Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun lisans diplomasının iptaline ilişkin kararına karşı açtığı davanın Marmara Ceza İnfaz Kurumu karşısında bulunan salondaki duruşmasına katıldı. Duruşmanın ardından konuşan Özel, 'Tarih önünde acı acı tebessüm ettik. O yüzden bu dava nasıl yok hükmündeyse, bu savcının yaptıkları yok hükmündedir. Bizim önümüz açıktır, istikametimiz iktidardır' dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, saat 11.00'de İmamoğlu'nun lisans diplomasının iptaline ilişkin kararına karşı açtığı davanın Marmara Ceza İnfaz Kurumu karşısında bulunan salondaki duruşmasına katıldı. Yaklaşık 3 buçuk saat süren duruşmanın ardından Özel, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
'BİR DELİLİKLE MEŞGULÜZ'
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, 'İstanbul'u kazanan Türkiye'yi kazanır. İstanbul'u kaybeden, Türkiye'yi kaybeder' Bu Erdoğan'ı uyutmayan ses, ona 'Artık seçimle bu iş olmuyor. Rakibin seni yeniyor. Karşında yenemediğin biri var ve o İstanbul'u aldı. Türkiye'yi de alacak' dedi. O yüzden siyasetçi birini, eski mesleği hakimlik olan siyasetçi birinin, Bakan Yardımcısı, Erdoğan'ın yalancısıyım. Diyordu ki eskiden 'Bakanlar siyasiydi, müsteşarları teknik. Şimdi bakanlar teknik, yardımcıları siyasi.' Siyasi birini tuttu savcılığa, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına atadı. Görevi belliydi, 'Akın akın gideceksin, orada bir akın düzenleyeceksin. Ekrem İmamoğlu'nun karşımda aday olmasına engel olacaksın. İçeride iki tane avukat var. İstanbul Üniversitesi'ni savunmaya gelmişler. Ekrem Başkan'ı savundular. Helal olsun, Ekrem Başkan'ı savundular. Şimdi nasıl savunacaklar bu İstanbul Üniversitesi diyorsun. İstanbul Üniversitesi'ni savunayım derken, 35 yıl önceki İstanbul Üniversitesi'nde suç bulmaya çalışıp, orayı karaladıkça, 19 yaşındaki masum Ekrem'e 'Ya kardeşim bu avukatlar doğru söylüyorsa, bu haksızlık yapılır mı bu 18 yaşındaki çocuğa?' diyorsun. Birinci sınıfı Kıbrıs'ta, ikinci, üçüncü, dördüncü sınıfı burada, 22 fark dersi de vererek, diploma vermişler. Şimdi avukatlar dedi ki, biz diyoruz ki 'Ya bir tek Ekrem Başkan'ın mı bu?' 28 kişinin daha iptal oldu. Onlardan birisi, fakültenin dekanı Galatasaray'da, onun verdiği diplomalar ne olacak? Cevap yok. Şimdi dediler ki 'Sadece işletme fakültesi değil, üzülerek söylüyorum' diyor, avukat hanım, başka fakültelerde de olmuş. Eyvah eyvah. Tıp fakültesi olduysa ne olacak? 33 senedir ameliyat yapanlar var. Onları da mı iptal edeceksin? Aldığı apandisti iade mi edecek yani hastaya? Böyle çılgınlık olur mu, delilik olur mu? Bu delilikle meşgulüz sabahtan beri. Bir delilikle meşgulüz. Bir deliliği dinliyoruz, orada da iki hani aşağılamak için değil sakın yanlış anlamayın, iki zavallı, zavallı duruma düşersin bu işi savunmaya çalışırken. Orada iki masum ve zavallı avukat, İstanbul Üniversitesi'nin bugünkü yönetimini koruyayım derken eski yönetimine vurdukça vuruyor. Fatih Sultan Mehmet'in kurduğu üniversiteye vuruyorlar ya. 1453'ten beri, Türkiye'nin bir zaman tek hukuk fakültesinin olduğu yere. Olacak iş değil. Bu savcı gitmiş ve 'Bu diploma iptal edilsin' demiş. İstanbul Üniversitesi'ne yazdığı yazı var. Diyor ki 'Bu diplomayı derhal iptal et.' Kardeşim sen savcısın ya. Nasıl İstanbul Üniversitesi'ne talimat yazıyorsun? Açacaksan dava açarsın, suç duyurusunda bulunursun. Suç duyurusu kabul edersin, resen harekete geçersin. İstanbul Üniversitesi'ne diyor ki 'Bu diplomayı iptal et.' Diyor ki 'Bu diploma YSK dahil kurumlarda kullanılıyor, önlenemeyecek kayıplar olur.' Ne olur? 