GERİ VERİN BİZE O YILLARIMIZI

Biz ne zaman bu hale geldik? Nasıl oldu da bütün haslet ve değerlerimizi kaybettik? İnanın şaşkın haldeyim, eminim ki sizlerde benimle aynı düşünceyi paylaşıyorsunuzdur.

Abone Ol

Şöyle geriye dönüp baktığım vakit, özellikle çocukluk yıllarımda gördüğüm ve annelerimiz, babalarımız tarafından bizlere öğretilen örf ve adetleri tamamen kaybetmiş olmamız inanın çok üzüyor beni.

Bu güzel ülke, bu güzel insanlar nasıl olurda bu kıymetli değerlerimizi kaybeder? Nereden başlayacağımı bilemiyorum, her saniye, her dakika ve her saat ülkemizde olup bitenler bizlere yazıklar olsun dedirtiyor.

İnanamıyorum, gördüğümüz ve şahit olduğumuz olaylara. Kesinlikle bizim çocukluk yıllarımızda bunlar yoktu. Annelerimiz bizleri okullara gönderirken kılık kıyafetlerimizi düzeltir, yanaklarımızı okşayarak sıkı sıkıya tembihlerde bulunurdu.

Hatırlıyorum orta okul ve liseli yıllarımda, okula giderken annem karşısına alır yakalarımızı düzeltir ve tembihler ederdi ‘’ oğlum, aman hocana saygısızlık yapma, kavga etme, otobüsle giderken, bir büyük ayakta kalırsa hemen kalk ve yerini ver ‘’ derdi.

Daha ne tembihler ne tembihler, işte bizler hep bu örf ve adetlerimizle büyüdük, o nedenle ülkemizde şimdi olduğu gibi şaşkınlık yaratacak olaylar olmazdı. Her şeyden önce bir Allah korkusu vardı içimizde.

Şimdi öylemi? Bütün örf adetlerimizi unuttuk, bazı siyasilerin söylediği gibi, Müslümanlığı da unutmaya başladık. Nasıl unutulmasın, bütün Müslümanlık kuralları çiğneniyor.

Bakın şimdi sıralayacağım ibretlik olaylar, bir Müslüman ülkede olur mu? Bu yazıyı okuduktan sonra acaba sizler ne düşüneceksiniz. Vicdansızlar At eti, üstelik cins yarış atını kesip kursaklarımıza sokuyorlar.

Bozuk etlerden yapılmış sucuklar, küflenmiş etler, sahte içkiler, patates karıştırılmış tereyağlar, daha neler neler, yakışıyor mu bize? Üstelik Müslüman bir ülkede yapılır mı bunlar?

Nerede kaldı insanlık, kardeş duyguları, her saniye, her dakika sokaklarımız kan gölüne dönmüş durumda. Acımasızca gelişi güzel sıkılan kurşunlar. Çevresine bakmadan çoluk, çoğun bulunduğu yerlerde gelişi güzel ateş açmalar.

Anne, babaları acımasızca katleden çocuklar, anneanneler ve dedelerini soymak için acımasızca öldüren torunlar.

Yetmedi, bu insanların ağızlarındaki altın dişleri söküp, alacak kadar acımasız torunlar. Ne oluyoruz, nereye gidiyoruz, bu şiddet, bu kıyamet nedendir?

Ülkemizin içine düştüğü bu korkunç duruma çok daha örnek sıralayabiliriz. Örnek mi? Mal mülk savasına giren eşler, çocuklar, hiç acımadan katledilen aile fertleri.

Devletini soyan arsızlar, hem de hiç acımadan, insanın gözünün içine baka baka yapılan soygunlar. Daha rüştünü ispat edememiş kamu çalışanlarının evlerinden çıkan kilolarca altınlar, dolarlar, paralar, kol saatleri.

Bunlara dur diyecek kimse, ya da kimseler çıkmayacak mı? Nerede kaldı o örf adetlerimiz? Bırakın bunları, nerede o güçlü devletimiz, neden bütün bu olup bitenlere, kaybettiğimiz örf ve adetlerimize kayıtsız kalınıyor?

Kim gelecek, bir sihirli değnek mi değecekte düzeleceğiz? Devletimiz neden bu olup bitenlerle seyirci kalıyor, neden ilgili, eğitici programlar hazırlanmaz, neden, o ekranlarda pes paye programlar engellenemez?

Yazık, yazık oluyor bu gençlerimize kaybolup gidiyorlar, üstelik bütün değerlerimizi de ayaklar altına alarak gidiyorlar, büyüklerde seyrediyor bu olup bitenleri.

Maalesef, ülkemiz her alanda yanıyor. Gariplikler ülkesi haline geldik, biz o gençlik yıllarımızı arıyoruz, geri verin bize o yıllarımızı.