MEN TAPINAĞI NEREDE VE NE HALDE - I

Profesör Mehmet Tunçer Hocam'la beraberim. Kendisiyle benim İstanbul'a yüklenerek onların tarihi yarımadası varsa bizim de tarihi bölümümüz var.

Neredeyse yarımada formunda, ulus ve çevresine dair epey program çektik. Altını da konuştuk, üstünü de konuştuk. Hatta yeni dönem, yeni yapılmış tarihi yapıları da çokça konuştuk. Roma'yı konuştuk, Bizans'ı konuştuk.

Ama çok da geriye gitmedik. Frigleri konuşmadığımızı biliyorum, Galatlıları konuşmadığımızı biliyorum. Ama beni hem rahatsız eden bir yönüyle, burada bir akropol var. Bir akropol var, bir kazı yapıldı burada 1970'li, 80'li, 90'lı yıllar neyse. Buradan neler çıktı bilmiyorum açıkçası, merak da ediyorum. Hem de Hacı Bayram'ın tam altında.

Kazıdan çıkan ürünlere dair kayıtlar hem Anadolu Medeniyetleri Müzesi açısından Frig dönemine ait olduğuna dair kabuller var. Dünya mirasına dilerim bu yıl bitmeden Frigler'in başkenti Gordion'a dair de bir kabul olacak. Bu hepimizi mutluluğa boğacak, sevince boğacak. Çok değerli bir şey olacak, bir tescilleme olacak bu.

O uygarlıktan bahsediyoruz Frigler'den. Onların bir akropolü var. Bu konuyu merak ettiğimde açıkçası hocamın daha önce birlikte paylaştığımız kitaplarında da ona dair referanslar da gördüm. Onun için de Çankaya Üniversitesi'ne geldim. Hocamı ofisinde yakaladım. Ne olur bize bu men tapınağını bile bildiğimiz kadarıyla kamuoyuyla paylaşılmış haliyle men tapınağına ilişkin bilgi versin istiyorum.

*Sevgili Taner ağabey, hoş geldiniz.  Tabii bu konu aslında bir arkeolojik uzmanlık gerektiren bir konu. Güzel Şehir İlkeleri kitabında ben tabii bulabildiğim kaynaklardan, derlediğim kaynaklardan Ankara'nın daha çok Roma dönemini yazmaya çalıştık. Fakat ondan öncesi çok da iyi bilinmeyen bir dönem. Men tapınağı dediğiniz Hogyos tapınağı yapılırken altında olduğu ve onun yok edildiği, onun üzerine Hogyos tapınağının yapıldığı ve arkasından 1400'lü yıllarda da Hacı Bayram Camii'nin yapıldığı, yani 1400 yıl sonra yani İmparator Augustus adına Galatalar tarafından. O neredeyse İsa ile yaşadığı gibi bir şey değil mi hocam? Tabi M.Ö. 20 yılında başlamış. Sonra işte İmparator Augustus'un vefatıydı. O Yazıtlar Kraliçesi. 

-Hogyos da Kleopatra'nın bir yakını değil mi hocam? Bir akrabalık var aralarında.

Kleopatra'nın herkese yakını. Ünlü bir isim biliyorsunuz. Hatta biliyorsunuz Sezar'la daha çok akrabalığı, yakınlığı olduğu biliniyor. İşte ben Bergama planı yaparken de Bergama'nın aslında kütüphanesinin 200 bin ciltlik bir kütüphanesi olduğunu biliyorduk. Ve Kleopatra'nın İskenderiye kütüphanesi yanınca oradaki kitapları hepsine İskenderiye gönderdiğini ve böylece Bergama uygarlığının da çöküşünün bir nedeninin bu kütüphanenin yok olması.

Tabi yani şimdi Mısır papirüsleriyle, parşömen rakip biliyorsunuz. Mısırlılar uygarlıkları işte Bergama uygarlığı neredeyse o dönemde çok şey. 

Şimdi Galatlar yani İmparator Augustos'un egemenliğini kabul etmişler ve onun adına Augustus tapınağını yani Ankara anıtını yapmışlar. Bundan bahsetti. 
Galatlar kim? Galatlar milattan önce 280-274 yıllarında Balkanlar ve Batı Anadolu'da yaşadıktan sonra Orta Anadolu'da Ankara, Çorum, Yozgat yöresine yerleşen Orta Avrupa kökenli Keltler bunlar. Kavimlerine mensup Galyalılar. Yunanlılara, Romalıların verdiği at.  Yani bizim kökenimizde Galyalılar var, Romalılar var, Keltler var. 