'Erdoğan seçim kaybeder' diyor. Açıkça söylüyor. Önlenemeyecek kayıplar. Açıkça söylemiş, yazmış oraya. 'Ekrem İmamoğlu'nda bu diploma olursa aday olur. Olursa da Erdoğan'ı yener, biz bunu önleyemeyiz' diyor. 'Önleyin' diye iptal yazmış. Fakülte, dekanlık defalarca yazmış 'İptal edilemez' diye. Dekanın gırtlağına çökmüşler, istifa etmiş. Yerine dekan atamamışlar. Dekan atamadan önce de İstanbul Üniversitesi'nin yönetimini toplamışlar, orada da hukukçu yok. Bunlar ring seferi filan düzenleyecek, öyle görevleri var. Gitmişler diplomayı iptal etmişler. Böyle bir delilikle meşgulüz. Öyle şeyler ki teker teker Ekrem Başkan'ın her yaptığının doğru, üniversitenin yaptıklarının yanlış olduğunu, son aldıkları kararı alabileceklerini söylüyorlar. Ama sundukları bütün belgeler, bütün bilgiler bizi destekledi' dedi
'TÜRKİYE'DE DEVLETİ KİMSE YOK SAYAMAZ'
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, 'Hakim bey kendisi salona hitaben 'Vicdanımızla, hukukun gereğine uygun olarak en ahlaki kararı vereceğiz. Vicdanımızla baş başayız' diyor. Eğer bu gerçekse ben hiç gerekçeli karar filan beklemem. Vicdanın kırıntısı olanda, 18 sene önceki Ekrem'in Cumhurbaşkanlığına engel olmak için 35 yıllık diplomasını iptal etmez kimse. Edemez. Olamaz. Türkiye'de devleti kimse yok sayamaz. 35 yıl önceki diplomayı iptal etmeye kalkıyorlar. İptal ediyorlar, edilmesine karşı dava açmışız. Onu da savunan yok. Savunulacak yerleri yok' diye konuştu.
'DAVA NASIL YOK HÜKMÜNDEYSE SAVCININ YAPTIKLARI DA YOK HÜKMÜNDEDİR'
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, 'O yüzden biz bugün geldik, tarihin önünde acı acı tebessüm ettik. Bundan sonraki süreçte de takip edeceğiz. Bu diploma iade olursa en doğrusu olur. Kimse 'Türkiye Cumhuriyeti devletinin verdiği kağıt Tayyip Erdoğan'ın aleyhine bir sonuç doğuruyorsa, onu korkutuyorsa iptal edilebilir' deyince hiçbirimizin diplomasının, hiçbirimizin evlilik cüzdanının hiçbirimizin tapusunun, hiçbirimizin elindeki hisse senedinin, hiçbirimizin bankaya para koydum diye aldığı hesap cüzdanının anlamı yok. Hukuk güvencesi kalktı mı böyle olur arkadaşlar. Tayyip Bey'in rakibi diye 35 sene önce adamın aldığı diploma iptal edilir mi? O yüzden bizim içimiz çok rahat. Tarih önünde acı acı tebessüm ettik. O yüzden bu dava nasıl yok hükmündeyse, bu savcının yaptıkları yok hükmündedir. Bizim önümüz açıktır, istikametimiz iktidardır. Tayyip Erdoğan'ı yeneceğiz, Ekrem İmamoğlu'nun diplomasını ne yaparsanız yapın yeneceğiz. Bizim elimizden Tayyip Erdoğan'ı siyaseten hiç kimse alamaz. Çünkü kararı millet verecek. Ben millete güveniyorum. Millet böyle insafsız değil. Millet kendi torununun diplomasını tartışmaya açmaz' ifadelerini kullandı.
