"Her birinin milletten özür dilemesi gerekir"

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, yerel seçim öncesi gizli protokollerin ortaya çıktığını belirterek, "Her birinin bugün yerel seçim için oy istemeden önce o süreçte ortaya koydukları tutumla ilgili olarak milletten özür dilemesi gerekir. Bütün bunlar olmamış gibisinden 'Ben iyiydim onlar kötüydü' diyerek oy istemek siyaset açısından geçer not almaz.

Büyütmek için resme tıklayın

CHP'de neredeyse siyasi aklın rafa kaldırıldığı, onun yerine yapay zeka ile karar verilmeye çalışıldığı, hizip savaşların devam ettiği bir tablo var" dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, parti genel merkezinde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Çelik, seçim işleri başkanlığının seçim sürecinin başlamasından itibaren yaptığı çalışmaları ve bundan sonraki takvimi değerlendiren kapsamlı bir sunum gerçekleştirdiğini belirterek, "Bugün Sayın Cumhurbaşkanımız da belirtti. Birincisi bütün teşkilatlarımıza her zaman söylediği şey şudur. Sahada olacağız. Milletimize daha çok gideceğiz. Aynı zamanda da neticenin yansıdığı sandık korunması konusunda sandıkta milletimizin iradesine tam olarak çıkması konusunda da son derece hassas olacağız. Bu çerçevede iradenin tam olarak çıkması çerçevesinde bizim parti olarak üzerimize düşen çalışmaları Ali İhsan Bey başkanlığındaki Seçim İşleri Başkanlığımız yapıyor. Şimdiye kadar İhsan Bey ve arkadaşlarımın yaptığı çalışmalar bir kere daha Ak Parti'nin kurumsal kapasitesi itibariyle seçimlere her zamanki gibi hazırlıklı olduğunu gösteriyor. Bundan sonrasında da takvime uygun olarak bütün bu sürecin değerlendirilmesi ve bu süreç çerçevesinde seçimle ilgili çalışmaları partimizin diğer kurumları tarafından yerine getirilmesi titizlikle takip edilecektir. Bugün Sayın Cumhurbaşkanımızın, Genel Başkanımızın doğum günü. AK Parti'nin yetkili kurulları adına bütün teşkilatlarımız adına kendilerinin doğum gününü yaş gününü kutluyoruz. Cenabı Allah nice bereketli, hayırlı yıllar bir uzun ömür nasip etsin. Şimdiye kadar vatandaşlarımızın da çok zarif bir şekilde ifade ettiği gibi milletine adanmış bir ömürle bedel ödenmiş pek çok süreci yöneterek bu yaşlara büyük işlere imza atarak büyük devrimlere imza atarak geldiler. Bundan sonrasında da kendilerine sağlık mutluluk, huzur içerisinde büyük başarılarla milletimiz için yapacakları ve mazlumlar için yapacakları çalışmalarda başarılar dileyerek nice yaşlar diliyoruz. Değerli arkadaşlar, Antalya'daki sel felaketi ve Erzincan’daki kayıplarımız ortaya çıkan toprak kayması neticesinde büyük üzüntüler yaşadık. Kaybettiğimiz canlarımıza cenabı Allah'tan rahmet diliyoruz. Bugün Elazığ'da bir olay oldu. Ama Allah'a şükür ki oradaki vatandaşlarımız sağ olarak kurtarıldı. Bir kere daha Cenabı Allah'tan milletimizi her türlü afetten beraber korumasını niyaz ediyorum bütün bu seçim sürecinde bu çalışmalar devam ederken aynı şekilde ülkemizin güvenliğinin korunması bakımından terörle mücadele kararlılıkla sürmeye devam ediyor. Bizim tabii terör örgütlerine karşı bu mücadelemiz sürerken esas amacımız tabii ki ülkemizin iç ve dış güvenliğini korumak aynı zamanda da birtakım siyasi projelerin neticesi olarak sınırlarımızın etrafında birtakım teröristan adacıkları kurmak isteyenlere müsaade etmemektir. Şimdiye kadarki kararlılığımız sınırlarımızın yakınında teröristan kurmak isteyenlere hiçbir şart altında müsaade etmeyeceğimizi göstermiştir. Eğer bu Fırat Kalkan’ı Zeytin Dalı gibi harekatlar çok güçlü bir şekilde yapılmasaydı birtakım siyasi projeler, bölgenin haritasını değiştirmek isteyen birtakım karar çerçevesinde sınırlarımızı da yakınlarında birtakım teröristan devletçiklerinin kurdurulmaya çalışıldığını biliyoruz. Bunların arkasındaki olanakları da biliyoruz. Dolayısıyla bunlara şimdiye kadar müsaade etmedik. Bundan sonrasında da müsaade etmeyeceğiz" diye konuştu.

