Gündem

“Aileyi korumak yarının Türkiye'sini korumak demektir”

Bakan Göktaş, çocukların dijital haklarının korunması ve aileleri desteklemek için toplumsal farkındalık ve hizmet seferberliğini vurguladı.

Abone Ol

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İstanbul Aile Vakfı 3'üncü Aile Çalıştayı: 'Sosyokültürel Riskler ve Aileye Yönelik Tehditler' programına katıldı. Programda konuşan Göktaş, "Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin ilk imzacısı olarak, çocukların dijital haklarının korunmasında ulusal ve uluslararası farkındalığa öncülük ediyoruz. Bu vesileyle, burada bulunan tüm misafirlerimiz hep birlikte daha güçlü bir irade ortaya koymak için sözleşmeyi imzalamaya davet ediyorum. Diğer yandan evlenecek gençlere ve çocuk sahibi olmak isteyen ailelere desteklerimizi sürdürüyoruz. Sosyal risk haritalarımızla, ihtiyaçları erken dönemde tespit ederek hizmetlerimizi sahada daha hızlı ve etkin biçimde sunmayı hedefliyoruz. Bu çalışmaların tek bir amacı var. Aileyi merkeze alan bir seferberliği hep birlikte büyütmek. Bu nedenle aileyi korumak, çocuklarımızı, geleceğimizi ve yarının Türkiye'sini korumak demektir" dedi.

İstanbul Aile Vakfı iş birliği ile 3'üncü Aile Çalıştayı: 'Sosyokültürel Riskler ve Aileye Yönelik Tehditler' programı Boğaziçi Üniversitesi Anadolu Hisarı Kampüsü'nde düzenlendi. Programa Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Üner Karabıyık, Boğaziçi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Mustafa Öztürk ve çok sayıda davetli katıldı.

'ÇOCUKLARIMIZ, OYUNU MAHALLEDE DEĞİL ALGORİTMALARIN YÖNETTİĞİ AKIŞTA DENEYİMLİYOR'

Programda konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Tarihin her döneminde toplumlar çeşitli imtihanlardan geçti. Tarım devrimi, aileyi dönüştürdü. Sanayi devrimi, işi ve evi birbirinden ayırdı. Şimdi ise yeni bir kırılma noktasındayız, dijital devrim. Bu devrim diğerlerinden farklı, çünkü sessiz. Dumanı yok, sireni yok, barutu yok. Ama etkisi derin ve güçlü. Dijitalleşme aileyi, mekândan bağımsız, zamandan hızlı, kültürden kopuk bir forma dönüştürebiliyor. İnsan zihnini, duygu düzenini, mahremiyet algısını görünmez biçimde değiştiriyor. Soru basit, ama derin. Dijital çağ, aileyi yeniden mi tanımlıyor? Yoksa biz tanımlamayı ihmal ettiğimiz için mi aileye yönelik riskler belirginleşiyor? Bugün aileyi konuşurken teknolojinin ördüğü yeni zihinsel iklimi de anlamak zorundayız. Çünkü ekran artık hepimiz için bir zaman, bir mekân, bir kültür üreticisi. Dijital dünyanın yerlileri olan çocuklarımız, artık oyunu mahallede değil; algoritmaların yönettiği bir akışta deneyimliyor. Çocuklarımız siber zorbalıktan yanlış içeriklere, çevrimiçi istismardan dijital bağımlılığa kadar pek çok riskle karşı karşıya kalıyor" ifadelerini kullandı.

'GENÇLER İÇİN BAŞARI, EMEKTEN ÇOK BEĞENİ SAYISIYLA ÖLÇÜLÜR OLDU'

