GİZLENENİN PEŞİNDE ANKARA’NIN KAYIP EĞLENCE HAYATI

Abone Ol

Bugünün Ankara’sını bilmeyen biri, bu şehrin bir zamanlar gece hayatıyla, gazinolarıyla, açık hava sinemalarıyla ve yaz konserleriyle anıldığını duyunca şaşırabilir.

Çünkü Ankara uzun yıllardır daha çok “memur şehri” diye tarif ediliyor.

Oysa Cumhuriyet’in ilk dönemlerinden 1970’lere kadar Ankara’nın çok canlı bir sosyal hayatı vardı.

Hem de düşündüğümüzden çok daha renkli…

Üstelik bu eğlence hayatı yalnızca vakit geçirmek için değil, yeni Cumhuriyet’in toplumsal dönüşümünün parçası olarak görülüyordu.

Karpiç: Ankara’nın En Ünlü Masası

Bir dönem Ankara’nın kalbi yalnızca Meclis’te atmıyordu.

Bir kısmı Karpiç’te atıyordu.

Rus asıllı bir girişimci olan Karpiç Usta tarafından işletilen bu ünlü lokanta, Cumhuriyet elitinin en önemli buluşma noktalarından biri hâline geldi.

Milletvekilleri…

Gazeteciler…

Yabancı diplomatlar…

Sanatçılar…

Aynı salonun içinde buluşuyordu.

Karpiç yalnızca yemek yenilen bir yer değildi.

Yeni başkentin vitriniydi.

Bugün birçok insan Ankara’nın geçmişinde böyle bir gastronomi ve sosyalleşme kültürü olduğunu bilmiyor.

Gençlik Parkı: Bozkırın İçindeki Rüya

1940’lardan itibaren Gençlik Parkı Ankara’nın en büyük kaçış alanlarından biri oldu.

Göl…

Sandallar…

Lunapark…

Açık hava konserleri…

Aile gezileri…

Bugün hâlâ yaşayan bir park ama eski ruhunun önemli kısmı artık hatıralarda.

Bir dönem insanlar en güzel kıyafetlerini giyip akşam Gençlik Parkı’na giderdi.

Çocuklar dönme dolaba binmek isterdi.

Gençler ilk buluşmalarını burada yapardı.

Açık hava gazinolarında müzik yükselirdi.

Cumhuriyet’in “şehirli insan” hayalinin en görünür mekânlarından biriydi burası.

Yazlık Sinemaların Sessizliği

Bugün genç kuşakların çoğu açık hava sineması kültürünü hiç yaşamadı.

Oysa Ankara yaz akşamlarında sinema sesleriyle dolu bir şehirdi.

Tahta sandalyeler…

Gazoz sesleri…

Çekirdek kabukları…

Projektör uğultusu…

Film başlamadan önce perdeye yansıyan sigara dumanı bile bu hafızanın parçasıydı.

Bahçelievler’de…

Cebeci’de…

Kurtuluş çevresinde…

Ulus’ta…

Birçok yazlık sinema vardı.

İnsanlar yalnızca film izlemeye gitmezdi.

Birlikte olmaya giderdi.

Bugün AVM salonlarında kaybolan şeylerden biri de bu ortak mahalle hissi oldu.

Ankara Palas ve Cumhuriyet Balo Kültürü

Cumhuriyet’in erken döneminde balolar yalnızca eğlence değildi.

Yeni toplum modelinin sembollerinden biriydi.

Ankara Palas bu dönüşümün en önemli mekânlarından biri hâline geldi.

Dans eden çiftler…

Fraklar…

Uzun elbiseler…

Canlı orkestralar…

Ankara bir yandan bozkırdı ama bir yandan da modernleşme sahnesine dönüşmeye çalışıyordu.

Bugün eski fotoğraflara bakınca insan bazen şaşırıyor:

Henüz yolları bile tam bitmemiş bir şehirde, son derece iddialı bir sosyal hayat kurulmaya çalışılmış.

Gazino Kültürü ve Şehir Hafızası

1950’lerden 70’lere kadar Ankara’da gazino kültürü çok güçlüydü.

Canlı müzik vardı.

Büyük sanatçılar gelirdi.

Aileler akşam programlarına giderdi.

Şimdiki gibi hızla tüketilen bir gece hayatı değil, daha uzun süreli bir sosyalleşme biçimiydi bu.

İnsanlar aynı masada saatler geçirirdi.

Bugün o mekânların çoğu ya yok oldu ya da tamamen dönüştü.

Ama eski Ankaralıların hafızasında hâlâ yaşıyorlar.

Eğlence Meselesinden Daha Fazlası

Aslında bütün mesele tam da burada.

Ankara’nın eski eğlence hayatı yalnızca nostalji konusu değil.

Bu şehir bir dönem:

birlikte vakit geçirmeyi,

kamusal yaşamı,

kültürü,

müziği,

açık alanları,

şehirli olma hissini çok ciddiye alıyordu.

Belki bugün eksik hissedilen şeylerden biri de bu.

Çünkü bazı şehirler yalnızca çalışmak için kurulmaz.

Birlikte yaşamak için kurulur.

Ve galiba Ankara’nın kayıp eğlence hayatı, biraz da kaybolan ortak yaşam duygusunun hikâyesidir.