Tarih

Kurtuluş'a Giden Yolda Yenilgi: Kütahya-Eskişehir

Tarihte bugün, Kurtuluş Savaşı'mızda aldığımız tek yenilgi olan Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'nin yıl dönümü. Gelin birlikte bu muharebelere birlikte bakalım.

Abone Ol

Türk İstiklal Savaşı'nın en kritik ve çetin aşamalarından biri olan Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'ni okuyoruz.

1921 yılının Temmuz ayında gerçekleşen bu muharebeler, Yunan ordusunun Anadolu içlerine doğru ilerleyişini durdurmak amacıyla Türk ordusunun verdiği büyük mücadele, zorlu koşullara rağmen stratejik bir geri çekilmeyle sonuçlandı ve Sakarya Meydan Muharebesi'nin zeminini hazırladı.

Ancak bu muharebeler, sadece askeri bir mağlubiyetten ibaret olmayıp, içinde birçok ilginç detayı ve az bilinen yönü barındırır.

YUNAN SALDIRISI VE TÜRK SAVUNMASI

1921 yazına gelindiğinde, Yunan ordusu Anadolu'da büyük bir taarruz başlatma hazırlığındaydı. Amaçları, Ankara'yı ele geçirerek Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Hükümeti'ni teslim olmaya zorlamak ve Sevr Antlaşması'nı uygulamaya koymaktı.

  • Yunan Ordusunun Hazırlığı ve İlerlemesi: Yunan kuvvetleri, İngilizlerin sağladığı destekle ve sayıca üstün, teçhizatça daha donanımlı bir konumdaydı. Batı Cephesi'ndeki Türk ordusu ise henüz tam olarak teşkilatlanmamış, lojistik ve mühimmat açısından yetersiz durumdaydı. Yunan taarruzu, 10 Temmuz 1921'de Bursa, Uşak ve Afyonkarahisar yönlerinden aynı anda başladı. Amaç, Kütahya ve Eskişehir'i ele geçirerek Türk ordusunun ikmal hatlarını kesmek ve Ankara'ya giden yolu açmaktı.
  • Türk Ordusunun Direnişi ve Zorlu Koşullar: Türk ordusu, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa komutasında büyük bir direniş gösterdi. Ancak Yunan ordusunun sayısal ve teknik üstünlüğü karşısında, Türk birlikleri ağır kayıplar vermeye başladı. Özellikle Kütahya ve Eskişehir çevresindeki çatışmalar şiddetli geçti. Askerler, yorgunluk, açlık, susuzluk ve mühimmat sıkıntısıyla boğuşarak kahramanca savaştılar.

Az Bilinen Bir Bilgi: Muharebeler sırasında Türk askerlerinin giyim ve teçhizat eksikliği o kadar fazlaydı ki, bazı askerlerin ayaklarında çarık yerine paçavralarla savaştığı, mühimmatın ise elde kalan az sayıda topla idare edildiği bilinmektedir. Bu durum, Türk milletinin azmini ve fedakarlığını bir kez daha gözler önüne sermiştir.

  • Mustafa Kemal Paşa'nın Stratejik Kararı: Muharebelerin seyrinde kritik bir an yaşandı. Durumun ciddiyetini gören Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa'ya verdiği talimatla Türk ordusunun daha fazla kayıp vermesini engellemek ve Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilerek yeni bir savunma hattı kurmak emrini verdi. Bu emir, Türk tarihinde benzeri görülmemiş bir stratejik geri çekilme anlamına geliyordu.

İlginç Bir Bilgi: Mustafa Kemal Paşa'nın bu kararı, o dönemde TBMM'de ve kamuoyunda büyük tartışmalara yol açtı. Bazı vekiller, ordunun geri çekilmesini bir bozgun olarak nitelendirerek Paşa'yı eleştirdi.

Ancak Paşa, "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz" diyerek bu stratejinin önemini ve hedefini net bir şekilde ifade etmiştir.

GERİ ÇEKİLME VE SAKARYA HAZIRLIĞI

Kütahya-Eskişehir Muharebeleri, Türk ordusunun savunma hattını kaybederek daha güvenli bir bölgeye, Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmesiyle sonuçlandı. Bu, askeri bir yenilgi olarak görünse de, aslında stratejik bir zaferin önünü açtı.