Peki tartışmanın konusu değil ama hocam bu tartışmalar bizi başka bir şeye götürecek. Ben de orada taraf olacağım açıkçası. Ben bütün bu Batı'dan Anadolu topraklarına gelen uygarlıklar açısından hem alfabeleri itibariyle, rünik alfabeleri itibariyle, hem giysileri itibariyle, hem de tanrıyla ilişkileri itibariyle yani Türklerin gök tanrı dediklerine onlar o din dediler. Tanrı benzerliklerinden yola çıkarak o kavimlere de başka bir tarif yapabileceğiz diye düşünüyorum. Bu kadar söyleyeyim.

Şimdi Patara uygarlığını yazmaya çalıştık kitaplarımızdan biri de Patara'dır. Patara biliyorsunuz Likya'nın başkenti ve Lukkalar, Kaviler ve o bölgedeki Luvilerin bir birliği. Dünyanın en sevimli uygarlıklarından biri.

İlk meclisi Patara'da ve o bölgenin bütün kent şehir devletleri ona tabi olmuşlar ve bir meclis kurmuşlar. Montesquieu diyor ki dünyanın ilk meclisi neresidir diye sorulursa Patara Meclisi'ne göstermek lazım. Ve onlar demek ki daha 2200 yıl önce, 2100 yıl önce burada Anadolu'da büyük bir uygarlık oluşturmuşlar. Bunu tabi orada kazı yapan Fahri Işık hocamız ve Hava İşkan Işık hocalarımız yıllarca 25-30 yıldır oralarda çeşitli buluntularla bu medeniyetlerin aslında Yunan medeniyetlerinin de kökeni olduğunu ispatladılar. Bütün tanrıların da bütün buradaki yazı, bilim uygarlık ve işte her türlü astronomik bilgi ve benzeri hepsinin Anadolu kökenli olduğunu söylüyorlar, kitaplarında da yazıyorlar. Tabi biz hiç Anadolu'ya baktığımız zaman Kapadokya diye bir yer var.

Bu uygarlık Hititlerin sonuna denk geliyor. Bunlar evet, yani Hititler aslında çok büyük bir uygarlık ve Hitit uygarlığı bin tanrılı, o çok meşhurdur ve Hititler gittikleri her yerdeki tanrıları kabul ediyorlar. Tabi tabi öyle büyüyorlar zaten. Onlar yani bir anlamda... Tanrılarını satın alıyorlar, içselleştiriyorlar. O yüzden bir anlamda Roma, Augustus İmparatoru'nun yaptığı, Pax Roma'nın döneminde yaptığı iş yani Roma barışı, bütün dinlere, bütün inançlara saygı göstermek ve hatta mesela Bergama'da Roma döneminde kurulmuş Serapis Temple diye bir tapınak vardır. Roma tapınağıdır, Anadolu'daki en büyük tapınaktır.

Sonra kilise olmuş, sonra cami olmuş, hala ayakta, hala kazılar sürüyor. Yani Roma'nın Pax Roma'nın dönemi, işte Şubililuma'nın o dönemine benzeyen bir uygarlıktır. Şimdi men tapınağına gelirsek, şimdi tabi bu kazılar maalesef bilimsel olarak yapılamadı ve Hacı Bayram çevresi 2000'lerin başından itibaren hatta 2010'lardan itibaren çevresi kapatılarak, dozerler sokularak mahvedildi ve biz bilmiyoruz.

Yani deniliyor ki işte kurul kararı var, müze denetiminde yapıldı filan ama tabi kamyonlar neleri taşıdılar, neleri götürdüler bilmiyoruz. Ben şimdi korunamayan kültürel miras Hacı Bayram Camisi ve o tapınağın çevresi. Şimdi burada bu Frig akropolü olan Hacı Bayram'ın çevresinde ve antik dönemden kalan sur duvarlarının nasıl yıkıldığını hem bu kitapta anlattım, güzel şehir ilkeleri hem de burada anlatmaya çalıştığım özetle maalesef ve maalesef bakımsız bırakılarak sur duvarları, 3. sur duvarı ve onun öncesi de tapınak duvarı yıkılmıştır.

3. sur duvarıyla ilgili bir program da yaptım zaten hocam, kalan son bir bölüm var 27 metrelik bir bölümü var. O da bir büyük katlı otoparkın alt katında, onu da izleyiciyle buluşturduk. O 3. sur duvarı maalesef 19. yüzyılda yok edilmiştir. Ama o da 16. yüzyıl sonlarında inşa edilen, Celal-i İsyanlar için oluşturulmuş bir şey.