Sanatçı Aytuğ Çelik, 21 Mart Dünya Kukla Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, kukla sanatının sadece çocuklara hitap eden bir eğlence olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, köklü ve çok yönlü bir performans geleneği olduğuna vurgu yaptı.
Kukla sanatının günümüzde tiyatrodan sinemaya, dijital anlatılardan performans sanatlarına kadar geniş bir alanda varlığını sürdürdüğünü ifade eden Çelik, bu özel günün geleneksel formların çağdaş sanatla yeniden buluşturulması için önemli bir fırsat sunduğunu söyledi.
“Karagöz dünya çapında tanınıyor”
Karagöz geleneğinin uluslararası alanda bilinirliğine dikkat çeken Çelik, Türk gölge oyununun 500 yılı aşkın geçmişe sahip olduğunu hatırlattı. Karagöz’ün estetik dili ve doğaçlama yapısıyla dünya kukla çevrelerinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Çelik, buna karşın Türkiye’de üretim alanının daraldığını ifade etti.
“Gelenek yaşatılmalı, müzeye hapsedilmemeli”
Çekya, Polonya ve Bulgaristan gibi ülkelerde geleneksel kukla sanatının modern tekniklerle harmanlandığını dile getiren Çelik, Türkiye’de bu tür çalışmaların yeterince sürdürülebilir olmadığını söyledi. Geleneksel sanatların sadece korunmasının yeterli olmadığını belirten Çelik, “Karagöz’ü bir müze objesi olarak değil, yaşayan bir performans olarak ele almalıyız” dedi.
Eğitim ve kurumsallaşma vurgusu
Kukla sanatına ilginin sürdüğünü ancak bunun doğru eğitim modelleriyle desteklenmesi gerektiğini belirten Çelik, yalnızca usta-çırak ilişkisinin yeterli olmadığını ifade etti. Akademik temelli bir eğitim ve denetim mekanizmasının gerekliliğine dikkat çeken sanatçı, bu konuda geç kalınmaması gerektiğini söyledi.
“Sanat her yere ulaşmalı”
Geleneksel sanatların büyük şehirlerle sınırlı kalmasının erişimi zorlaştırdığını belirten Çelik, Anadolu’da bu sanatlara ulaşmanın daha kolay hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. Kendi deneyimlerinden örnek veren Çelik, genç yaşlarda bu sanatla yeterince buluşamadığını dile getirdi.
“Mesele geleneği kopyalamak değil”
William Shakespeare ile Karagöz arasında benzerlik kuran Çelik, her iki geleneğin de insanın temel duygularına hitap ettiğini söyledi. Karagöz’ün toplumsal eleştiriyi mizahla birleştiren yapısıyla günümüzde de geçerliliğini koruduğunu belirtti.
Çelik, “Karagöz’ün bize ihtiyacı yok, bizim ona ihtiyacımız var” diyerek, bu köklü mirasın doğru şekilde geleceğe taşınması gerektiğini ifade etti.




