Son bir kaç günde yaşamımı alt üst eden iki gelişme yaşadım, bu nedenle Zafer’e de yazamadım.
Altı yaşındaki çok sevgili torunum Çınar’ın diz altı bacak kemiğinde beliren bir rahatsızlık sonucu ameliyatına karar verildi, günlerce emarlar çekildi, biopsiler yapıldı ve sonunda saatler süren bir operasyon gerçekleştirildi, sıkıntılı günler yaşadık.
Çok şükür ameliyat başarılı tamamlandı, biopsi sonuçları korktuğumuz gibi olmadı ve rahat bir efes aldık.
Bu telaşlı günlerde binlerce takipçisi olan aylık hemşeri gazetemizi de hazırlayarak bastırdık ve poşetleyip çuvallara doldurarak, Ankara’da Varlık mahallesindeki Posta İşleme Merkezi’ne götürdük, hayatımızın ikinci şokunu da burada yaşadık. Yurdun dört bir yanındaki okuyucularımıza PTT vasıtası ile ulaştırdığımız gazetemizin dağıtım ücretine bir anda yüzde 400 zam yapılmıştı.
Cumhuriyet tarihi boyunca vatandaşa rahat ulaştırılması, toplumda okuma öğrenme alışkanlığının yaygınlaştırılması amacıyla gazete, dergi, kitap gibi basılı medya ürünlerinin posta ücretleri oldukça düşük tutuluyordu, zamlar gelse de en yüksek enflasyon dönemlerinde bile yüzde 40’ı, 50’yi geçmiyordu. Geçtiğimiz aylarda küçük küçük zamlar yapılmış, bir gazetenin dağıtım ücreti 25 kuruştan 30 kuruşa, son olarak da geçtiğimiz ay 40 kuruşa yükseltilmiş, bizleri pek rahatsız etmemişti, ancak bu ücretin bir anda 40 kuruştan 200 kuruşa (2 TL) yükseltildiğini görünce şaşkına uğradık. Örneğin, geçtiğimiz ay 1000 gazete için 400 küsür lira ödemiştik, şimdi ise 2000 TL ödüyorduk.
Zaten yaşamakta olduğumuz ekonomik kriz ve piyasalardaki sonu gelmeyen fiyat artışları yüzünden sıkıntılı günler geçirirken, bir de dağıtım ücretlerine yapılan bu yüzde 400 oranındaki artış, bardağı taşıran son damla oldu. “Bugünler daha iyi günlerimiz, daha neler olacak neler?!” diye düşünerek, 35 yıllık gazetemizi kapatma kararıyla yüz yüze geldik, önümüzdeki ay bir sayı daha çıkararak kararımızı okurlarımızla paylaşacağız ve büyük ihtimalle veda edeceğiz, sonrasında belki internet ortamında dijital olarak gazetemizin yayınını sürdürebiliriz.
Aynı gün akşam haberlerinde 1918 yılında Adana’da yayın hayatına başlayan ve Kurtuluş Savaşı yıllarında Toros dağlarında gizli saklı mekanlarda zor koşullarda çıkarılarak, Kuvayi Milliye güçlerine destek sağlayan 100 küsür yıllık Yeni Adana gazetesinin de kapatıldığını duyuyorduk.
Kim bilir şu günlerde ülke genelinde nice gazeteler, dergiler, medya organları kapanmanın eşiğindedir. Sıkıntılar sadece medya sektöründe mi?.. Geçtiğimiz günlerde ülke genelinde iki bin civarında akaryakıt istasyonunun iflas ederek kapandığı haberini duymuştuk, diğer sektörlerde de durumun pek farklı olduğunu sanmıyorum.
Geçtiğimiz Mayıs ayında yapılan seçimlerde göreve getirdiğimiz devletimizi yönetenler, cumhuriyet tarihimizde görmediğimiz sosyal, siyasal ve ekonomik uygulamalar başlattılar, TBMM’ye gönderdiğimiz 600 milletvekilimiz ise kısa zamanda memleketimizin tüm sorunlarını halletmişler gibi tatile çıktılar.
Bu süreçte kapanan işyerlerinin kapı önüne koyacağı çalışanlarıyla da artacak olan işsizler ordusunun, 7500 TL aylık maaşa mahkum edilen milyonlarca emeklinin, tüm diğer yoksul ve dar gelirlilerin Allah yardımcıları olsun.
Dileriz ki, rasyonel politikalarla adeta freni kilitlenen ekonomimiz, kısa zamanda rayına otursun, piyasalar rahatlasın, işsizlik, yoksulluk yerini birlik, beraberlik ve huzur ortamına bıraksın.