ÖZGECAN ASLAN

Abone Ol

Takvimler 11 Şubat 2015’i gösterdiğinde Türkiye bir kez daha karanlıkla yüzleşti. Henüz 20 yaşında, üniversite öğrencisi bir genç kadın; Özgecan Aslan… Hayalleri vardı, ailesi vardı, geleceğe dair umutları vardı. Ama bir minibüste, insanlıktan nasibini almamış bir zihniyet tarafından vahşice katledildi.

O gün yalnızca bir genç kadın öldürülmedi.
Bir annenin yüreği, bir babanın omuzları, bir ülkenin vicdanı paramparça edildi.

Aradan tam 11 yıl geçti.

İsimler değişti.
Şehirler değişti.
Manşetler değişti.

Ama değişmeyen bir şey var: Kadınların yaşama hakkına yönelen sistematik tehdit.

Özgecan’ın katledilişi, Türkiye’de kadın cinayetleri konusunda bir kırılma noktası oldu. Sokaklar doldu, üniversiteler ayağa kalktı, kadınlar “Artık yeter” dedi. Erkek şiddetine karşı toplumsal bir isyan yükseldi. Ancak o isyanın üzerinden geçen yıllar, bize acı bir gerçeği gösterdi: Tepkiler büyüse de cinayetler bitmedi.

Bugün hala kadınlar; evlerinde, iş yerlerinde, sokakta, toplu taşımada yaşam mücadelesi veriyor. Hala “gece dışarı çıkmasaydı”, “o minibüse binmeseydi”, “direnmeseydi” gibi utanç verici cümleler duyulabiliyor. Oysa sorulması gereken tek soru şu:

Kadınlar neden korunamıyor?

11 yıl önce Özgecan’ın direnişi, aslında tüm kadınların direnişiydi. Şiddete boyun eğmemek insan onurunu savunmak ve yaşamak istemekti. Onu katleden zihniyet yalnızca bireysel bir suçun değil, cezasızlık kültürünün, eşitsizliğin ve toplumsal cinsiyet körlüğünün de ürünüydü.

Özgecan Aslan’ın adı bugün parklarda, okullarda, anmalarda yaşıyor. Ama esas mesele bir ismi yaşatmak değil; o ismin temsil ettiği hayat hakkını koruyabilmek.

11 yıl sonra hala soruyoruz:
Bir kadın daha ölmeden ne değişecek?

Özgecan’ı anmak, yalnızca bir yas tutma eylemi değildir. Bu, aynı zamanda bir sorumluluk hatırlatmasıdır. Devlete, topluma, ailelere, eğitim sistemine… Hepimize.

Çünkü her kadın cinayeti politiktir.
Ve her suskunluk, şiddeti biraz daha büyütür.

Özgecan’ın çığlığı 11 yıldır dinmedi.
Dinmeyecek de.

Ta ki kadınlar gerçekten özgür ve güvende olana kadar.