Türk Halk Müziğinin efsane ismi unutulmuyor

Ankara Kent Konseyi, Aşık Veysel Şatıroğlu’nun Ölümünün 51. Yılında Anma Programıyla Onurlandırdı.

GONCAGÜL KONAŞ

Türk halk müziğinin unutulmaz isimlerinden biri olan Aşık Veysel Şatıroğlu’nun ölümünün üzerinden tam 51 yıl geçti. Ancak, onun müziğinin ve ilham veren yaşam öyküsünün izleri hala canlılığını koruyor. Bu önemli dönüm noktası, sevenleri ve müzikseverler tarafından büyük bir saygı ve özlemle anılıyor.

Ankara Kent Konseyi’nin ev sahipliğinde düzenlenen özel bir etkinlikle, Türk halk müziğinin efsane ismi Aşık Veysel Şatıroğlu, ölümünün 51. yılında bir kez daha anıldı. Başkentlilerin yoğun ilgi gösterdiği program, Aşık Veysel’in unutulmaz eserlerini seslendiren Selçuk Balcı’nın performansıyla gönülleri fethetti. Bu anlamlı etkinlikte, Aşık Veysel’in torunu Gül Eda Hür’ün yapmış olduğu konuşma ise duygusal bir atmosfer oluşturdu.

“VEYSEL’İ YALNIZCA ANMAK İÇIN DEĞİL, ANLAMAK VE ANLATMAK İÇİN BİR ARAYA GELDİK”

Açılış konuşmasını yapan Ankara Kent Konseyi yürütme kurulu başkanı Halil İbrahim Yılmaz, “2022 yılında, vefa dalında verilen Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat büyük ödülü, Aşık Veysel’e verilmiştir. İnsanlık davasının yılmaz savunuculuğunu yapan ölümsüz dizelerinde bunu dile getiren ve gönül gözüyle çalıp söyleyen halk ozanımız Aşık Veysel Şatıroğlu’nun vefatının 51. yılında onu anmak, eserlerini yaşatmak için toplanmış bulunmaktayız. Bugün Veysel’i yalnızca anmak için değil, anlamak ve anlatmak için bir araya geldik. Tüm misafirlerimize kıymetli katılımlarından dolayı teşekkür ederim, programımıza hoş geldiniz.” şeklinde konuştu.

“Türkiye’deki bütün tarlaları solar ışıklarla doldursanız bile bir Aşık Veysel ışığı etmez!” diyen Yılmaz, “Büyük ozan Aşık Veysel, yedi yaşında gözlerini kaybetmiş olmasına rağmen, görmenin bir tek gözler ile değil, gönül, ahlak ve aşk ile olduğunu bizlere öğretti. Aşık Veysel, çok yüce bir ışığa sahipti. Işığı yalnızca kendini değil, kentini, mahallesini, dünyayı aydınlattı. Işığıyla insanları parlatan Veysel, hiçbir zaman onların sosyolojik ve kültürel yapılarına bakmadı. Onun dizelerinde Anadolu’nun derinliklerinde yaşayan halkın sesi, sevgisi ve acısı yankılanır. Aşık Veysel’in türkülerinde memleketimizin ruhunun tüm renkleriyle karşılaşırız, çünkü o, Anadolu kültürünün vücut bulmuş halidir!” ifadelerini kullandı.

“BU MİRASI GELECEK NESİLLERE AKTARMALIYIZ”

Bu özel programda başkentlileri yalnız bırakmayan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, “Somut kültür miraslarını görmek çok kolaydır bir şekilde onları onarırsınız da kaybolmadıysa kırılmadıysa veya bizimkiler gibi yurt dışına kaçırılmadıysa ama daha önemlisi hepimizi ilgilendiren somut olmayan kültür mirası. Dolayısıyla bu somut olmayan kültür mirasının gelecek kuşakları mutlaka aktarılması lazım. Günümüzün Yunus Emre’si olan Aşık Veysel’in şiirlerini Muzaffer Sarısözen’in derlediğini bilmiyordum.” dedi.

Muzaffer Sarısözen’in Türkiye’yi gezerek, Ankara’nın ve Beypazarı’nın tüm türkülerini derleyen kişi olduğunu belirten Yavaş, “Muzaffer Sarısözen Türkiye çapında somut olmayan kültür mirasının gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamıştır. Biz de inşallah aşık Veysel’in türkülerinde vücut bulan bu ruhu, somut olmayan kültür mirası olarak kabul edip gelecek kuşaklara aktarmak zorundayız. Şiirlerini ve türkülerini dinlediğimiz zaman gerçekten gönül gözüyle bakmanın ne olduğunu anlıyoruz. Herkesten daha iyi görüyor herkesten daha iyi duyuyor ve herkesten daha iyi hissediyor…” ifadelerini kullandı.