Bakan Göktaş, "Ekran süresi arttıkça aile içi iletişim azalıyor, ortak zaman kavramı zayıflıyor. Gençler için başarı, emekten çok beğeni sayısıyla ölçülür oldu. Dijital göçmenler olan ebeveynler ise, çocuklarının hızla değişen dünyasını anlamak için her geçen gün daha fazla çaba sarf ediyoruz. İnsan fıtratına yönelik saldırı olan cinsiyetsizleştirme propagandaları hızla yayılırken, aidiyet ve kimlik zemininde yeni kırılmalar ortaya çıkıyor. Bu anlamda aileyi tehdit eden sadece teknoloji değil. Teknolojinin insan tabiatına uygun ilerlemeyişidir. İşte tüm bu riskler karşısında yapmamız gereken, aileyi yeniden güçlendiren, kültürel dokumuzu koruyan ve toplumsal dayanışmayı canlandıran politikaları geliştirmektir. Biz bu riskleri görüyoruz, analiz ediyoruz ve çok boyutlu politikalarla çözüm üretmek için çalışıyoruz. Aileyi koruyan her adımın, toplumun direncini artıracağına inanıyoruz" şeklinde konuştu.

'15 YAŞ ALTINA YÖNELİK SOSYAL MEDYA DÜZENLEMESİNİ YAKIN ZAMANDA HAYATA GEÇİRECEĞİZ'

Mahinur Özdemir Göktaş, "Zira aile meselesi, aynı zamanda bir beka meselesidir. Aileyi korumak, gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzdur. Tam da bu sebeple, Bakanlık olarak temel önceliklerimizden biri, aile dostu bir ekosistem inşa etmektir. Bu ekosistem, sadece sosyal politikalardan ibaret değildir. Aynı zamanda kültürel bir inşa sürecidir. Bu ekosistem; konut politikalarından çalışma hayatına, dijitalleşmeden medya içeriklerine, eğitimden sosyal hayata kadar her alanda bütüncül bir yapı oluşturulması anlamına gelir. Aile dostu ekosistemi oluştururken de şu üç temel ilkeye bağlıyız. Koruyucu, önleyici ve güçlendirici politikalar. Aileyi tehdit eden unsurlar ortaya çıkmadan riskleri tespit etmek; sorunlar büyümeden müdahale etmek ve her ailenin dayanıklılığını artırmak için etkin destek mekanizmaları kurmaktır. Aile dostu şehirlerin ve sosyal yaşam alanlarının artması için yerel yönetimlerle iş birliklerimizi sürdürüyoruz. Aileyi merkeze alan sosyal hizmet modellerimizi her geçen gün çeşitlendiriyoruz. Çocukların gelişimine uygun içerik üretiminin teşvik edilmesi için medya ve dijital platformların temsilcileriyle görüşmelerimizi sık sık gerçekleştiriyoruz. Biz, çocuklarımıza daha güvenli bir dijital dünya sunmak istiyoruz. Bunun 15 yaş altına yönelik sosyal medya düzenlemesini yakın zamanda hayata geçireceğimizi tekrar ifade etmek istiyorum" kaydetti.

'EVLENECEK GENÇLERE VE ÇOCUK SAHİBİ OLMAK İSTEYEN AİLELERE DESTEKLERİMİZİ SÜRDÜRÜYORUZ'

Bakan Göktaş, "Bunun yanı sıra Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin ilk imzacısı olarak, çocukların dijital haklarının korunmasında ulusal ve uluslararası farkındalığa öncülük ediyoruz. Bu vesileyle, burada bulunan tüm misafirlerimiz hep birlikte daha güçlü bir irade ortaya koymak için sözleşmeyi imzalamaya davet ediyorum. Diğer yandan evlenecek gençlere ve çocuk sahibi olmak isteyen ailelere desteklerimizi sürdürüyoruz. Sosyal risk haritalarımızla, ihtiyaçları erken dönemde tespit ederek hizmetlerimizi sahada daha hızlı ve etkin biçimde sunmayı hedefliyoruz. Bu çalışmaların tek bir amacı var. Aileyi merkeze alan bir seferberliği hep birlikte büyütmek. Ailenin karşı karşıya olduğu tehditlerle mücadele ancak topyekûn bir bilinç ve kararlılıkla mümkün olabilir. Aile bizim varoluş sebebimiz, kültürümüzün taşıyıcısı, geleceğimizin güvencesidir. Bu nedenle aileyi korumak, çocuklarımızı, geleceğimizi ve yarının Türkiye'sini korumak demektir" dedi.