GİZLENENİN PEŞİNDE – DEMİRCİLER HOCA VE AHÎ’NİN KILICI

Abone Ol

Anadolu’nun orta yerinde bir kıvılcım çakıyor, sonra demir kızıl bir ateşte yumuşuyor… İşte Ahilik geleneğinde demircilerin tezgâhı, yalnızca ekmek teknesi değil, adaletin ve kardeşliğin de ocağıydı.

Demirciler Hoca

Ahî Evran’ın yanında anılan en önemli figürlerden biri “Demirciler Hoca”dır. Kaynaklarda kimi zaman adıyla, kimi zaman yalnızca “ustaların ustası” diye geçer. Onun ocağına giren çırak, sadece demiri dövmeyi değil, insanın kalbini de yoğurmayı öğrenirdi. Çünkü Ahilikte her meslek, ahlâkî bir terbiyenin parçasıydı; demirci ocağı da bunun en ateşli mekânıydı.

Ahî’nin Kılıcı

Demirciler, Ahî teşkilatının en stratejik kollarındandı. Çünkü kılıç da, nal da, bıçak da onların elinden çıkıyordu. Savaş meydanında kullanılan bir kılıç ile harman yerinde toprağı süren saban demiri, aynı tezgâhta kızarıyor, aynı tokmağın sesiyle biçim alıyordu. İşte bu yüzden Ahî kılıcı, yalnızca bir savaş aracı değil, üretimle direnişin birleştiği semboldü.

Seyyahların Gözünden

  1. ve 14. yüzyıl seyyahları, Anadolu şehirlerinde yankılanan demirci tokmaklarının sesini sık sık yazar. Özellikle Ankara, Kayseri ve Konya’da demir işçiliği göz kamaştırıcıdır. Seyyahların satırlarında, atölyelerde hem kılıç hem de ince işçilikli kapı tokmakları, kilitler, ocak ızgaralarıyla karşılaşırız. Bu çeşitlilik, Ahî demircilerinin hem askerî hem sivil yaşamı aynı anda inşa ettiğini gösterir.

Kıvılcımın Ahlâkı

Demirciler için ateş, yalnızca demiri eğip bükmek için değildi. O ateş, ahlâkın, sabrın ve emeğin de sembolüydü. Ahî törenlerinde, demirci ustasının tokmağı üç kez demire vurması boşuna değildi: birincisi doğruluk, ikincisi kardeşlik, üçüncüsü ise adalet içindi. Her vuruş, Ahiliğin temel düsturunu kulaklara değil, gönüllere çakardı.

Bugüne Düşen Ses

Bugün Anadolu’nun köylerinde hâlâ çalışan demirci ocaklarına rastlarsak, o eski günlerin yankısı kulaklarımıza çarpar. Körüğün uğultusunda Ahî Evran’ın, Demirciler Hoca’nın sesi vardır. Ve belki de bize hâlâ şunu fısıldıyorlar:
“Demiri döverken yalnızca aleti değil, insanı da şekillendir.”