Travma yaşayan çocuğun sessizliği masum olmayabilir

Deprem travması yaşayan çocuğun sessizliğinin, “unutuldu” olarak yorumlanmaması gerektiğinin altını çizen Türk PDR Derneği Ankara İl Başkanı ve Psikolojik Danışman Oğuzhan Asil Yücesan, tavsiyelerde bulundu.

KARDELEN UÇAK

 

6 Şubat depremlerinin ardından bir yıl geçmesine rağmen ardınd bıraktığı acılar iz gibi kaldı. Ülkenin yasının ve travmasının 6 Şubat depremlerinin ilk günü gibi olduğu hem sosyal medya platformlarında hem de medya üzerinde görüldü. Deprem travmasını aşamayan ve hala birtakım korkulaar yaayanar arasında en çok çocuklar buluyor. Bunun üzerine, Türk PDR Derneği Ankara İl  Başkanı ve Psikolojik Danışman Oğuzhan Asil Yücesan gazetemize travma yaşayan çocuğun belirtilerini, travmanın fark edilme yollarını ve  çocukla kurulacak doğru iletişimi anlattı. Aynı zamanda Başkan Yücesan, eğitmenlere ve ailelere, anksiyete veya panik atak krizi yaşayan bir çocuğa nasıl yaklaşılması gerektiğini paylaşarak tavsiyelerde bulundu.

HER ÇOCUĞUN YAŞADIĞI BELİRTİ FARKLI”

- Deprem korkusu yaşayan çocuklarda en sık gözlemlediğiniz belirtiler neler?

- Oğuzhan Asil Yücesan: “Çocukların duygusal ve bilişsel olarak farklı dönem ve düzeyde olabilecekleri göz önünde bulundurulduğunda her çocuğun deprem korkusunda gösterdiği belirtiler veya tepkiler farklılık gösterebilir. Bu farklılıklarda; çocukların depreme tanıklık edip etmeme, kayıplar, sosyal çevre, yaşı, bilişsel gelişim düzeylerine göre de farklı tepkiler görebiliriz. Ancak bunu gruplandıracak olursak örneğin,  bir çocuk depreme yakalanmıştır. Bu durum o çocukta kaygı düzeyinde artış olarak kendini gösterebilir, sürekli bir panik hali, bir huzursuzluk olarak, oyun çağında ise bu durum onun oynadığı oyuna yansıyabilir. Oyun içeriği depremin etkisine göre değişiklik gösterebilir. Eğer okul döneminde ise ve yine depreme tanık olduysa yaşadığı çevredeki deprem sonrası değişimlere bağlı olarak güvensizlik, kaygılı bir hal, duygularında ani iniş çıkışlar, içe kapanma, ayrılık korkusu ve yeni çevreye uyumda sorunlar, akademik başarıda düşüş, okula devamsızlıklarda artış gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Burada tekrar etmek gerekirse çocuğun gelişim dönemi, yaşı ve depreme tanık olup olmaması, deprem sonrası medya aracılığı ile izlediği haberler dahil olmak üzere çocukların verecekleri tepkilerin çeşitlilik göstermesinde önemli faktörlerdir.”

ÇOCUĞUNUZDA BU BELİRTİLER VARSA TRAVMA ALTINDA OLABİLİR

- Travma altında kalan bir çocuğu, ebeveynler nasıl fark eder?

- Oğuzhan Asil Yücesan: “Çocuklar travmatik olaylara karşın biraz daha dayanıksızdır. Onları etkileyen travmatik olayların etkileri bilişsel, davranışsal ve fiziksel olarak ortaya çıkabilir. Bilişsel olarak etkilerinden söz edecek olursak yaşadığı travmatik olayları anımsayamama, konuşmadaki akıcılığının eskiye göre biraz daha bozulması, dikkatini toparlamakta zorluklar yaşaması, kontrol edemediği ve kendisini yoran düşünceler olarak sıralayabiliriz. Davranışsal boyutta ise, arkadaş ilişkilerinde sorunlar, daha gergin ve saldırgan davranışlar, içe kapanma, ailesi ve yakın çevresiyle ilişkilerinde daha sert ve saldırgan tutumlar olarak ortaya çıkabilir.  Ebeveynler bu konularda panik yapmamalı ve bir uzmandan destek istemeliler.”

“İLETİŞİM KURULMADAN ÖNCE GÜVENLİ ORTAM SAĞLANMALI”

- Travma veya korku yaşayan bir çocukla iletişim nasıl olmalı?

