Dünya dönüyor.
Ama bazen… bazı kafalar olduğu yerde sayıyor.
Sanki çocukken döndürdüğümüz topaç gibi dünya, baş döndürüyor bazılarını.
Onlar da “duruyoruz işte!” diyerek yere abanıyor.
Ve dünya onlar için dümdüz oluyor.
Bugün başka bir şeyin değil, herkesin gözü önünde duran bir inancın peşindeyim.
Korkmayın, bir mağaranın dibinden konuşmuyorum.
Bayağı mutfağımdayım.
Kahve makinesine su koydum. Makinenin çıkardığı o tıslayan, sabah sabah uyanık ol diyen ses eşliğinde yazıyorum bunları.
Gözüm gökyüzünde, kulağım dünyayı düz sananlarda.
İnanın, bu yazıyı yazmadan önce dışarı çıkıp yürüdüm biraz.
İçimden “eğer dünya dümdüzse, ben şu ilkokul rampasını niye çıkamıyorum hâlâ?” dedim.
Ama işte, mesele yokuş meselesi değil, mesele mantık yokuşunu çıkmak.
Düz Dünya savunucuları var. Hâlâ.
2026 yılındayız ve insanlar hâlâ “gökyüzü photoshop, yerçekimi komplo” diyebiliyor.
Bazıları yemin billâh ediyor:
“Uçak neden düşmüyor? Çünkü zaten düz gidiyor. Eğrilik olsa uçak aşağı düşerdi”
diyorlar.
Cevap verirken duraksıyorum.
Çünkü mantığın kendisi burada yok.
Burada sadece bir his var. Bir yorgunluk belki de.
Yuvarlak dünya karmaşık.
Fizik var, eksen eğikliği var, uzay-zaman var…
İçinden çıkılmaz geliyor.
Ama düz dünya?
Kolay. Yatıştırıcı. Sessiz.
Sanki eski bir yorganın içine gömülmek gibi.
Bazılarının çocukluğu travmalarla, bastırılmış sorularla geçmiş.
Ve sonra biri çıkıp diyor ki:
“Merak etme. Her şey yalandı. Dünya bile düzdü.”
İşte o an…
İçlerindeki o kırık çocuk “oh be” diyor.
“Demek hepsi kurguymuş.”
Ay’a gidilmedi.
Uydular değil, balonlar var.
Kutuplar değil, buz duvarları…
Stanley Kubrick çekmiş Ay görüntülerini, diyorlar.
Bunu söylediklerinde gülmüyorum artık.
Üzülüyorum.
Çünkü bu sadece bir komplo meselesi değil.
Bu, bilgiyle olan bağın kopması.
Bir neslin, ekranlara bakarken her şeye şüpheyle yaklaşmayı öğrenmesi.
Ve en sonunda, “hiçbir şeye inanmam” noktasına gelmesi.
Ve o noktada ne çıkıyor karşımıza?
İnat.
O öyle kolay eğilip bükülen bir şey değil.
Bilgiyle, belgeyle, bilimle baş edemiyorsunuz.
Çünkü inat… düzdür.
Ne yana çeksen eğilmez.
Tıpkı onların dünyası gibi.
Son olarak şunu demek istiyorum:
Dünya dönüyor.
Dönerken geceyle gündüzü değiştiriyor, denizleri kıpırdatıyor, kalbimize ritim veriyor.
Ama bazı fikirler var ki…
Onlar dönmüyor.
Olduğu yerde durup, aynı cümleyi tekrarlıyorlar:
“Ben eğrilik görmedim.”
Evet.
Çünkü bakmıyorlar.