'31 BİNİ AŞKI KONUT VE KÖY EVİ TESLİM EDİLDİ'

Çelik, konuşmasında, "Komşularımızın da güvenliğini sağlaması bakımından son derece önemlidir. Eğer komşularımız bu terör örgütlerini bertaraf etme konusunda yeterli ve zamanında kapasite ortaya koyabiliyorlarsa zaten sorun olmayacaktır. Ama bu kapasite ortaya koyulmadığı zaman ortaya çıkan tablo çerçevesinde Türkiye bu hakkını kullanacaktır. Son zamanlarda biliyorsunuz Irak merkezli olarak birtakım konular gündeme geliyor. Arkadaşlarımız Irak'ın üst üste ziyaret ettiler. Ve burada hem bu terör örgütlerinin karşı ortak mücadele bakımından hem de Irak'ta hayata geçirmeyi planladığımız kalkınma yolu projesinin sağlığı ve geleceği açısından bu terör örgütleriyle güçlü mücadele ve ortak mücadele iradesinin ne kadar önemli olduğunu net bir şekilde ifade etmiş oldular. Dolayısıyla Güney sınırlarımızda özellikle hiçbir şekilde bu terör yapılanmalarına müsaade etmeyeceğimizi, bu terör örgütlerinin faaliyetlerini takip ettiğimiz gibi bunları kullanan bir takım odakların ortaya koymaya çalıştığı siyasi projelerde net bir şekilde gördüğümüzü hep birlikte mücadele ettiğimizi ifade etmek isterim. Aynı şekilde DEAŞ gibi aynı şekilde organize suç örgütleri milletimizi ve demokrasimizi tehdit eden her türlü unsurla demokrasimizi koruma çerçevesinde milletimizin medeni yaşam hakkını koruma çerçevesinde gerekli mücadele kararlılıkla sürdürülecek. Tabii seçim sürecindeyiz ama bir kere daha ifade etmek isterim ki ne seçim, ne başka bir gündem. Hiçbir şekilde deprem bölgesindeki vatandaşlarımızın yaralarını sarma konusundaki irademizin önüne geçemez. Cumhurbaşkanımız depremin birinci yıl dönümünde Hatay, Gaziantep, Kahramanmaraş, Şanlıurfa ve Adıyaman illerini ziyaret etti. Bu bizim her gündem içerisinde, her şart altında deprem bölgesindeki vatandaşlarımızla beraber olduğumuzu, kaybettiğimiz canları her zaman hatırımızda tuttuğumuzu ve yaraların sarılması konusundaki çalışmaları kesintisiz bir kararlılıkla sürdüreceğimizin ifadesidir. Cumhurbaşkanımız ziyaret ettiği 5 ilde hak sahiplerine 31 bini aşkın konut ve köy evi teslim edildi. Bundan sonrasında da aynı takvim çerçevesinde vatandaşlarımızın tüm yararlarına sarıldığı evlerini kaybedenlere evlerinin bu çalışmalar çerçevesinde teslim edildiği süreçleri hep beraber göreceğiz. Bir kere daha deprem bölgesindeki vatandaşlarımıza sevgilerimizi, saygılarımızı sunuyoruz" dedi.

'KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARI TÜRKİYE'NİN KREDİ NOTUNU YÜKSELTMEKTEDİR'

Ömer Çelik, konuşmasının devamında, "İç ve dış gelişmeleri birlikte ilgilendiren bir diğer konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın güçlü desteğiyle yürüyen ekonomik program Cumhurbaşkanımızın güçlü siyasi iradesi ve güçlü desteğiyle Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek'in koordinasyonunda yürüyen program meyvelerini vermeye devam ediyor. Tabii ki enflasyonda düşüş, cari açığın azalması, aynı şekilde kadın istihdam oranının artması, genç işsizlik oran azalması gibi pek çok alanda güçlü neticeler görülmeye başlandı. Bunların 2023 yılı son çeyreğinde ve bu yılın ilk çeyreğine ilişkin makroekonomik ve finansal göstergelere bunlar net bir şekilde yansımaya başladı tüm bu alanlarda. Tabii örneğin kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 35,9'a çıktı. Aynı şekilde genç işsizlik oranında 4,7 puan iyileşerek yüzde 15,3'e geriledi. Enflasyonla ilgili olarak ve diğer alanlarla ilgili olarak da olumlu gelişmeleri görmeye devam edeceğiz. Tabii bununla paralel olarak ülkemize giren yatırım miktarı ülkemize giren yabancı para miktarı da bu çerçevede artmaktadır. Kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye'nin kredi notunu yükseltmektedir. Bu bütün bu göstergelere baktığımızda Cumhurbaşkanımızın güçlü desteğiyle Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek'in koordinasyonunda yürüyen bu programın olumlu etkilerinin görüldüğünü bundan sonra vatandaşlarımızın bu olumlu etkileri daha çok göreceğini ve vatandaşımızın refahına katkıda bulunma konusunda bu programın daha güçlü neticeler vereceğini değerlendiriyoruz" ifadelerini kullandı.

'NETANYAHU HÜKÜMETİNİ BU SOYKIRIM FAALİYETİNDEN GERİYE DÖNDÜRMEDİ'

Çelik, herkes için acı olan ve bütün dünyanın gündeminde olan Gazze'deki Netanyahu hükümetinin soykırım faaliyetlerinin devam ettiğini hatırlatarak, şöyle dedi:

"Burada Doğu Kudüs başta olmak üzere Batı Şeria'da gerçekleştirdikleri saldırılarda hayatına kaybeden Filistinlilerin sayısı giderek artıyor. Hiçbir çağrı hiçbir girişim Netanyahu hükümetini bu soykırım faaliyetinden geriye döndürmedi. Maalesef açlıkla mücadele konusunda yepyeni bir imtihanla karşı karşıya kaldı Gazze'deki kardeşlerimiz. Ve açık kaynakların söylediği maalesef öylesine büyük bir gıda problemi var ki insanlar hayvan yemi yemek durumunda kalıyorlar. Ve yine Birleşmiş Milletler Çocukların Yardım Fonu'nun raporlarına göre altı çocuktan bir tanesi Gazze'de şiddetli bir kıtlık ile karşı karşıya. Ve burada güvenlik çerçevesinde İsrail'in güvenliği çerçevesinde faaliyet yürüttüğünü söyleyen İsrail Güvenlik Güçleri'nin aslında İsrail'in güvenliği çerçevesinde değil tamamen Gazze'deki insanları öldürmek, yok etmek gibi bir soykırım amacıyla sistematik bir katliam çerçevesinde hareket ettiği defalarca görüldü."

'BM’DEKİ BİLEK GÜREŞİ 10 DAKİKADA BİR ÇOCUĞUN ÖLDÜĞÜ SOYKIRIMIN DEVAM ETMESİNE YOL AÇMAKTADIR'

