunan Özel, halkla iç içe bir yönetim anlayışının öncelikleri olduğunu ifade etti.
Emekli Konusu
Özel emekli konusunda, ''Kodamanlarını kayırdığını, garibanlardan dinlemeden, öyle brandayla, parayla, afişle siyaset olmuyor. Brandayla siyaset dönemi, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin çöküş dönemidir. Cumhuriyet Halk Partisi ise sokakta samimi siyaseti yürüten ve yeni iktidarın kuruluşunun göstergesidir.
Sayın Erdoğan, eli kanlı katil dediği ama daha sonra Amerika’nın işaret verip doların ucunu görünce “kardeşine” gibi aynı salonda olursam meşrulaştırırım dediği FC’ye iltifatlar etmeye gitmişti. Biz de deprem bölgesindeydik; acılar hâlâ taze, 270.000 kişi konteynırlarda yaşıyor, barınma krizi devam ediyor. Rezerve alan, mücbir sebep ve mağduriyetler sürüyor. Eğitim ve sağlık alanındaki sıkıntılar ise ölçülemez boyuttadır. Bugün, deprem bölgesinde araştırma yapan kuruluşların raporları gelmeye başladı.
70 vilayet için yapılan algı operasyonları 70 vilayette de karşılık bulmuyor. Sorulan soruların cevabında vatandaşın perişan hali ortaya çıkıyor; gösterilen “başarıların” gerçeği yaşayanlar tarafından tepki görüyor. Deprem bölgesindeki çalışmalar bunu açıkça ortaya koyuyor; hep birlikte izleyecek ve takip edeceğiz.
Biz gittiğimiz günden itibaren, Osmaniye’de saat 10:45’te depremde enkazdan Çakıltaşı kaldırandan, yeni ev için temel kazana, son kiremiti koyana kadar emeği geçen tüm siyasetçilere ve emekçilere Allah razı olsun dedik. Her şehirde bunu söyledik.
Mısır’dan, CC’den kopmuş gibi geldi; Osmaniye’deki bir kişi “bunlar deprem turistleri” dedi. CHP’yi de demiyor; haksızlığı bütün muhalefete yapıyorlar. Depremden bir süre sonra yalnızca fotoğraf çektirip gitmişlerdi.
Sayın Erdoğan, iki kez 2.04’te DS KERRAT Caddelerini kontrol ettiren bir yetkili olarak ben hemen saydırdım: Devletin 13 uçağı, polis, jandarma, orman ve bütün helikopterleri hazırdı; bölgeye 34 kez gidildi. Bu sözler söylenirken CHP Genel Başkanı 55. ziyaretini tamamlamıştı.
Deprem bölgesinde yoktular, enkazlarda yoktular, yardım etmediler; bir tek eser bile kazandırmadılar. Şehirleri afetlere hazırlamak, afet anında müdahale etmek ve sonrası iyileştirmek merkezi yönetimin işidir. Bunun için milletten devasa vergiler alınıyor. Milletimiz de deprem bölgesine giderken iki kez motorlu taşıt vergisini ödedi, KDV iki katına çıktı, ÖTV ödendi, yurt dışı çıkış harçları ödenmiş durumda. Tüm bu imkanlar dahilinde bölgede yapılması gerekenler yapıldı.
Buna rağmen “CHP’li belediyeler bir şey yapmadı” deniyor. Oysa biz, kalıcı eserler bırakıyor ve bırakmaya devam ediyoruz. Şehirleri afetlere hazırlamak merkezi yönetimin asli görevidir, ancak 21 yıldır görevde olan iktidar bu sorumluluğunu yerine getirmedi. CHP ise iktidar olmamasına rağmen deprem bölgesi için seferber oldu.
CHP’li belediyeler, vatandaşın sırtına yeni yük bindirmiyor; hizmeti parayla satmıyor, boş senet imzalatmıyor ve vatandaşın yükünü birlikte omuzluyor. Tüm bu çalışmalar, iktidarın baskılarına rağmen belediye başkanlarımız tarafından gerçekleştiriliyor.
Depremin ilk günlerinde, AFAD’ın gözetiminde 9638 araç, 28.521 personelle deprem bölgesine ulaşıldı; 7200 TIR, dört uçak, altı gemi ile gıda, sağlık malzemesi, çadır ve diğer ihtiyaçlar taşındı. 155 mobil mutfak, 163 ikram aracı, 18 mobil fırın kuruldu; 3 milyona yakın battaniye, 266.000 ısıtıcı, 2220 jeneratör, 4.600.000 hijyen paketi, 50.000 çadır, 1810 konteyner AFAD bilgisi dahilinde teslim edildi.
CHP’nin kalıcı eserleri arasında 1000 kişilik KİPTAŞ yaşam alanı, Samandağ’da 18.000 m² yaşam vadisi, Adıyaman’ın Çatdere köprüsü (300 milyon TL’ye yeniden yapıldı), İstanbul’da Gölbaşı yaşam vadisi, Mersin’de 4,5 km yeni cadde, Manisa’da çocuk kültür ve sanat merkezi, Denizli ve Muğla’da cami ve kültürel tesisler yer alıyor. Kahramanmaraş’ta ASKİ ekipleri 15 km su hattını onardı. Ankara, İzmir ve İstanbul Büyükşehir belediyeleri okullar inşa etti.
Erdoğan, CHP’nin kalıcı eser bırakmadığını iddia ediyor; ancak tüm bu çalışmalar gerçekleri gösteriyor. CHP belediyeleri, vatandaşın katılım payı olmadan, vergilerden ve kaynaklardan bağımsız olarak, afet bölgelerinde hizmet veriyor.
Depremle birlikte devletin parasıyla yapılan altyapı çalışmalarının logoları incelendiğinde, Antalya Büyükşehir Belediyesi ve diğer belediyelerin katkıları açıkça görülüyor. CHP’li belediye başkanlarının çalışmaları, vatandaşın gönlünde yer etmiş durumda.
Ayrıca, AK Parti döneminde yapılan özelleştirmeler, köprü ve otoyol satışları ile halkın cebine yansıyacak maliyetler de eleştirildi. İzmir-Çeşme otobanı örneğinde, devletin yaptığı 53 TL’lik geçiş ücretinin, özelleştirme sonrası 365 TL’ye çıkacağı hesaplanıyor.
Özel, enflasyon ve asgari ücret eleştirilerini de gündeme getirerek, emekli ve devlet memurlarının haklarının gözetilmediğini belirtti.