GİZLENENİN PEŞİNDE – KIRMIZI BİR GEYİĞİN İZİNDE

Abone Ol

Sabahın erken saatlerinde Hacettepe’nin o tanıdık yollarından yürüdüğünüzü düşünün…

Bir yanda hastanenin telaşı, diğer yanda fakültelerin dinginliği… Ve tam o sırada gözünüz bir kez daha o kırmızı logoya takılır.

Ne bir mikroskop…

Ne bir kitap…

Ne de bilim dünyasının alışıldık sembolleri…

Sadece bir çizgi.

Ama aslında bir geyik.

Hacettepe Üniversitesi Logosu

Ben o logoya her baktığımda, sadece bir üniversitenin amblemini görmem.

Kendi gençliğimi görürüm.

Koridorlarda geçen yılları, amfilerde kurulan hayalleri, Ankara’nın ayazında içimizi ısıtan dostlukları…

Ve içten içe şunu hissederim:

Ben yalnızca bir üniversiteden mezun olmadım…

Ben bir hafızanın içinden geçtim.

Çünkü o geyik, bu toprakların hafızasıdır.

Kökü, Anadolu’nun derinliklerinde, binlerce yıl öncesinde yatar.

Yolu, Alacahöyük Güneş Kursları’na kadar uzanır.

Orada, tunçtan yapılmış o zarif figürlerde karşımıza çıkar.

Süs değildir.

Tesadüf değildir.

Geyik; yol gösterendir.

Geyik; geçiştir.

Geyik; bilinmeyene açılan kapıdır.

Belki de bu yüzden Hacettepe, bilim yolculuğunu anlatmak için bir atomu değil, bir geyiği seçti.

Bu seçimin ardında ise önemli bir isim vardır:

Yücel Tanyeri.

Tanyeri, Alacahöyük’teki o detaylı figürü alır, fazlalıkları atar, özü bırakır.

Ortaya çıkan şey bir logo değil, bir cümledir aslında.

Sessiz ama güçlü bir cümle:

“Bu topraklarda bilgi zaten vardı.”

Ben Hacettepe’de okurken bunu bilmiyordum.

Belki çoğumuz bilmiyorduk.

Ama şimdi geriye dönüp baktığımda şunu anlıyorum:

Biz o kampüste sadece ders görmedik…

Farkında olmadan, Anadolu’nun binlerce yıllık birikiminin içinden geçtik.

O yüzden bugün hâlâ o logoyu gördüğümde içimde tarif edemediğim bir duygu uyanır.

Bu bir aidiyettir.

Bu bir borçtur.

Bu bir gururdur.

Çünkü bazı üniversiteler size meslek verir.

Bazıları ise kimlik.

Hacettepe…

Bana ikincisini verdi.

Ve şimdi düşünüyorum…

O kırmızı geyik gerçekten neyi anlatıyordu?

Belki de şunu:

Koşmayı…

Aramayı…

Yolu kaybetmemeyi…

Ve en önemlisi…

Kendi köklerini unutmadan ilerlemeyi.