Güney Afrika Cumhuriyeti'nin 1948 soykırım suçunun önlenmesi ve cezalandırılmasına ilişkin soykırım sözleşmesi kapsamında yükümlülüklerini ihlal ettiği için İsrail'e karşı uluslararası adalet divanına başvurması önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Çelik, "Burada Güney Afrika'yı bu eylemlerinden dolayı eleştirenlerin aslında bu soykırım suçuna ortak oldukları ve bu soykırım faaliyetlerini desteklediklerini ifade etmek isterim. Yani Güney Afrika'yı bu girişiminden dolayı eleştiriyorsa bunun açık anlamı onların aslında bu soykırım faaliyetlerini destekledikleri ve bu çerçevede bu soykırım suçuna ortak oldukları anlamına gelir. Tabii burada divan, İsrail'in divanın hükümleri yani ihlallerini tespit etti, adını koydu. Biz de bu gelinen noktada son derece bunun doğru olduğunu ifade ettik. Ama netice itibariyle bir ateşkes çağrısının olmaması ve bu ateşkes hayata geçirecek bir mekanizmanın olmaması bu büyük eksikliği maalesef devam ettirmektedir. İşte divanın hükümleri çerçevesinde bir ay içerisinde bir rapor verecek ama İsrail bu safhalardan defalarca geçmiştir. Ve her seferinde de uluslararası hukukun kurallarını ihlal ederek, uluslararası hukukun kurallarını yok sayarak bu faaliyetlere devam etmiştir. Şimdi Gazze'de ortaya çıkan tabloysa topyekûn uluslararası sistemin etkisizleşmesi, işlevsizleşmesi, işe yaramaz hale gelmesi gibi bir neticeye gelmiş, dayanmıştır. Eğer uluslararası sistem, uluslararası hukuk ve uluslararası kurumlar bunu durduramıyorlarsa o zaman hiçbir işe yaramıyorlar demektir. O zaman bu kurumlara ve bu ilkelere ihtiyaç yok demektir. Böylesine bir çifte standart her aşamada görülüyor ama Gazze'de resmen soykırıma destek veren bir noktaya ve konuma gelmiştir. O sebeple burada soykırımı yapan hükümetinin ahlaken ve siyaseten iflasının bir nefret eyleminin sembolü haline gelmesinin ötesinde uluslararası kuralların uluslararası mekanizmaların tamamen etkisizleşmesi gibi bir tabloyla karşı karşıyadır. Ve her türlü İsrail'i durduracak ya da İsrail'e ABD tarafından veto edilmesi ise Amerika açısından utanç verici kara leke olarak tarihine geçecek adımdır. Sürekli olarak BM Güvenlik Konseyi içindeki bilek güreşi, 10 dakikada bir çocuğun öldüğü soykırımın devam etmesine yol açmaktadır" dedi.

'GAZZE İÇİN YAPILAN EN GÜÇLÜ DİPLOMATİK GİRİŞİM'

Bugün İspanya ve Belçika'nın doğru olan bir durum ortaya koyduğuna işaret eden Çelik, "Bunun AB açısından da kabul görmesi lazımdır. Avrupa halklarının isyanı, soylu eylem yapmalarının neticesinde daha çok ses çıkmaya başladı. Esas problem Filistin devletinin kurulması için ateşkesin ortaya çıkması ve sürecin başlaması lazım. Başkenti Doğu Kudüs olan coğrafi bütünlüğe sahip Filistin devletinden bahsediyoruz. İsrail'in Gazze ile ilgili planları coğrafi bütünlüğü tamamen yok edecek, her türlü devlet niteliğinden yoksun kâğıt üstünde devlet durumuna Filistin'i getirecek bir noktaya doğru gidiyor. Coğrafi bütünlüğüne sahip Filistin devletinin ortaya çıkmasının uzaklaştığı her durum bu bölgede güvenlik risklerinin artmasına ve İsrail'in katliamı daha da şiddetlendirmesine yol açacaktır. Cumhurbaşkanımızın bütün ziyaretlerinin amacı Gazze konusundaki ortak duruşu daha da güçlendirmektir. Gerek Cezayir, gerek Mısır tarafından yapılan açıklamalar son derece müsbettir. Cumhurbaşkanımızın diplomasi atağının, Gazze için yapılan en güçlü diplomatik girişim olduğunu ifade etmek isterim. Bundan sonra da Gazze gündemimizde olmaya devam edecektir. Karabağ savaşı sonrası ortaya çıkan tabloyu hassasiyetle takip ediyoruz. Bu süreci sabote etmeye çalışan yeni girişimleri görüyoruz. Ermenistan'da bu saldırganlıklardan vazgeçme, refahı çerçevesinde normalleşmeyi yürütme konusunda irade çıktığını görüyoruz. Bunu bazı Batılı ülkelerin ve diasporanın sabote etmek istediğini net bir şekilde görüyoruz. Buradaki barışçıl diplomasiyi güçlü bir şekilde desteklemeye devam edeceğiz" ifadesini kullandı.