- Oğuzhan Asil Yücesan: “Travmatik ve korkutucu olaylardan sonra çocuklarla kurulacak iletişim çok önemlidir. Bu iletişimin doğru yapılmasının ciddi anlamda faydası olmaktadır. Öncelikle bu konuda nasıl iletişim kurulacağı merak konusu olmaktadır. İletişimin kurulmasında en belirleyici faktör çocuğun gelişim düzeyi ve yaşıdır. Çocuğun yaşı küçük ise ona genellemeler yaparak konuşmak çok bir şey ifade etmeyecektir. Çünkü çocuk o konuşmadan pek bir şey anlayamayabilir. İletişim kurulmadan önce güvenli bir ortamın oluşturulması da önemlidir. İletişimi kuracak kişinin sabırlı olması, sakin olması ve mümkün olduğunca çocuğun sorabileceği sorulara cevap vermesi ve bu cevapları geçiştirmeden anlayabileceği şekilde tane tane anlatması iletişimin sağlıklı yürümesi açısından önemlidir. Yaşanan olayın veya travmanın boyutuna göre çocukların soruları bazen yetişkinleri cevap vermekte zorlamaktadır. Fakat bu durumlarda geçiştirmeye gidilmemelidir. Sorularına yanıt bulamazlarsa bu cevapları başka bir yerden veya kanallardan edinmeye çalışabilirler ve zihinlerindeki bilgi kirlilikleri daha da artabilir. İletişim kurmadan önce bir hazırlık yapılabilir. Olayın boyutu, sonucu ve çocuğa etkileri göz önüne alınarak kısa bir hazırlık yapılması faydalı olacaktır. Travmalarda bazen çocuklar hiçbir şey yaşanmamış gibi tepki verebilirler. Bu durumda beden dili ve sözel olmayan mesajlarına dikkat etmekte fayda vardır.”

“EĞİTMENLER BU KONUDA PSİKOLOJİK DANIŞMANLARDAN DESTEK İSTEYEBİLİR”

- Anksiyete veya panik atak krizi yaşayan bir çocuğa o sırada ebeveyn veya eğitmen nasıl yaklaşmalı?

- Oğuzhan Asil Yücesan: “Anksiyete veya panik atak durumları ile aileler ve özellikle eğitmenler sıklıkla karşılaşabilmektedirler. Bu konuda eğitmenlerde en azından ne yapmasının yanında o panik atak anında ne yapmaması gerektiği ile ilgili bir bilgilendirmelerin yapılmasında fayda görüyorum. Çünkü, bazı durumlarda yardımcı olmak isterken işler daha da zorlaştırılabiliyor. Aile bu durumla karşılaştığında muhakkak bir uzmandan destek almalı ve bu anksiyete ve atağın yaşandığında yapılması ve yapılmaması gerekenleri uzman desteği ile öğrenmelidir. Eğitmenler ise okullarda bu konuda psikolojik danışmanlardan destek isteyebilirler.”

“SUSKUNLUK FARKLI SORUNLARIN HABERCİSİ OLABİLİR”

- Sizin ebeveynlere ve eğitmenlere tavsiyeniz nelerdir?

- Oğuzhan Asil Yücesan: “Özellikle ebeveynlere bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum. Çocuklarımız biriciktir. Tüm ebeveynler çocukları için bir şeyler yapmak isterler. Bunu yaparken bazen anne ve baba rollerimizden sıyrılıp olaylara objektif bakmakta zorlanabilirler. Ben bu nedenle ebeveynlerden bu tür durumlarda özellikle travmalarda mutlak suretle uzman desteği almalarını tavsiye ediyorum. Bazen yaşanan travmanın sonrasında aileler çocukların suskunluğunu olayın unutulmasına bağlayabilirler. Ama suskunluk farklı sorunların habercisi olabilir. Uzman ve aile desteği birlikte iş birliği içinde olduğu sürece üstesinden gelineceğine inanıyorum. Eğitmenlerimize özellikle okullarda görev yapan okul psikolojik danışmanlarına önemli görevler düşüyor. Bu konuda hem aile ile hem çocuklar ile süreci birlikte yürütmek ve diğer eğitmenlerimizin bu konularda bilinçlenmesini sağlamaları güzel olacaktır.”

13 Şub 2024 - 16:29 Ankara- Yaşam

Mahreç  Haber Merkezi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Zafer Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Zafer Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Zafer Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Zafer Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.