Sağlık alanında adı çok sık duyulmayan ama etkisi son derece büyük bir meslek: Ortez ve protez uzmanlığı. Sağlık Bilimleri Üniversitesi mezunu Ortez-Protez Uzmanı Şeyma Özer ile bu önemli mesleği, Türkiye’deki durumunu ve yaşanan sorunları konuştuk.
“İnsanların Hayatına Doğrudan Dokunan Bir Meslek”
Kendinizden bahseder misiniz?
“Ben Şeyma Özer. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ortez-Protez bölümünden 2025 yılında mezun oldum. İnsan hareket sistemindeki kayıpların telafi edilmesi ve bireylerin yaşam kalitesinin artırılması üzerine çalışıyorum. Mesleki pratiğimde klinik uygulamalara katılıyor, özellikle 3D tasarım ve üretim teknolojileri üzerine kendimi geliştirmeye devam ediyorum.
Benim için en önemli nokta şu: Hastalara sadece bir cihaz sunmak değil, onların günlük yaşamlarını daha bağımsız ve konforlu sürdürebilmelerine katkı sağlamak.”
Ortez ve Protez Uzmanlığı Nedir?
Ortez ve protez uzmanlığı tam olarak neyi kapsıyor?
“Bu alan, insan hareket sistemine doğrudan müdahale eden; teknik bilgi, klinik değerlendirme ve mühendislik yaklaşımını bir araya getiren ileri düzey bir sağlık disiplinidir. Sadece cihaz üretmekten ibaret değildir.
Süreç; hastanın detaylı biyomekanik analiziyle başlar. Yürüyüş değerlendirmesi yapılır, kas kuvveti ve eklem hareket açıklıkları incelenir. Ardından kişiye özel ölçülendirme yapılır, uygun materyal seçilir ve cihaz tasarlanır. Günümüzde dijital modelleme gibi teknolojiler de aktif olarak kullanılıyor.
Protezler, amputasyon sonrası bireylerin yeniden bağımsız hareket edebilmesini sağlarken; ortezler mevcut uzvun korunması ve doğru fonksiyon göstermesi açısından kritik bir rol oynar.”
Kimlere Hizmet Veriliyor?
Bu alanda hizmet verilen hasta grubu oldukça geniş:
• Amputasyon geçirmiş bireyler
• Serebral palsili çocuklar
• İnme (felç) hastaları
• Skolyoz gibi omurga deformitesi olan bireyler
• Travma sonrası fonksiyon kaybı yaşayanlar
• Diyabetik ayak hastaları
• Nöromüsküler hastalıkları bulunan kişiler
Özer’e göre ortotist-protetistler, “insanları yeniden ayağa kaldıran” kilit sağlık profesyonelleri.
“Türkiye’de Mesleğimiz Yeterince Bilinmiyor”
Peki Türkiye’de bu meslek hak ettiği değeri görüyor mu?
“Ne yazık ki hayır. Ortez-protez uzmanlığının önemi ve kapsamı yeterince bilinmiyor. Oysa bu alan, bireylerin bağımsız hareket edebilmesi ve toplumsal yaşama katılabilmesi açısından kritik.
İşin ilginç tarafı ise şu: Türkiye aslında bu alanda uluslararası düzeyde güçlü bir bilgi birikimine ve üretim kapasitesine sahip. Ancak ülke içinde çalışan profesyoneller yeterince desteklenmiyor. Bu da ciddi bir çelişki yaratıyor.”
Mezun Var, Atama Yok
Mezun sayısı ile kamuya alım arasında nasıl bir fark var?
“Her yıl mezun sayısı artıyor ama kamuya alım neredeyse hiç yapılmıyor. Mesleğin sağlık sistemi içindeki yeri net tanımlanmış değil. Bu da sorunun yapısal olduğunu gösteriyor.
Nitelikli mezunlar sisteme dahil edilemiyor. Bu durum hem meslektaşlarımızın atıl kalmasına hem de sağlık hizmetlerinde ciddi bir boşluk oluşmasına neden oluyor.”
Artan İhtiyaç, Karşılanamayan Talep
Türkiye’de ortopedik cihaz ihtiyacı giderek artarken bu durum nasıl değerlendirilmeli?
“Yaşlanan nüfus, kronik hastalıklar, travmalar ve nörolojik rahatsızlıklar düşünüldüğünde ortopedik cihaz ihtiyacı her geçen gün artıyor. Bu da aslında bizim mesleğimize olan ihtiyacın ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.
Ama sistem bu ihtiyaca cevap veremiyor. Eğitimli insan kaynağı var ama istihdam yok. Bu da hem sağlık hizmetlerinde kaliteyi düşürüyor hem de hastaların hizmete erişimini geciktiriyor.”
“Gelecek Kaygısı Artıyor”
Atama yapılmaması sizin için ne ifade ediyor?
“Bu durum bizler için ciddi bir gelecek kaygısı oluşturuyor. Yıllarca eğitim almış teknik ve klinik olarak donanımlı insanlar mesleklerini yapamıyor. Bazıları farklı alanlara yönelmek zorunda kalıyor.
Bu sadece bireysel bir sorun değil; sağlık sistemi açısından da büyük bir kayıp.”
Görünmeyen Ama Hayati Bir Alan
Ortez ve protez uzmanlığı, belki de sağlık sisteminin en az bilinen ama en kritik alanlarından biri. Şeyma Özer’in de vurguladığı gibi mesele sadece bir cihaz üretmek değil; insanlara yeniden hareket, bağımsızlık ve yaşam kalitesi kazandırmak.
Ancak Türkiye’de bu potansiyele rağmen istihdam eksikliği, sistemsel boşluklar ve farkındalık yetersizliği dikkat çekiyor. Görünen o ki bu alanda atılacak adımlar, yalnızca meslek mensuplarını değil, doğrudan hastaların yaşamını da etkileyecek.