'TÜRKİYE YENİ ASTRONOTLARI DA UZAYA GÖNDERECEK’

Ömer Çelik, Türkiye'nin teknoloji alanındaki ilerlemesini devam ettirdiğini vurgulayarak "Cumhurbaşkanlığımız liderliğinde milli savunma hamlesi güçlü bir şekilde devam ediyor. Türkiye yeni astronotları da uzaya gönderecektir. Türk mühendisi ve işçisinin emeğiyle bu ürünlerin çeşitli ülkelerde güvenliği sağlayan İHA ve SİHA'larımız gibi tüm dünyaya barış mesajı vermeye devam edeceğini ifade etmek isterim" dedi.

'GENEL BAŞKANLARIN VATANDAŞLARA ÖZÜR BORCU VAR'

6'lı-7'li destek veren genel başkanların vatandaşlara özür borcu olduğunu ifade eden Çelik "Şimdi gördük ki gizli protokoller çıktı ortaya. Her birinin bugün yerel seçim için oy istemeden önce o süreçte ortaya koydukları tutumla ilgili olarak milletten özür dilemesi gerekir. Bütün bunlar olmamış gibisinden 'Ben iyiydim onlar kötüydü' diyerek oy istemek siyaset açısından geçer not almaz. CHP'de neredeyse siyasi aklın rafa kaldırıldığı, onun yerine yapay zeka ile karar verilmeye çalışıldığı, hizip savaşların devam ettiği bir tablo var. Bütün bunlar siyasetsizliğin neticesidir. En son sığındıkları şey, bütün bu saçmalığı izah etmek için bir yapay zeka hikayesi oldu. Gelinen nokta şudur; 6'lı 7'li masada bulunanların vatandaşa özür beyanında bulunmasıdır" diye konuştu.

'GÖÇ KONUSUNDA GÖÇMEN KONUSUNDA FARKLI BİR SİYASETİNİZ OLABİLİR'

Çelik, seçim sürecinde son derece üzücü bir olaya Ankara Mamak'ta şahit olduklarını belirterek, "CHP başkan adayı Iraklı Türkmen çocuklarının gözünün içine bakarak nefret söyleminde bulundu. 'Bunlar Türkiye için sorun olur' dedi. Bu aslında milletimizin faydasına olmaz, milletimizin değerleriyle uyumlu olmaz. Bunların hangi provakasyonlar gözetilerek yapıldığını net bir şekilde görmeliyiz. Bir topluluğun içerisinde böylesine faşizan bir üslupla konuşulmasını şiddetle lanetlediğimizi ve kınadığımızı ifade etmek isterim. Göç konusunda göçmen konusunda farklı bir siyasetiniz olabilir; ama bu nefret söylemine, suçuna dönüşüyorsa, demokrasiyi zehirleyecek şekilde faşist bir üslupla ifade ediliyorsa bunun karşısında olacağımızı ifade etmek isterim" dedi.

'BÜTÜN DÜNYANIN GÖZÜNÜ KAMAŞTIRAN DEMOKRATİK OLGUNLUKLA BUNU YAPTI'

