Sosyal medyada dolaşan bir fotoğraf var. Etiket: 999.99 TL. Kilosu neredeyse dört haneli rakamlara ulaşmış. Nerede çekildiği belli değil ama mesaj net: Kiraz artık dar gelirlinin değil, zengin sofraların meyvesi. Şaka mı bu, yoksa acı bir gerçek mi?
Aslında fotoğrafın gerçeği yansıtıp yansıtmadığı o kadar da önemli değil. Çünkü pazarlarda, manavlarda da durum pek farklı değil. 500 liradan aşağıya kiraz bulmak mümkün değil. Bu da gösteriyor ki, kiraz artık fiyatıyla dudak uçuklatan bir meyveye dönüşmüş durumda.
MEYVENİN DE LÜKSÜ OLUR MU?
Olur. Hem de nasıl olur! Bu yıl kiraz üretimi ciddi şekilde düştü. Bahar aylarında yaşanan ani hava değişimleri, zirai donlar, ağaçlardaki meyve tutumunu vurdu. Hal böyle olunca azalan arz, talep karşısında fiyatları fırlattı. Üretim maliyetleri zaten yükselişteydi; mazot, işçilik, gübre, ilaç, enerji... Hepsi üst üste bindi. Ve üzerine ihracat baskısı da gelince iç piyasadaki kiraz neredeyse “altınla yarışır” hâle geldi.
Türkiye, kiraz üretiminde dünyada önemli bir oyuncu. Ancak bu avantaj, vatandaşa ucuz meyve olarak dönmüyor. Neden? Çünkü ihracat daha kârlı. Üretici dış piyasaya çalışıyor, iç piyasada ise “fiyatı düşmüş meyve” kalıyor. Kısacası biz üretip, yiyemeyen ülkelerdeniz.
PAZARDA KİRAZ YOK!
Pazarcılar da çaresiz. Kirazı getiren satamıyor. Ankara’da pazarcılık yapan Oğuz Kaplan’ın anlattıkları durumu özetliyor: “Geçen hafta dört kasa kiraz aldım. İki kasası elimde kaldı. Zarar ettim.” Ne yapmış peki? Şeftali, kayısı, erik... Vatandaşın alabileceği meyvelere yönelmiş. Çünkü alım gücü düşmüş. İnsanlar artık bir kilo meyve alırken bile hesap yapıyor.
Eskiden “kirazın en güzeli pazarda olur” denirdi. Şimdi pazar tezgâhlarında kiraz bulmak zor. Olsa da insanlar sadece bakıp geçiyor. Belki çocuklarına bir avuç alıyor, o da “tadımlık.”
KİRAZ YİNE ZENGİNE
Bu kadar pahalı kirazı kim alıyor sorusunun cevabı basit: Alabilen alıyor. Lüks semtlerdeki marketlerde, ithal ürünlerle yan yana duruyor kiraz. Satılıyor mu? Evet. Çünkü artık meyve de gelir grubuna göre tüketiliyor. Kiraz da sınıf atlamış, orta direğin alışveriş listesinden silinmiş.
Ama bu böyle gitmemeli. Üretici de kazanmalı, tüketici de ulaşabilmeli. Bu yüzden tarım politikalarının yeniden ele alınması gerekiyor. Üretici maliyet yükünden kurtarılmalı, iç piyasa dengelenmeli. Yoksa yakında sadece kiraz değil, kayısı, incir, karpuz da lüks olacak.
Bu yazı bir kiraz yazısı değil, aynı zamanda bir “uyanış çağrısı.” Kirazı sadece zengin değil, her kesim yiyebilmeli. Bu ülkede kiraz ağacının gölgesinde büyümüş nesiller, kirazı vitrin süsü olarak değil, sofralarının baş köşesinde görmek ister.