GİZLENENİN PEŞİNDE HATTUŞA'NIN YEŞİL SIRRI

Abone Ol

Boğazkale'ye her gidişimde aynı duyguya kapılırım. Binlerce yıl önce dünyanın en güçlü imparatorluklarından birinin başkentinde yürüdüğünüzü bilirsiniz. Taş surlar, kapılar, tapınaklar ve sessizlik... O sessizliğin içinde ise ziyaretçilerin önünde durup mutlaka dokunduğu bir taş vardır.

Yeşil Taş.

Kimileri ona dilek taşı der. Kimileri şifa taşı. Kimileri ise Mısır'dan gelen bir barış hediyesi olduğuna inanır.

Fakat işin ilginç yanı şudur: Bugün Hattuşa'da bulunan bu taşın gerçekte ne olduğunu kimse kesin olarak bilmiyor.

Hitit başkentinde yüzlerce, hatta binlerce taş yapı bulunmasına rağmen bu taş ilk bakışta kendini ele verir. Çünkü rengi farklıdır. Sıradan bir yapı taşı gibi görünmez. Büyük Tapınak alanında duran yaklaşık bir tonluk bu yeşil blok, sanki oraya bilerek seçilmiş ve özellikle yerleştirilmiş gibidir.

Peki neden?

Sorunun cevabı henüz bulunabilmiş değil.

Yıllardır anlatılan en yaygın hikâye, taşın Kadeş Barışı sonrasında Mısır'dan Hititlere gönderilen bir armağan olduğu yönündedir. Kulağa hoş gelen bir hikâye doğrusu. Dünyanın bilinen ilk yazılı barış anlaşmasını yapan iki büyük devlet ve bu dostluğun sembolü olarak gönderilmiş yeşil bir taş...

Ne var ki bugüne kadar bulunan hiçbir Hitit tabletinde ya da Mısır kaynağında bu iddiayı doğrulayan bir kayıt yok.

Bu nedenle tarihçiler bu anlatıyı daha çok bir efsane olarak değerlendiriyor.

Ama efsaneler bazen insanların gerçeği arama biçimidir.

Yeşil Taş'ın çevresinde dolaşırken akla başka sorular da geliyor. Acaba bu taş bir kutsal nesne miydi? Bir tören sırasında mı kullanılıyordu? Bir tanrıyı temsil eden sembolik bir blok muydu? Yoksa bugün yerinde durduğunu sandığımız taş aslında bambaşka bir noktadan mı getirildi?

Arkeologların dikkat çektiği önemli bir ayrıntı var. Taşın bulunduğu yerin, Hitit dönemindeki özgün konumu olup olmadığı kesin değil. Başka bir deyişle, bugün gördüğümüz yer taşın ilk bulunduğu yer olmayabilir.

İşte gizem biraz da burada başlıyor.

Hititler kutsal taşlara yabancı değildi. Metinlerde "huvaşi" adı verilen kutsal taşlardan söz edilir. Bazı tanrıların heykelleri yerine kutsal taşlarla temsil edildiği bilinmektedir. Bu nedenle bazı araştırmacılar Yeşil Taş'ın da böyle bir geleneğin parçası olabileceğini düşünür.

Fakat bunu doğrulayacak kesin bir yazıt henüz bulunmuş değildir.

Belki de Yeşil Taş'ın asıl gücü burada yatıyor.

Çünkü arkeoloji yalnızca cevapların değil, soruların da bilimidir.

Bugün Hattuşa'yı gezen ziyaretçiler taşın üzerine ellerini koyup dilek diliyor. Bu geleneğin Hititlerden geldiğine dair herhangi bir kanıt yok. Büyük ihtimalle modern zamanlarda ortaya çıkmış bir inanış. Ama insanlar yine de taşıyorlar o dilekleri.

Kim bilir...

Belki üç bin yıl önce aynı yerde başka insanlar da aynı gökyüzüne bakıyor, aynı soruları soruyordu.

Belki onlar da bu yeşil taşın sırrını bilmiyordu.

Ve belki de bazı sırlar çözülmek için değil, insanları düşünmeye davet etmek için vardır.

Hattuşa'nın ortasında duran o sessiz yeşil taş, binlerce yıldır tam da bunu yapıyor.