Yavaş. “Bize düşen bu somut olmayan kültür mirasını damla damla bütün hücrelerimizde hissetmek suretiyle gelecek kuşaklara doğru olarak aktarmak ve onların da hissetmesini sağlamak durumundayız diyorum ve kendisini rahmetle anıyorum. Bu toplantıyı düzenlemede emeği geçen herkese çok teşekkür ederim. Eda kızımız da Aşık Veysel’in bize bir emaneti.” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

“BİR ULU AĞAÇTAN, BİR YAPRAK DÜŞSE, O ANDA ACISINI DUYAR, İNCİNİRİM”

CHP Çankaya Belediye Başkan Adayı Hüseyin Can Güner de bu özel gün için duygularını dile getirerek, “Koca Veysel’in dostlar beni hatırlasın diye vasiyet ettiği ve bugün onu unutmayıp bir araya gelen onu hatırlayan sevgili dostları hoş geldiniz. Aşık Veysel benim yaşamımda da çok önemli bir yere sahiptir. Rahmetli dedemin bana hediye ettiği ilk kitaptır ‘dostlar beni hatırlasın’ Ümit Yaşar Oğuzcan derlemesiyle onun bütün şiirlerinin yer aldığı güzel bir eserdir. Ben de küçük yaşlardan itibaren o eserde Veysel’in bize aktardığı ve aşıladığı kültürle yetişmiş bir kardeşiniz olarak bugün sizlerin arasında Çankaya belediye başkan adayı sıfatıyla da konuşmaktan ayrıca mutluluk duyuyorum.” ifadelerini kullandı

Güner, “Tabii bu bize aynı zamanda büyük sorumluluklar veriyor Aşık Veysel’in bugünlere getirdiği, aktardığı kültürünü gelecek nesillere de aktarabilmek ve koruyabilmek adına biz yerel yönetimler olarak da daha işlevsel şekilde çalışmak zorundayız” dedi.

Aşık Veysel’in çok sevdiği bir Anekdotuyla cümlelerini sonlandırmak istediğini belirten Güner, “Hasanoğlan köy enstitüsünde bir kiraz ağacı vardı. Veysel o kiraz ağacının gölgesine zaman zaman bir sandalye koydurtur, oturup orada dinlenirmiş. Bir gün yağmur birden doluya çeviriyor ve hepsi içeriye kaçıyorlar sonra tekrar dışarıya çıktığında yine aynı yere sandalyesini koydurtuyor ve eliyle dokunduğunda okşadığı o kiraz ağacının dallarının, yapraklarının incindiği hisseder ve ‘Bir ulu ağaçtan, bir yaprak düşse, o anda acısını duyar, incinirim.’ der.’ ‘‘gerçekten bugüne kadar gelen ve o acıyı yüreğinde hissettiğini de gösteren güzel eseri kaleme alır o eseri hazırlar. Bizim için bu miras çok değerli çok anlamlı. Bizler bu mirasa sahip çıkmaya devam edeceğiz. Sizlerle bir arada olmaya devam edeceğiz. Mansur başkanımızın bugün sahip çıktığı gibi bizler de Çankaya Belediyesi olarak bundan sonra daha fazla sahip çıkacağız.” şeklinde konuştu.

“GÖNÜL GÖZÜYLE DÜNYA’YI GÖREN VE BUNU ŞİİRLERİNE YANSITAN BİR OZANDIR AŞIK VEYSEL”

Aşık Veysel Şatıroğlu’nun torunu aynı zamanda Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Gül Eda Hür, dedesini hiç görmese de onun hayatını ve kişiliğini aile büyüklerinden dinleyip tanıma fırsatı bulduğunu ifade ederek, “Dedem Aşık Veysel; O hepimizin dedesi, büyük bir Ozan. Ben dedemi tanımasam da görmesem de şanslıyım. O’nu anneannemin, annemin, aile büyüklerimin anlattıklarıyla tanıdım ve onu her gün yeni yönleriyle tanıyarak büyüdüm. Aşık Veysel’in torunu olmak hem büyük bir onur hem de büyük bir sorumluluktur. Büyüklerimin anlattıklarıyla dinlediğim dedem, çocuklarına düşkün, köyüne ocağına bağlı bir bireymiş. Anneannem Zekine Şatıroğlu, Veysel dedemin hem kızı hem de arkadaşı gibiymiş, yemekleri dahil Veysel dedemin tüm hizmetini anneannem yaparmış. Dedem aynı zamanda kahve tutkunuymuş. Kahveyi hep kızı Zekine kavursun istermiş, bir başkası kavurduğunda da onun kızı Zekine tarafından kavrulmadığını anlarmış. Sezgileri, gönül gözü açık üstün ve kıvrak zekasıyla espri yeteneği kuvvetli, hazır cevap bir insanmış. Gelen misafirlere mutlaka birkaç kıta türkü söyler, yemeklerini yedirir öyle uğurlarmış. Aynı zaman da komşu ve akrabalık ilişkilerine çok önem verirmiş. Ölüm döşeğindeyken Çocuklarına son nasihati ‘komşularla iyi geçinin, kimsenin kalbini kırmayın’ olmuş.” dedi.

Sözlerine devam eden Hür, “Aşık Veysel yaşamı boyunca ekonomik, fiziksel, sosyal olarak birçok sıkıntı yaşamış, Çocuk yaştan itibaren yaşadığı talihsizlikler onu umutsuzluk ve hiçlik duygusuna sürüklese de temelde yaşama sarılmayı hiç elden bırakmamış ve şiirleriyle hep umut aşılamıştır. Kendini kahır ve sabırla yetiştirmiş, ilme ve bilime önem veren, gönül gözüyle okuyup Dünya’yı gören ve bunu şiirlerine yansıtan bir ozandır. Okuma yazma bilmemesine rağmen bunun eksikliğini ve önemini kavramış topluma da bunun öneminin mesajlarını dizeleriyle vermeyi ihmal etmemiştir.” şeklinde konuştu.

23 Mar 2024 - 12:52 Ankara- Yaşam

Mahreç  Haber Merkezi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Zafer Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Zafer Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Zafer Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Zafer Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.