GİZLENENİN PEŞİNDE ETRÜSKLER VE BİZ

Abone Ol

Roma denince aklımıza lejyonlar gelir.

Senato gelir.

Sezar gelir.

Ama çoğu zaman şu soru gözden kaçar:

Roma'yı kim kurdu?

Daha doğrusu Roma'yı Roma yapan ilk taşları kim döşedi?

İşte bu noktada karşımıza gizemli bir halk çıkar:

Etrüskler.

Bugün İtalya'nın kalbinde yaşamış bu halkın adı tarih kitaplarında birkaç sayfayla geçiştirilir. Oysa Roma'nın ilk krallarının bir bölümü Etrüsk kökenlidir. Roma'nın kullandığı birçok sembol, tören, mimari anlayış ve devlet geleneği Etrüsklerden miras alınmıştır.

Kısacası Roma'nın öğretmeni bir bakıma Etrüsklerdi.

Peki onlar kimdi?

İşte tartışma da burada başlıyor.

Arkeologlar yıllardır Etrüsklerin kökenini araştırıyor.

Kimileri onların İtalya'nın yerli halkı olduğunu söylüyor.

Kimileri ise Anadolu'dan geldiklerini.

Bu ikinci görüş yeni değil.

MÖ 5. yüzyılda yaşayan Yunan tarihçisi Herodotos bile Etrüsklerin Batı Anadolu'daki Lidya bölgesinden göç ettiklerini yazmıştı.

Aradan iki bin beş yüz yıl geçti.

Ama soru hâlâ ortada duruyor.

Çünkü Etrüskler yalnızca kökenleriyle değil, kültürleriyle de dikkat çekiyor.

Kadınların toplumdaki güçlü konumu...

Atlı savaşçı geleneği...

Bazı giyim kuşam özellikleri...

Kemerler, işlemeler, başlıklar...

Müzik ve şölen kültürü...

Bunların bir kısmı Anadolu'nun eski toplumlarını hatırlatıyor.

Bazıları ise bozkır kültürlerini çağrıştırıyor.

Tam da bu yüzden bazı araştırmacılar Etrüsklerle Türkler arasında tarihî bir bağ olabileceğini ileri sürdüler.

Özellikle 20. yüzyılda çeşitli Türk araştırmacılar, Etrüsk dilindeki bazı kelimelerle Türkçe arasında benzerlikler kurmaya çalıştı.

Macar bilim çevrelerinde de benzer tezler ortaya atıldı.

Ancak burada dikkatli olmak gerekiyor.

Çünkü tarihte iki dil arasında birkaç benzer kelime bulunması, onların aynı kökenden geldiğini kanıtlamaz.

Bilim insanlarının büyük bölümü bugün bu benzerlikleri yeterli delil olarak görmüyor.

Ama bir başka gerçek daha var.

Etrüsklerin dili hâlâ tam anlamıyla çözülebilmiş değil.

Bu nedenle dosya tamamen kapanmış da değil.

Belki de asıl ilginç olan budur.

Tarihin bazı sayfaları hâlâ aralıktır.

Kesin hükümler vermek için erkendir.

Fakat soru sormak için değil.

Ben Etrüsklere baktığımda yalnızca İtalya'nın eski bir halkını görmüyorum.

Anadolu'nun izlerini görüyorum.

Ege'nin iki yakası arasında gidip gelen kültürel yolları görüyorum.

Binlerce yıl boyunca insanların, inançların, dillerin ve geleneklerin birbirine karıştığı büyük bir coğrafyayı görüyorum.

Belki Etrüskler Türk değildi.

Belki de bugün bildiklerimizden çok daha karmaşık bir hikâyenin parçalarıydılar.

Fakat şu kesin:

Roma'nın gölgesinde kalan bu halk, Akdeniz tarihinin en büyük bilmecelerinden biridir.

Ve bazen tarihin en ilginç soruları, cevabını bildiklerimiz değil, sormaktan vazgeçmediklerimizdir.

Belki de Etrüskler meselesi tam olarak budur.

Bir halkın kökenini ararken aslında insanlığın ortak geçmişinin izini sürmek...