'DESTEĞE GELEN BİR KADININ KABURGALARINI KIRDILAR'
Özel, 'Akıl almaz bir şekilde; bu duruşma kendi yerinde yapılabilir, Ekrem Bey'i alıp İdare Mahkemesi'ne götürebilirlerdi. 'Yok Silivri'ye geleceğiz.' Silivri kampüsünde görülen ilk idare davası. Olacak iş değil. Onu da bu kadar ilginin yoğun olduğu bir yerde en küçük salona koymuşlar. Maksat AK Parti'nin kara düzeni. Bu duruşmanın böyle görülmesini talimatlandırmış. Yoksa akıllı olacak bir şey değil. Siz de sıkıştınız, gazeteciler sıkıştı, aileler sıkıştı, avukatlar sıkıştı. Zorla girildi içeriye. Nefes alınmıyor. Sonra bu barikatlardan öteye kimseyi salmıyorlar. Çekmişler jandarmanın aracını. Oradan 70 yaşında insanlara su sıkıyorlar. Arkadaşlığımız gidiyor, 'Yapmayın, etmeyin' diyor. 70 yaşındaki o insana su sıkılır, yerde sürüklenir mi yahu? Ne yapmaya gelmiş? Ekrem İmamoğlu'nun diploma davasına desteğe gelmiş 70 yaşında insanlara. İçerideki arbedede bir kadının kaburgalarını kırdılar maalesef. Doktor Ayşegül Hanım müdahale etti. 45 dakikadan fazla sedye beklendi. Arkadaşlar dışarıda alınan tedbirlerden, dışarıdaki ambulanslar gelemediği için salondaki sağlık görevlileri yerde sürüklenen ve kaburgaları kırılan kişiye müdahale için gitti. Sedye 45 dakikada geldi. Şimdi Silivri Devlet Hastanesi'nde. Dört milletvekilimiz de eşlik ediyor kendisinin tedavisine ve tetkiklerine. Bu sırada bu mesele olurken bir milletvekilimizin, genel başkan yardımcımızın yapılan işe tepki için söylerken ağzından istemedik bir cümle çıkmış. 'Efendim jandarmamıza bunu dedi.' Kimse jandarmaya öyle bir şey demez Cumhuriyet Halk Partisi'nde. Demiyor. O su sıkan zihniyete kızgınlığından, 70 yaşındaki teyzenin burasına su vurunca 'Yapma bunu' derken ağzından bir şey çıkıyor. 'Jandarmaya söylendi' diyorlarsa, Özgür Özel olarak o sorumluluğu ben alıyorum, o kelimeyi ben geri alıyorum ve ben özür diliyorum. Ancak yapılan iş soruşturmaya tabi tutulmalıdır. O emri verenler ve o kanunsuz emri uygulayanlar hakkında da Jandarma Komutanlığı'nın üstüne düşeni yapması lazım. 70 - 80 yaşında kadına, amcaya, teyzeye, dedeye su sıkmak nedir? Hepsi bizim canım, ciğerimiz. Jandarmanın genelinden alınan varsa ben özür diliyorum. Ama o emri veren ve teyzeye o su sıkana da. Düşün be kardeşim, kendi annen, baban var' dedi.