  • Toprak Kaybı ve Morallerdeki Düşüş: Muharebeler sonucunda Kütahya, Eskişehir ve Afyonkarahisar gibi önemli şehirler Yunan işgaline uğradı. Bu durum, halk arasında ve TBMM'de büyük bir üzüntü ve moral bozukluğu yarattı. Ankara'ya kadar çekilme ihtimali, paniğe yol açtı.
  • Mustafa Kemal'in Başkomutanlığı: Muharebelerdeki olumsuz sonuçlar üzerine TBMM'de büyük bir kriz yaşandı. Mustafa Kemal Paşa'ya Başkomutanlık yetkisi verilmesi gündeme geldi. Meclis, zorlu tartışmaların ardından, 5 Ağustos 1921'de Mustafa Kemal Paşa'ya Başkomutanlık yetkisini verdi. Bu yetkiyle Paşa, Türk ordusunu topyekün savaşa hazırlayacak önemli kararlar alabilecekti.

Az Bilinen Bir Bilgi: Mustafa Kemal Paşa, Başkomutanlık yetkisini alırken, bu yetkiyi sadece üç ay süreyle ve tüm meclisin yetkilerini kapsayacak şekilde talep etmişti. Bu durum, Paşa'nın ne denli kritik ve riskli bir dönemde sorumluluk aldığını göstermektedir.

  • Tekalif-i Milliye Emirleri: Başkomutanlık yetkisini alan Mustafa Kemal Paşa, Türk ordusunun eksiklerini gidermek amacıyla 7-8 Ağustos 1921 tarihlerinde "Tekalif-i Milliye Emirleri"ni yayınladı. Bu emirler, halktan ordu için giyim, yiyecek, mühimmat ve taşıt gibi ihtiyaçların karşılanmasını öngörüyordu. Türk milleti, bu emirlere büyük bir fedakarlıkla uyarak orduya destek oldu.

İlginç Bir Bilgi: Tekalif-i Milliye Emirleri'nin uygulanması sırasında, birçok Anadolu kadını, kendi ziynet eşyalarını, evlerindeki yiyecekleri ve hatta tarladaki ekinlerini orduya bağışlamıştır. Bu, topyekün bir milli mücadelenin en çarpıcı örneklerinden biridir.

MUHAREBENİN MİRASI

Kütahya-Eskişehir Muharebeleri, Türk ordusunun Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmesiyle sonuçlansa da, aslında Büyük Taarruz'a giden yolda atılmış önemli bir adımdı.

  • Zaman Kazanma ve Yeniden Yapılanma: Bu stratejik geri çekilme, Türk ordusuna zaman kazandırdı. Bu süre zarfında ordu, Sakarya Nehri'nin doğal savunma hattını kullanarak yeniden organize oldu, takviye aldı ve mühimmat eksikliklerini gidermeye çalıştı.

  • Sakarya Meydan Muharebesi'nin Zeminini Oluşturma: Kütahya-Eskişehir Muharebeleri, Türk ordusunun taktiksel bir geri çekilmeyle daha avantajlı bir savunma pozisyonuna geçmesini sağladı. Bu durum, bir ay sonra başlayacak olan ve Türk İstiklal Savaşı'nın dönüm noktası olacak Sakarya Meydan Muharebesi'nde kazanılacak zaferin temelini oluşturdu.
  • Milli Azim ve Liderliğin Önemi: Muharebeler, Türk milletinin bağımsızlık azmini ve Mustafa Kemal Paşa'nın olağanüstü liderlik vasıflarını bir kez daha gösterdi. En zorlu koşullarda bile pes etmeyen bir milletin ve dahi bir komutanın hikayesidir.

Kütahya-Eskişehir Muharebeleri, Türk İstiklal Savaşı'nın acı, ancak derslerle dolu bir sayfasıdır. Bu muharebeler, Türk milletinin bağımsızlık yolunda karşılaştığı zorlukları, verdiği büyük fedakarlıkları ve Mustafa Kemal Atatürk'ün stratejik dehasını bir kez daha gözler önüne sermektedir.