Günümüzde sokaklarda retro esintili, geçmişin ruhunu taşıyan kıyafetlerle dolaşan insanlara rastlamak artık daha olağan. Özellikle şehrin belirli noktalarında, karakteristik tarzlarıyla dikkat çeken bu kişiler, yalnızca estetik bir tercih mi yapıyor, yoksa bu giyim anlayışının ardında daha derin bir felsefe mi yatıyor?
Eski deri ceketler, örgü kazaklar, yıllanmış ayakkabılar… Bunlar, sadece giyen kişinin tarzını değil, aynı zamanda bakış açısını da yansıtan birer anlatım biçimi gibi. İlk bakışta bu tercihlerin yalnızca kişisel güzellik algısından kaynaklandığını düşünebiliriz. Ancak işin içine biraz daha derinlemesine bakınca, bu tarzın aynı zamanda sürdürülebilir modaya yönelişin, bilinçli bir tüketim anlayışının ve dayatılan hızlı moda düzenine karşı bir başkaldırının da göstergesi olduğunu fark ediyoruz.
Minimalist yaşam ve sürdürülebilir moda ekseninde "eskici" diye tabir edilen, eski kıyafetlerin parça parça satıldığı dükkanların sayısı giderek artıyor. Bu mekanlar, özellikle 80’ler ve 90’ların karakteristik izlerini taşıyan kıyafetleri ve aksesuarları barındırıyor. Ancak sanılanın aksine buralardan giyinmek her zaman ucuz bir alternatif değil. Aksine, günümüzün büyük markalarının sunduğu seri üretim ürünlerin yerine, uzun ömürlü ve kaliteli malzemelerden üretilmiş, zamana direnen parçalar bulunuyor bu dükkânlarda.
Gerçek deri ceketler, yıllara meydan okuyan sağlam ayakkabılar, katkısız ve sağlıklı pamuklu kumaşlar… Bunlar, yalnızca doğaya bir nefes alanı açmakla kalmıyor, aynı zamanda bireyin kendisini standartların ve dayatılan moda anlayışının dışında konumlandırmasını da sağlıyor. Hızlı tüketim kültürünün ürettiği geçici akımlara kapılmak yerine, zamansız ve kişisel anlam taşıyan parçaları tercih eden insanlar, aslında bir moda hareketinin değil, bir farkındalık akımının parçası oluyorlar.
Bu akımın temelinde, modanın sadece tüketimden ibaret olmadığına dair güçlü bir inanç var. Bir kıyafetin ne kadar yeni olduğu değil, ne kadar anlam taşıdığı önemli. Giysiler, yalnızca bir bedenin üzerini örtmek için değil, bir duruşu yansıtmak, bir mesaj vermek için de varlar. İşte bu yüzden, ikinci el moda sadece bir tarz meselesi değil; aynı zamanda bireyin hem kendine hem de çevresine karşı bilinçli bir duruş sergileme biçimi.