Adana ve Şanlıurfa’daki son depremlerden sonra vatandaşların en çok merak ettiği konulardan biri daha büyük sarsıntıların yaşanıp yaşanmayacağı oldu. Prof. Dr. Naci Görür’ün fay zonları hakkındaki değerlendirmeleri bu soruyu yeniden gündeme taşıyor. Ancak 7 büyüklüğünde deprem ihtimalini tartışmak, belirli bir bölgede yakında mutlaka böyle bir deprem olacak demek değildir.

BÜYÜKLÜK İLE ŞİDDET AYNI ŞEY DEĞİL
Depremin büyüklüğü, sarsıntı sırasında açığa çıkan enerjiyle bağlantılı bir ölçüdür. Şiddet ise belirli bir yerdeki hissedilme ve hasar etkisini tarif eder. Bu nedenle haber başlıklarında 7 büyüklüğünde deprem ifadesi ile 7 şiddetinde deprem ifadesi birbirinin yerine kullanılmamalıdır. Aynı deprem, farklı yerleşimlerde zemin özellikleri, uzaklık ve yapı durumuna göre farklı etkiler yaratabilir. Sayı kadar bağlam da önemlidir.

NACİ GÖRÜR HANGİ ALANLARI DEĞERLENDİRDİ?
Görür, 24 Eylül’de Şanlıurfa’daki deprem sonrası Güneydoğu bindirme kuşağı ve Arap Levhası çevresindeki enerji birikiminden söz etti. Ekim ayındaki Adana depremlerinin ardından ise Savrun Fay Zonu’nun etkin olduğuna dikkat çekti. Bunlar belirli tektonik alanlara yönelik açıklamalardır; tek başlarına bu bölgelerde kesin 7 büyüklüğünde deprem olacağına dair tahmin olarak sunulmamalıdır. Bölgesel risk için ayrıntılı bilimsel çalışmalar gerekir.

OLASI BÜYÜK DEPREM NASIL İNCELENİR?
Bilim insanları fayların uzunluğunu, kayma hızını, geçmiş deprem kayıtlarını ve yer kabuğundaki gerilim durumunu inceleyerek uzun vadeli tehlike modelleri oluşturur. Buna karşın bugünkü yöntemler depremi kesin tarih, saat ve noktayla öngöremez. Sosyal medyada tek fotoğraf veya tek açıklama üzerinden dolaşan büyüklük tahminleri bu nedenle teyit edilmelidir. Yerel zemin araştırmaları ve bina performansı analizleri de zarar riskinin değerlendirilmesinde belirleyicidir.

PEKİ VATANDAŞLAR NE YAPMALI?
Büyük deprem tartışmalarını izleyenlerin, AFAD’ın güncel haritalarına ve uzmanların açıklamalarının tamamına bakması gerekir. Acil durum çantası hazırlanması, devrilebilecek mobilyaların sabitlenmesi ve güvenli toplanma alanlarının öğrenilmesi herkesin uygulayabileceği önlemler arasındadır. Yapısal güvenlik konusunda ise yetkin mühendislik incelemesi esastır. Bir depremin kesin zamanını bilmek mümkün olmasa da olası zararları azaltacak planlama bugünden yapılabilir.




