DİYANETTE İBRETLİK BİR OLAY

Abone Ol

Diyanetten ibretlik bir olay. Nasıl söylesem, nasıl başlasam bilemiyorum. 2026 yılında böyle bir tablo ile karşılaşıyoruz gerçekten çok üzgünüm. Tam da olay benim başıma geldi.

İki gün önce kardeşimin ölüm haberini aldım ve küçük kardeşimin cenazesini kaldırmak üzere ailemle beraber İstanbul’a gittik. Olayı egzajere etmeden tam olarak takdirlerinize sunmak istiyorum.

Ancak şunu da belirtmek isterim ki, bu olay sadece benim başıma gelmiyor, o camide yapılan bütün defin işlemlerinde herkesin başına gelen bir olay. Bu nedenle Diyanet İşleri Başkanlığını uyarmak istiyorum.

Belki o şaşalı kurumumuz, Diyanet işleri Başkanlığı harekete geçerde sorun çözülür ama nerede! Olayı gene de anlatmak istiyorum. Kardeşimin cenazesini kaldırmak üzere öğlen vakti namazın kılınacağı camiye gittik.

Cami 1801 yılında kurulmuş tarihi ‘’Çiçekçi Küçük Selimiye camii’’ Küçük ama o kadar tarihi özellikleri olan bir camii. Gelin görün ki içler acısı bir durumda bu camii.

Üsküdar’ın göbeğinde, Karacaahmet Mezarlığının hemen yanı başında bir cami, ihmal edilmiş, Diyanetin hiç uğramadığı, hatta bu kuruma bağlı İstanbul Müftülüğünün belli ki hiç haberinin olmadığı bir camii.

Rahmetli kardeşimin başına getirilen bu görüntüler ve olaya Diyanet İşleri Başkanlığı ne diyecek acaba? nerede o şaşalı kurum, nerede o milyonlarca liralık araba yarışına giren Diyanet İşleri Başkanlığı.

Üzülüyorum bir Müslüman olarak utanıyorum bu tabloyu huzurlarınıza getirdiğim için. Ama ibret olsun diye anlatmalıyım, o şaşalı ve 174 milyar liralık bütçenin üzerinde oturan, su gibi paralar harcayan Diyanet İşlerinin halini.

Kardeşimin cenazesini kaldırmak ve dini görevlerimizi yerine getirmek üzere, önceden görüşme yapılarak bu Tarihi Çiçekçi Küçük Selimiye Camiine kardeşimin tabutunu getirdik.

Ama ne göreyim, bu tarihi camide musalla taşı yok, yok derken bir cenaze sahibi, bizden önce naaşını getirmiş ve bir tane olan musalla taşına bırakmış, ancak ikincisi yok.

Camiye gelen cenaze yakınlarının şaşkın bakışları arasında kardeşimin tabutu, alelacele oraya çekilerek konan iki ahşap bankın üzerine konu verildi. Tabii bu kabul edilemez görüntü, orada saf tutmuş ailemiz yakınları tarafından tepki ile karşılandı.

Meğer bu işte imamlarında da suç yokmuş, çeşitli defalar Müftülüğe baş vurulmasına rağmen Müftülük musalla taşını koydurmamış. Böyle şey olur mu? Deseniz, böyle bir Diyanet ve böyle Müftülükte olursa denir işte.

Şimdi Diyanet İşleri Başkanına sormak istiyorum, bir gün yurt içi ve yurt dışı seyahatlerinden vakit bulup da camilerimizi dolaştınız mı? Bu acıklı durumu yerinde gördünüz mü?

Gene sormak istiyorum, hiçbir yardımcınız yok mu? Gidip bu tür camilerin durumunu yerinde görmek için, peki gene sormak istiyorum, o İstanbul İl Müftüsü nerede, ne iş yapmaktadır?

İstanbul’un göbeğinde, bu tarihi Camiye bir musalla taşı yaptırmaya vaktimi yokta, gelen tabutları ne Müslümanlıkta ve ne de başka inançta görülmeyecek şekilde banklarda yatırıyor?

Yazıklar olsun Diyanet İşleri Başkanlığına ve İl Müftülüğüne de, benim kardeşime karşı yapmaya çalıştığım bu son görevimde, bana ve aileme yaşattığınız bu acı duruma bizi düşürdüğünüz için.

Caminin imamlarına sordum, bu rezalet nedir? diye bana ‘’beyefendi bizlerde üzgünüz, durumu Müftülüğe bildiriyoruz ilgilenen yok’’ dediler. Bunla da kalmadım, bu tarihi caminin içine girdim.

İnanın şaşırdım, pislik içinde bir camii, yerlerdeki halı ve kilimlerin durumu içler acısı, bakımsız ve ihmal edilmiş bir durumda. Caminin iki imamına da sorudum, bana söyledikleri daha da acı.

Çünkü, musalla taşı olmayan ve içler acısı durumda bulunan daha en az 13 Caminin bulunduğunu söylediler. Üstelik bu sadece, İstanbul’da bulunan camilermiş. Acaba başka illerde durum ne onu da siz düşünün.

Hadi Bakalım, Diyanet İşleri Başkanlığı ve İstanbul Müftülüğü bu haberi okuyunca ne yapacak acaba? Bana ve aileme yaşattıkları bu acı durum için ne diyecekler? Gerçi hiç umudum yok, Diyanet işleri başkanının şaşaalı işleri olduğu için, bu konularla ilgilenecek bir vaktinin olduğunu sanmıyorum.