Siyasi partilerin üstüne düşen sandık güvenliğinin sağlanmasının milletin iradesinin tecelli etmesi açısından önemine vurgu yapan Çelik, "Devlet kurumlarının aldığı tedbirler var bunun yanı sıra siyasi parti temsilcilerinin olayı takip etmekle ilgili vazifeleri var. Herkes sahada özgürce siyaset yapabilsin. Nefret siyasetine savrulmadan, meşruiyet çerçevesinde siyasi faaliyet yapabilsin. Siyasetçinin notunu verecek olan yegâne merci vatandaşımızın iradesidir. Seçim güvenliği güvenlik güçlerimiz tarafından zaten yerine getirilmektedir. YSK gerektiği zaman gerekli açıklamayı yapmaktadır. Sandığa gidildi ve oy kullanıldı. O sandıktan vatandaşımızın iradesinin net çıkması önemlidir. Sandık başlarında nöbet tutan bütün siyasi partilere mensup vatandaşlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. AK Parti olarak çok deneyimliyiz. Bugün de Sayın Cumhurbaşkanımızın katıldığı Seçim İşleri Başkanlarımızın olduğu toplantı gerçekleştirdik. En küçük beldeye kadar temsilci arkadaşlarımız var. Onun görevi sandığın net bir şekilde ortaya çıkmasıyla ilgilidir. Sabah 05.00'te arkadaşlarımızın sandık başında hazır olurlar. Bütün vatandaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz. Türk demokrasisinin korunması, geliştirilmesi bakımından büyük fedakârlıkla çalışan teşkilatlarımıza ve Cumhur İttifakı teşkilatlarına teşekkür ediyorum. Şundan herkes emin olsun. Türkiye güvenli şekilde seçim yapan güvenli ülkedir. İçişleri, Milli Savunma Bakanlığımız bütün gücüyle sandıkların güvenliği sağlayacak şekilde yüksek konsantrasyonla çalışmaktadır. Geçen seçimde Sayın Kılıçdaroğlu 'Şu saatten sonra sokağa çıkmayın provokasyon olur' demişti. Ben de karşılık olarak 'vatandaşlarımız tabii ki sokaklara çıkacak demokrasi şölenini kutlayacaktır' dedim. Türkiye bunu defalarca yaptı. Bütün dünyanın gözünü kamaştıran demokratik olgunlukla bunu yaptı" diye konuştu.

'ATATÜRK'LE İLGİLİ HER TÜRLÜ KÖTÜ, ÇİRKİN SÖZÜN KARŞISINDA OLURUZ'

Vatandaşların dini değerlerini incitecek şekilde birtakım açıklamalar olduğunda AK Parti olarak karşısında duracaklarını dile getiren Çelik, "Bunlara karşı duruşumuzu, siyasi mücadelemizi net şekilde ortaya koyarız. Vatandaşlarımızın sahip olduğu değerleri incitmeye hukuken de ahlâken de kimsenin hakkı yoktur. Benzer şekilde devletimizin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanımızın Gazi Mustafa Kemal Atatürk'le ilgili her türlü kötü, çirkin sözün karşısında oluruz. Tarihçiler tartışır, konuşur, demokrasilerde haktır. Ama Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e karşı kötü sözün meşrulaştırılmasını asla kabul etmeyiz" ifadelerini kullandı.

'TÜRKİYE HER AŞAMADA ALDIĞI KARARLARI UYGULAR'

F-16'larla ilgili noktaya gelmesinden memnuniyet duyduklarını belirten Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Türkiye kendi güvenliğini, egemenlik haklarını koruyacak ülkedir. NATO müttefiki ülkelerden parası karşılığında silah sistemi almaya kalktığında kısıtlamanın çıkarılması siyasi akılla bağdaşmaz. Çünkü bu ortak NATO güvenliğine katkı yapacaktır. Siyasi anlaşmazlıkların müttefik ülkeler arasındaki güvenlik pazarlığına dönüşmemesi gerekmektedir. Türkiye'nin güvenlik konusu hiçbir zaman pazarlık konusu değildir. Hiç kimse bize gelip de 'Şunların karşısında Suriye'de operasyon yapmayın, terörle mücadele etmeyin' diyemez. Türkiye her aşamada aldığı kararları uygular. F-35'lerde Türkiye bir güvenlik aracı elde etmişse, güvenlik kapasitesinden belli bir şekilde vazgeçerek başka bir şekilde kavuşmasını istemek doğru olmaz. NATO üyesi olmasa da batılı ülkelerin çok yakın ilişki geliştirdiği Hindistan'da var. Burada bakılması gereken şey kazan kazan anlayışıyla bakılmasıdır. Böyle olduğunda Türkiye her zaman pozitif ilişkisi içerisinde olacaktır."

26 Şub 2024 - 23:07 Ankara- Siyaset

Mahreç  Demirören Haber Ajansı


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Zafer Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Zafer Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Zafer Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Zafer Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.